Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Tsipras’a kimler beddua ediyor?


04.02.2015 - Bu Yazı 1164 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yunanistan'da seçimleri radikal sol hareket SYRIZA kazandı.

Hareketin lideriAleksis Tsipras Başbakan oldu. Ortodoks Yunan toplumu kriz anında bir seçimde bulundu ve bana göre düşük yoğunluklu ekonomik krizle bunalan diğer Avrupa ülkelerinin vatandaşlarına göre siyaseten daha anlamlı bir tercih yaptı.

Radikal sol hareketin Ateist lideri Aleksis Tsipras’ı Başbakan yaptı. Tsipras’ın vaatlerini onun ateistliğinden çok daha fazla ciddiye aldı.

Böylece Jörg Haider ya da Le Pen gibi abuk sabuk adamlardan ya da Pegida gibi ipe sapa gelmeyecek patolojik vakalardan uzak durmuş oldu.  

Derin analizleri sayıları gün geçtikçe artan ülkemizin saygın Tsipras uzmanlarına bırakmak isterim. Lakin söylemeden geçemeyeceğim bir iki nokta var.

Öncelikle Tsipras’ı ‘Kurtarıcı İsa’ modunda kavrayan Türk Sol’unu bir kenara bırakıyorum. Ancak bir de Tsipras’ın vaatlerini karikatürize eden, ‘Bak nasıl yumuşadı’, ‘Gördün mü yapamadı’, ‘Popülist, hayalci bu adam’ türü karalama kampanyasına pek bir hazır pek bir meraklı bir grup var.

Ben asıl o arkadaşların durumunu vahim buluyorum. Bugün küresel anlamda işleyen düzenek sanki insanları mutlu etmiş, insanlar refah denizinde yüzüyorlar “Şimdi bu Komünist Tsipras, hayalleri ile her şeyi mahvedecek !” tarzında ve Tsipras’ın vaatlerinin altında ezilmesi için duacı pozisyonundalar.

Komünizme değil tabii ki lakin hayale, farklı seslere o kadar muhtacız ki…

Dünya olabilirlikler dünyası ve insanlık durumu son derece ucu açık bir düzlemde yol alıyor. Bugün olan, belki yarın olmayacak; ancak bulunuşu ile bizlere başka bir şey sunacak.

Tsipras eleştirmenleri sanki birer Fukuyama… Tarih bizim sözümüzle bitti, kimse haddini aşıp araya söz karıştırmasın, diyorlar.

Fena halde yanılıyorlar.

Daha söylenecek çok söz var…

***

HDP HDP olmasaydı ne olurdu?

HDP’nin seçime parti olarak girme kararını deklare etmesi,  böyle bir kararın olası sonuçları üzerinden yeni bir tartışma başlattı.

Bazıları, HDP’nin seçime parti olarak girme kararının rasyonelliğini, özellikle çözüm süreci ve yeni anayasa konusunda sorguladı. Bazıları ise sanki zihinlerin bir yerinde asılı duran bir endişeden hareket etti. Böyle 20-25 milletvekili iyiydi şimdi nerden çıktı bu iş ?, der gibiydiler.

Yeni anayasanın hedefe konulduğu bir süreçte, HDP’nin meclis dışında kalması ya da kendisini meclis dışında bırakma olasılığı yüksek olan bir tutumu bir tercih olarak satın alması, hem çözüm süreci hem de yeni anayasa yapımında çeşitli komplikasyonlara yol açabilir tabii. Ancak siyaset biraz da iddia işidir ve bir siyasi parti böyle bir iddia ile seçime girebilir, girebilmeli de. Çözüm sürecinin getirdiği bir dikkat ve hassasiyet ile HDP söz konusu olduğunda, sanki fazladan bir anlamlandırma içerisine giriliyor. HDP’nin de bu fazladan anlama, fazlaca bir itirazı yok. O da kendisini olduğunun çok üzerinde görmeye alışmış durumda.

Kimsenin HDP’nin çözüm sürecindeki rolüne bir itirazı yok, kurumsal meşruiyetini tartışan yok bu şartlar altında seçime parti olarak girme kararı alıyorsa eğer halkın teveccühü onu meclise taşıyacaksa taşır, taşımazsa ise HDP’nin de kimseye veryansın etmeye hakkı yok.   

Ama şurası açık ki kimse kat edilen mesafeyi berhava edecek bir sorumsuzluğa hoşgörüyle bakmıyor. Ancak 6-7 Ekim olaylarından da biliyoruz ki HDP’nin hoşgörüyü fazlaca umursadığı da yok.  

Sorsanız kendileri açısından bir değil belki de bin tane neden vardır.

Ancak sorun ve soru şu ki nedenlerin varlığı eyleminizin ortaya çıkardığı maliyeti göğüslemeye yeter mi?  Bu maliyet bir de sizin eyleminiz üzerinden tüm toplumun önüne konulacak bir fatura haline gelirse nedenlerinizin varlığı meşruiyetinizin tükenişine ve mum gibi eriyişine derman olur mu?

HDP’nin çoğu zaman tekrarladığı yaramaz çocuk tavrı süreci kolaylaştırmıyor, zorlaştırıyor. Akışın önüne geçiyor ve onu siyaseten olgun bir tavrın hep birkaç adım gerisine düşüyor.

Ben de ister istemez zihnimden geçiriyorum: Acaba HDP, HDP olmasaydı ne olurdu?

İşte cevaplar:

- Kendini arayan sanatçı.

-Üslubunu bulamamış yazar.

-Akortsuz bağlama.

-İmanla inkârın gerilimindeki birey.

-Poker oyuncusu.

-Küçük enişte.

 

aliaydin505@gmail.com

twitter: @_aydinali

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8