Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Siyaset, ahir zaman ve biz


11.03.2015 - Bu Yazı 1136 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Bütün yakın insani ilişkiler, varlıklarını sürdürmelerini neredeyse olanaksız kılacak, delici, tahammül edilemez bir saydamlıkla aydınlanmış durumdalar. Çünkü bir yandan her türlü hayati ilginin merkezine paranın tahripkârlığı yerleşmiş; diğer yandan bu durumun kendisi, neredeyse bütün ilişki imkânlarına set çeken bir barikat. Dolayısıyla doğal olduğu kadar ahlaki düzlemde de hesapsız bir güven, sükûnet ve sağlık ortan kalkıyor. “Walter Benjamin

*Yoğun bir siyasal atmosfer var. Toplumun tüm kesimleri siyasallaşmış vaziyette. Siyasal olanın yaşamın diğer alanları üzerinde kuşatıcı bir ağ oluşturduğu zamanlardayız. Bu aşırı siyasallık durumu farklı olanın, farklılığın altını çizerek, hatta bu farklılığı fetişleştirerek gerilim hattı, çatışma düzlemi olarak kodlamaktadır.

Diğer taraftan yoğun bir enformasyona maruz kalıyoruz. Yoğun, hızlı ve akışkan bir yaşam biçimine maruz kalıyoruz. Ait olduğumuz dünya aşınıyor. Aidiyet duyduğumuz değerler etkisizleşiyor. Varoluş koşullarımızı oluşturan, anlamlandıran kültürel dokumuz engellenemez bir çözülmeye uğruyor. Ekonomik hayat ve beslediği ilişki biçimi Sennet’in ifadesiyle “karakter aşınması”na neden oluyor. Aile içi ilişkiler evriliyor. Cinsiyet rolleri farklılaşıyor. Eski ve yeni kuşak arasındaki doğal bağlılık-bağımlılık nitelik değiştiriyor, yeni kuşaklar için taşınması zor bir yüke dönüşüyor. Teknoloji, mimari ve yoğun kentleşme insanları yalıtıyor, duyarsızlaştırıyor. Temas etme, hemhal olma, ru be ru yaşama olanaklarını yitirdikçe kendimizde kaybolma hatta daha acı bir ifadeyle  “kendimiz” olamama gibi büyük bir problem açığa çıkıyor.

Baş edemediğiniz, gerekli karşı tepkiyi koyamadığınız yoğun enformatik taarruz, bütünlüğünü yitirmiş bir kültürel kimlik, sosyalleşebileceğiniz sahici ilişki ve mekân ağlarının kayboluşu kırılgan, savunmasız tabiri caizse tüm kültürel bağışıklık sistemi felce uğramış ve sürekli maruz kaldıklarına entegre olmaya çalışan nevzuhur bir tipolojiyi tahkim ediyor. Kimlik bütünlüğünü yitirmiş, yırtılmış, parçalanmış bir kişilik karşımızda duruyor.

Yapısal bir sorunla karşı karşıyayız. Tarihsel-toplumsal dinamiklerin önümüze koyduğu bu derin açmaz siyasal gerilim üzerinden tüm kesimleri kuşatmış durumda. Mevcut durum karşısında yaşananları olağan-olması gereken olarak kodlayan bir toplumsal kesim bulunmakta. Ancak her toplumsal kesim siyasallığın gölgesinde ortaya çıkan patolojiyi diğer toplumsal kesimlerin yol verdiği arızi bir durum olarak kodlama kolaycılığı ile geçiştirmeye çalışıyor.

Oysa süreç karmaşıklığı, kontrol edilemezliği ve çelişkileri ile tüm kesimleri içine almakta, savunmasız ve çaresiz bırakmaktadır. Nitekim siyasallığın bu aşırı önem kazanması yaşanan derin dalga karşısındaki çaresizlikten kaynaklanıyor da denilebilir. Derin bir tarih tasavvuru, ben idraki, düşünsel-kültürel ve inanç evrenine tekabül etmeyen siyasal duruşlar geçmiş dönemlerden kalma sembolik tortulara, içerikleri boşalmış kaba ritüellere yaslanmakla günü kurtarmaya çalışıyorlar.

Kimlik sınırları kaybolan, kuşatıcı bir varoluşsal anlam haritasından yoksun olan ya da bu anlam haritası ile işlevsel bir ilişki kuramayan ve tahripkâr bir sıradanlaşmaya-standartlaşmaya maruz kalan bizleri, henüz geçiştirmekle uğraştığımız tarihsel daha doğrusu varoluşsal bir sorgulama-anlama-anlamlandırma görevi bekliyor. Mevcudu, maruz kaldığımızı, maruz kaldığımız koşulları besleyen dinamiği ve bir “uyum aparatı” olarak debelenen kendimizi sorgulayacak, hesaplaşacak derin arayışları gündeme almamız gerekiyor.

Çünkü aksi durum siyasal muhayyile ile siyasal söylem ile uyumlu olmayan bir pratiğe mahkûmiyet anlamını geliyor. Siyasal ayrışma ne kadar yoğun olursa olsun karşımızda sahici bir farklılaşma, derinlikli bir ayrışma anlamına gelmiyor. Zira temel parametreler, öncelikler, yönelimler, kaygılar benzer. Ambalajları farklılaşsa da benzer davranış kalıpları, benzer arzular, hayaller, istekler.

Dolayısıyla derinlikli bir sosyal hayattan beslenmesi gereken siyasal mücadele şiddetlendikçe başka bir noktadaki açmazımızın boyutunu açık ediyor aslında. Odaklanmamız gereken, peşinde iz sürmemiz gereken o noktayı kaçırırsak bir noktadan sonra önemi yüksek olan siyaset’i de takatsiz, dayanaksız ve işlevsiz bir ameliyeye dönüştüreceğiz. Tevarüs ettiklerimiz ile yeni dinamik arasında anlamlı bir bütünleşme, bütünlüğünü muhafaza etmiş şizofrenik olmayan bir çaba hepimizi acil olarak bekliyor. Sanattan edebiyata, mimariden ahlaka, eğitimden ekonomiye uzanan geniş bir alanda hem de. Bu aciliyetin hakkını verebilirsek Haçlı Seferlerini, taş üstünde taş bırakmayan Moğol istilalarını püskürttüğümüz, kadim medeniyetlerin bilgi-inanç ve düşünce dünyalarını vurucu müdahalelerle dönüşüme uğratarak çıkış yolu bulduğumuz bir hikâyeyi yeniden yazabiliriz. Yoksa kuru sembollerin-cansız ritüellerin gölgesinde bir “varoluş yanılsaması”nın yarattığı narkotik rehavette çözülmeye devam edeceğiz.

 

aliaydin505@gmail.com

@_aydinali

.

Facebook Yorumları

reklam
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı