Akın ÖZÇER

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Demokrasi, daha çok demokrasi


16.09.2013 - Bu Yazı 3408 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Orta-Doğu’daki son gelişmeler, Mısır’daki darbeye ve bu ülkeyle Suriye’de meydana gelen ağır insan hakları ihlallerine uluslararası alanda duyulan kayıtsızlık, hatta şu veya bu nedenle gösterilen hoşgörü bu başlıkla çelişiyor belki ama gelişen dünyanın gidişatı bu yönde. Birçok ülke birbirinden karmaşık, içinden çıkılamaz sorunlarını demokrasiyle çözüyor ya da çözmek için adım atıyor. Öyle ki evrensel ilkelere dayalı standart demokrasi bile yeterli olmuyor bazı durumlarda. Sorunları çözebilmek için daha çok demokrasi gerekiyor, İspanya’da olduğu gibi.

Geçtiğimiz hafta, özellikle 11 ve 12 Eylül, demokrasi açısından, daha doğrusu demokrasi eksikliğinin dünyada nelere mal olduğunun anlaşılması bakımından önemli günlerdi. Tam 40 yıl önce Şili’de seçilmiş Devlet Başkanı sosyalist Allende, kendini ülkenin kurtarıcısı ilan eden General Pinochet’in darbesiyle yıkılmıştı. Bundan yedi yıl sonra bir 12 Eylül günü,  Şili’deki kadar çok insan ölmüş olmasa da Türkiye de bir askeri darbe yaşamıştı. ABD yönetiminin Pinochet darbesine destek verdiği, 12 Eylüle de yeşil ışık yaktığı yazılmış, çizilmişti.  Sonra, 2001 yılının 11 Eylül günü insan hayatını hiçe sayan şiddet bu kez ABD’yi vurmuştu. Ortada bir askeri darbe yoktu ama New-York semalarında kol gezen acımasız terör, İkiz Kuleleri yerle bir etmişti, arkasında binlerce isimsiz kurban bırakarak.

Geçen hafta uluslararası toplumun kendi halkına karşı sadece konvansiyonel değil, kimyasal silah da kullanan Baas rejimine olası müdahalesi tartışılırken, anımsattığım acı olayların kurbanları da anıldı bu üç ülkede. Keşke dünyanın her ülkesinde demokrasi, daha çok demokrasi olsaydı, insanların başta yaşam hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerine saygı gösterilseydi de bu acılar yaşanmasaydı.

Bu yıl 11 Eylülde Suriye konusunun gölgesinde kalan bir başka gelişme daha oldu dünyanın bir başka köşesinde. İspanya’da kendini ayrı bir millet sayan ama anayasanın özerk topluluk olarak tanımladığı Katalunya’da” ulusal gün” Diadia vesilesiyle sokağa çıkan bağımsızlık yanlıları, Fransa sınırından başlayarak 400 kilometrelik tüm sahil boyunca bir insan zinciri oluşturdu. Bu, demokratik bir ülkede, daha çok demokrasi talebinden başka bir şey değildi kuşkusuz.

Katalunya’da insan zinciri

Konuyla ilgili yazılarımı okumuş olanlar, İspanyol Anayasasına göre bölge değil bir “ milliyet” olan Katalunya’da bağımsızlık eğiliminin yeni Katalan Özerklik Statüsü’nün  (Estatut) 2010’da Anayasa Mahkemesince öze ilişkin olmayan bazı kısmi iptallerle kabul edilmesiyle birlikte arttığını anımsarlar. Milliyetçi Katalanlar, yeni Estatut ‘un Temsilciler Meclisi’nce kabulünden önce o dönem iktidarda olan PSOE (Sosyalist İşçi Partisi)  kurmaylarınca budanmış olmasından rahatsızdı. Meclis’te o zaman ret oyu kullanan bugünkü iktidar partisi PP’nin (Halkçı Parti) bununla yetinmeyip Estatut’u Anayasa Mahkemesi’ne götürmesi bu memnuniyetsizliği daha da arttırmıştı. Aradan dört yıl geçtikten sonra, Anayasa Mahkemesi’nden gelen kısmi iptaller Estatut’un özüne dokunmasa bile Katalan milliyetçileri çileden çıkarmış ve yarım milyondan fazla kişiyi sokağa dökmüştü.

Demokrasilerde talepleri zamanında karşılamak, geciktirip tırpanlama kurnazlığına yönelmekten çok daha olumlu karşılık buluyor. Geciktirilerek karşılanan talepler insanları tatmin etmediği gibi bazı yeni talepleri de gündeme getiriyor. Katalunya’da bağımsızlık talep edenlerin son üç, dört yıl içinde çığ gibi büyümesi ve sandıktan salt çoğunluk olarak çıkmasının başlıca nedeni bu. Ayrı bir yazı, hatta bir yazı dizisi olabilecek bu konuyu ayrıntıya girmeden biraz daha açarsak, bağımsızlığa giden yolun Katalunya’nın egemen partisi milliyetçi CİU’nun (Convergència i Unió) özerklikçi tutumunu bir tarafa bırakarak bağımsızlık tezini benimsemesiyle açıldığını belirtmek gerekir. Böyle bir değişikliğin temel nedeninin 2010 seçimlerinde Parlament’te (özerk parlamento) salt çoğunluğa yakın sandalye kazanan CIU’nun ekonomik krizin etkisini yumuşatmak amacıyla devlet ile mali anlaşma (pacto fiscal) yapma önerisinin, başka bir deyişle daha çok özerklik talebinin PP hükümetince kabul edilmemesi olduğunu söylemek mümkün.

Sonra olaylar özetle şöyle gelişti: önce CİU Başkanı Artur Mas geçen sonbaharda Başbakan Mariano Rajoy’la köprüleri atarak, “mali anlaşma yoksa, ben de bağımsızlığı savunurum” noktasına geldi ve öteden beri bağımsızlık yanlısı Cumhuriyetçi sol parti ERC (Esquerra Republicana de Catalunya) ile işbirliği yaparak 25 Kasımda (2012) erken seçimlere gitti. Anayasaya göre özerk yönetimin yetkisi olmamakla birlikte, iki parti 2014’te kendi kaderini belirlemeyle ilgili bir referandum düzenlemeyi seçmene vaaat etti ve sandıktan salt çoğunlukla çıktı. Ardından aylarca tartışılan egemenlik bildirisini Parlament’ten geçirdi. 

Kendi geleceğini belirleme sürecinin demokratik biçimde, Katalan toplumunda diyalogla yürütüleceği vurgulanan bildiride referandum sözcüğüne ve daha önce “2014” olarak açıklanmış olan tarihine yer verilmedi. Bu hakkı mevcut yasal çerçevelerden (marcos legales) yararlanılarak kullanılacağının ve süreçle ilgili olarak devlet ve Avrupa kurumları başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla diyalog ve müzakereler yürütüleceğinin altı çizildi.  

Taraf’ta ayrıntılarıyla yazmış olduğum gibi, bu gelişmeler aslında özerklikler sistemine dayalı 1978 tarihli İspanyol anayasasına aykırıydı. Özetle belirtmek gerekirse, anayasa özerk yönetimlere hem İspanya’dan ayrılma, hem de kendi kaderini belirleme gibi BM sisteminde sömürge altındaki halklara tanınan bir hakla ilgili olarak referanduma gitme hakkını tanımıyor.  İspanya Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili içtihadına göre, ayrıca merkezi hükümetçe düzenlenebilecek böyle bir referanduma sadece özerk bir topluluğun değil tüm İspanyol halkının katılması gerekiyor. Dolayısıyla son olarak yayımlanan bir kamuyu yoklamasına göre Katalan halkının yüzde 52’sinin bağımsızlıktan yana olması  pek bir şey ifade etmiyor.

Anayasalar değişebilir ama...

Anayasalar sonuç itibariyle değişmez metinler değildir elbette. Toplumun talepleri doğrultusunda ve her zaman “daha çok demokrasi” ilkesi doğrultusunda değiştirilebilir. Katalunya’da sandıktan sürekli olarak bağımsızlıkçı bir çoğunluğun çıkıyor olmasının İspanya’ya bu konuda  baskı  yapacağına kuşku yok. Kamuoyu yoklamalarına göre, Mas hükümetine dışarıdan destek veren bağımsızlık yanlısı ERC, şu sıralarda Katalunya’nın birinci partisi konumuna yükselmiş durumda. Bu nedenle CİU da, içindeki Hıristiyan-demokrat kanadı  Unió İspanya’dan ayrılmaya karşı çıkıyor olsa da, bağımsızlık rüzgârını iliklerine kadar hissediyor. Dolayısıyla İspanyol siyasetinin Katalunya için bir şeyler yapması şart görünüyor.

Ana muhalefet partisi PSOE, özellikle Katalan kolu PSC, Katalanlara artık eskidiği anlaşılan yeni Estatut’un yerine yenisini öneriyor. Aslında ana muhalefetin İspanya’nın bütününü kapsacak olan bir federal İspanya projesi var. Daha 90’lı yılların sonlarında dillendirilen bu proje, İspanya’nın fiilen adı konulmamış bir federalizme dönüştüğü görüşüne dayandırılıyordu. Federal İspanya son dönemde Katalunya’nın İspanya içinde tutulma formülü olarak sosyalistlerce sıkca dile getiriliyor. Peki federal sistem bağımsızlıkçıları tatmin eder mi? 

Katalan milliyetçiler konuya AB üyesi bir bağımsız Katalunya açısından bakıyor. Oysa bir üye devlet bölünür ve içinden yeni bir devlet çıkarsa, bu devletin –Kosova gibi istisnai olarak uluslararası camia tarafından tanınması halinde bile- AB üyeliğini otomatik olarak yitireceğine kuşku yok. AB kuruluş anlaşmalarını imzalayacak, tüm ölçütleri karşılayacak durumda olsa bile Katalunya’nın üye olmak için İspanya’dan veto yememesi şart.

Kaldı ki Katalan milliyetçilerin Katalunya’nın İspanya sınırları içinde kalan bir bağımsız devletle nasıl tatmin olacakları da ayrı bir tartışma konusu oluşturuyor.  Katalunya’nın diğer ucu olan “Rousillon” bölgesi 1659’da imzalanan Pirene Anlaşması’ndan bu yana Fransa sınırları içinde kalıyor.  Milliyetçi Katalanların hayali olan Birleşik Katalunya’nın oluşması için sadece İspanya’nın değil aynı zamanda Fransa’nın da ikna edilmesi gerekiyor ki bunun bugünkü konjonktürde gerçekleşmesinin “imkansız” olduğunun altını çizmek gerekiyor. Tıpkı dünyanın başka bölgelerinde, örneğin Kürtlerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde olduğu gibi.

Kürt sorununu çözmek için daha çok demokrasi

Bugün dört ülkeye dağılmış olan Kürtleri bir araya getirerek Büyük Kürdistan’ı oluşturmak, bazı senaryolarda dile getiriliyor olsa da, Birleşik Katalunya hedefi kadar olanaksız görülüyor. Ayrıca Kürtlerin içinde yaşadıkları ülkelerin çoğu demokrasiden nasibini pek almamış olduğu için demokrasi taleplerinin çıtası da Katalanlara oranla daha düşük kalıyor. Ancak İspanyol siyasetçiler Katalanların taleplerini karşılamak için nasıl gerekirse demokratik anayasalarını “daha çok demokrasi” ilkesi doğrultusunda değiştirmeyi düşünüyorlarsa, siyasetçilerimizin de  Kürt sorununu aynı ilke uyarınca ve gecikmeksizin çözmeleri gerekiyor.

Ama gel gör ki, geçen yazımda altını çizdiğim gibi, Türkiye’de hep daha az demokrasiyi önceleyen bir devlet aklı ve parti siyasetleri var. Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda siyasi partiler bir yılı aşkın süredir bireysel bir hak olduğunun altını çizdiğimiz “ana dilde eğitim” hakkını yeni anayasaya dâhil etmemek için direniyor. Hal böyle olunca diğer siyasi partilerden demokrasi konusunda bir adım önde giden AK Parti de, iki, üç adım öne geçmeyi gereksiz, hatta sakıncalı buluyor ki “demokratikleşme” adı verilen yasal düzenlemeler paketini bir türlü açıklayamıyor.

Bu ülkede adına derin devlet mi denmesi gerekiyor bilmem ama her zaman, her vesileyle “daha az demokrasi” zihniyetini savunan ve siyasetçileri de yakından etkileyen devlet aklını aşmak nedense mümkün olmuyor. Çünkü siyasi senaryolar seçmenin hep daha az demokrasiye oy vereceği üzerine kuruluyor ve AK Parti gibi demokratik açılımlar yapmaya hevesli bir parti bile açılımlarını oy kaybedeceği kaygısıyla hep sınırlı tutuyor. Seçmen mi böyle istiyor gerçekten, yoksa bilmediğimiz bazı şeyler mi var? 

Bu sorunun yanıtı yok ama şurası muhakkak ki Türkiye daha çok demokrasi hedefiyle evrensel ilkeleri benimseyemediği ölçüde Orta-Doğu’ya da model oluşturamayacak.     

 

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.5.2018
Maduro’nun tartışmalı seçim zaferi
9.5.2018
ETA artık yok
24.4.2018
ETA makas değiştirirken
11.4.2018
Brezilya’nın utancı
28.3.2018
NATO’nun bozgundan hara-kiri ‘ye açtığı yelken
22.3.2018
NATO’nun Afrin bozgunu
15.3.2018
Macron nasıl bir reform peşinde?
1.3.2018
Fransa’nın Suriye’de ne işi var?
22.2.2018
Kopuştan önceki son çıkış
7.2.2018
Adalet Divanı ABD’yi nasıl mahkûm etmişti?
31.1.2018
Brezilya darbesinde son aşamaya doğru
17.1.2018
Timerman’ın başına bunlar neden geldi?
12.12.2017
21 Aralık’ta neler değişecek?
2.12.2017
İç politika nerede tıkanıyor?
26.11.2017
Korsika daha çok özerklik peşinde
15.11.2017
Katalanlar Katalanlara karşı
11.11.2017
Ayrılıkçı siyasetçiler tutuksuz mu yargılanmalı?
14.10.2017
Companys’in gölgesi
11.10.2017
Puigdemont evdeki bulgurdan mı olacak?
7.10.2017
Bağımsızlıkçıları demokratlar mı destekliyor?
30.9.2017
Katalan sorunu ve Erdoğan
27.9.2017
Neden herkese kahve kalmadı?
22.9.2017
Amaç 1 Ekim’in sadece 9 Kasım’ın gölgesi olması
21.9.2017
Katalan referandumuna da karşı değil miyiz?
13.9.2017
Tropikal kasırgalar
26.8.2017
Merkel’in ortağı kim olacak?
23.8.2017
Türk-Alman geriliminde oy tartışması
9.8.2017
Maduro ve Latin Amerika Solu’nun hastalığı
5.8.2017
Chavist rejim bindiği dalı mı kesiyor?
26.7.2017
Katalanlar referandumu neden yineliyor?
22.7.2017
Dezenformasyon boşuna mı?
19.7.2017
Çocuklar Brezilya’da başardı
14.7.2017
Fransa 'zehirli hap'la normalleşecek
12.7.2017
15 Temmuz’la değişen şeyler (3)
5.7.2017
15 Temmuz’la değişen şeyler (1)
26.6.2017
Fransız usulü demokrasi
21.6.2017
Fransız seçmenin sandık grevi
17.6.2017
Fransa’da nisbi temsil tartışması
11.6.2017
Tahran’ı Riyad ve Washington mu vuruyor?
6.6.2017
Terör Brexit’i mi vuruyor?
1.6.2017
Pierini Türkiye’yi ne kadar anlıyor?
26.5.2017
Darbenin ardından Brezilya
20.5.2017
Macron için Meclis çoğunluğu hükümeti
17.5.2017
Fransa’yı kim yeniden dizayn ediyor?
13.5.2017
Macron’un yol açtığı siyasi deprem
5.5.2017
AB süreci canlandırılabilir mi?
30.4.2017
İçbükey ayna
25.4.2017
Fransa’da Macron Cumhurbaşkanı gibi
22.4.2017
Batı ile ittifakımız sorgulanmalı mı?
19.4.2017
Adiós a esta Europa (Bu Avrupa’ya elveda)
8.4.2017
İslamofobi Fransa’da geriliyor mu?
5.4.2017
Guyana neden kaynıyor?
2.4.2017
Sosyalistlerin Macron’la Valls’i
24.3.2017
Kürdistan kaosta vücut buluyor
22.3.2017
Dile getirilemeyen boşanma
19.3.2017
Avrupa’nın faşizmle dayanışması
14.3.2017
Hollanda haydut devlet mi?
18.8.2015
Çözüm süreci olmasaydı…
7.8.2015
Çözüm umudu büyük koalisyonda mı?
29.7.2015
Barışın yolu AKP karşıtlığından mı geçiyor?
24.7.2015
Daesh ile çözüme çomak sokmak
4.7.2015
Bir hayalin sonu
23.6.2015
Ahmet’in kitabı
19.6.2015
AK Parti ve liberal veya sosyal demokrat seçmen
16.6.2015
CHP’nin demokratik dönüşüm şansı var mı?
12.6.2015
Kutuplaşmaya devam mı, tamam mı?
9.6.2015
Çözüm karşıtlarının seçim zaferi mi?
3.6.2015
Bürokrasiyi yeniden yapılandırmak
29.5.2015
24-M seçimlerinin izdüşümü ve Türkiye ile karşılaştırma
26.5.2015
PKK/HDP Truva Atı mı?
23.5.2015
Türkiye’nin kayıp kuşakları ya da alaturka modernler
20.5.2015
İdama mahkûm edilen evrensel demokrasi
16.5.2015
HDP: Kimlik değiştirerek siyaset yapmak
12.5.2015
Brexit’in kılıcı
9.5.2015
HDP: Çözüm karşıtlarıyla flört etmek
5.5.2015
HAYSİYET MESELESİ
1.5.2015
Kıbrıs çözüm süreci
25.4.2015
Ermenilerin yüz yıllık yalnızlığı
22.4.2015
Koalisyon olasılığında yanıtlanması beklenen sorular
18.4.2015
Eski Türkiye’nin Ermeni politikası
11.4.2015
Batı medyasının gözüyle Erdoğan’ın Tahran ziyareti
02.04.2015
Çözümün karşılıklı güven boyutu
28.03.2015
Çözümün anayasal güvence boyutu
22.03.2015
Endülüs’te siyasi satranç
19.03.2015
İsrail’de çok olasılıklı erken seçimler
15.03.2015
İspanya ve Medeniyetler İttifakı
12.03.2015
Front National’in önlenemez yükselişi
08.03.2015
Barış sürecinde silah bırakma aşaması
04.03.2015
Beyaz bir sayfa açmanın güçlükleri (2)
28.02.2015
Beyaz bir sayfa açmanın güçlükleri (1)
25.02.2015
Çatışmadan barış sürecine
20.02.2015
Özerkliğin finansmanı ve Bask kotası
15.02.2015
Siyasi özerkliğin anayasal boyutu
04.02.2015
İspanya Yunanistan değil
25.01.2015
Çoğulcu sağduyuya sahip kesimin öncelikleri
22.01.2015
Fransa’daki ‘teritoryal, sosyal ve etnik apartheid’
17.01.2015
‘Hepimiz Charlie’yiz’ demek dergiyle özdeşleşmek mi?
13.01.2015
Hollande’ın İslamofobi karşıtı birlik mesajları
10.01.2015
Hepimiz Charlie’yiz
05.01.2015
Siyasete müdahale AB siyasi ölçütlerine aykırı
20.12.2014
Sil baştan seçeneğine neden evet diyelim ki?
15.12.2014
Türkçe siyasi gerilim romanında ‘Tek’
29.11.2014
El País’in Sultan dizisinin yarattığı Türkiye imajı
22.11.2014
Havana müzakere sürecine devam
05.11.2014
Düşündürücü tuhaflıklar
09.10.2014
“Kobané: Türkiye’nin hatası” mı?
07.10.2014
Lula’nın PT’si Rousseff ile yeni bir zafere mi koşuyor?
01.10.2014
Katalanların kaybolan referandum hayali
25.09.2014
İspanyol kadınların büyük zaferi
21.09.2014
İskoçya referandumunun ortaya koyduğu gerçekler
15.09.2014
Obama otoriterleşiyor mu?
12.09.2014
Amerikan yönetimlerinin çifte standardı
08.09.2014
Zirve’nin gölgesindeki sorun ve Türkiye’nin şansı
03.09.2014
Yeniyi savunana destek ya da köstek
28.08.2014
Siyaset mühendisliğinin son umudu ‘cohabitation’
24.08.2014
Çoklu kuşatma altındaki Çözüm Süreci
18.08.2014
Eşek arısı kovanına çomak sokmak
13.08.2014
Bonzon’un Obama polemiği
11.08.2014
Çarpıtılmış haberlerin hedefindeki Türkiye
09.08.2014
Sorgulama yeteneği olan çatı adayına mı oy verir?
07.08.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dışarıdan tutulan aynalar
01.08.2014
Homo Homini Lupus
27.07.2014
Asıl hedef ‘Yahudi devleti’ olarak tanınmak mı?
26.07.2014
Orantısız güçle ‘meşru savunma’
20.07.2014
MH-017 sefer sayılı Boeing 777 yolcularının katilleri kim?
15.07.2014
Batı medyasının vizyonu Erdoğan karşıtlığı
11.07.2014
Dış politika AK Parti’nin yumuşak karnı mı? (2)
07.07.2014
Dış politika AK Parti’nin yumuşak karnı mı? (1)
26.06.2014
Demokratikleşme yönünde atılmış doğru adım
21.06.2014
Mahkûm olan ‘kurucu irade’
19.06.2014
İhsanoğlu değil Santos gibi bir politikacı
16.06.2014
IŞİD’in Bağdat’a başkaldırısı
12.06.2014
Çözüm ile karşıtlığı arasında basit bir seçim
07.06.2014
Kürt sorununda çözülmesi gereken iki düğüm
04.06.2014
Diktatörün himayesinde yetişen demokratın vedası
02.06.2014
Değişmeyen parti değişimi savunamaz
28.05.2014
Ana muhalefetin sandıktan aldığı mesaj
27.05.2014
Toplumsal barışa sandık darbeleri
22.05.2014
Barışın kaderi sandıkta
20.05.2014
Sessiz çoğunluğun Soma’ya bakışı
17.05.2014
Yeter artık, ‘basta ya’
13.05.2014
Bon pour l’Orient demokrasi
08.05.2014
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı
02.05.2014
Demokrasi, Taksim’de gösteri yapma özgürlüğünden mi ibaret?
30.04.2014
Egemenliğe karşı jüristokrasi
27.04.2014
Ermeni açılımı ya da İttihatçı politikayla araya mesafe koymak
25.04.2014
Bizim diasporaya 99. yaş günü hediyesi
19.04.2014
Ayağımızın altından kayan demokrasi
14.04.2014
Ayrılıkçılığa karşı anayasal güvence ve CHP’nin konuya bakışı
10.04.2014
Alternatif iktidar
06.04.2014
Türkiye: Gerçeğin iki yüzü
02.04.2014
Siyaset mühendisliğine ilk tokat
28.03.2014
Çapulcunun hor gördüğü kalabalık
25.03.2014
Normal ve anormal
21.03.2014
Erdoğan Başbakan kalırsa…
19.03.2014
Asıl amaç Kırım sorununu çıkarmak mıydı?
17.03.2014
Sokak eylemleriyle iktidar değişikliği mümkün mü?
12.03.2014
Büyük komplo
11.03.2014
Batı medyasından siyaset arenamızdaki anomaliye desteğe devam
07.03.2014
Kırım’ın kendi kaderini belirleme hakkı tanınabilir mi?
05.03.2014
Córdoba cami-katedralinde neler oluyor?
03.03.2014
Brezilya karnavalının arka planı
28.02.2014
Paco de Lucía’yı sever misiniz?
27.02.2014
23-F darbe girişiminin karanlık noktaları
24.02.2014
Basit bir jestten biraz fazlası
21.02.2014
Nicolás Maduro’nun derin devleti
17.02.2014
BDP’nin ‘toplumsal barış ve müzakere’ yasa önerisi
13.02.2014
Beşinci Zirve’nin üzerindeki iç siyaset gölgesi
11.02.2014
Infanta Cristina’nın en uzun günü
07.02.2014
Barış sürecinde yasadışı dinleme skandalı
04.02.2014
Siyaset arenamızdaki anomali
29.01.2014
Demokrat olmanın ‘sine qua non’ koşulları
24.01.2014
CHP Suriye için Esad’dan daha iyi bir gelecek görmüyor
22.01.2014
CHP’nin Suriye politikasının iflası
21.01.2014
Hrant’ın yedi yıl sonra aklıma getirdikleri…
19.01.2014
Başka bir Gezi öyküsü
17.01.2014
‘ETA’nın sonunun gizli yönleri’ ve şiddetin anlamsızlığı
13.01.2014
AK Parti’nin iktidarda kalmasının bedeli
10.01.2014
Bak bir varmış bir yokmuş eski günlerde
06.01.2014
Liberal entelektüeller kendilerini “İslamcılara”mı kullandırtmış?
03.01.2014
Demokrasi ve evrensel oy hakkı
30.12.2013
Barışın önceliği var
27.12.2013
Yalnız bürokratı düşünen yok
24.12.2013
AK Parti ve PP’nin kara haftası
17.12.2013
Geri kabul neden ödün değil
14.12.2013
Katalunya İskoçya’nın izinde
13.12.2013
Bir yerel seçim öyküsü
11.12.2013
Barış sürecine sabotaja karşı tek yanlı ateşkes
09.12.2013
Anayasa değişmezse tüm kazanımlar yok olur
07.12.2013
Türkiye Kupası’nda büyüklerin hüsranı
05.12.2013
ABD’den Kolombiya barış sürecine destek
03.12.2013
Dışarıdan bakıldığında
29.11.2013
Bağımsız İskoçya’ya giden çıkmaz sokak
27.11.2013
Anayasa yapmama oyununu bozmanın yolu
21.11.2013
Hayaller nasıl gerçek olur?
18.11.2013
Çözüme 12 puan
14.11.2013
Barış ikinci turda kazanıyor
11.11.2013
Barışa doğru bir adım daha
08.11.2013
Bağımsızlığa karşı daha çok özerklik
03.11.2013
Başörtü yasağını özgürlük sorunu olarak görmemek
30.10.2013
ABD’nin eski alışkanlıkları, yeni yöntemleri
23.10.2013
AİHM’den ETA mahkûmlarına iyi haber
19.10.2013
AB’den hükümete orta, ana muhalefete kırık not
12.10.2013
Darbe girişimleriyle arasına mesafe koymamak
09.10.2013
Ana dilde eğitimin çatlattığı Jakobenizm
04.10.2013
Demokrasi postuna bürünmüş kırmızıçizgili muhalefet
28.09.2013
Çözümü BM Genel Kurulu’nda savunmak
21.09.2013
Seçimleri belirleyecek olan Y değil X kuşağı
16.09.2013
Demokrasi, daha çok demokrasi
09.09.2013
Çözüme karşı alan daraltmak
04.09.2013
Eski Türkiye ile iktidar hayali
30.08.2013
Bir düşüm var benim
26.08.2013
BM sisteminde insan hakları ihlalleri
21.08.2013
Kahire siyasi kriterleri
15.08.2013
Commedia all’inglese: oto-determinasyon hakkıyla sömürgecilik
11.08.2013
Hedefe darbenin mahkûm edileniyle varmak
05.08.2013
Mukdişu’nun köpekbalıkları
29.07.2013
Arap Sonbaharı’nda Başbakan’a açık mektup
24.07.2013
Çözüm sürecinin yan etkileri
18.07.2013
Devletin değil “AKP’nin büyükelçileri”
13.07.2013
Anayasa Komisyonu’nda düğümlenen çözüm süreci
07.07.2013
Mısır üzerinden darbe tehdidi
30.06.2013
Brezilya’daki protestolar Gezi direnişi ile ne kadar benzeşiyor
24.06.2013
Çözüme karşı her akşam bir doz gösteri
21.06.2013
Darbe yoksa, devrim var
14.06.2013
No pasaran por encima de…
10.06.2013
Gündem çözüm süreci ve yeni anayasa olmalı
21.05.2013
Başka ülke üzerinden geçmişle yüzleşmek (2)
18.05.2013
Başka ülke üzerinden geçmişle yüzleşmek (1)
14.05.2013
Reyhanlı’nın gölgesinde olası Suriye politikaları
11.05.2013
Barış temelinde birleşme
07.05.2013
Absürd dilemma
04.05.2013
Demokrasi ve başkanlık sistemi
27.04.2013
İki ucundan çekilen devlet
20.04.2013
Şu çılgın Chavistler
16.04.2013
Kuklacılar
13.04.2013
Toplumsal barış ve adalet
30.03.2013
ETA bildirisi ve bir yanlış bilgilendirme örneği
26.03.2013
Sürecin siyasi arenaya yansımaları
23.03.2013
Öcalan’ın mesajı
19.03.2013
Bir başka çözüm süreci
12.03.2013
İyi, kötü ve çirkin
09.03.2013
Efsanenin beklenen sonu
26.02.2013
Batasuna’nın yeniden doğuşu
23.02.2013
Mitterrand ve Erdoğan
19.02.2013
21. Yüzyıl Sosyalizmi’nin yeni lideri Correa
10.02.2013
Aynanın öbür yüzüne bakmak
03.02.2013
Yeni anayasanın kilit noktaları
02.02.2013
Bumerang
29.01.2013
Sosyal demokrat CHP’liler
27.01.2013
Egemenlik bildirisi ve zayıf noktaları (2)
26.01.2013
Egemenlik bildirisi ve zayıf noktaları (1)
19.01.2013
Yeni sürecin yol haritası
13.01.2013
Chavizm iktidara sımsıkı tutunuyor
12.01.2013
Cezayir görüşmeleri ve Txomin
08.01.2013
Başkanı ile birlikte yaşam savaşı veren ülke
06.01.2013
Çözüm yolunda adımlar
05.01.2013
Çözüm için umut ışığı
01.01.2013
Yılbaşı gelenekleri
30.12.2012
Iñigo Urkullu alçak profil izliyor
29.12.2012
Birliğe karşı birliktelik
25.12.2012
Hollande’ın küçük adımları
23.12.2012
Yereldeki evrensel
22.12.2012
Misyon
18.12.2012
Yasama dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü (3)
15.12.2012
Yasama dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü (2)
11.12.2012
Yasama dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü (1)
08.12.2012
Demokrasi öncelikle ilke demek
04.12.2012
Arabayı atın önüne bağlamak
01.12.2012
Dördüncü ikili zirve
27.11.2012
Bağımsızlık kumarını CİU kaybetti, ERC kazandı
24.11.2012
Havana barış müzakereleri
20.11.2012
Daha çok İber-Amerika
17.11.2012
Dünyada ölüm cezası
13.11.2012
İdam tartışması
10.11.2012
Çeşitlilik içinde birarada
06.11.2012
Dünyanın favorisi yarışta bir adım önde
03.11.2012
Başkanlık yarışının anahtarları
30.10.2012
Katalunya’nın imkânsız ikilemi
27.10.2012
Görüşme
23.10.2012
Bask milliyetçilerin muhteşem dönüşü
20.10.2012
Çifte standart
16.10.2012
Aynadaki görüntümüz
13.10.2012
Anayasa ve ülke bütünlüğü
09.10.2012
Daha çok egemenlik, daha az bağımlılık
06.10.2012
Seçimlerin anası
02.10.2012
Referandum tartışması
29.09.2012
Bağımsızlığa karşı federalizm
25.09.2012
Katalunya’nın bağımsızlığı neredeyse olanaksız
22.09.2012
Bilanço
18.09.2012
Suriye’ye karışmak ya da karışmamak (2)
15.09.2012
Suriye’ye karışmak ya da karışmamak (1)
11.09.2012
İçişlerine karışmak ya da karışmamak (2)
08.09.2012
İçişlerine karışmak ya da karışmamak (1)
04.09.2012
Demokratik hukuk devleti ve terör
01.09.2012
Cemil Çiçek’in çağrısı
28.08.2012
Bask erken seçimleri
25.08.2012
Gündemde yine terör var
21.08.2012
Diplomatik krizin arka planı
18.08.2012
Sivil toplum rahatsız
11.08.2012
İran’ın demokrasi ve insan hakları sicili
07.08.2012
Asıl gündem
04.08.2012
Askerin egemenlik alanı
31.07.2012
Seçeneksizlik
28.07.2012
Peces Barba ve yeni anayasa
24.07.2012
Atamalar ve vesayet rejimi
21.07.2012
CHP’nin değişim kurultayı
17.07.2012
14 Temmuz
14.07.2012
AİHM’den bir ETA militanı lehine karar
10.07.2012
Kimlikleri çalınan bebekler
07.07.2012
Meksika’da erkler ayrılığı dönemi
03.07.2012
Girişim
30.06.2012
Görevden alınan Devlet Başkanı
26.06.2012
Uçak krizini yönetmeye geçerli not
23.06.2012
Kısır döngü
19.06.2012
La vie en rose
16.06.2012
Venezuela’da Chávez olmadan Chavizm
12.06.2012
Fransa’da güçler birliğine doğru
09.06.2012
Nihayet partilerarası işbirliği
05.06.2012
UCD ve AK Parti
02.06.2012
Terazinin iki kefesi
29.05.2012
Hesap da, argümantasyon da yanlış
26.05.2012
Meksika seçimlerine doğru
22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
19.05.2012
Devlet protokolü öndegelim sırası
15.05.2012
Başkanlık, yarı-başkanlık
12.05.2012
Fransa’da üçüncü tura doğru
09.05.2012
ETA’dan hükümete diyalog çağrısı
06.05.2012
Adieu Monsieur Sarkozy
01.05.2012
Darbelerin parmak izleri
28.04.2012
Hollande ve Türk-Fransız ilişkileri
24.04.2012
Hollande düelloya avantajlı başlıyor
21.04.2012
Oyun bitti mi
17.04.2012
Yeni Orta Doğu’da yeni Türkiye (2)
14.04.2012
Yeni Orta Doğu’da yeni Türkiye (1)
10.04.2012
İlk Adım sempozyumu
07.04.2012
İkinci masa
03.04.2012
Siyasi irade ve muhatapları
31.03.2012
Kültürel çoğulculuğun başkentinde bir sempozyum
27.03.2012
Yüzyılların sorunu yeniden ısınıyor (3)
24.03.2012
Yüzyılların sorunu yeniden ısınıyor (2)
17.03.2012
Evrensel sosyal demokrat kimliği
13.03.2012
Rajoy hükümeti ve medeniyetler ittifakı
10.03.2012
Hollande-Sarkozy düellosuna doğru
06.03.2012
Asker Dilma Roussef’e meydan okuyor
03.03.2012
Anayasa Konseyi ne diyor, ne demiyor
28.02.2012
Resmî ideolojiyle yüzleşmek
25.02.2012
Örnek bir anlaşma
21.02.2012
İlkeler ve karşılaştırmalar
18.02.2012
Rajoy hükümetinin ETA stratejisi
14.02.2012
Dönüşü olmayan yol
11.02.2012
Sivil darbe mi
07.02.2012
Kurultay
04.02.2012
Anayasa Konseyi’ne başvuru
31.01.2012
Yeni paradigmaya uygun politika
28.01.2012
Duvara toslayan politika
24.01.2012
Eleştiri ve muhalefet
21.01.2012
Sanık sandalyesindeki yargıç
17.01.2012
Ayrımcılık yasağı ve eşitlik
14.01.2012
İkilem
10.01.2012
Demokrasi sözde kalıyor
07.01.2012
Bezdiren komedi
03.01.2012
Yeni yıldan beklentimiz
31.12.2011
Millet hakkı
27.12.2011
Bizim diaspora
24.12.2011
Nefret suçları ve inkârcılık
20.12.2011
Geçmişle yüzleşme(me) diplomasisi
17.12.2011
Geçmişle yüzleşmek
13.12.2011
27’li Avrupa’nın sonu
10.12.2011
Devletin aydınlık ve karanlık yüzleri
06.12.2011
ETA, barışın anahtarları
03.12.2011
Avrupa Konseyi ve bürokratik elitler
29.11.2011
Devlet ve bürokratik elitler
26.11.2011
Yeni anayasanın seyir defteri
22.11.2011
İspanya’da siyasal tsunami
19.11.2011
Avrupa Konseyi ve vicdani ret
15.11.2011
İspanya’da iktidar değişiyor
08.11.2011
Tünelin ucundaki ışık
05.11.2011
Terörle mücadelede doğru ve yanlışlar
01.11.2011
Asunción’da sönük zirve
29.10.2011
ETA’nın sonlandırılması sürecinde ‘timeout’
25.10.2011
İspanyol deneyiminden çıkarılacak dersler
22.10.2011
ETA’dan silahlı faaliyete son
18.10.2011
Asker-sivil dosyasından bir yaprak
15.10.2011
AB ve demokrasi kaldıracı işlevi
15.10.2011
Yeni anayasa ve kırmızıçizgiler
15.10.2011
Çözümün anahtarları
15.10.2011
Değişim
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8