Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Süpermen’i beklerken


23.8.2017 - Bu Yazı 562 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye'de toplum sosyokültürel ve ideolojik olarak çok parçalı ve çok kutuplu. Her dönemde yapılan birlik ve beraberlik çağrılarının sıklığı bunun en büyük ispatı. Birlik ve beraberliğin beklenti ya da temenniden gerçekliğe dönüşmesi ise hem toplumsal kesimlerin rızasına hem de siyaset muhitinin performansına bağlı.

Türkiye'nin yönetilebilirliği bisiklet sürmenin olmazsa olmaz kuralına bağlı. Buna göre bisiklet sürmenin inceliği ve mahareti hiç durmamak ile kaim. Durursanız düşersiniz! Ne var ki bu gideceği yönü tayin edemeyerek takatten düşüne kadar pedalları amaçsızca çevirmek anlamına gelmiyor.

Bu coğrafyada imparatorluk geçmişi, tarihî tecrübede farklı aidiyet ve kimliklerin bir arada yaşamalarını temin edecek bilginin olgunlaşmasına imkân vermiş. Mesele bu bilginin işlevsel kılınarak Türkiye'nin esenliğine katkı sunabilmesinin önünü açmak. Bu ise Türkiye'nin çoğulcu bir anlayıştan asla taviz veremeyeceği anlamına geliyor. Bunu, kendi tarihinden damıtacağı örnekliklerle nasıl kendine has kılabileceğinin imkânı bu topraklarda var. Öte yanda öngörülebilirlik, hesap verebilirlik, iş ve işlemlerde herkes için makul bir prosedür bir toplumdan alınabilecek asgari bir rızanın olmazsa olmazları.   

Türkiye'nin her türlü dış tehdidi etkisiz kılması, kendisi üzerine yapılan hesapları boşa çıkarması kendi bünyesinin sıhhatini muhafaza etmesi ile mukayyet. Sürekli dışarıya dönük bir okuma içerideki sorunları silikleştirip okunaksız kılıyor. Bu ise ister bir kişi ister bir toplum olarak düşünelim en tehditkâr tehlikeyle karşı karşıya kalınması anlamına geliyor. Çünkü böyle bir durumun ilk hedef alacağı şey kuşkusuz kendini tanıyabilme, sorunlarına ad koyabilme, halis bir niyetle çözüm arayabilme yeti ve edimleridir. Tıkanma ve çürüme bu edimlerin dumura uğratılmasının acı sonuçları arasında sayılabilir.

Düne kadar esas mesele diyerek önümüze koyduğumuz nice tartışma konusu sanki sihirli bir dokunuşla ortadan kalkmış gözüküyor. Oysaki kurumsal bir hüviyet, yapısal bir karakter kazanamamış hiçbir şeyin kalıcılığı yoktur.

Bizi yöneten insanları sevebiliriz, onlara güvenebiliriz. Lakin onlar da fani. Biz devraldığımız formun ürettiği çelişkilerin kişiler üstü olduğunu göremezsek yarın güvendiğimiz kişilerin yokluğunda ne yapacağız?

Onun için duramayız, mevcutla iktifa edemeyiz. Güven ancak kurumsal işleyişimizin, yasal mevzuatımızın ve oturmuş teamüllerimizin varlığı ile hayatta kalabilir.

Türkiye bugününde ve yarınında yöneticilerinin iyi niyetlerinden fazlasına muhtaç bir ülke. Toplumun da sorumluluk alması bu ülkenin istikbali için elzem olanı kolektif olarak üretmesi gerekiyor. Toplumun bu doğrultuda vazifesini yapabilmesi, bunun kanallarının açık tutulmasına bağlı. Kim ki bu kanaları kapatıyor bilinmelidir ki Türkiye'nin hayrına bir iş yapmıyor.

Dolayısıyla yöneticinin niteliği ne kadar önemliyse yönetilenlerin niteliği ve sorumluluğu da o kadar önemlidir. Biz başımızda bir Ömer görmek istiyoruz; ne var ki Ömer'in huzuruna çıktığı cemaatin niteliğine talip değiliz. Ömer'e üzerindeki kıyafeti nasıl temin ettiğini sorabilen, bunun hesabını vermezse kendisini dinlemeyeceklerini söyleyen, Ömer'in ise oğlu Abdullah'ın hissesi ile kendi hissesini birleştirerek ancak bir kıyafet temin edebildiklerini, üzerinde gördükleri kıyafetin de işte o kıyafet olduğunu söylediği; bunun üzerine cemaatin “Tamam, şimdi oldu, konuşabilirsin Ya Ömer! Şimdi seni dinler ve itaat ederiz”, dediği bir ilişki biçiminin hâkim olduğu vasatta ancak Ömer'i bulabiliriz.

.

Facebook Yorumları

reklam
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı