• 14.12.2013 00:00
  • (4292)

 Aya Sofya’nın müze olması kararını verenin Atatürk olduğunu öğrenmişizdir. Şimdi bu “direktif” yazısının altındaki “Atatürk” imzasının sahte olduğu iddia ediliyor.


İddia eden, şimdi MHP’nin milletvekili, bir zamanlar Türk Tarih Kurumu’nun başkanı, Halaçoğlu. Bu ülkede “Ermeni Kıyımı” denecek bir olayın asla olmadığını canla başla savunan bir “tarihçi”. Latife Hanım’dan kalan Atatürk’le ilgili evrakın kamuya açılmasını engelleyen kişi de gene o.

Bunları yapan kişi yıllar boyu adı “Türk Tarih Kurumu” olan kuruluşun başkanlığını yaparsa, bu aynı kurumun YÖK aracılığıyla üniversitelerde Ermeniler konusunda araştırma yapanların adlarını öğrenmek üzere girişimde bulunmasına şaşırmak için bir neden yok. Gene aynı YÖK’ün “sözde” soykırım iddialarına karşı araştırma yaptırmaları için üniversitelere genelge göndermesi de şaşırtıcı falan değil. Bunlar hep, Türkiye’nin olağan halleri.

Gelelim “sahte imza” iddiasına... Aya Sofya’nın camiyken müze yapılması, öyle basit bir olay değildir. Uluslararası yankılar uyandıracak bir harekettir ve zaten onları uyandırmak için yapılmıştır. Benim bildiğime göre, olayın tarihi 1935’tir. Bu tarihte Atatürk sağ, ciddi bir rahatsızlığı yok, ülkede olup biten her şeye hâkim. Yani birileri onun imzasını taklit ederek Aya Sofya’yı müze yaptıracak... Atatürk bunu fark etmeyecek... Böyle bir iddia karşısında yalnız kargalar değil, herhalde bütün kuşlar âlemi kahkahadan kırılır.

Ama Halaçoğlu böyle durumlara düşmekten korkmayan, cesur bir kişi. Memleketin hayrına olduğuna inandıktan sonra, her davayı savunur. Bir “tarihçi” olarak bağlılığı “memleketin hayrı”na, “gerçeklik”e değil. Dolayısıyla zaten tam da Türkiye Cumhuriyeti’nin istediği, aradığı, bulunca da ödüllendirdiği bir “bilim adamı”.

“Uluslararası yankılar”dan söz ettim, yukarıda. Aya Sofya’nın yeniden cami olmasını isteyenler bunu “taviz” olarak anlıyorlar. Zaten bize düşman (ve bağnaz Hıristiyan) bir dünya var. Biz de onları fazla kızdırmamak için böyle jestler yapıyoruz. Zaten “Batılılaşma” denen şeyin tamamı bu. Taviz! Kişiliğini kaybetme. Ve saire.

Geçen gün yazdığımda söylemiştim: 1453’te Aya Sofya’nın camiye çevrilmesi o çağın “medeni” bir davranışıydı. Ama zamanla “medeniyet” kavramının ve algılanışının içeriği değişti. 1935’te de burayı müzeye çevirmek “medeni” davranış oldu. Dolayısıyla bu karar Fatih’in iradesinin karşıtı değil, o anlayışın devamıdır.

Atatürk bunları anlayacak nitelikte bir insandı. İzmir’de yerde sürünen Yunan bayrağını kaldırtması ya da Çanakkale’de can vermiş “düşman” ordusu hakkında söyledikleri gibi davranışlarıyla böyle olduğunu kanıtlamıştır.

Aya Sofya’nın camiyken müzeye çevrilmesi de, “taviz” falan değil, bir “medeniyet deklarasyonu”dur.

Siz bunu beğenmeyebilirsiniz. Bu “fütuhat böbürlenmesi”nden zevk alıyor, böylece yüceldiğinize inanıyor olabilirsiniz ya da daha farklı nedenlerle Aya Sofya’nın cami olmasından yana tavır alabilirsiniz. Buyurun alın. Neyse böyle düşünmenizin, duymanızın gerekçesi, açıklayın. Deyin, “Ben bu kenti, bu kiliseyi kılıcımın zoruyla aldım! Şimdi de, kimin ne dediğine bakmadan, umursamadan, burayı yeniden cami yapacağım! Burayı müzeye çevirme kararı, veren kim olursa olsun, yanlış bir karardı! Ben bu yanlışı düzelteceğim!”

Buyurun, söyleyin bunları. Ama “imza sahteydi” gibi ayak oyunlarına girmeyin. Aya Sofya’yı müze yapmanın Atatürk’ün iradesine aykırı bir iş olduğunu söylemeyin. O “fütuhatçı” tavır bence bir ayıp; ama bu ikincisi daha büyük bir ayıp.

Halaçoğlu bu konuda herhalde partisinin, cenahının ruh halini temsil ediyor. O kesim bu “fütuhat” işine ve böbürlenmesine ezelden beri pek düşkündür. Bütün kollarıyla İslâmcı cephe de bu konuda farklı duygular içinde olmasa gerek — diye düşünüyorum ya, umarım yanılıyorumdur, umarım böyle düşünmeyenler vardır. “Kemalist” kesime gelince, onlar bu hükümet yapacaksa böyle bir uygulamaya karşıdır ya da “Atatürk’ün yaptığı şey değiştiriliyor” gerekçesiyle karşıdır. (“Sahte imza” iddiası herhalde bu tepkiyi yatıştırmak için).

Yani “medeniyet deklarasyonu” dediğim bu hareketten, bu içerikten yana, sen ben bizim oğlan, gene bir avuç adamız.

http://www.taraf.com.tr/murat-belge/makale-aya-sofya-ve-sahte-imza.htm