3.GÖZ



Bookmark and Share

Gezi’nin Hayır’ı, AKP devletinin Evet’ini yendi


14.4.2017 - Bu Yazı 1165 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ne pahasına olursa olsun kazanacaktı Epiruslu Pirus. Zafer için her şeyini feda etmeye hazırdı.

Fillerle desteklediği ordusunu sürmüştü Roma’nın üzerine Kral Pirus.

Sonunda savaşı kazanmıştı ama koskoca ordusunu kaybetmişti.

Sağ kalmış birkaç perişan destekçisinin yanında “Tanrım, bir daha böyle bir zafer gösterme” diye mırıldandığı rivayet edilir.

Tarih M.Ö. 280’dir.

Neredeyse üç bin yıl sonra aynen Epiruslu Pirus gibi çıktı sefere. 

Önce cesaret edemedi “başkanlık savaşı”na girmeye. Anketler yüzde 30’un altında destek gösteriyordu.

Ancak ne kadar “kontrollü” olduğu tartışmalı bir darbe “Allah’ın lütfü” oldu onun için. Kendisine destek yüzde 70’leri gösteriyordu. “Cumhurbaşkanlığı sistemi” görünümlü “başkanlık savaşı”na çıkabilirdi artık.

“Yapma” diyen çok oldu, “Kazansan bile Pirus Zaferi olur” dediler ama, dinlemedi.

Kazanmak için sadece kendisini değil, aynen Pirus’un filleri gibi, kontrolüne aldığı devleti, partisini, hatta “yavru muhalefet” olan milliyetçi partiyi, onun türevi olan “Alperenler”i, Hizbullah’tan siyasete uzanan dinci partiyi ortaya sürdü.

Halka bir sandık, bir de Evet ya da Hayır seçenekleri dayatıldı Reis’in başkanlığı için…

“Benim başkanlığıma Evet mi yoksa Hayır mı diyorsunuz” sorusuydu ortaya konan.

Ancak “Hayır” diyenler en başından şeytanlaştırılmıştı; “terörist”, “vatan haini”, “darbeci” diye…

Cumhurbaşkanlığının, Başbakanlığın uçakları, helikopterleri “Evet”e çalışıyordu.

Kamunun bütün araçları, bütün olanakları, bütün gücü “Evet”in arkasındaydı.

Devlet “Evet” için bütün güçlerini seferber etmişti.

Mülkiyeti ele geçirilmiş, biat ettirilmiş bütün gazeteler, televizyon kanalları birkaçı dışında “Evet”in emrindeydi.

Bir yandan Cumhurbaşkanı, diğer yandan Başbakan onlar olmazsa bakanlar günde üç beş kez konuşuyorlar, neden “Evet” denilmesi gerektiğini anlatıyorlardı. 

Dünya yıkılsa, onlarca televizyon anında canlı yayına giriyorlar, AKP sözcülerinin “Evet verin, Evet deyin” konuşmalarını saatlerce yayınlıyorlardı.

Havuz medyasıyla, biat etmiş merkez medyasıyla ertesi gün gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanıyordu bu konuşmalar. Gazetelerin birinci sayfaları “Evet”in, AKP’nin seçim bildirgelerine dönmüştü.

Ülkede Olağanüstü Hal vardı ama “Evet” diyecekler için her şey serbestti; mitingler, basın açıklamaları, salon toplantıları, stant etkinlikleri, bildiri dağıtma, afiş yapıştırma, kentlerin bütün sokaklarını ve meydanlarını “Evet” pankartlarıyla donatma…

AKP devleti maddi ve manevi bütün varlığını “Evet”in arkasına koymuştu.

İmamlarıyla, emniyetiyle, yargısıyla, milli eğitimiyle, rektörleriyle, kamu kuruluşlarıyla, kazandıkları ve halkın elinden alıp kayyım atadıkları yerel yönetimleriyle, rektörleriyle devlet sadece “Evet”e çalışıyordu.

Devletin “resmi görüşü” olmuştu “Evet”.

Böyle olunca da tek bir zeka pırıltısı, tek bir akıl kıvılcımı, tek bir yaratıcı slogan, içten söylenmiş bir propaganda şarkısı üretememişti “Evet”çiler.

Televizyonlarda reklam arası yayınlanan “kamu spotu”na dönüşmüştü “Evet” kampanyası.

Buna karşılık yasaklarla, baskıyla, gözaltıyla, tutuklamalarla, saldırılarla kuşatılmıştı “Hayır” kampanyası.

Cezaevleri gazetecilerle, yargıçlarla, savcılarla, polislerle, askerlerle, iş insanlarıyla zaten doluydu.

“Hayır”ın en etkili figürü olabilecek HDP’nin eş başkanları, grup başkan vekilleri, sözcüleri, milletvekilleri tutukluydu.

HDP-DBP çizgisinde 86 belediye eşbaşkanı, binlerce parti yönetici ve üyesi gözaltına alınmış, tutuklanmıştı.

“Hayır” kampanyası yapanlara mitingler, toplantılar yasaklanıyordu Olağanüstü Hal bahane edilerek.

Bildiri, broşür dağıtanlar gözaltına alınıyor, tutuklanıyordu. “Hayır” çadırlarının elektrikleri kesiliyor, “Hayır”a çalışanlar saldırıya uğruyordu.

“Hayır” afişleri, pankartları gece yarıları indiriliyordu “görünmez” eller tarafından.

“Hayır”cı sandık gözlemcilerinin listesi bir anda “gözaltı lisetisi”ne dönüşüyordu Kürt kentlerinde.

Yaygın televizyonlar, gazeteler “Hayır” kampanyasını görmezden geliyor, yok sayıyor, hatta aksine “Hayır” aleyhine haberler yapıyor, yazılar yazıyordu.

Hiç adil değildi “Evet”le “Hayır”ın yarışı.

Ancak buna rağmen anketlerde bir türlü öne geçemiyordu AKP devletinden tam destek gören “Evet”.

Cıvıl cıvıl bir “Hayır” kampanyası vardı sahada. “Evet” pankartlarıyla donatılmış kentlerin sokaklarında herkes kendi gücü yettiğince “Hayır”a çalışıyordu.

“Hayır” için yapılmış şen şakrak şarkılar sarmıştı sosyal medyayı.

“Hayır” diyen CHP de parti amblemlerini silmiş, bir sivil toplum örgütü görüntüsüyle çalışıyordu “Hayır”a.

Başkanları, yerel yöneticileri, milletvekilleri, parti kadroları cezaevinde olmasına rağmen HDP, kent kent miting düzenliyor, partili kadınlar “Hayır” için bütün varlıklarını ortaya koyuyor; gençler saldırı, gözaltı, tutuklama tehdidi altında olsalar da canla başla çalışıyorlardı.

Esas yarışan bir yandan da “Evet”teki devletin kasasıyla, örtülü ödeneğiyle: “Evet”teki gençlerin cep harçlıkları, orta ve dar gelirli insanların geçim parasıydı.

Ama yine de “Hayır” “Evet”in önünde görünüyordu çoğunlukla yapılan anketlerde.

Bir türlü baskın bir eğilim olarak ortaya çıkamıyordu “Evet”.

En azından devletin tüm gücünü arkasına almış “Evet”e karşı kafa kafaya bir mücadele veriyordu “Hayır” sivil toplum örgütleriyle, platformlarıyla.

Çünkü “Evet”te “kamu spotu” gibi devletin gücü, “Hayır”da Gezi ruhu ve 7 Haziran seçimlerinin azmi vardı.

Bu eşitsiz koşulularda sonuç ne olursa olsun kazanan sivil toplumun “Hayır”ı olacak. Yenilen de AKP devletinin “Evet”i.

Eğer yüzde hesabıyla “Evet” biraz önde olsa da bu Erdoğan için “Pirus Zaferi” olacak.

Elinde “tek adam” olarak yöneteceği ortadan ikiye bölünmüş bir toplum, birbirine karşı hınç biriktirmiş insanlardan oluşan bir toplum kalacak..

Bu nedenle şimdiden söylemek mümkün; sonuç ne olursa olsun bu referandumun kaybedeni  daha bugünden Erdoğan oldu.

Bütün bu kötülüklerden geriye kendi yurttaşlarıyla eşitsiz koşullarda, her türlü kural hatasını yaparak bir yarışa giren devleti yönetmenin adaletsizliği, onursuzluğu, vicdansızlığı kalacak.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.06.2019
IRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR?
13.10.2018
AK Parti’de kaç kadın belediye başkanı olacak?
20.7.2018
Belediyecilik anlayışı
12.7.2018
Fındık fiyatında artış olacak mı?
26.6.2018
Bakanlık kulisleri ve yeni kabinenin yapısı
18.6.2018
Son haftaya girerken seçmen eğilimleri
18.4.2018
ERKEN SEÇİM BOMBASI
11.8.2017
Fındıkçının sorunu ‘sahipsiz’ olması
3.8.2017
Tuzak
23.6.2017
Dini çoğulculuk gereği kadından imam olabilir
30.4.2017
Ak Parti’de tasfiye mi revizyon mu mutabakat mı
21.4.2017
Erdoğan ‘kazanarak’ asıl şimdi kaybetti!
20.4.2017
Siyasetin aritmetiği
19.4.2017
Referandum dersleri
14.4.2017
Gezi’nin Hayır’ı, AKP devletinin Evet’ini yendi
10.4.2017
Operasyon mu, Siyaset mi?
4.4.2017
Türkiye’de devlet-toplum ilişkisi
3.4.2017
Hangi 15 yıldan bahsediyorsunuz?
30.3.2017
eçimin kaderini Kürtler belirleyecek
26.3.2017
Bu nasıl adalet?
24.3.2017
Tam da kayyımlık belediyeler ülkesinde
23.3.2017
Organize işler
21.3.2017
Hayır çıksa ne olur?
19.3.2017
Değersiz yalnızlık
18.3.2017
İnsan olan nehir
17.3.2017
Dokunmayın sanayicilere
16.3.2017
Yumuşak iniş
13.3.2017
Planlı bir kriz
12.3.2017
‘Hayır’a razı ‘Evet’çiler
11.3.2017
Diyanet sadece önemli bir örnek
28.2.2017
Karasız Ülkücülere Ağabey Formülü!
15.2.2017
FARKINDA MISINIZ?
10.2.2017
BİZDE GÜÇLÜ OLAN KAZANMAZ OĞUL…
9.2.2017
SUÇ BİRAZ DA KELEŞİN…
7.2.2017
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNE-2
6.2.2017
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ ÜZERİNE-1
3.2.2017
Hükümet, referandum öncesinde fındığa müdahale edecek
31.1.2017
HAYIR MI EVET Mİ?-2
30.1.2017
HAYIR MI EVET Mİ?-1
28.1.2017
ÖĞREN DE GEL SAYIN TOZAN!
25.1.2017
Siz neyin peşindesiniz…?
30.11.2016
Onlarda faturayı fındıkçıya kesti
18.11.2016
Hani fındık fiyatı artacaktı?
15.11.2016
Fındıkta neler oluyor, fiyatlar neden düşüyor?
5.11.2016
Sağlıklı Hoşgörü
2.11.2016
Dünyayı kim istiyorsa alsın ama!
1.11.2016
AYNADAN İÇERİ
4.10.2016
Hikmet Keskin başarılı mı? 2
30.9.2016
Hikmet Keskin başarılı mı?
28.9.2016
İl başkanlığına mı hazırlanıyor?
27.9.2016
İnsan Görünümlü Hayvanlar…
11.7.2016
Siz anlayamazsınız…!
27.6.2016
Nankörlüğün alemi yok…
21.6.2016
Kurt Bulanık Havayı Sever…
14.6.2016
Esnaf Odaları Sembolik mi?
8.6.2016
MHP’de Değişim Şart -1
7.6.2016
Hiç Kimsenin Düzce Halkına...
26.5.2016
Hak Etmiştik, Hak Etti…
23.5.2016
İki Önemli Konu…
18.5.2016
Ankara Tamam Sıra Diğer İllerde?
13.5.2016
MHP’de Bu Duruma Nasıl Gelindi?
25.4.2016
Alternatif Kutlama…
22.4.2016
Ak Parti'de İstifalar Ve Gerçekler...
16.4.2016
Sayın Başbakanım…
13.4.2016
İşsizlik ve iş beğenmezlik...
4.4.2016
Hizmet için sadece 2 yılınız var…
28.3.2016
Allah sizi bildiği gibi yapsın!
20.3.2016
Keleş'in ultra mega projesi-1
15.3.2016
Koltuklarınız rahat mı beyler!
9.3.2016
Hepimiz aynı gemideyiz...
7.3.2016
Çarkçı Kemal bildiğiniz gibi…
3.3.2016
Düzce neden yoktu?
1.3.2016
Sağlık mı? Ekonomik refah mı?
27.2.2016
Keleş'ten Tozan'a “hodri meydan”
24.2.2016
Keleş sonunda patladı...
23.2.2016
Ey Düzce'nin Yetkilileri...
19.2.2016
Yazık burada harcanıyorsun muhtar...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive