• 23.03.2012 00:00
  • (3357)

Dün, Haliç kıyısındaki Santral İstanbul'da, iki bakanın katıldığı Küresel Sorunlar Platformu'nu, belki de son dönemin en ilginç resim sanatçısı Ahmet Güneştekin'in insanı sarsan sergisiyle iç içe izledim.
Avrupa Bakanı Egemen Bağış'la konuğu İsveç Uluslararası İşbirliği ve Kalkınma Bakanı Gunilla Carlsson, "AB'nin geleceğinin falına baktılar" başlıklı platformda konuştuktan sonra Güneştekin'in sergisini gezdiler. Gezi sırasındaCarlsson şöyle diyordu: "Büyüleyici... Bunu dünyaya taşımalısınız."
Ressam Güneştekin bu övgüye yaşadıklarına atıf yaparak cevap veriyordu: "2005'e kadar pasaport alamayan biriydim. Şimdi AB Bakanımız Egemen Bağış'ın da desteğiyle hem AB ülkelerine hem de dünyaya açılmayı planlıyoruz."
Bu konuşma üzerine başından beri Güneştekin'e destek veren AB Bakanı Bağışaraya girip şu tespiti yapıyor:
"Bu ülkede 15 yıl önce insanlar Kürdüm demekten korkuyordu. Şimdi Haliç'in kıyısında bir Kürt ressamın sergisini AB bakanlarıyla birlikte geziyoruz. Kimse artık kimliğini saklamıyor. Bu da Türkiye'nin zenginliği."
Güneştekin'in Santral İstanbul'da ay sonuna kadar sürecek sergisi gerçekten görülmeye değer. Bu toprakların geçmişiyle bugünü arasında bağ kurmaya çalışan ilginç bir ressam. Bugüne kadar Türkiye'nin 65 ilinde açtığı sergileriyle farklı bir çizgiyi temsil ediyor. Kendi deyimiyle Anadolu'dan, Mezopotamya'dan aldıklarını götürüyor ve daha zenginleşerek geri dönüyor.
Belki daha önce benzeten oldu ama ben Güneştekin'i edebiyatın dev ismi, Yaşar Kemal'in tuval üzerinde çalışan hali olarak niteliyorum. Yaşar Kemal de bunu fark ettiği için başından beri Güneştekin'e destek veriyor. Bir de Mustafa Erdoğan'ın Anadolu Ateşi'yle yüreklerimizi ısıtan çabasına benzetiyorum. Yaşar Kemal de Mustafa Erdoğan da dünyanın 60'ı aşkın ülkesine bu toprakların rengini, sesini, ritmini, sevincini ve acısını ulaştıran evrensel sanatlarıyla milyonlarca dünyalının gönlünü kazandılar.
Şimdi sıra Güneştekin'de. 
Güneştekin'le ayaküstü konuşurken ne zaman dünyaya açılacağını soruyorum. Şöyle diyor: 
"Artık zamanı geldi. Eserlerim gitti ama ben hep bir proje ekseninde ve bir müzede bir etkinlik yapmak istiyorum. Bu tabii kolay değil, ya bir kurum ya da devlet destek vermeli. Mutlaka Avrupa'nın büyük kentlerine bu tür büyük bir sergiyi taşımamız lazım."