Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi


26.11.2017 - Bu Yazı 643 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Heidegger, “İnsan teknolojinin karşı konulmaz üstün gücünün insafına kalmış şaşkın ve savunmasız bir kurbandır” diyor. Heidegger’in tespiti, günümüzde post-endüstriyel dönemin vaizleri için tıpkı selefleri olan endüstri döneminin ateşli savunucuları gibi ihmal edilebilir bir durum kuşkusuz. Seküler bir ‘kutsal’, bir ‘fetiş’ haline gelerek Voegel’in ifadesiyle ‘vekil dinlerin’ putuna dönüşen teknoloji sonuçları itibariyle felsefi sorgulamalara, derin tefekkürlere davetiye çıkarıyor. Bu sorgulamalar kuşkusuz kolay değil. Çünkü teknoloji, temas ettiği her alanda en küçük bir karşı çıkışın, şüpheci soruların daha baştan bertaraf edilmesi için susturucu görevi görüyor.

Son yıllarda eğitim politikalarına istikamet tayin etmek isteyenler, teknolojinin halesi ile koruma altına alınan bir dizi son moda kavramlar seti ile konuşuyorlar. Bu kavramlar kurulan cümlelere iliştirildiğinde akan sular duruyor. Bir cümleyi, bir hükmü, bir kamu politikasını bile tek başlarına geçerli ve güvenli kılabiliyorlar. Oysa sanayi döneminin başından beri methiyeler düzülen bu yapının yaptıkları, yapmadıkları önümüzde. Tek boyutlu şekilde sadece olumlu yönlerini fetişleştirerek olumsuz sonuçlarını talihsiz kaza olarak es geçen vurdumduymazlık ile nereye gidilebilir?

İşte böyle bir iklimde katıldığı bir programda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü;  “Çocuklarımıza bilimi sevdirmek zorundayız. Okuma fişlerinde ezberlediğimiz şekilde bundan sonra Ali sadece top oynamasın, Ayşe sadece ip atlamasın. Ali robot yapsın, Ayşe kodlama yapsın” dedi.

Okuma fişlerine dair eleştirinin bir geçmişi var, anlayabiliyorum; lakin Bakan Özlü’nün cümlesi eğitime modern tarihinin başından itibaren yüklenen bir misyonun güncellenmesi için bir imâ bir çağrı aynı zamanda. Bu davet epey bir süredir ana akım eğitimcilerin ve iletişimcilerin hararetle savundukları bir tez haline geldi. Bu tezin kurumlar nezdinde kabul gördüğü de söylenebilir.

Kitlesel eğitim mevzusunda kodlama, robotik, inovasyon, STEM vs. gibi ne olduğu, neye değdiği belli olmayan kavramlar revaçta. Bu yönelim esasında sanayi döneminde ortaya çıkan kitlesel zorunlu eğitimin doğumunda belirgin biçimde görülen amaçlılığının sanayi sonrası dönem için güncellenmesini talep ediyor. Bu yönelimin havarilerinin bunu yaparken mevcuda ilişkin kasıtlı bir ihmalkârlık içinde olduklarını gözlemliyoruz.

17-11/25/screenshot_1.png

Birincisi; eldeki aracın arzu edilen amaç için ne derece uygun olup olmadığını sorgulamıyorlar.

İkincisi; mevcut sistemin yasal düzeneği, organizasyonu ve talep olmaksızın sunduğu arzın (eğitimin zorunlu olduğunu akıldan hiç çıkarmayalım) kendi meşreplerine uygun olan bu hayale ne ölçüde el verdiğini hesaba katmıyorlar.

Üçüncüsü; eğitimin nihai amacının neden bu olduğu ile ilgili bir izahat vermiyorlar.

Dördüncüsü; bu ülkeyi bir ekonomi olarak görüyorlar.

Beşincisi; teknolojiyi her zaman olumlu bir girdi olarak görüyorlar. Teknolojinin neden olduğu çıktılar onların maliyet hesaplamalarında yer almıyor. Bilimin, uzmanlığın ve teknolojinin “iyi insan”, “iyi toplum” arayışımıza bir cevap verip veremeyeceği ile hesaplaşmak gibi bir dertleri yok. 

Bu kadar şeyi es geçtikten sonra inovasyon, robotik, kodlama, STEM vs. gibi kavramlar eşliğinde post-endüstriyel döneme ilişkin fütüristik hayaller ile TV’de konuşmak, gazetede yazmak eminim çok konforlu oluyordur. Hem de hiçbir maliyeti yok. Neticede eğitimin sembolik bir şiddet aracı olarak kullanılışına, politik-ideolojik bir aygıt olarak konumlanışına, zorunluluğuna ve yasal dayanaklarına temas etmeksizin dikensiz bir yolda yürüyorlar.

Bizim için durum maalesef onlarınki kadar rahat değil. Benim de aralarında bulunduğum eğitimciler daha farklı sorularla ve sorunlarla yüzleşmek zorunda hissediyor kendilerini.

Mesela, Irving Howe; “Bir zamanlar hükümferma olan ve entelektüel hayatı teolojilerden ideolojilere kaydıran (aynı zamanda biçimini bozan) dünya sistemlerinin büyük çöküş yaşadığı bir zamanda yaşıyoruz. Bu durum şüpheciliğe, bilinemezciliğe ve bazen nihilizme sebep olmaktadır. Bu ruh haliyle en geleneksel kafalar bile değerdeki farklılıkları ve farklı değerleri sorgulamaya başlar” diyor.

Böyle bir sorunun endüstri 4.0, STEM, inovasyon diyerek eğitime post-endüstriyel istikamet tayin etmek isteyenlerin mahallelerine bile uğramadığını biliyoruz. Öte yandan bizler, kendi mahallemizde de yalnız olduğumuzu biliyoruz. 100 ekranı olan muhafazakâr medya 1 ekranını bile bu konuya açmaz. Amiral gemisi durumundaki gazeteleri ise maksatlı bir ihmalkârlık ile maluldürler. Bugün Batı dünyasını bile birer mesele olarak meşgul eden entelektüel gündemin ağır konuları haline gelmiş; anlam yitimi, değer erozyonu, geleneksel direnç noktalarının silikleşmesi, kültürel aktarımın ve eğitimin krizi belki de en çok kendilerini muhafazakâr olarak tanımlayan insanların zihnini meşgul etmeli. Ne var ki eğitimin teknolojinin kapısında kullaştırılmasını vaaz eden son moda yönelimlere muhafazakârların da hararetle sahip çıkıyor olmaları dramatiktir.

Cemil Meriç, düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bir ülkeyiz, demişti. Bizler panteonda elimizdeki baltayla tek başımıza olduğumuzu biliyoruz.

Bugün tüm dünyadaki eğitim sistemleri, İletişim bilimci Neil Postman’ın Âşık direnişçi olarak tarif ettiği türdeki insana düşmandır. Âşık direnişçi kimdir?, sorusuna şöyle cevap veriyor Postman: 

Verimliliğin, insan ilişkilerinin aşkın amacı olduğunu reddeden,

sayıların sihirli güçleri olduğu inancından kendini kurtarmış, hesaplamanın insanî yargının yerini alabileceği ve kesinliğin, hakikatin eş anlamlısı olduğunu kabul etmeyen, ilerleme  fikrine hiç değilse şüpheyle yaklaşan ve idrak etme ile enformasyonu birbirine karıştırmayan,eskinin ilgisiz olduğunu düşünmeyen, aileye sadakati ve aile onurunu ciddiye alan,

Dine dair kıssaları ciddiye alan ve hakikate götüren tek mürşidin bilim olduğuna inanmayan, kutsal olan ve kutsal olmayan arasındaki farkı bilen ve modernite uğruna geleneğe sırt çevirmeyen,teknolojinin hünerlerini takdir eden fakat teknolojik marifetlerin insanlığın en yüksek biçimini temsil ettiğini düşünmeyenlerdir.

Biz robot yapan Ali’yi, kodlama yapan Ayşe’yi değil; Âşık direnişçi olabilen Alileri ve Ayşeleri aramaya devam edeceğiz. Ali robot yapabilir, Ayşe de kodlama. Bunu yapacak Alileri Ayşeleri belirli okul türlerinde, üniversitelerin ilgili bölümlerinde, sivil kurumların ve özel şirketlerin yürüteceği çalışmalarda bulabiliriz.

Peki ya Âşık direnişçiyi?

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8