Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak


17.5.2017 - Bu Yazı 889 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta, Uluslararası Münazara Turnuvası'nın ödül töreninde yaptığı konuşmada, “Bize, sorgusuz, sualsiz biat eden, cahil bir gençlik değil, neye inandığını, neyi savunduğunu, neyin mücadelesini verdiğini bilen, bunun için gereken her türlü donanıma sahip bir gençlik lazım.”, dedi.

Bu vesileyle birkaç hususun altını çizmekte fayda var.

BİRİNCİSİ; bu konuşmada bir hitap eden bir de hitap edilenler var. Mesajın hatipten hitap edilenlere doğru aktığı düşünülebilir. Ne var ki böyle bir konuda durum hiç de göründüğü gibi değildir. Yetişmesi, eğitimi, sosyal ve kültürel çevresi ile tesiriniz altında olan,  tasarruf ve müdahalenize açık bir topluluğun hem mevcut hem de müstakbel hali bir yönüyle sizin de aynadaki aksinizdir. Bu nedenle ‘Nasıl bir gençlik?' sorusu, ‘Nasıl bir zihniyet?', ‘Nasıl bir eğitim?', ‘Nasıl bir öğretmen?',  ‘Nasıl bir yetişkin?', ‘Nasıl bir aile?', ‘Nasıl bir siyasetçi?', ‘Nasıl bir medya?' sorularıyla birlikte düşünüldüğünde anlam kazanır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanının ağzından çıkan cümle başta kendisi olmak üzere herkesi muhatap kılıcı mahiyettedir. Gençler o muhataplardan yalnızca biridir.

İKİNCİSİ, nasıl bir gençlik görmek istediğimize dair özlem, onlarla nasıl bir ilişki kurduğumuz gerçeği ile beraber düşünülmeli. Bir ayağımız gençliğe ilişkin tasavvurlarımızda ise bir ayağımızın da mevcut gerçeklikte olması icap eder. Tasavvurlarımız ile gerçekliliğimiz arasındaki mesafe hedeflerimizin ne ölçüde gerçekleştirilebilir olduğuna ve gerçekleştirme arzumuzun sıhhatine dair çok şey söyler. En otoriter ideolojilerin takipçileri bile gençler söz konusu olduğunda aklını kullanmaktan, hür düşünmekten, gençlerin sorgulayan ve eleştiren olması gerektiğinden söz ederler. Mesela bizim MEB bünyesinde aralıksız devam eden tek tipçi eğitim sistemimiz bile yazılı mevzuatına baktığınızda bu tip laflar eder. Bireysel istidat, yaratıcılık, özgünlük gibi sözcükler havada uçuşur. Ne var ki işin rengi bunları diyenlerin gençlere neyi reva gördüğüne baktığınızda değişir.

Eleştiriye toplum ne kadar açık?, Siyaset ne kadar açık?, Medya ne kadar açık?

Gençler önlerine baktıklarında eleştirel düşünmenin bu ülkede ederi hakkında ne görüyorlar? Aile içinde ya da okulda özgüvenle kendini ifade girişimleri nasıl bir muameleye maruz kalıyor? Toplumun makbul bulduğu ilişki biçimi içerisinde doğruyu söyleyenler niye 10 köy gezmek zorunda kalıyorlar? Kimler el üstünde tutuluyor kimler yer altına sürülüyor? En halim selim bir eleştiri bile dost gülümsemesi ile mi düşman oklarıyla mı karşılanıyor?

Bu tip sorulara vereceğimiz samimi cevaplar, tıpkı hastalık halinde vücutta beliren ateşin hekimler tarafından bir sıhhat belirtisi olarak görülmesi gibi derdimiz olan meselemizin esastan idraki bakımından önemli bir sıhhat arayışına imkân sunacaktır kuşkusuz.

ÜÇÜNCÜSÜ; sorgusuz sualsiz biat etmenin iki nedeni olabilir. Bunlardan birisini Cumhurbaşkanı aynı cümle içerisinde söylüyor. Cumhurbaşkanı kör bir sadakatin nedenini cahillik olarak tanımlıyor. Fuzuli ilimsiz şiiri yıkık duvara benzetir. İlimden nasibini almayan şiirin durumu neyse ilimden nasipsiz bir inanç da öyledir. Yıkık olduğu kadar yıkıcıdır da. Ancak sorgusuz sualsiz sadakatin en az tehlikesidir yine de!

Asıl tehlike arz eden, ilimsiz sadakat değil aksine ilimden cömertçe istifade etmiş, birkaç titri ile birkaç diploması olan, medyatik bir yüze ve iyi görünüme sahip olanların asıl niyetlerini görünmez kılan bir şal gibi üzerlerine geçirdikleri sadakattir. Kör sadık numarası çekerek sadakatini, beklediği rant kapılarının, ihale masalarının kendisi için açılmasının sigortası haline getiren çıkar maksimizasyonuna dayalı ve korkunç rasyonel bir biçimde kurgulanmış lacivert takım elbiseli, plaza zırhlı sadakattir.

İlk grupta yer alanlar cahilliklerinin faturasını işin kavgasını verdiklerini düşünüp avunarak lakin sofrada kendilerine yer açılmaması ile öderler. Sofra her zaman ikinci grup için rezerve edilmiştir. İlk grupta yer alanların payına istihza ve küçümseme düşer. İkinci gruptakiler ise hep el üstündedirler.

Gençlere yetişkinlerin nasıl bir manzara sunduklarına bakarak, onların olası tercihlerinin yönünü kestirebiliriz. Kendimizi kandırmayalım: Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur!

Tekrar başa dönersek bu da asıl muhatabın gerçekte kim olduğu sorusuna biz götürür. Sunmadığımız bir örneği onlardan isteyemeyiz, yapmadığımızı yaşamalarını bekleyemeyiz. Bu onlara haksızlık olur kendimiz için ise kaçış.   

.

Facebook Yorumları

reklam
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı