Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!


14.01.2015 - Bu Yazı 1509 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kötü niyetli bir okuma Charlie Hebdo saldırısına İslam’ı ortak etmekte bir beis görmüyor. Onun alternatifi olan başka bir okuma ise bir taraftan İslam’ı tenzih edip diğer taraftan İslam toplumlarının sosyo-kültürel özellikleri üzerinden ve zımnen geriliğinin altını çizerek saldırıyı anlamlandırmaya çalışıyor. Bu iki okuma biçimi hiç de orijinal bir çözümleme sunmuyor bize. Oryantalist ezberin artık gına getiren yeniden üretimine katkı sunmalarının dışında bir açıklayıcılıkları da yok. Sonuçta meselenin esası ile aradaki mesafe iyice açılmış oluyor.

Bu türden gerekçelendirilmeler ile küresel bağlam içinde anlam kazanan bir olayı bağlamından kopararak anlama girişimlerinin varacağı bir yer yok.Bu tıpkı Aucshwitz irrasyonel ırkçılığın, Gulaglar çılgın ütopyaların, etnik arındırma ise atalardan kalma bir yabancı düşmanlığının ürünüdür, diyerek kestirip atma teşebbüslerine benziyor.    

Ünlü toplumbilimci Immanuel Wallerstein 20.yüzyılın tanıklığı ile sabit olan şiddetin, bizzat Batı tarafından inşa edilen modern tarihsel-toplumsal sisteme içkin olduğunu söyler. Sistemin niteliklerini ise şöyle sıralar: ‘Süregiden bir sınıf mücadelesinin olduğu bir sistemde yaşıyoruz. Nüfusun- ekonomik, politik, toplumsal ve hatta şimdi de demografik olarak- sürekli şekilde kutuplaşmasını içermiş olan bir sistemde yaşıyoruz. Başlangıcından beri ırkçılığı ve cinsiyetçiliği kendi yapılarının ayrılmaz bir parçası olarak kapsamış olan bir sistemde yaşıyoruz. Ve elbette sistemin kendisinin meşruiyetine ve geçerliliğine meydan okuyan sistem-karşıtı hareketlerin bizatihi kendisini yapılandırmış olan bir sistemde yaşıyoruz.’

Wallerstein yakın sayılabilecek bir zaman önce de ‘Batı iblis olmadan yapamaz mı?’diye sormuş ve‘‘Batı ağır bir krizle karşı karşıyadır. Bu kriz sadece ekonomik değildir. Temelde politik ve toplumsal bir krizdir… bu kriz Batı’da büyük bir kafa karışıklığına ve kendinden şüphe etme haline yol açtı; bu her zaman iblislere duyulan ihtiyacı arttıran bir durumdur.”  tespitini yapmıştı.

Eğer batı-dışı toplumların birkaç yüzyıldır kendilerine ait bir güzergâhları olsaydı her biri için tekil bir değerlendirme durumu söz konusu olabilirdi. Ancak kolonyalizmden küreselleşmeye kadar maruz kalma konumları itinayla muhafaza edilen bu toplumlar, salt kendi dinamikleri üzerinden anlaşılamaz. Dolayısıyla derdimiz ne bir saldırganlığa meşruiyet kazandırmak ne de sorumluluktan kaçmaktır. Aksine sorumluluğumuzun büyüklüğü meseleyi sığlıktan çıkarak derinleştirmeyi zaruri kılıyor. Bu ise evvela herkesi ve her şeyi adıyla çağırmamızı gerektiriyor.  

“Doğulu insanın sustuğu, Batılının onun yerine konuştuğu”birkaç yüzyılı geride bıraktık. Dünyanın geri kalan kısmına karşı Batı’nın adeta kendisi için alıkoyduğu ‘ifade hürriyeti’ Charlie Hebdo saldırısı vesile edilerek bir kez daha kutsandı. Oysaki bu kutsamanın gölgesinde anlaşılacak bir durum değil bu. Yüzyıllardır dilsiz bıraktıkları toplumların çocuklarının karşısına geçip ‘ifade hürriyeti’nden dem vurmaları, ifade hürriyetinin de itibarına kast etmenin farklı bir biçimi. Tıpkı Paris’teki liderler yürüyüşünde verilmek istenen mesajın yürüyüşe ön safta katılan Netanyahu’nun kadraja girmesiyle imha olması gibi bir durum. Netanyahu’nun yüzü ekrana yansıdığı anda yürüyüş adeta başlamadan bitti.

Canına kıyılan 12 insanın fotoğrafı eli kanlı ülkeler için hijyen sunamaz. İki Arap gencin fotoğrafı, Kara Afrika’dan Mağrip’e Ortadoğu’dan Latin Amerika’ya estirilen terör fotoğrafının önüne geçemez. Batı aşikâr krizini İslam’ı iblisleştirerek, batı-dışı toplumları yıllardır yaptığı gibi kötürüm vaziyette tutarak aşamaz.   

Batı’nın kötürümleştirdiği toplumlar için adeta bir isyan ateşi olan Frantz Fanon’nun ‘Yeryüzünün Lanetlileri’ kitabına bir önsöz kaleme alan ünlü Fransız düşünür Jean-Paul Sartre Avrupa’ya yarım yüzyıl önce şöyle seslenmişti:

‘Bizim o nezih değerler manzumemiz erimeye başlıyor. Bunlara biraz yakından bakarsanız kanla lekelenmemiş bir tanesinin bile olmadığını görürsünüz.’

‘Kurbanlarımız bizi yüzlerindeki yaralardan ve bileklerindeki pranga izlerinden tanırlar. Ortaya koydukları delilin karşı konulmazlığı da burada yatmaktadır. Ne hale gelmiş olduğumuzu anlamamız için onları ne hale getirmiş olduğumuzu görmemiz yeterlidir. Peki, bunun bir faydası var mıdır? Vardır. Çünkü Avrupa ölüm döşeğindedir.’

Sartre, eğer bugün yaşasaydı, sanırım başta bu yaşlı ve hasta kıtanın İslamofobiklerine sonra terör saldırısını vesile ederek koşa koşa soluğu Paris Cumhuriyet Meydanı’nda alan eli kanlı liderlerin yüzlerine tükürürdü.

 

aliaydin505@gmail.com

Twitter: @_aydinali

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8