Akın ÖZÇER

Serbestiyet.com



Bookmark and Share

Lula’nın PT’si Rousseff ile yeni bir zafere mi koşuyor?


07.10.2014 - Bu Yazı 1816 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Brezilya’da dün (5 Ekim) yapılan başkanlık seçimlerinin ilk turundan efsanevi Başkan Lula de Silva’nın manevi kızı, Devlet Başkanı Dilma Rousseff, yüzde 41 dolayında oyla ilk sırada çıktı. Türkiye’de AK Parti gibi Brezilya’da 2002’den bu yana iktidarda olan Emekçiler Partisi PT’nin (Partido dos Trabalhadores) adayı 26 Ekim’deki ikinci turdaSosyal Demokrasi Partisi PSDB’nin yüzde 34 oyla ikinci gelen liberal adayı Aécio Neves ile yarışacak.

İlk turun en büyük sürprizi, ilk PT hükümetinde Çevre Bakanı olarak görev yaptıktan sonra partisinden ayrılarak önce Yeşil Parti’yi kuran, ardından Sosyalist Parti’ye (PSB) katılan çevreci Marina Silva’nın Neves’in ardından üçüncü sırada kalması oldu. Oysa kamuoyu yoklamaları, Eduardo Campos’un bir uçak kazasında yaşamını yitirmesinden sonra PSB’nin başkan adayı olan Bayan Silva’nın ikinci turda Bayan Rousseff’ in rakibi olacağını haftalar öncesinden ilan etmişti. Hatta bazı anketlerde Marina Silva, Başkan Dilma Rousseff ile başa baş görünüyordu. Zira Brezilya halkının çoğunluğu dindar olan kesimi, Bayan Silva’nın kaza geçiren uçağa son anda binmekten vazgeçmesini tanrısal bir mucize olarak algılamış ve onu bağrına basmıştı.

Siyasal analistler, Marina Silva lehine olan bu durumun bir ay içinde değişmesini Başkan Rousseff ’in Eylül başından bu yana izlediği kadın rakibini hedef alan propagandasının başarısına bağlıyor.  Dilma Rousseff gerçekten de kendisi için daha kolay bir rakip olan Neves’ten çok Bayan Silva’ya yüklenmiş ve Silva’nın tüm itirazlarına karşın, seçilmesi halinde PT’nin, aslında çok daha doğru bir ifadeyle Lulizm’in (Lulismo) 12 yıllık başarısının temelini oluşturan sosyal kazanımların yitirileceği propagandasında başarılı olmuştu.

Kabul etmek gerekir ki ikinci turda daha kolay bir rakiple mücadele edecek olan Başkan Dilma Rousseff’in ve şahsında Lulizm’in kaderini yüzde 21 dolayında olan ve blok olarak oy kullanmayan Silva seçmeni belirleyecek. Daha çok orta sınıftan seçmene dayanan Aécio Neves’in daha yoksul kesime hitap eden Bayan Silva’nın seçmenini üç hafta içinde ne kadar kendine çekebileceğini tahmin etmek kolay değil. Ama bu seçmen içinde yer alan Lulizm’in sosyal politikalarıyla yoksulluktan kurtulanlar üzerinde Bayan Rousseff’in etkili olacağına kuşku yok.

Görünen o ki PT’nin 12. iktidar yılında yapılan bu seçimlere yine Lulizm damgasını vuruyor.  O bakımdan  “Yoksulların Babası” Lula de Silva’nın, bir dönem sözcülüğünü yapmış olan Profesör André Singer’in deyişiyle Lulizm olarak özetlediği siyasi yaklaşımını hatırlatmakta yarar var.

Lulizm’in ekonomik ve sosyal sonuçları*

Portekizcede kalamar anlamına da gelen “Lula” lakabını mahkeme kararıyla resmen alanLuiz Inácio Ferreira da Silva, bilindiği gibi, Brezilya’nın diktatörlükle yönetildiği 70’li yıllarda ülkenin ekonomik merkezi São Paulo’da ortaya çıkan yeni sendikal hareketin güçlü simalarından. Sendikalizmin geleneksel korporatist yapısına karşı çıkan ve Kilise’nin ilerici kanadı ile silahlı mücadeleden gelen grupların ve aydınların desteğini alan bu yeni hareketin ileri gelenleri 1980’de trotskist ve “patronsuz” PT’yi kuruyor. Lulizm yıllar içinde değişen, dönüşen, kısaca olgunlaşan ve kurucuları arasında ön safta yer alan Lula’nın Devlet Başkanı seçilmesiyle uygulama alanı da bulan partinin ideolojisine deniyor.

PT’nin İkinci Savaş’tan bu yana kurulan en büyük kitle partisi olana kadar geçirdiği değişim ve dönüşüm sürecini bir köşe yazısına sığdırmak kolay değil. Ama bu uzun soluklu değişimin ürünü Lulizm’i anlamak için öncelikle 2001’de parti programından siyasi çatışma doğuran sendikal örgütlenmeyle ilgili hükümlerin çıkarılmasının altını çizmek yeterli. Çünkü Lulizm, Lula’nın karizmasına dayanan büyük bir “sınıflar arası muhafazakâr pakt”  aslında. Muhafazakârlarla sağlanan bu uzlaşma bir önceki Başkan Cardoso’nun ekonomi politikasının, gelir dağılımını iyileştiren önlemlerle desteklenerek sürdürülmesi anlamına geliyor.

Profesör Singer, Brezilya gibi gelir dağılımı bozuk dev bir ülkede hem varlıklı kesimin korkulu rüyası olan sosyal çatışmaların önlenebildiğini, hem de gelir dağılımının iyileştirilebildiğini vurguluyor. Ama bu toplumsal değişim modelini muhafazakâr bir modernleşme siyaseti olarak görenler ve yoksul kesimin gelir düzeyini devlet müdahalesiyle yükseltmekle birlikte toplumun yapısal sorunlarına dokunmadığı için eleştirenler de var.

Bununla birlikte, Lulizm özellikle iktidarının ilk döneminde uyguladığı istikrar politikaları sayesinde, dünya ekonomisinin o dönemki olumlu seyrinin de etkisiyle Brezilya’yı 90’larda enflasyonun yüzde 6000’lere dayandığı az gelişmiş ülke görünümünden kurtarıyor. Makro-ekonomik istikrar, yüksek büyüme hızı ülkeyi yatırımcıların gözde destinasyonu konumuna getirirken, Lula de Silva hükümetine yoksullukla mücadele politikasını başarıyla yürütmesi için de kaynak sağlıyor. Bu politikanın “Bolsa Família” gibi yoksul aile çocuklarına eğitim ve sağlık, Fome Zero(Sıfır Açlık) gibi gıda yardımları içeren programları Lula’nın 2006 seçim zaferinde büyük rol oynuyor.

2009’da Lula tarafından uygulanmaya başlanan ve ertesi yıl yerini alan Dilma Rousseff tarafından sürdürülen yoksul kesimlere yönelik konut edindirme programı “Minha casa, minha vida” (Evim, hayatım) da Lulizm’in sosyal kazanımları arasında önemli bir yer tutuyor.  2011 de 1 milyon, bu yıl 2 milyon konut bu program çerçevesinde tamamlanmış bulunuyor.

IMF’den borç alırken Fon’a kredi veren ülke konumuna yükselen Brezilya’da bu dönemde söz konusu programlarla yoksul kesimden orta sınıfa terfi eden 25-30 milyon insandan söz ediliyor. Günlük geliri kişi başına 10 ila 50 dolar olan bu yeni orta sınıf belki hâlâ kırılgan ama toplam nüfusun yüzde 38’ine tekabül eden orta sınıfın yüzde 53 oranına yükselmesini Lulizm’in başarı hanesine yazmak gerekiyor.

Lulizmin zaafları

PT’nin muhafazakâr kesimlerle yaptığı uzlaşmaya dayanan Lulizmin başarısında ekonomik konjonktürün olumlu etkisinin de rolü olduğunu kabul etmek gerekir. Nitekim küresel krizle birlikte sosyal politikaların motoru olan büyümenin yavaşlaması ve enflasyonun yükselmesi Dilma Rousseff’in başkanlık dönemini olumsuz yönde etkiliyor.

Bütün bunların yanı sıra, Lula de Silva döneminden bu yana, başta bazı parlamenterlere projelere destek karşılığı ödenen aylık skandalı “mensalão” olmak üzere meydana gelen yolsuzluklar, her ne kadar Bayan Rousseff bu konuda erdemli bir duruş sergilemişse de, PT’nin imajına bir hayli darbe indirmiş bulunuyor. Sosyal kazanımların cazibesi ile kötüleşen ekonomik koşullar arasına sıkışan yoksulluktan kurulmuş yeni orta sınıfın siyasi tercihi, ikinci turda ortaya çıkacak sonuç açısından önem taşıyor.

Aslında Lulizm’in eseri yeni orta sınıf sessiz, sedasız değil. Miguel Ángel Bastanier, son 10 yılda ekonomik mucize yaşayan Brezilya’da Gezi olaylarıyla aynı döneme rastlayan ve Dünya Kupası sırasında da devam eden protestoların temelinde yeni orta sınıfın bulunduğuna dikkat çekiyor. Juan Arias da, diktatörlüğü hiç yaşamamış olan bu sınıfı, isyankâr bir ergene benzetiyor. Bugün Lula dönemindekinden daha fazla siyasi yolsuzluk, daha kötü eğitim ve sağlık koşulları ya da toplu taşıma hizmetleri olmadığına, ama o zaman çocukluğunu yaşayan ve sessiz kalan bu sınıfın artık ergen bir genç gibi taleplerini ardı ardına sıraladığına işaret ediyor.

Bununla birlikte, yeni orta sınıfın bu hırçınlığı, Arias’a göre, efsanevi Başkan Lula’ya bir başkaldırı değil, çünkü bugün seçime girecek olsa ilk turda kazanacak tek aday o. Nitekim manevi kızı ilk turda ilk sırayı alsa da seçilmeyi hâlâ garantileyebilmiş değil. Bunda rakibi Neves’in, tıpkı üçüncü gelerek elenen Bayan Silva gibi, Lulizmin başarı hanesine yazılan tüm sosyal programların devamından yana tutum almış olmalarının da rolü var kuşkusuz.

Görünen o ki dünya ekonomisinin devlerinden Brezilya’da Lulizm bir şekilde iktidarını sürdürecek. Büyük olasılıkla Lula’nın partisi PT ve manevi kızı Dilma Rousseff ile birlikte. Bu durumda, PT’nin AK Parti’nin Türkiye’deki başarısına benzer bir zaferinden söz edilecek. Aksi takdirde Brezilya’da Lula’sız bir Lulizm gündeme gelecek belki de.

 

* Bu bölümü geçen yıl TÜSİAD’ın Görüş dergisi için hazırladığım “Brezilya’da neler oluyor?” başlıklı yazımın aynı başlıklı bölümünden güncelleyerek alıntıladım.      

.

Facebook Yorumları

Kod8
24.5.2018
Maduro’nun tartışmalı seçim zaferi
9.5.2018
ETA artık yok
24.4.2018
ETA makas değiştirirken
11.4.2018
Brezilya’nın utancı
28.3.2018
NATO’nun bozgundan hara-kiri ‘ye açtığı yelken
22.3.2018
NATO’nun Afrin bozgunu
15.3.2018
Macron nasıl bir reform peşinde?
1.3.2018
Fransa’nın Suriye’de ne işi var?
22.2.2018
Kopuştan önceki son çıkış
7.2.2018
Adalet Divanı ABD’yi nasıl mahkûm etmişti?
31.1.2018
Brezilya darbesinde son aşamaya doğru
17.1.2018
Timerman’ın başına bunlar neden geldi?
12.12.2017
21 Aralık’ta neler değişecek?
2.12.2017
İç politika nerede tıkanıyor?
26.11.2017
Korsika daha çok özerklik peşinde
15.11.2017
Katalanlar Katalanlara karşı
11.11.2017
Ayrılıkçı siyasetçiler tutuksuz mu yargılanmalı?
14.10.2017
Companys’in gölgesi
11.10.2017
Puigdemont evdeki bulgurdan mı olacak?
7.10.2017
Bağımsızlıkçıları demokratlar mı destekliyor?
30.9.2017
Katalan sorunu ve Erdoğan
27.9.2017
Neden herkese kahve kalmadı?
22.9.2017
Amaç 1 Ekim’in sadece 9 Kasım’ın gölgesi olması
21.9.2017
Katalan referandumuna da karşı değil miyiz?
13.9.2017
Tropikal kasırgalar
26.8.2017
Merkel’in ortağı kim olacak?
23.8.2017
Türk-Alman geriliminde oy tartışması
9.8.2017
Maduro ve Latin Amerika Solu’nun hastalığı
5.8.2017
Chavist rejim bindiği dalı mı kesiyor?
26.7.2017
Katalanlar referandumu neden yineliyor?
22.7.2017
Dezenformasyon boşuna mı?
19.7.2017
Çocuklar Brezilya’da başardı
14.7.2017
Fransa 'zehirli hap'la normalleşecek
12.7.2017
15 Temmuz’la değişen şeyler (3)
5.7.2017
15 Temmuz’la değişen şeyler (1)
26.6.2017
Fransız usulü demokrasi
21.6.2017
Fransız seçmenin sandık grevi
17.6.2017
Fransa’da nisbi temsil tartışması
11.6.2017
Tahran’ı Riyad ve Washington mu vuruyor?
6.6.2017
Terör Brexit’i mi vuruyor?
1.6.2017
Pierini Türkiye’yi ne kadar anlıyor?
26.5.2017
Darbenin ardından Brezilya
20.5.2017
Macron için Meclis çoğunluğu hükümeti
17.5.2017
Fransa’yı kim yeniden dizayn ediyor?
13.5.2017
Macron’un yol açtığı siyasi deprem
5.5.2017
AB süreci canlandırılabilir mi?
30.4.2017
İçbükey ayna
25.4.2017
Fransa’da Macron Cumhurbaşkanı gibi
22.4.2017
Batı ile ittifakımız sorgulanmalı mı?
19.4.2017
Adiós a esta Europa (Bu Avrupa’ya elveda)
8.4.2017
İslamofobi Fransa’da geriliyor mu?
5.4.2017
Guyana neden kaynıyor?
2.4.2017
Sosyalistlerin Macron’la Valls’i
24.3.2017
Kürdistan kaosta vücut buluyor
22.3.2017
Dile getirilemeyen boşanma
19.3.2017
Avrupa’nın faşizmle dayanışması
14.3.2017
Hollanda haydut devlet mi?
18.8.2015
Çözüm süreci olmasaydı…
7.8.2015
Çözüm umudu büyük koalisyonda mı?
29.7.2015
Barışın yolu AKP karşıtlığından mı geçiyor?
24.7.2015
Daesh ile çözüme çomak sokmak
4.7.2015
Bir hayalin sonu
23.6.2015
Ahmet’in kitabı
19.6.2015
AK Parti ve liberal veya sosyal demokrat seçmen
16.6.2015
CHP’nin demokratik dönüşüm şansı var mı?
12.6.2015
Kutuplaşmaya devam mı, tamam mı?
9.6.2015
Çözüm karşıtlarının seçim zaferi mi?
3.6.2015
Bürokrasiyi yeniden yapılandırmak
29.5.2015
24-M seçimlerinin izdüşümü ve Türkiye ile karşılaştırma
26.5.2015
PKK/HDP Truva Atı mı?
23.5.2015
Türkiye’nin kayıp kuşakları ya da alaturka modernler
20.5.2015
İdama mahkûm edilen evrensel demokrasi
16.5.2015
HDP: Kimlik değiştirerek siyaset yapmak
12.5.2015
Brexit’in kılıcı
9.5.2015
HDP: Çözüm karşıtlarıyla flört etmek
5.5.2015
HAYSİYET MESELESİ
1.5.2015
Kıbrıs çözüm süreci
25.4.2015
Ermenilerin yüz yıllık yalnızlığı
22.4.2015
Koalisyon olasılığında yanıtlanması beklenen sorular
18.4.2015
Eski Türkiye’nin Ermeni politikası
11.4.2015
Batı medyasının gözüyle Erdoğan’ın Tahran ziyareti
02.04.2015
Çözümün karşılıklı güven boyutu
28.03.2015
Çözümün anayasal güvence boyutu
22.03.2015
Endülüs’te siyasi satranç
19.03.2015
İsrail’de çok olasılıklı erken seçimler
15.03.2015
İspanya ve Medeniyetler İttifakı
12.03.2015
Front National’in önlenemez yükselişi
08.03.2015
Barış sürecinde silah bırakma aşaması
04.03.2015
Beyaz bir sayfa açmanın güçlükleri (2)
28.02.2015
Beyaz bir sayfa açmanın güçlükleri (1)
25.02.2015
Çatışmadan barış sürecine
20.02.2015
Özerkliğin finansmanı ve Bask kotası
15.02.2015
Siyasi özerkliğin anayasal boyutu
04.02.2015
İspanya Yunanistan değil
25.01.2015
Çoğulcu sağduyuya sahip kesimin öncelikleri
22.01.2015
Fransa’daki ‘teritoryal, sosyal ve etnik apartheid’
17.01.2015
‘Hepimiz Charlie’yiz’ demek dergiyle özdeşleşmek mi?
13.01.2015
Hollande’ın İslamofobi karşıtı birlik mesajları
10.01.2015
Hepimiz Charlie’yiz
05.01.2015
Siyasete müdahale AB siyasi ölçütlerine aykırı
20.12.2014
Sil baştan seçeneğine neden evet diyelim ki?
15.12.2014
Türkçe siyasi gerilim romanında ‘Tek’
29.11.2014
El País’in Sultan dizisinin yarattığı Türkiye imajı
22.11.2014
Havana müzakere sürecine devam
05.11.2014
Düşündürücü tuhaflıklar
09.10.2014
“Kobané: Türkiye’nin hatası” mı?
07.10.2014
Lula’nın PT’si Rousseff ile yeni bir zafere mi koşuyor?
01.10.2014
Katalanların kaybolan referandum hayali
25.09.2014
İspanyol kadınların büyük zaferi
21.09.2014
İskoçya referandumunun ortaya koyduğu gerçekler
15.09.2014
Obama otoriterleşiyor mu?
12.09.2014
Amerikan yönetimlerinin çifte standardı
08.09.2014
Zirve’nin gölgesindeki sorun ve Türkiye’nin şansı
03.09.2014
Yeniyi savunana destek ya da köstek
28.08.2014
Siyaset mühendisliğinin son umudu ‘cohabitation’
24.08.2014
Çoklu kuşatma altındaki Çözüm Süreci
18.08.2014
Eşek arısı kovanına çomak sokmak
13.08.2014
Bonzon’un Obama polemiği
11.08.2014
Çarpıtılmış haberlerin hedefindeki Türkiye
09.08.2014
Sorgulama yeteneği olan çatı adayına mı oy verir?
07.08.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine dışarıdan tutulan aynalar
01.08.2014
Homo Homini Lupus
27.07.2014
Asıl hedef ‘Yahudi devleti’ olarak tanınmak mı?
26.07.2014
Orantısız güçle ‘meşru savunma’
20.07.2014
MH-017 sefer sayılı Boeing 777 yolcularının katilleri kim?
15.07.2014
Batı medyasının vizyonu Erdoğan karşıtlığı
11.07.2014
Dış politika AK Parti’nin yumuşak karnı mı? (2)
07.07.2014
Dış politika AK Parti’nin yumuşak karnı mı? (1)
26.06.2014
Demokratikleşme yönünde atılmış doğru adım
21.06.2014
Mahkûm olan ‘kurucu irade’
19.06.2014
İhsanoğlu değil Santos gibi bir politikacı
16.06.2014
IŞİD’in Bağdat’a başkaldırısı
12.06.2014
Çözüm ile karşıtlığı arasında basit bir seçim
07.06.2014
Kürt sorununda çözülmesi gereken iki düğüm
04.06.2014
Diktatörün himayesinde yetişen demokratın vedası
02.06.2014
Değişmeyen parti değişimi savunamaz
28.05.2014
Ana muhalefetin sandıktan aldığı mesaj
27.05.2014
Toplumsal barışa sandık darbeleri
22.05.2014
Barışın kaderi sandıkta
20.05.2014
Sessiz çoğunluğun Soma’ya bakışı
17.05.2014
Yeter artık, ‘basta ya’
13.05.2014
Bon pour l’Orient demokrasi
08.05.2014
CHP’nin cumhurbaşkanı adayı
02.05.2014
Demokrasi, Taksim’de gösteri yapma özgürlüğünden mi ibaret?
30.04.2014
Egemenliğe karşı jüristokrasi
27.04.2014
Ermeni açılımı ya da İttihatçı politikayla araya mesafe koymak
25.04.2014
Bizim diasporaya 99. yaş günü hediyesi
19.04.2014
Ayağımızın altından kayan demokrasi
14.04.2014
Ayrılıkçılığa karşı anayasal güvence ve CHP’nin konuya bakışı
10.04.2014
Alternatif iktidar
06.04.2014
Türkiye: Gerçeğin iki yüzü
02.04.2014
Siyaset mühendisliğine ilk tokat
28.03.2014
Çapulcunun hor gördüğü kalabalık
25.03.2014
Normal ve anormal
21.03.2014
Erdoğan Başbakan kalırsa…
19.03.2014
Asıl amaç Kırım sorununu çıkarmak mıydı?
17.03.2014
Sokak eylemleriyle iktidar değişikliği mümkün mü?
12.03.2014
Büyük komplo
11.03.2014
Batı medyasından siyaset arenamızdaki anomaliye desteğe devam
07.03.2014
Kırım’ın kendi kaderini belirleme hakkı tanınabilir mi?
05.03.2014
Córdoba cami-katedralinde neler oluyor?
03.03.2014
Brezilya karnavalının arka planı
28.02.2014
Paco de Lucía’yı sever misiniz?
27.02.2014
23-F darbe girişiminin karanlık noktaları
24.02.2014
Basit bir jestten biraz fazlası
21.02.2014
Nicolás Maduro’nun derin devleti
17.02.2014
BDP’nin ‘toplumsal barış ve müzakere’ yasa önerisi
13.02.2014
Beşinci Zirve’nin üzerindeki iç siyaset gölgesi
11.02.2014
Infanta Cristina’nın en uzun günü
07.02.2014
Barış sürecinde yasadışı dinleme skandalı
04.02.2014
Siyaset arenamızdaki anomali
29.01.2014
Demokrat olmanın ‘sine qua non’ koşulları
24.01.2014
CHP Suriye için Esad’dan daha iyi bir gelecek görmüyor
22.01.2014
CHP’nin Suriye politikasının iflası
21.01.2014
Hrant’ın yedi yıl sonra aklıma getirdikleri…
19.01.2014
Başka bir Gezi öyküsü
17.01.2014
‘ETA’nın sonunun gizli yönleri’ ve şiddetin anlamsızlığı
13.01.2014
AK Parti’nin iktidarda kalmasının bedeli
10.01.2014
Bak bir varmış bir yokmuş eski günlerde
06.01.2014
Liberal entelektüeller kendilerini “İslamcılara”mı kullandırtmış?
03.01.2014
Demokrasi ve evrensel oy hakkı
30.12.2013
Barışın önceliği var
27.12.2013
Yalnız bürokratı düşünen yok
24.12.2013
AK Parti ve PP’nin kara haftası
17.12.2013
Geri kabul neden ödün değil
14.12.2013
Katalunya İskoçya’nın izinde
13.12.2013
Bir yerel seçim öyküsü
11.12.2013
Barış sürecine sabotaja karşı tek yanlı ateşkes
09.12.2013
Anayasa değişmezse tüm kazanımlar yok olur
07.12.2013
Türkiye Kupası’nda büyüklerin hüsranı
05.12.2013
ABD’den Kolombiya barış sürecine destek
03.12.2013
Dışarıdan bakıldığında
29.11.2013
Bağımsız İskoçya’ya giden çıkmaz sokak
27.11.2013
Anayasa yapmama oyununu bozmanın yolu
21.11.2013
Hayaller nasıl gerçek olur?
18.11.2013
Çözüme 12 puan
14.11.2013
Barış ikinci turda kazanıyor
11.11.2013
Barışa doğru bir adım daha
08.11.2013
Bağımsızlığa karşı daha çok özerklik
03.11.2013
Başörtü yasağını özgürlük sorunu olarak görmemek
30.10.2013
ABD’nin eski alışkanlıkları, yeni yöntemleri
23.10.2013
AİHM’den ETA mahkûmlarına iyi haber
19.10.2013
AB’den hükümete orta, ana muhalefete kırık not
12.10.2013
Darbe girişimleriyle arasına mesafe koymamak
09.10.2013
Ana dilde eğitimin çatlattığı Jakobenizm
04.10.2013
Demokrasi postuna bürünmüş kırmızıçizgili muhalefet
28.09.2013
Çözümü BM Genel Kurulu’nda savunmak
21.09.2013
Seçimleri belirleyecek olan Y değil X kuşağı
16.09.2013
Demokrasi, daha çok demokrasi
09.09.2013
Çözüme karşı alan daraltmak
04.09.2013
Eski Türkiye ile iktidar hayali
30.08.2013
Bir düşüm var benim
26.08.2013
BM sisteminde insan hakları ihlalleri
21.08.2013
Kahire siyasi kriterleri
15.08.2013
Commedia all’inglese: oto-determinasyon hakkıyla sömürgecilik
11.08.2013
Hedefe darbenin mahkûm edileniyle varmak
05.08.2013
Mukdişu’nun köpekbalıkları
29.07.2013
Arap Sonbaharı’nda Başbakan’a açık mektup
24.07.2013
Çözüm sürecinin yan etkileri
18.07.2013
Devletin değil “AKP’nin büyükelçileri”
13.07.2013
Anayasa Komisyonu’nda düğümlenen çözüm süreci
07.07.2013
Mısır üzerinden darbe tehdidi
30.06.2013
Brezilya’daki protestolar Gezi direnişi ile ne kadar benzeşiyor
24.06.2013
Çözüme karşı her akşam bir doz gösteri
21.06.2013
Darbe yoksa, devrim var
14.06.2013
No pasaran por encima de…
10.06.2013
Gündem çözüm süreci ve yeni anayasa olmalı
21.05.2013
Başka ülke üzerinden geçmişle yüzleşmek (2)
18.05.2013
Başka ülke üzerinden geçmişle yüzleşmek (1)
14.05.2013
Reyhanlı’nın gölgesinde olası Suriye politikaları
11.05.2013
Barış temelinde birleşme
07.05.2013
Absürd dilemma
04.05.2013
Demokrasi ve başkanlık sistemi
27.04.2013
İki ucundan çekilen devlet
20.04.2013
Şu çılgın Chavistler
16.04.2013
Kuklacılar
13.04.2013
Toplumsal barış ve adalet
30.03.2013
ETA bildirisi ve bir yanlış bilgilendirme örneği
26.03.2013
Sürecin siyasi arenaya yansımaları
23.03.2013
Öcalan’ın mesajı
19.03.2013
Bir başka çözüm süreci
12.03.2013
İyi, kötü ve çirkin
09.03.2013
Efsanenin beklenen sonu
26.02.2013
Batasuna’nın yeniden doğuşu
23.02.2013
Mitterrand ve Erdoğan
19.02.2013
21. Yüzyıl Sosyalizmi’nin yeni lideri Correa
10.02.2013
Aynanın öbür yüzüne bakmak
03.02.2013
Yeni anayasanın kilit noktaları
02.02.2013
Bumerang
29.01.2013
Sosyal demokrat CHP’liler
27.01.2013
Egemenlik bildirisi ve zayıf noktaları (2)
26.01.2013
Egemenlik bildirisi ve zayıf noktaları (1)
19.01.2013
Yeni sürecin yol haritası
13.01.2013
Chavizm iktidara sımsıkı tutunuyor
12.01.2013
Cezayir görüşmeleri ve Txomin
08.01.2013
Başkanı ile birlikte yaşam savaşı veren ülke
06.01.2013
Çözüm yolunda adımlar
05.01.2013
Çözüm için umut ışığı
01.01.2013
Yılbaşı gelenekleri
30.12.2012
Iñigo Urkullu alçak profil izliyor
29.12.2012
Birliğe karşı birliktelik
25.12.2012
Hollande’ın küçük adımları
23.12.2012
Yereldeki evrensel
22.12.2012
Misyon
18.12.2012
Yasama dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü (3)
15.12.2012
Yasama dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü (2)
11.12.2012
Yasama dokunulmazlığı ve ifade özgürlüğü (1)
08.12.2012
Demokrasi öncelikle ilke demek
04.12.2012
Arabayı atın önüne bağlamak
01.12.2012
Dördüncü ikili zirve
27.11.2012
Bağımsızlık kumarını CİU kaybetti, ERC kazandı
24.11.2012
Havana barış müzakereleri
20.11.2012
Daha çok İber-Amerika
17.11.2012
Dünyada ölüm cezası
13.11.2012
İdam tartışması
10.11.2012
Çeşitlilik içinde birarada
06.11.2012
Dünyanın favorisi yarışta bir adım önde
03.11.2012
Başkanlık yarışının anahtarları
30.10.2012
Katalunya’nın imkânsız ikilemi
27.10.2012
Görüşme
23.10.2012
Bask milliyetçilerin muhteşem dönüşü
20.10.2012
Çifte standart
16.10.2012
Aynadaki görüntümüz
13.10.2012
Anayasa ve ülke bütünlüğü
09.10.2012
Daha çok egemenlik, daha az bağımlılık
06.10.2012
Seçimlerin anası
02.10.2012
Referandum tartışması
29.09.2012
Bağımsızlığa karşı federalizm
25.09.2012
Katalunya’nın bağımsızlığı neredeyse olanaksız
22.09.2012
Bilanço
18.09.2012
Suriye’ye karışmak ya da karışmamak (2)
15.09.2012
Suriye’ye karışmak ya da karışmamak (1)
11.09.2012
İçişlerine karışmak ya da karışmamak (2)
08.09.2012
İçişlerine karışmak ya da karışmamak (1)
04.09.2012
Demokratik hukuk devleti ve terör
01.09.2012
Cemil Çiçek’in çağrısı
28.08.2012
Bask erken seçimleri
25.08.2012
Gündemde yine terör var
21.08.2012
Diplomatik krizin arka planı
18.08.2012
Sivil toplum rahatsız
11.08.2012
İran’ın demokrasi ve insan hakları sicili
07.08.2012
Asıl gündem
04.08.2012
Askerin egemenlik alanı
31.07.2012
Seçeneksizlik
28.07.2012
Peces Barba ve yeni anayasa
24.07.2012
Atamalar ve vesayet rejimi
21.07.2012
CHP’nin değişim kurultayı
17.07.2012
14 Temmuz
14.07.2012
AİHM’den bir ETA militanı lehine karar
10.07.2012
Kimlikleri çalınan bebekler
07.07.2012
Meksika’da erkler ayrılığı dönemi
03.07.2012
Girişim
30.06.2012
Görevden alınan Devlet Başkanı
26.06.2012
Uçak krizini yönetmeye geçerli not
23.06.2012
Kısır döngü
19.06.2012
La vie en rose
16.06.2012
Venezuela’da Chávez olmadan Chavizm
12.06.2012
Fransa’da güçler birliğine doğru
09.06.2012
Nihayet partilerarası işbirliği
05.06.2012
UCD ve AK Parti
02.06.2012
Terazinin iki kefesi
29.05.2012
Hesap da, argümantasyon da yanlış
26.05.2012
Meksika seçimlerine doğru
22.05.2012
Kaya gibi sağlam bir sorun
19.05.2012
Devlet protokolü öndegelim sırası
15.05.2012
Başkanlık, yarı-başkanlık
12.05.2012
Fransa’da üçüncü tura doğru
09.05.2012
ETA’dan hükümete diyalog çağrısı
06.05.2012
Adieu Monsieur Sarkozy
01.05.2012
Darbelerin parmak izleri
28.04.2012
Hollande ve Türk-Fransız ilişkileri
24.04.2012
Hollande düelloya avantajlı başlıyor
21.04.2012
Oyun bitti mi
17.04.2012
Yeni Orta Doğu’da yeni Türkiye (2)
14.04.2012
Yeni Orta Doğu’da yeni Türkiye (1)
10.04.2012
İlk Adım sempozyumu
07.04.2012
İkinci masa
03.04.2012
Siyasi irade ve muhatapları
31.03.2012
Kültürel çoğulculuğun başkentinde bir sempozyum
27.03.2012
Yüzyılların sorunu yeniden ısınıyor (3)
24.03.2012
Yüzyılların sorunu yeniden ısınıyor (2)
17.03.2012
Evrensel sosyal demokrat kimliği
13.03.2012
Rajoy hükümeti ve medeniyetler ittifakı
10.03.2012
Hollande-Sarkozy düellosuna doğru
06.03.2012
Asker Dilma Roussef’e meydan okuyor
03.03.2012
Anayasa Konseyi ne diyor, ne demiyor
28.02.2012
Resmî ideolojiyle yüzleşmek
25.02.2012
Örnek bir anlaşma
21.02.2012
İlkeler ve karşılaştırmalar
18.02.2012
Rajoy hükümetinin ETA stratejisi
14.02.2012
Dönüşü olmayan yol
11.02.2012
Sivil darbe mi
07.02.2012
Kurultay
04.02.2012
Anayasa Konseyi’ne başvuru
31.01.2012
Yeni paradigmaya uygun politika
28.01.2012
Duvara toslayan politika
24.01.2012
Eleştiri ve muhalefet
21.01.2012
Sanık sandalyesindeki yargıç
17.01.2012
Ayrımcılık yasağı ve eşitlik
14.01.2012
İkilem
10.01.2012
Demokrasi sözde kalıyor
07.01.2012
Bezdiren komedi
03.01.2012
Yeni yıldan beklentimiz
31.12.2011
Millet hakkı
27.12.2011
Bizim diaspora
24.12.2011
Nefret suçları ve inkârcılık
20.12.2011
Geçmişle yüzleşme(me) diplomasisi
17.12.2011
Geçmişle yüzleşmek
13.12.2011
27’li Avrupa’nın sonu
10.12.2011
Devletin aydınlık ve karanlık yüzleri
06.12.2011
ETA, barışın anahtarları
03.12.2011
Avrupa Konseyi ve bürokratik elitler
29.11.2011
Devlet ve bürokratik elitler
26.11.2011
Yeni anayasanın seyir defteri
22.11.2011
İspanya’da siyasal tsunami
19.11.2011
Avrupa Konseyi ve vicdani ret
15.11.2011
İspanya’da iktidar değişiyor
08.11.2011
Tünelin ucundaki ışık
05.11.2011
Terörle mücadelede doğru ve yanlışlar
01.11.2011
Asunción’da sönük zirve
29.10.2011
ETA’nın sonlandırılması sürecinde ‘timeout’
25.10.2011
İspanyol deneyiminden çıkarılacak dersler
22.10.2011
ETA’dan silahlı faaliyete son
18.10.2011
Asker-sivil dosyasından bir yaprak
15.10.2011
AB ve demokrasi kaldıracı işlevi
15.10.2011
Yeni anayasa ve kırmızıçizgiler
15.10.2011
Çözümün anahtarları
15.10.2011
Değişim
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8