• 27.06.2014 00:00
  • (2288)

Bildiğiniz gibi Merkez Bankaları para politikasını bir çıpaya bağlayarak uygulamaya çalışırlar. Tarihî olarak ele alırsak, para politikası çıpaları; altın sisteminde altının sabit fiyatı olarak belirlendi. Fakat yeterli miktarda altın bulunmadığından altın çıpası terk edildi.

 

Bunun üzerine monetarism’in zirve yaptığı 1980’lerde, para arzı, çıpa olarak alındı. Fakat paranın devir sürati kontrol edilemediğinden bu çıpadan vazgeçildi.

 

Ardından döviz kuru çıpa olarak alındı. Bu defa dövize spekülatif ataklar bu çıpayı da yerle bir edince, enflasyon hedeflemesine geçildi.

 

Şimdi enflasyon hedeflemesi rejimi de tartışılıyor.

 

Niye tartışılıyor?

 

Çünkü küresel petrol ve gıda fiyatları arttığında Merkez Bankaları faiz oranlarını çoğaltıyorlar. Tabii faiz artınca ülke ekonomisi daralıyor, büyüme hızı geriliyor. İşte bu nedenle enflasyon hedeflemesi rejimi yetersiz kalıyor.

 

Gelelim bu kısa açıklamayı niçin yaptığımıza...

 

Harvard Üniversitesi John F. Kennedy School of Government’dan iktisatçı Jeffrey Frankel, enflasyon hedeflemesi rejiminin artık terk edilmesi gerektiğini söylüyor. Ve enflasyon hedeflemesi rejiminin ekonomiyi gereksiz büyüttüğünü ve küçülttüğünü ileri sürüyor.

 

Yine Frankel, Avrupa Merkez Bankası’nın 2008 krizinde artan petrol fiyatları nedeniyle enflasyondan korkarak faizleri çoğalttığını, oysa ekonominin durgunluğa doğru gittiği bu dönemde yüksek faizlerin adeta durgunluğu hızlandıran etki gösterdiğini ileri sürüyor.

 

Bu arada Frankel, Amerikan Merkez Bankası’nın 2004-2006 yıllarında faizleri aşırı düşürdüğünü ileri sürüyor. Dolayısıyla Amerikan ekonomisinin nominal olarak yüzde 6 oranında büyüdüğünü belirtiyor.

 

O hâlde ne yapmalı?

 

Jeffrey Frankel Merkez Bankalarının bundan böyle nominal milli geliri (nominal gross domestic product) hedeflemesinin doğru olacağını ileri sürüyor. Nominal milli gelir hedefi yıllık yüzde 4-5 artış olarak belirlendiğinde, bu büyüme hedefi yüzde 4 oranındaki enflasyon hedefine denk düşebiliyor. Böylece nominal milli gelir hedefi reel büyüme hızını çoğaltıp reel faiz oranlarını otomatik olarak azaltıyor. Uzun dönemde yüzde 4- 4,5 oranındaki nominal milli gelir artış hedefi yüzde 2- 2,5 oranında reel büyümeye denk geleceğinden enflasyon yüzde 1,5- 2 düzeyinde kalabiliyor.

 

Gelelim nominal milli gelir hedeflemesinin faydasına...

 

Enflasyon hedeflemesi rejiminde artan petrol ve gıda fiyatları karşısında Merkez Bankaları enflasyonu önlemek için faiz artırıp ekonomiyi küçültüyor ya da aksi durumda faiz indirip ekonomiyi aşırı genişletebiliyorlar. Hemen bir örnek verelim; enflasyon hedeflemesi rejimini uygulayan Türkiye’de hem enflasyon hedefi bir türlü tutmuyor hem de bir anda ekonomi hızla genişliyor ya da hızla daralıyor.

 

İşte Frankel’in önerisi bu oynaklığı giderebiliyor. Özellikle küresel fiyatlar karşısında çaresiz kalan yükselen ülkeler için iyi bir öneri oluyor nominal milli geliri hedeflemek. Denemekte fayda var.

 

[email protected]