Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark


22.11.2017 - Bu Yazı 618 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir yandan eğitim kültür bahsinde mütemadiyen yetersizliğimiz konu ediliyor bir yandan da etkinlikten etkinliğe koşuyoruz. Salon toplantıları, anma programları, ödül törenleri, sohbetler, konferanslar, seminerler, çalıştaylar... Kamu kurum ve kuruluşlarımız, Belediyelerimiz, STK’larımz seferber… Baş döndürücü müthiş bir hareketlilik var.

Faaliyet alanı eğitim ve gençler olan başta Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, sayısal açıdan azımsanmayacak etkinlik haberleri ile medyada kendilerine yer buluyorlar. Ortaya konan gayret ve emekleri tahfif etmek aklımızın ucundan bile geçmez. Ne var ki dünyanın aldığı yeni hâl amaçlarımız ile araçlarımız arasındaki uyumu, benimsediğimiz yöntem ve tekniklerin nereden gelip neye hizmet ettiklerini sorgulamamızı gerektiriyor. Onca çabaya, gayrete, sarf edilen enerjiye rağmen içerik zenginleşmiyor, nitelik artmıyor ise neyi nasıl yaptığımıza bakmamız icap ediyor.

21.yüzyıl toplumlarının hiperaktiviteden muzdarip birer performans toplumuolduklarını söyleyen  düşünür Byung-Chul Han’ın bunu laf olsun diye söylemediği aşikâr.  Kültürel etkinlik kültüre engeldir, diyen bir yazar olarak eğitim dünyamızdan kültür hayatımıza uzanan bir sahada fetiş-faaliyet, bir performans gösterisi haline gelen “etkinlik” ile sorunlarımızın çözümü için ufukta bir türlü belirmeyen “reform”  arasındaki 6 farkı sizler için derledim. 

1-Etkinlik için paraya, reform için ise kafaya ihtiyaç vardır.

Etkinlik için etkinliğin gerçekleştirileceği bir salona, etkinliğin süresine göre katılımcıların ve davetlilerin konaklama masraflarının da karşılanacağı 5 yıldızlı bir otele ihtiyaç vardır. İklimi ve denizi dikkate alındığında Ege ve Akdeniz Bölgesi otel tercihinde bir adım öndedir. Etkinlikte sahne alacak medyatik bir yüz medyatik bir ilgiyi de garanti altına alacağı için medyatik yüzün alacağı sahne ücreti dert değildir. Koskoca kurum kaz gelecek yerden tavuğu esirgeyecek değil ya! Dolayısıyla etkinlik ancak para ile icra edilebilir. Reform için ise önce kafaya ihtiyaç vardır. Reform yapılacak alanda birikim ve dert sahibi olan kafaları bulmak para bulmaktan daha zordur. Velev ki öyle kafalar bulunsa bile onlara böyle bir işte müracaat edecek kafaların olması da gerekir.

2-Etkinlik için sarf edilir, reform için ise tasavvur edilir.

Bu ikinci fark birinci farkın doğal sonucudur. Masraflı olan etkinliğin gerçekleşmesi sarf edilecek bir meblağı zorunlu kılar. Sarf edilen etkinlik masrafları gösterişli tematik başlıklarla lansmanı yapılan etkinliğin finansman ayağını görünmez kılar. Muhtemel bir; “Bunun için bu kadar para harcamaya değer mi?” sorusu da daha baştan etkinliğin gösterişli başlığı ile preslenmiş olur. Reformun gereksinimi ise tasavvur edebilmektir. Muhayyilesi olmayan adamlardan ne reformu bir ihtiyaç olarak hissedebilmeleri ne de reformu tasavvur edebilmeleri beklenir.     

3-Etkinlik göze hitap eder, reform ise ihtiyaca hitap eder.

Etkinlik fotojeniktir. Bir etkinliğin ardından geriye kalan en somut şey, sosyal medya paylaşımları için özenle çekilmiş 1000 fotoğraf ile 10000 özçekimdir. Reform ise göze hitap etmez; çünkü fikirler teşhire müsait değildir. Reformun muharrik unsuru düşüncedir, fikirdir.  

4-Etkinlik koşu bandında adımlamaktır, reform ise açık havada yürümektir.

Etkinlik birbirini tekrar eden bir sürü etkinliği takip eder. Tıpkı koşu bandındaki adımlar gibi. Bir hafta bitmeden yeni bir etkinliğin duyurusu yapılmıştır bile. Nasıl ki koşu bandındaki adımların niyeti bir yere gitmek değilse etkinlik ile de gidilecek bir yer yoktur. Etkinlik başlar ve biter. Sonunda kendi kendini imha eder. Etkinlik bittiğinde geride hiçbir şey kalmaz. İtiraf edilmese de bir şeyin kalması da beklenmez zaten. Reform mevcut konumdan bir an önce ayrılma arzusu taşır.   

5-Etkinlik mış gibi yapmaktır, reform ise yapmak istemektir.

Etkinlik bir dostlar alışverişte görsün durumudur. Etkinlik bir şeyi yapmaktan çok yapıyor gibi görünmektir. Görüntü az çok verilebilmişse maksat hâsıl olmuştur, herkes dağılabilir. Sorun tespit edildikten sonra sorunu ortadan kaldırmaya dönük hamleler ise bir reform girişiminin meselesidir. Reformcu için mesele bir salon toplantısı ya da 1-2 gün deniz manzaralı bir otelde yapılacak çalıştayla halledilemeyecek kadar karmaşıktır. Her reform arzu edilen sonuca ulaştırmayabilir. Ne var ki bir şeyleri gerçekten değiştirmek istekliliğin sahici olup olmadığının geçerli bir alametidir.  

6-Etkinlik niceliğe taliptir, reform ise nitelik arayışıdır.

Etkinlik bir skor meselesidir. Başka bir deyişle meselesi skordan ibarettir. “Kaç tane etkinlik yaptınız? Kaç kişi geldi? Kaç kişi izledi?”,  türünden sorulara verilecek sayısal bir cevaptır. Örnek cevaplar şunlar olabilir; “Bir yılda 30 tane etkinlik yaptık, 20 bin kişi izledi.”… Reform ise arzu edilmeyen sonuçları bertaraf etmek için sürece yayılan hamleler bütünündür ve amacı sonuçların niteliğini değiştirmektir. Etkinliğin hedefinde ne yok ise reformun hedefi tam da odur. Etkinlik sonuçlara tesir etmezken reform sonuçları değiştirmeye muktedirdir. 1000 tane etkinliğin hiçbir şeyi değiştiremediği bir yerde bir tane reform çok şeyi değiştirebilir. Ancak nicelik saplantısının olduğu yerde kimsenin ardından yas tutmadığı maktul her zaman nitelik olacaktır. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8