Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Sevgili ÖSYM


15.3.2017 - Bu Yazı 683 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Merkezî sınavlar ülkemizin acı bir gerçeği. Hem milyonlarca öğrencinin üniversiteye giriş hayallerinin gerçekleşmesi hem de bir o kadar üniversite mezununun iş bulması bu sınavlara bağlı.

ÖSYM tarafından organize edilen bu sınavlar yakın bir geçmişe kadar güvenilirlikleri konusunda bir endişe kaynağı değildi. Ne var ki FETÖ'nün ülkemizde kimyasını bozduğu kurumların başında gelen ÖSYM'nin ‘çalınan sorular' ile tartışmaların merkezine oturması bu durumu değiştirdi. 15 Temmuz'a uzanan bir menzilde tüm ülke, bu örgütün emniyetten adliyeye ne kadar kurum var ise hepsinde ne tür karanlık işlere hamilik ettiğini öğrenmiş oldu. Çok şükür millet bu belayı yüksek cesareti ve kararlılığı ile defetti / defediyor. Merkezî sınavlar ise yine yapılıyor ve bu sınavlara ilişkin uygulamalar yine ÖSYM tarafından organize ediliyor. ÖSYM şimdi de sınavlara ilişkin uygulamaları ile yeni bir tartışmanın tam ortasında.

Bu tartışmalardan ilki ÖSYM'nin ‘çalınan sorular' skandalının patlak vermesinin ardından hayata geçirdiği güvenlik tedbirlerine dair. Bu tedbirlerin üzerlerinde tatbik edildiği iki kesim var: Biri sınavda görevli personel diğeri ise sınava giren aday. Tedbirler ise çok sıkı.

Görevli personelin görev yapacağı binaya girdiği andan itibaren bir dizi kurala uyması gerekiyor. ÖSYM tarafından belirlenen bu kurallara göre üzerlerinde kimlikleri dışında hiçbir şey taşıyamıyorlar mesela. Cüzdan yasak, cüzdanın içindeki kredi kartı yasak, ceplerinde evlerinin ya da arabalarının anahtarlarını bulundurmaları da yasak… Eğer görevli personel bayansa bu yasaklara ilave olarak onların kolye ya da küpe takmaları da yasak…. Birkaç yıl önce görevli erkek personelden kemerlerini de çıkartmaları isteniyordu. Öğrendiğim kadarıyla son yapılan YGS'de (Yükseköğretime Geçiş Sınavı) böyle bir şey talep edilmemiş. Allah'tan kemerler olması gereken yerde, görevli personelin belinde kalmış! Bu arada hatırlatalım ‘görevli personel' olarak bahsi geçen insanlar devletin okullarında çoluğumuzu çocuğumuzu emanet ettiğimiz öğretmenler. ÖSYM bu insanlara reva gördüğü her şeyin gerekçesi olarak tek bir şeyi işaret ediyor: Güvenlik.

Bu yıl, tedbirlerin adayları ilgilendiren kısmına, uygulamaya geçen yeni bir kural damga vurdu. Bu yıla kadar sınavlara, sınav başladıktan sonra 15 dakikaya kadar adaylar kabul ediliyorlardı. Ancak bu kural da değişti. Yeni kural, adayın sınav başlamadan 15 dakika önce sınav salonunda hazır bulunmasını istiyor. Eğer herhangi bir sebepten ötürü aday gecikirse ne olacağını, birkaç akşamdır ekranlara yansıyan Mehmet Kara'nın görüntülerine bakarak daha iyi anlayabiliriz. Bilmeyenler için söyleyelim Mehmet Kara 1 dakika geciktiği için sınava alınmayan ve sokak ortasında ağlayarak tüm Türkiye'nin dikkatini çeken gencimiz.

Şimdi, hem sınavda görevli öğretmenlerin hem de sınava giren adayların maruz kaldıkları eziyetin gerekçesi ÖSYM tarafından “güvenlik” olarak gösteriliyor.

İyi de sevgili ÖSYM, senin sorularını sınav salonundaki görevli öğretmen çalmadı ki! Senin soruların senin tam merkezinde çalındı. Dolayısıyla alman gereken tedbirler mutlaka olacaktır. Olacaktır ama zaaf nerede gösterildiyse orada. Orası senin merkez binandır sevgili ÖSYM. Allah aşkına sen önce kendini kolla. Görevli personel için bir tacize dönüşen, sınava giren adayı ise bir dramın kurbanı kılan şu uygulamalarından vazgeç lütfen!

ÖSYM'nin diğer bir tartışmalı uygulaması ise 2017 KPSS (Kamu Personel Seçme Sınavı) giriş ücretleriyle alakalı. ÖSYM geçen yıla göre sınav ücretine yüzde yüz yirmi (rakamla: %120) oranında zam yapmış. Buna göre sınavda tüm oturumlara katılacak memur adayının 480TL ödemesi gerekiyor.

İnsan bu zam oranına hayret ediyor. Yani dönüp ÖSYM'ye şunu diyesim var: Hayırdır sorduğunuz soruların maliyeti mi arttı? Başka ülkeden soru mu ithal ediyorsunuz? İthal ürün kullanıldığı için mi bu ücret? Ve karşılıklı konuşma imkânımız olsaydı herhalde şöyle sürdürürdüm konuşmayı:

Sevgili ÖSYM, KPSS'ye giren insanlar, çoğu üniversite mezunu memur adayları. Bir iş sahibi değiller. Maaşları yok. Çoğu kırılmış gururuyla bu sınava giriyor. Ailelerine yük olmak istemiyorlar ya da bir an önce iş bulup hâlihazırda yaşadıkları ‘yük oluyoruz' duygusundan kurtulmak istiyorlar. Bir sınav yapıyorsun ve sadece başvuru ücretine yüzde yüz yirmi oranında zam yapıyorsun. Olacak iş değil!

Son tartışma ise adaylara ÖSYM tarafından dağıtılan kurşun kalem, kalemtıraş ve silgilerin üzerinde yazan  “Made in Germany” ibaresi ile “kalemi, silgiyi de mi onlardan alıyoruz?” şaşkınlığı ile karşılanan durumla ilgili. Avrupa ülkelerinin başta Almanya ve Hollanda olmak üzere Türkiye'ye karşı açıktan hasmane bir tutum aldıkları şu günlerde, ÖSYM'nin en azından neyi, nereden aldığı ile ilgili bir özeni göstermesi gerekirdi. Devletin üst düzey yöneticileri bir duruş ve söylem geliştirirken devletin kurumları arasında bir eşgüdümün olması beklenir. İnsan merak ediyor ürünlerin alımı için yapılan ihaleye hiç yerli bir firma katılamadı mı? Bu ülkede kalemtıraş üreten bir firmamız yok mu? Bu alım kala kala Almanya'yı mı kaldı? Ben gidip kırtasiyeden kalem, silgi almıyorum ki! Devletin bir kurumu bu alımı yapıyor.

Sevgili ÖSYM, bu üç tartışma hususunda kendini acilen revize etmen dileğiyle hoşçakal…

.

Facebook Yorumları

reklam
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı