Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)


17.12.2014 - Bu Yazı 1231 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şura üzerinden tartışmalar devam ediyor. Modern dönemin şekillendirdiği genel atmosfer ve modernleşme çabalarımızın özgüllüğünün birleşiminden yaşanan tecrübenin büyük bir tıkanma yaşadığı süreçte muhtaç olunan şeyi mevcut düzeneğin devamlılığında arama girişimleri maalesef her kesimden geliyor. Son yapılan Şûra’da alınan kararlar bu açıdan ele alındığında tabloya ilişkin ayrıntılı bir fotoğraf ortaya çıkıyor.

Şûra’da alınan temel kararlardan Osmanlıca dersi, 1, 2,  ve 3. sınıflar için zorunlu din dersi ve karma eğitim başlıkları öne çıktı. Başlıkların tümü dikkat edilirse temelde bu ülkenin sosyal, siyasal ve kültürel tarihiyle yüzleşme, yaşanan tarihi kırılmalarla hesaplaşma arayışlarını işaret etmektedir. Katı düzenlemelerin aşındığı bu tarihsel süreçte icbar edildiği konumdan, periferinin karanlık mahzenlerinden merkeze doğru yol alan tüm toplumsal kesimlerin bu yürüyüşü eninde sonunda yüzleşmeye hesaplaşmaya yol açacaktır. Bunun kaçınılmazlığı aşikâr. Dolayısıyla bu tartışmayı örtmeye, baskılamaya, mahkûm etmeye dönük tüm okumalar mevcut sosyolojiyle mütenasip değildir. Diğer taraftan mevcut konjoktürün dayattığı hesaplaşma-yüzleşme tarihin ters yüz edilmesi, biriken kin ve nefretin boca edilmesi ile sağaltılamaz. Osmanlıca dersleri üzerinden yaşanan alfabe değişikliği, dil devrimi gibi politikaların açtığı yaralar, yaslandıkları politik evrenle birlikte ele alınıp sorgulamalıdır. Diğer taraftan yaşanan deneyim (acı da olsa) dikkate alınarak tarihle, kültürle bağlantıyı ifrat ve tefrite kaçmadan makul bir şekilde sağlamanın yolları düşünülmelidir. Osmanlıca dersleri,  eğitim pratiği içinde elbette düşünülebilir, düşünülmelidir. Ancak eğitim sisteminin yapısı ve performansı dikkate alındığında seçmeli olması makul görünebilir esasında özellikle yüksek öğretimde Sosyal Bilimler alanındaki tüm bölümlerde ciddiyetle verilmelidir. Zaten şu aşamada tartışma yukarıda belirttiğim gibi Osmanlıcanın öğretilip öğretilmemesi tartışması değil tarihin radikalleşmiş bir dönemi ile yüzleşme, hesaplaşma arayışıdır ve bütün önemi de buradan kaynaklanmaktadır.

Diğer gündem maddesi olan 1, 2, ve 3 sınıflarda verilecek zorunlu din dersi tartışması da radikalliği hissedilen tarihsel dönemin yarattığı anomaliden kaynaklanmaktadır. Bu anomalinin neden olduğu travmatik bir hal bir taraftan kamu alanından en mahrem alana değin dine ilişkin tüm görünümler kalkıncaya kadar rahat olmayacak bir kesimi ve uygulamalarını karşımıza çıkarmaktadır.  Bu politika ile insicamı bozulan diğer bir kesim ise kamusaldan özele tüm alanları şeklen itilip kakılan değerler ile doldurarak vazifeyi ifa edeceğini zanneden bir tepkisellikte demirliyor. Zorunlu din dersi tartışması da bu alanda sıkışmış vaziyette. Yani toplumun belirli kesimlerinin birbirilerini dövmek için kullandıkları bir sopa hüviyetinde. Konuya ilişkin yürütülen tartışma da dikkate alındığında zorunluluktan din dersinin çıkartılması ve seçmeli ve sivil alanın inisiyatifine bırakılmasından başka makul bir çözüm yolu bulunmamaktadır.

Diğer bir gündem olan karma eğitim meselesi de söz konusu siyasal iklimin beslediği başka bir problem alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Karma eğitimin kendisi modern olmak anlamına gelmediği gibi kız-erkek ayrışması da da kendi başına dini olan anlamına gelmemektedir. Pek çok Avrupa ülkesinde de karma eğitim dışında kız ve erkek öğrencilerin ayrılmasına dönük uygulamalar olmakla birlikte pek çok yerde de karma eğitim uygulanmaktadır. Pedagojik açıdan birisinin bir diğerinden kesin olarak iyi olduğunu gösteren ölçütlerden yoksun olduğumuz bir formu her şeyin çözümü olarak kodlamak kabaca yüzeysellikte debelenmektir. Önemli olan sistemin esnek, tüm seçeneklerin içerisinde yer aldığı ve mutlak anlamda toplumun beklentilerine cevap verebilecek bir nitelikte olmasını sağlamaktır.

Şura kararları üzerinden bakıldığında yapılması gereken şey, eğitim düzeneğinin kendisini yapısal olarak sorgulayacak bir arayışa ön verilmesi olmalıdır. Mevcut sistemin başardıkları ve tabi ki özellikle başaramadıkları dikkate alınarak özellikle de toplumun yaşadığı dönüşümü, siyasetin çoğullaşmasını, teknolojik dönüşü ve yarattığı yeni ilişki biçimini dikkate alacak bir formülasyon üzerinden konuyu tartışmak olmalıdır. Aksi taktirde verili düzeneği muhafaza ederek kendisine yâr etmek isteyenlerin enerjilerini boşa harcadıklarını büyük bir hüsranla öğrenmiş olacağız. Tıpkı 80-90 yıllık bir sert pratiğin ardından Kemalistlerin yaşadığı hüsran gibi.

 

aliaydin505@gmail.com

@_aydinali

.

Facebook Yorumları

reklam
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı