Ahmet İnsel



Bookmark and Share

Bu Badireden Sükûnetle, Demokratik Yollarla Kurtulmak…


22.6.2018 - Bu Yazı 855 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 24 Haziran akşamı AKP ve MHP ittifakının mecliste çoğunluğu kaybetmesi, seçimden dört gün önce, yüksek bir ihtimal gibi gözüküyor. Bu ihtimali gerçek kılacak iki olgu, HDP’nin barajı geçmesi ve AKP-MHP ittifakının toplam oy oranının yüzde 48’in altında kalması olacak. HDP’nin yüzde onun iki veya daha fazla puanla üstünde oy alması, bazı seçmenlere yönelik olası baskılar ve seçim yolsuzlukları aracılığıyla bu partinin barajın altında bırakılmasını neredeyse imkânsız kılacak. Diğer taraftan, CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi’nin kendi parti kimlikleriyle, Demokrat Parti’nin İYİ Parti listesine dahil olarak oluşturdukları Millet İttifakı’nın toplam oyunun yüzde 40’a ulaşması gerekiyor. Millet İttifakı’nın yüzde 40’ın altında kalması, HDP’nin de oy oranının yüzde 10-11 olması durumunda, Cumhur İttifakı partileri 300 milletvekilliği kazanabilir, hatta birkaç milletvekili ile çoğunluğu elde edebilirler. Bu nedenle meclisteki durumu 24 Haziran akşamı HDP’nin aldığı oylar kadar, SP’nin ve İYİ Parti’nin Cumhur İttifakı partilerinden devşirecekleri seçmen miktarı belirleyecek. Bir de kararsız AKP seçmeninin sandığa gidip gitmemesi.

Cumhurbaşkanı seçiminde de Tayyip Erdoğan’ın birinci turda seçilmeme ihtimali şimdilik mümkün gözüküyor. İki turlu seçimde güçlü adayın birinci turda seçilmemesi, karşısına farklı seçmen gruplarını mobilize edecek birçok aday çıkmasıyla mümkündür. Şimdi olduğu gibi. Tayyip Erdoğan’ın birinci turdan yüzde 45 ve altında bir oyla çıkması, ikinci turda seçilme şansını zayıflatacak. Kendi kanadının tek adayı olarak yarışa girdiği için, ikinci turda harekete geçireceği başka bir seçmen grubu hemen hiç olmayacak. İkinci gelme ihtimali yüksek olan Muharrem İnce’nin ise, Millet İttifakı ve HDP seçmenlerinden büyük bir fire vermeden ikinci turda destek alması beklenir. İki turlu cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerde ittifak yapma imkânı çok farklı siyasal kulvarlarda yer alan muhalefet partilerinin büyük bir dayanışma içine girmesine yol açtı. Erdoğan cephesini ters köşeye yatıran gelişmelerin başında bu geliyor. 

24 Haziran’da Erdoğan’ın seçilmesi ve Cumhur İttifakı’nın meclis çoğunluğunu elde etmesi olasılığı da, daha zayıf olmakla birlikte elbette var. Tam bir otokrasi rejiminin resmen kurulması anlamına gelecek böyle bir gelişme karşısında, son bir buçuk ayda can havliyle beklenmedik bir dinamizm gösteren muhalefet partilerinin direnme ve dayanma gücü, dayanışma kapasitesi seçim sonrası gidişatı büyük ölçüde belirleyecek. Eğer AKP iktidarının ve Erdoğan sultasının, ne olursa olsun artık inişe geçtiği tespiti doğruysa, o zaman muhalefetin çok daha örgütlü ve kalıcı biçimde bir demokrasi cephesi oluşturması ve ortak adaylarla yerel seçime hemen hazırlanması gerekecek. Unutmamak gerekir ki, yerel seçimlerde belediye başkanları tek turlu, birinci gelen seçilir yöntemiyle seçiliyorlar. Bu durumda, bir ittifak deneyimini başlatmış olan muhalefetin, hiç olmazsa yerel seçimlerde başarılı olabilmesi için, her yerde tek aday etrafında birleşmekten başka bir yol denememesi beklenir.

24 Haziran’da Cumhur İttifakı’nın meclis çoğunluğunu kaybetmesi ve cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması durumunda, ilginç biçimde istikrar vaadinin Erdoğan’ın rakibinin eline geçecek olması yeni bir gelişme olacak. Böyle bir durum karşısında Erdoğan seçmeninin nasıl davranacağını şimdiden kestirmek zor. Liderlerinin iktidarı kaybetmesi ihtimali karşısında daha fazla harekete geçip, ona oy verecekleri gibi, tam tersine, onu artık kaybetmiş bir siyasal figür olarak değerlendirip, bir kısım seçmenin sandığa gitmemesi veya Erdoğan’ın rakibine oy vermesi mümkün. Bu iki ihtimalin de şimdilik eşit ağırlıkta olduğu, daha önce örneğini bilmediğimiz bir durumla karşı karşıya olacağız.

Parlamento çoğunluğunu kaybetmiş bir Tayyip Erdoğan’ın, cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa, seçimleri tekrar etme vaadiyle seçim kampanyası yapması pek mümkün değil. Bunu ikinci tur öncesinde dile getirmesi, istikrarsızlığın temel kaynağının kendisi olduğunu resmen ilan etmesi anlamına gelecektir. Cumhurbaşkanı’nın meclisi feshetmesi ve bu durumda kendi seçimini de tekrarlatması zorunluluğu, ayrıca yürürlükteki anayasa kuralına göre, kendisinin de bir seçim hakkını iptal etmesine yol açacaktır. Bu da ikinci kez seçilmesi mümkün olmayacak bir başkan adayı durumuna kendi eliyle düşmek demektir. 

Tayyip Erdoğan’ın, eğer parlamento çoğunluğu olmadan seçilirse, cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerini hemen iptal edip, yeniden seçimlere gitme kararı alması, zannedildiği kadar kolay olmayacaktır. Her durumda hükümeti kuracak olan seçilmiş cumhurbaşkanının, meclisin engellemelerini bahane ederek, yönetim başarısızlıklarını meclisteki muhalefet çoğunluğunu oluşturan partilerin sırtına yüklemeye çalışacak olsa da, mecliste oylanacak demokrasiye ve hukuk devletine dönüş kararlarına karşı çıkma kapasitesi de sınırlı olacaktır. En azından güçler ayrılığına kısmen geri dönüldüğü, ehveni şer bir durum ortaya çıkacak ve siyasal mücadele yeniden canlanacak ve toplumsal mücadele alanları genişleyecektir.

Sonuçta 24 Haziran’da milletvekili genel seçiminde kullanılacak oyların, anayasa değişikliği ile getirilen yeni düzen nedeniyle beklenenden çok daha büyük bir önemi var. Önümüzdeki milletvekili seçimleri sonucunda mecliste Millet İttifakı ve HDP’nin demokrasiye, hukuk devletine, iyileştirilmiş parlamenter rejime dönüş için oluşturacağı esnek ittifak etnik, dinî ve kültürel kimlik kutuplaşmalarını aşarak, en azından belli bir dönem yeni bir siyasal diyalog ve işbirliğinin yaşamasını sağlayabilir, yeni bir siyasal rekabet tarzını yerleştirebilir. Seçim kampanyasında bunun somut bazı adımları atıldı. Bunun Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmesiyle taçlanması, elbette bu dönüşün daha hızlı, daha az sancılı ve daha etkili biçimde gerçekleşmesini sağlayacaktır.

Bugün Türkiye’de seçmen topluluğu büyük bir sınavın eşiğindedir. Dünyada otoriter rejimlerin yükselişinden ve yerleşmesinden bahsedilirken, somut olarak birçok yerde bu gözlemlenirken, Türkiye’de seçimler yoluyla, demokratik yöntemlerle otoriter gidişata dur denilmesi, otokrasi emellerine son verilmesi son derece anlamlı olacaktır. Türkiye’de seçmen çoğunluğu, aralarındaki etnik, dinî ve kültürel kimlik farklarını ikinci plâna alarak, bir ortak yurttaşlık bilinci içinde, çeşitli provokasyon denemelerine karşı sakin bir kararlılıkla otoriter iktidara son verebilir veya en azından bu otokratlık hevesine karşı meclisin bir karşı güç odağı haline gelmesini sağlarsa, demokrasi, özgürlük ve kardeşlik beklentilerinin zannedildiği gibi zamanının geçmediğini de göstermiş olacaklardır. Bundan daha önemli olan, Türkiye toplumu büyük bir badireden kendi imkânlarıyla, kendi direnişiyle, kendi mobilizasyonuyla, hiçbir şekilde şiddet içermeyen demokratik yöntemlerle çıkmış olmanın özgüveniyle bundan sonra hareket edecektir. 

AKP ve/veya Erdoğan’ın iktidarı kaybetmelerinin ardından elbette çok büyük sorunları çözmek gerekecektir. Ama bu badireyi bu şekilde atlatmış bir toplumsal enerji, diğer sorunların da üstesinden gelme gücünü kendinde bulabilir. Şimdi, her şeyden önce, HDP’nin barajı geçmesi, Millet İttifakı’nın milletvekilleriyle birlikte mecliste bir Demokrasi İttifakı çoğunluğuna sahip olması ve cumhurbaşkanı seçiminin ikinci tura kalması için oy verme ve nihai sonuçlar açıklanıncaya kadar hiçbir yere kıpırdamayıp verilen oylara sahip çıkma zamanıdır. 18 Nisan’da baskın erken seçim ilan edildiğinde, hemen hiç kimsenin beklemediği bir durum var bugün. Bunun istisnai öneminin, ülkemizde demokrasi ve hukuk devletinin egemen olmasını samimiyetle isteyen, talep eden herkesin bilincinde olması beklenir.

Birikim

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.02.2020
Komplo Anlatısının Dayanılmaz Hafifliği
12.12.2019
Yerli ve Milli Nomenklatura
28.11.2019
Bolivya’da Özeleştiri Zamanı: “Evo Olmazsa Her Şeyin Çökeceğine İnanıyorduk!”
1.11.2019
“Yeter Artık!” İsyanları
27.09.2019
Kadınkırım
16.07.2019
Çin Devletinin
4.07.2019
Tökezledi Ama Halen Ayakta…
11.06.2019
Diktatörlerin Servetleri
29.05.2019
Atın Üsküdar’ı Geçmemesi İçin
11.4.2019
Erdoğanizm Rubicon’u Geçiyor mu?
30.3.2019
31 Mart’ta Oy Vermemenin Anlamı
6.2.2019
“Saldırgan Kimlikler” ve Çoğunlukçu Müslüman-Türklük
13.12.2018
Seçimli Otokrasilerde Seçimler Tuzak mıdır?
6.12.2018
Sarı Yelekle İfade Edilen Hınç ve Öfke
22.11.2018
Milliyetçilik Yurtseverliğe İhanet midir?
7.11.2018
Popülizm Demek Yeterli mi?
30.10.2018
Büyük Gözaltında İlerlerken
24.10.2018
Doğru ve Yanlışın Önemsizleşmesi
13.10.2018
İsrail’de ulus-devlet temel yasası
10.9.2018
Cumhuriyet Gazetesinden Ayrılmama İlişkin Kısa Bilgi
5.9.2018
Hınç politikaları ve nihilizm
2.9.2018
Bir otokrat prototipi
30.8.2018
Trump'tan Önce Berlusconi Vardı
26.8.2018
Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği
22.8.2018
Trump ve yeni otoriterizm
15.8.2018
Büyük kriz gözüktü
12.8.2018
İş Allah’a kalınca....
8.8.2018
Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme
5.8.2018
Yeni-patrimonyalizm üzerine
15.7.2018
Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm
11.7.2018
Erdoğanizm Türkiyesi
8.7.2018
Post-komünist otoriter kapitalizm
4.7.2018
Otoriter kapitalizmin geleceği
1.7.2018
Erdoğanizm ve İki Türkiye
30.6.2018
Kindar nesil böyle yetiştirilir
27.6.2018
Durum budur…
24.6.2018
Yarın ve ötesi
22.6.2018
Bu Badireden Sükûnetle, Demokratik Yollarla Kurtulmak…
20.6.2018
Paçalardan akan ne?
17.6.2018
Kibrin otokrat hali
13.6.2018
Siyasette yalan ve yanlış
6.6.2018
Tayyip Erdoğan pişman mıdır?
3.6.2018
Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...
30.5.2018
Dindaş/ırktaş demokrasisi
27.5.2018
Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim
23.5.2018
Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek
20.5.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi
16.5.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı
13.5.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil
9.5.2018
Diktatörler seçimle gider mi?
6.5.2018
HDP kilit parti olabilir
1.5.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs
25.4.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü
22.4.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı
18.4.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar
16.4.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron
14.4.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması
11.4.2018
Satranççıya karşı tavlacı
8.4.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları
4.4.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime
1.4.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?
28.3.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler
25.3.2018
Kürt halkının başına gelenler
24.3.2018
Rusya'da Boykot da Kaybetti
22.3.2018
Putin kazandı boykot kaybetti
19.3.2018
Düşük katılım oranı iktidarları yıpratmaz
13.3.2018
Yerli ve milli haset patlaması
11.3.2018
Muktedirler iktidarı kaybetmekten çok korkunca
7.3.2018
Faili meçhul suç şüphelisi!
25.2.2018
Seçim güvenliğini yitirmek
23.2.2018
“Devlet Benim”den “Ben Devletim”e!
21.2.2018
Hasetten beslenen kin
18.2.2018
Mısır’da El Sisi, Türkiye’de Erdoğan
13.2.2018
Eşitsizlikler dünyası
11.2.2018
‘Türk halkında savaşa karşı bir hissiyat vardır’!
4.2.2018
Seçimli otokrasiler
31.1.2018
İsrail gibi olmak?
28.1.2018
Savaş ve medeniyet kaybı
21.1.2018
Üç seçim türü karmaşası
17.1.2018
Tiranlık üzerine
14.1.2018
AYM kararı ve istibdat idaresi
11.1.2018
“Ah, Sersemler! Bir Bilseler…”
10.1.2018
Anlamak İstenmeyen durum berrak
7.1.2018
Diktatörlük el kitabı
24.12.2017
Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku
20.12.2017
Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa
18.12.2017
İstibdat rejimi manzarası
13.12.2017
Suriye’de kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor
10.12.2017
AB Parlamentosu’nda Türkiye
5.12.2017
‘Tak şak’ davalarında yeni perde açıldı
3.12.2017
İktidar blokunun çimentosu ‘FETÖ’ silahı mı?
28.11.2017
İktidarın şüphelileri
26.11.2017
Çatışmaların Önlenmesi Ödülü Hrant Dink Vakfı’na
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive