Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!


20.12.2017 - Bu Yazı 744 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Çocuklar dünyadaki en acımasız insanlardır.

Olağanüstü bir şekilde acımasız olabiliyorlar.

Bazen sadece ağlamak istiyorsunuz.”

‘Bang Bang Sen Öldün’ filminden

*

4 Mart 1998 -Arkansas'ta bir okulda, yangın alarmı vererek okulun boşalmasını sağlayan iki öğrenci, koşarak dışarı çıkanların üzerine ateş açtılar, dördü öğrenci biri öğretmen beş kişiyi öldürdüler.

20 Nisan 1999 - İki genç tabanca ve el yapımı bombalarla Columbine Lisesinde, 12 öğrenci ve bir öğretmeni öldürdüler ve intihar ettiler.

16 Nisan 2007 - Virginia Tech Üniversitesi kampüsünde bir saldırgan intihar etmeden evvel 32 kişiyi öldürdü.

14 Şubat 2008- İllinois Üniversitesi kampüsünde ateş açan genç bir saldırgan intihar etmeden önce 5 kişiyi öldürdü, 15 kişiyi yaraladı.

ABD’deki son katliam ise 2012 yılının Aralık ayında Connecticut eyaletinde gerçekleşti ve saldırıda 20’si çocuk 27 kişi öldürüldü.

*

Okul katliamları istatistiklerine baktığınızda sadece ABD’de değil Almanya, Japonya ve Finlandiya gibi gelişmiş eğitim sistemlerinden dem vurulan ülkelerde de kan donduran katliamlar yaşandığını görüyoruz.

Türkiye de maalesef bu istatistiğe yeni eklemeler yapan ülkeler arasında.

26 Eylül 2012- İzmir Karabağlar ilçesindeki bir ilköğretim okulunda Fen Bilgisi öğretmeni olarak görev yapan iki çocuk annesi 40 yaşındaki Rabia Sevilay Durukan, 8.Sınıf öğrencisi H.K.’nın bıçaklı saldırısına uğradı. Sınıfta öğrencilerinin gözleri önünde defalarca bıçaklanarak katledildi.

15.12.2017- İzmir’in Ödemiş ilçesinde görev yaptığı lisede, iki öğrencisinin pompalı tüfekli saldırısına uğrayan Okul Müdürü Ayhan Kökmen yaşamını yitirdi. 47 yaşındaki Kökmen, iki çocuk babasıydı.

Darp edilen, tartaklanan, veli-öğrenci saldırısına maruz kalan öğretmen haberleri artık günlük hayatın rutinleri arasında. Ve kimsenin konusu olamayacak kadar sıradan kabul ediliyorlar. Ne var ki son olarak İzmir Ödemiş’te meydana gelen menfur hadisede olduğu gibi mesele çok ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Şiddetin çok boyutlu nedenselliğini akılda tutarak zorunlu eğitim sistemini ve modern okul kavramını tartışmaya açmamız gerekiyor artık.

İkaz ışıkları gözümüzün önünde yanıp sönüyor; görmüyor, görmek istemiyoruz.

Alarm zilleri çalıyor; duymuyor, duymak istemiyoruz.

Görsek de görmesek de bugün zorunlu eğitim sisteminin kriziyle karşı karşıyayız. Bu sistem tıkanmıştır. Sistemin küresel olarak teşvik edilmesi pedagojik kaygılar sebebiyle değil ekonomik, politik ihtiyaçlar ve güvenlik kaygısı ile ilgilidir.

Foucault, okulu tüm modern kurumlar gibi bir kapatılma mekânı olarak tanımlamıştı. Hapishane, fabrika ve okul… İdeal vatandaşa ideal bir fabrika olarak tasarlanan okul üzerinden ulaşılacaktı. Endüstriyel bir işleyiş öngörülüyordu. Ebeveynlerin evden ayrılıp işgücü olarak üretime katıldığı saatlerde, çocukları için kapatılma mekânları zorunlu (!) hale gelmişti.

Şimdi bizler, zorunlu eğitimin bu modern arka planına rağmen kapatıldığı binalarda sorun çıkarmamasını sağlamak için görevlendirilmiş öğretmenleriyle çocuklar arasında anlamlı bir ilişkinin ortaya çıkmasını bekliyoruz. İsteyen istemeyen, oraya uygun olan olmayan tüm çocukların zorunlu olarak bir araya getirildiği ortamda ortaya çıkan sistem hatasının ilk hedefi ise bizzat çocukların kendisi ve öğretmenler oluyor.

*

Zorunlu eğitimin süresini sürekli uzatıyor, ders saatlerini artırıyoruz. Sabah güneş doğmadan dört duvar arasına soktuğumuz çocuğu hava kararıncaya kadar o mekânda tutuyoruz. 12 yıl boyunca her gün on saate kadar sıralarda kuru tahtanın üzerinde oturmak zorunda bırakıyoruz. Resmi ve gizli müfredatla belirlenmiş kural ve ritüeller ile yapamayacağı şeyler merkeze alınarak hazırlanmış emir ve yasaklarla çocuğu belirli bir kalıba sokmaya çalışıyoruz.

Allah aşkına sonuç olarak ne ile karşılaşmayı umuyoruz?

TV’de konuşan bir sürü kişi var. Siyasetçisi, bürokratı, profesörü, eğitimcisi…

Bunların bir kısmı eğitim üzerine konuşuyor. Dikkatle dinliyorum; T.C. Milli Eğitim Bakanlığı okullarını Enderun zannediyorlar. Gören elimizde iki tane şehzade var, tüm Türkiye oturmuşuz onların eğitiminin nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz sanır.

Elimizde iki tane şehzade değil; 20 milyon belirli yaş aralıklarında öğrenci var.

Sistemin niteliği ile yüzleşmeden, hesaplaşmadan konuşmak boş konuşmaktır!

Not: Ayhan Kökmen’e Allah’tan rahmet diliyor, aramızdan ayrılmasına neden olan menfur saldırıya tepki göstermek, sorumlulara sorumluluklarını hatırlatmak ve toplumda bir farkındalık yaratmak ümidiyle Özgür Eğitim-Sen’in Cuma günü öğretmenlerin ilk derse girmemeleri yönünde almış olduğu eylem kararının önemli bir somut tepki olduğunu düşünüyorum.

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8