Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın


19.7.2017 - Bu Yazı 874 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Biliyorum başlığı okuyunca; yine ne yaptı?, diye soracaksınız.

Sanki evin haylaz oğlundan bahsediyoruz!

Yine ne yaptı?; ne yaptığı bilinmese bile ismi bir şikâyetin, bir sitemin, bir sızlanmanın yanına yazıldığında onu tanıyan  herkesin daha baştan müştekiye hak verdilerini gösteren bir soru cümlesi.

Söz konusu ister evin haylaz oğlu olsun ister ÖSYM!

MODERN BİR DELİ DUMRUL HİKÂYESİ

Hayır, bugün YGS, LYS, ALES, TUS, DUS, KPSS lisans-önlisans-ortaöğretim, YDS, Hâkimlik-Savcılık, Kaymakamlık, Sayıştay gibi onlarca sınavın düzenleyicisi olan ÖSYM'nin yıllarca sınav sorularının FETÖ üyelerine dağıtılması nedeniyle ülkenin 15 Temmuz'da felaketin eşiğine gelmesinde büyük pay sahibi olarak görülmesi ve halk nezdinde itibarı olmayan bir kurum haline gelmesinden bahsetmeyeceğim. ÖSYM'nin sırf bu konu sebebiyle olsa bile yeni süreçte geçmişte yapılan büyük yanlışları unutturacak şekilde davranması ve kurumsal imajını düzeltecek uygulamalara imza atması gerekirken vurdumduymazlık çıtasını yükseltme eğilimi içinde olması da şimdilik bahsi diğer.

Kopya sanki sınav salonunda çekiliyormuş gibi sınav girişinde öğrenci ve görevlilere yönelik uyguladığı sert güvenlik uygulamalarıyla güvenilirlik çıtasını yükseltebileceğini sanan; fakat yarattığı yersiz gerginlikle, sınavın heyecan ve stresi altındaki adayın gerilimini bir kat daha arttıran uygulamaları da şimdilik bir kenarda dursun.

Hayır bugün bu yazıda, 17 Aralık 2016 tarihinde gerçekleştirilen Tıpta Yan Dal Uzmanlık Sınavını, üzerinden geçen 8 aya rağmen itirazların değerlendirildiği gerekçesiyle henüz açıklamamasından ve  sınava giren 4000'den fazla hekimi mağdur etmesinden söz etmeyeceğim. Eylül ayında yaptığı Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavı'nı (DUS) iki hafta içinde açıklayacağını duyurduktan sonra Aralık ayında açıklayan bir kurumun dakik olmadığı aşikâr. ÖSYM bahsi geçen sınavda, itiraz edilen 8 sorunun 6'sı iptal edilince sonuçları iki kez güncelleyerek adayları çileden çıkartmıştı. Aynı şekilde Nisan'da açıklayacağını ilan ettiği TUS sonuçlarını Mayıs ayı sonunda açıkladı. Bu gecikmelerin adaylara verdiği zararlar konusunda da ÖSYM'in sorumsuzluğundan zerre miktar taviz vermediğini dost-düşman herkes biliyor zaten.

ÖSYM'nin kronik hastalığı haline gelen yanlış soru hazırlama sorunu her sınavda yinelenirken son LYS'de matematik sınavında müfredat dışı konudan iki soru sorarak hatalarından ders çıkarma hususunda kabiliyetsiz olduğunu da gösterdi. İtirazlar üzerine iptal edilen iki soruyu çözmek için çok değerli zamanlarını harcayan adayların hakları da – söylemeye bile gerek yok- umurunda değil. Sınava 9.46'da gelen adayı dakika-saniye hesabı gözeterek salona sokmayacak kadar titiz ve tavizsiz olan kurum yöneticileri yaptıkları bu tarz kaba yanlışlardan dolayı en küçük bir sorumluluk duygusu taşımıyorlar. Doğru soru hazırlama konusunda kabahatinin büyüklüğü ve özrünün hiç olmaması Türk halkının yakından bildiği ve tecrübe ettiği bir hakikat olduğu için sözünü bile etmek istemiyorum.

Biliyorsunuz, ÖSYM son sürprizini LYS yerleştirme puanlarını yeniden hesaplayarak yaptı. Bazı adaylara ek puanlarının uygulanmamış olması, binlerce adayda da YGS ve LYS yerleştirme puanlarıyla ilgili olarak yapılması gereken OBP kesintisinin yapılmamış olması nedeniyle yerleştirme puanlarını yeniden hesapladı. Yeni Sonuçlar, 14.07.2017 tarihinde saat  19:12 itibariyle tüm adayların erişimine açıldı. 7084 adayın yerleştirme puanını yeniden hesaplayarak tüm adayların yüreğini hoplatan ÖSYM, bu ve benzeri sayısız özensizliğin ve lakaytlığın adresi. Tüm bunlar normalmiş gibi davranıyor. Artık adaylar sınav sonucunu beklerken kendi performanslarından çok ÖSYM'nin kaderlerine tesir edecek performansından kaygı duyuyorlar. Uygulamalarıyla adaylara sürekli kaygı pompalayan bir mega-makineye dönüşen ÖSYM'nin her cıvatasından ayrı sesin geldiği bu görüntüsü de yazımın asıl derdi değil elbette. 

ÖSYM, uyguladığı keyfe keder tutarsız ücret politikasıyla da mağduriyet üretiyor. 50 soruluk İSG (İş Sağlığı ve Güvenliği)  sınavına giriş için 165 TL ücret istiyor. Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) ücretlerine her yıl inanılmaz zamlar yaparak 2015'te 100, 2016'da 220, 2017'de ise 300 TL şeklinde astronomik ücretler belirledi. KPSS sınav ücretini önce 420 TL açıklayıp yoğun tepkiler gelince geri adım atarak 180 TL'ye düşürdü. Yaptığı diğer sınavlarda da sabit 90 TL ücret alan ÖSYM'nin, umudunu gireceği sınava bağlamış insanları ekonomik açıdan oldukça zorlayacak ücret politikasını neye ve hangi kriterlere göre belirlediği de büyük bir sır olarak kalmaya devam ediyor.

ÖSYM'NİN SON SKANDALI

ÖSYM son olarak öyle bir skandala imza attı ki Türkiye'de kurumlar arası eşgüdümsüzlüğün de adeta numunesi olduğunu gösterdi. İmza attığı son skandalla ÖSYM farklı bir galaksi sisteminde yer alan bir gezegende faaliyetlerini sürdüren hasbelkader Türkiye'de de bürosu bulunan bir sınav merkezi gibi davrandı.

Bildiğiniz gibi 29 Ekim 2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6752 sayılı yasa ile 15 Temmuz günü "Demokrasi ve Millî Birlik Günü" adı altında resmî tatil ilan edildi. 15 Temmuz'un 1.yılında ise herkes seferber oldu. Başta devletin zirvesi. O gece Cumhurbaşkanı sabaha kadar hiç uyumadı. Millet yeniden nöbetlere çağrıldı. Halkın katılımı teşvik edildi. Anma etkinlikleri 16 Temmuz akşamına kadar sürdü. Meclisteki tören, on binlerin katılımıyla sabah 04.00'te sona erdi. Ardından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne geçildi. 16 Temmuz'da sabah namazının ardından şehitlerimiz için yapılan anıtın açılışı gerçekleştirildi.

Peki ÖSYM ne yaptı?

KPSS Öğretmenlik Alan Bilgisi Sınavını 16 Temmuz Pazar günün saat 10.00'da yaptı. ÖSYM'nin Türkiye'nin içinde faaliyetlerini sürdürüp Türkiye'nin dışındaymış gibi hareket etiğinin açık kanıtı işte tüm mantık devrelerini yakan son uygulaması oldu!

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8