Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

#Yalovavalisigörevdenalınsın


8.4.2015 - Bu Yazı 953 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yalova’da Vali Selim Cebiroğlu’nun hışmına uğrayarak bir anlamda kendi çocukları konumunda olan öğrencilerinin gözleri önünde aşağılanan, hakarete maruz kalanHalil Serkan Öz, kendisi ve kendisinin şahsında Öğretmenlik mesleğinin onuru için düzenlenen ‘Saygı Yürüyüşü’nde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi.  

06.04.2015 Pazartesi günü ders zili çaldığında, dersi olan öğretmenler sınıflara gitmediler.

İlk derslerine girmediler.

Kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren, birkaç gün öncesinde ise Yalova Valisi Selim Cebiroğlu’nun hakaretlerine maruz kalarak kahrolan Öğretmen Halil Serkan Öz içindi bu eylem.

Onun şahsında insanın kırılan onuru için, yere çalınan izzet-nefsi içindi. 

Bu feci olayı değerlendirenler,  bir babanın kendi çocuklarının huzurunda sırf makamından güç alan birisi tarafından ezilmesinin, ufalanmasının, değersizleştirilmesinin ne demek olduğunu tahayyül etsinler. Tamamen hukuksuz ve haksız bir biçimde yok yere bir insanın bu duruma düşürülmesinin ne demek olduğunu tahayyül etsinler. Biraz da bu açıdan düşünsünler. Düşünsünler ki meselenin ne hakarete maruz kalan ve akabinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren Halil Serkan Öz’ün ne de eğitim camiasının meselesi olmadığını görsünler.

Mesele insanlık, vicdan ve ahlak meselesi!

Maalesef bu olay otoriter devlet mekanizmasının insanlar üzerindeki baskısının ilk örneği değildir. Eğer bu konuda gerekli yasal düzenlemeler yapılmazsa son örneği de olmayacaktır. Zira kamu otoritesinin il ve ilçelerdeki temsilcileri konumunda olan vali ve kaymakamların bir kısmı hala askeri darbe dönemlerini andıran tek tipçi, dayatmacı ve özgürlük karşıtı bir devlet geleneğini en sert şekilde uygulamanın bir tür görev ve zorunluluk olduğunu düşünmektedirler. Kamu otoritesinin kendilerine vermiş olduğu yetkiyi, toplumun özgürlük taleplerine, yasaların ve mahkemelerin ilgili düzenleme ve kararlarına rağmen keyfi ve hukuksuz olarak kullanmaktadırlar.

Her fırsatta insan haklarından, özgürlüklerden, demokrasiden ve adaletten bahseden kişi ve kurumlar bunun gereğini yapmalıdırlar. Söz konusu bu söylemler ancak bu konularla ilgili yasal düzenlemeler ve uygulamalar hayata geçirilirse anlam ve değer kazanacaktır. Aksi takdirde bu söylemler  içi boş, oy ve oyalama amaçlı siyasi nutuklar olmaktan öteye geçemeyecektir.

Şunu çok iyi biliyoruz ki memleketimizde ‘onurlu istifa’ mekanizması diye bir şey yok. Keşke olsaydı! Olmadığı için ilgili, yetkili kişi ve kurumları sık sık göreve çağırıyoruz. En azından üst bir makam gereğini yapar da hazmedemediğimiz acı bir olay hiç değilse vicdanları teskin edecek bir netice doğurur diye düşünüyoruz.

On gün oldu.

Sayın Başbakanın, İç İşleri Bakanının, Milli Eğitim Bakanın gözlerinin içine bakıyoruz. Bir açıklama, değerlendirme bekliyoruz. İnfiale yol açan, tepkiye neden olan vali hakkında yetkililerin işlem yapmasını ümit ediyoruz.

Halil Serkan Öz vefat etmeden önce olay basına yansımıştı. Halil Serkan Öz’ün vefatı ise trajediyi derinleştirdi.  Olayda iki kamu görevlisi var. Birisi şimdi hayatta değil. Diğeri ise hiçbir şey olmamış gibi görevinin başında!

Geçen hafta yazdığım yazıyı “Ey valiler! Ey kaymakamlar! Gidin millete hizmet edin! Okul basıp öğretmenin sakalına paçasına yapışmayın!” diyerek bitirmiştim.

Selim Cebiroğlu hâlâ Yalova Valisi sıfatını taşırken hitabı revize ediyorum müsaadenizle!

Ey valiler, ey kaymakamlar!

Amiri olduğunuz insanları istediğiniz gibi aşağılayabilir, makamınızın gücüyle onları uluorta tahkir edebilir, rencide edebilirsiniz!

Kılığını kıyafetini beğenmediğinize “dilenci”, “berduş” diyerek seslenebilir, astınız olan kurum idarecilerini “eşekbaşı” ilan edebilirsiniz!

Sizin öfkenize neden olan uygulama ve eylemler velev ki yasal bir hak olsun, kanun ile güvence altına alınmış olsun!

Hiç sorun değil, hiç mesele değil! Merak etmeyin, kimse sizi yerinizden etmez, pozisyonunuzu değiştirmez!

Sizin yüzünüzden bir kalp durmuş olsa, bir baba feryat etse, bir halk ağlasa bile!

 

aliaydin505@gmail.com

twitter: @_aydinali

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8