Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!


5.7.2017 - Bu Yazı 888 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Milli Eğitim Bakanlığı (MEB)  Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği'nde yaptığı değişiklikle yeni açılacak okullarda mescit bulunması şartını getirdi.

Aydınlık Gazetesi işte bu değişikliği “Pedagojik Cinayet”diyerek manşetine taşıdı. Pedagojik jenosidi hararetle savunan bir siyasi eğilimin yayın organı için hayli iddialı bir çıkış.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ise partisinin yayın organının manşetine sahip çıkarak “mescit düzenlemesine” müsaade etmeyeceklerini deklare etti. Vatan Partisi'nin henüz İşçi Partisi olduğu dönemde, 28 Şubat'ın temel insan haklarını ayaklar altına aldığı günlerde “Devrim Kanunları Uygulansın” çıkışı hafızalarımızda hâlâ tazedir. “Namlusu millete doğrulmuş tankları” arkasına alarak başörtüsü simgesi üzerine çarpı işaretinin atıldığı afişlerle her yeri donatmış bir partinin genel başkan, bugün mescit için ayağa kalkıyor. Perinçek bahsi geçen tankları “İlericilerin tankları var” diyerek selamlamıştı.

Böyle bir cemaziyelevveliniz  varken ihtiyaca binaen ortaya çıkan mescit ile ilgili bir düzenlemeye “pedagojik cinayet” diyerek karşı çıkmak, öteki gördüğüne karşı dün olduğu gibi bugün de patolojik bir öfke patlaması içinde olunduğunu gösteriyor.

Bilimi bağnaz bir kilise haline getirerek yüzeysel pozitivizmi yobazlık derecesinde bir itikat olarak benimseyenler, küresel emperyalist çetenin mutfağında pişen İslamofobi sosu ile bezeli bir histeriyi üzerinde “bilimsel” yazılı bir çuvalın içinde bu ülkeye satmaya çalışıyorlar. Ne var ki yanlış mahalledeler. Müslüman mahallesinde bu tip ürünlerin alıcısı çıkmaz!

Aydınlık Gazetesi ya da başkaları çıkıp da 200 yıllık mazisi olan modern eğitim sistemini “pedagojik cinayet” olarak tanımlarlarsa bu tanımlamanın altına tereddütsüz imzamı atarım. Ne var ki o zaman kendilerinin asr-ı saadet olarak gördükleri bir dönem de sanık sandalyesine oturmaktan kurtulamayacaktır.

Modern eğitim sisteminin hikâyesi, toplumun inanç ve kültür evreni ile çatışan hatta onu hedef alan konumlanışı ile toplumun gerçekliğine karşı akıl-dışı bir tutkunun hikâyesidir aynı zamanda.      Endoktrinasyon merkezleri olarak kurgulanan modern eğitim kurumları, yığın olarak gördükleri toplumu bir bal mumu gibi şekillendirerek kafalarındaki şablona göre toplumu biçimlendirmek isteyenlerin operasyon üssü olmuştur. İdeolojisi, örgütlenmesi, mimarisi, zaman-mekân düzenlemesi bu amaca uygun olarak planlanmış,  çocuklar ve ebeveynleri ise üzerlerinde çılgın bilim adamlarının tıbbi deneyler yaptığı canlılar mesabesine indirgenmişlerdir.

Türkiye'de ise eğitim sistemini sorgulamaksızın ona dâhil olmak isteyenlere bile rıza gösterilmemiştir. Akıl-dışı bu engelleme girişimi tek talebi “katılım” olan gençlerin hayatlarında travmatik bir yara izi olarak kalacak olan “başörtüsü zulmünü” ortaya çıkartmıştır. Hepinizin bildiği gibi bu zulüm, Ak Parti'nin bile hükümet olduktan tam 12 sene sonra ancak sonlandırabildiği bir zulümdü.

Madem söz pedagojik cinayetten açıldı, bir iki hatırlatma yapalım o zaman….

 28 Şubat günleri, toplama kamplarında yöneticilik yapacak insanların üniversitelerde rektörlük yaptığı günlerdi.  Türkiye bu akıl tutulmasından yıllarca çıkamadı. Öyle bir akıl tutulması ki üniversite kampüslerinin girişine bilim adamı (!) olduklarını iddia edenlerce bilimsel (!) ikna odaları kuruldu. Emin olun, Auschwitz'deki gaz odaları nasıl unutulmayacaksa bu ikna odaları ve onları kuranlar da unutulmayacak!  O günlerde, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nde bölüm birincisi olan öğrenci mezuniyet törenine alınmayarak fiili saldırıya uğradı. 11 Ekim 1998'de bu akıl almaz başörtüsü zulmünü sadece el ele tutuşarak sessizce protesto etmek isteyen öğrenciler gözaltına alınıp tutuklandılar. Bu öğrencilerden birisi olan Cerrahpaşa tıp öğrencisi Nilüfer Pehlivan, DGM'de yargılandı ve eğitimi sekiz sene aksadı. Pehlivan ve eylemi örgütlediği iddia edilen 30 kişi hakkında İstanbul DGM'de toplam 90 yıl ağır hapis istemiyle dava açıldı.

28 Şubat'ın üzerinden 10 sene geçmiş olmasına rağmen zulüm tüm hızıyla devam ediyordu. Adana'da 14 yaşında İmam Hatip Lisesi öğrencisi Tevhide Kütük, 24 Kasım münasebetiyle düzenlenen ve birinci olduğu yarışmada ödülünü almak için sahneye çıktığında, kaymakam ve garnizon komutanın "İndirin onu!" diyerek tepki göstermesi sonrasında gözyaşları içinde kürsüden ödülünü alamadan indirildi. Tevhide'nin ve ondan yaşça büyük ablalarının üniversitede maruz kaldıkları ayrımcılığı anlatan yüzlerce hikâye, bu ayrımcılığın mağduru binlerce insan var.

Hepsi de Türkiye'de maruz kalınan kültürel/pedagojik jenosidin kayıtları arasında yerlerini aldılar.

Mescit düzenlemesine tekrar dönersek...

Bu düzenlemenin ihtiyaca binaen ortaya çıkmış olduğu aşikar. Ne var ki bizler mahallemize kadar naraları ulaşan ve cemaziyelevvellerini bildiklerimize göre pozisyonumuzu belirleyemeyiz. Bu düzenlemeyi yeterli görmek, bununla iktifa etmek ya da tabii bir ihtiyacın giderilmesini neredeyse “devrim” olarak değerlendirmek büyük bir yanılgı olur. Bizim sorgulamamız gereken bir düzenek ve işleyiş var. O düzeneğin içinde yer almak her şey demek değil. Bize rağmen işleyişine devam eden bu düzeneğin kurgusundan içeriğine, amaçlılığından işleyişine kadar sorgulayacağımız, ele alıp tartışacağımız başlıklarımız, ödevlerimiz var. Bu nedenle akıl-dışı bir konumlanış ile bize doğru savrulan naraları mahkûm etmekle yetinemeyiz. Eğitime katılım krizinin aşılmasını, eğitim problemi çözüldü olarak değerlendiremeyiz.

Yolumuz uzun, işimiz çok…

.

Facebook Yorumları

Kod8
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8