Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Finlandiya’yı yedirtmeyiz!


21.3.2018 - Bu Yazı 472 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yüzlerce yıl önce Antik çağ düşünürü Seneca, bizlerin bugün için bile kullanabileceği harika bir sözü arkasında bırakarak bu dünyadan göçüp gitti.

Şöyle diyordu Seneca;  “Yaygın kabul gören şeyin en iyi olduğunu düşünerek söylentiye boyun eğmemiz ve birçoğumuzun izinden gidebileceği pek çok iyi şey bulunmasından ötürü akıldan ziyade öykünme ilkesiyle yaşamamız kadar başımıza bela getiren bir şey yoktur.

Niteliği ile yaygınlığı arasında bir karşılaştırma yapıldığında modern zorunlu okul sisteminin eline kimse su dökemez. Çünkü mevcut okul sisteminin tarihsel arka planı ve tüm dünyadaki nitelik göstergeleri dikkate alındığında bu yaygınlığın beyin devrelerini yakmadan anlaşılması son derece güç.

Geçen haftaki yazımda Avrupa Birliği ülkelerinin tümünü kapsayan bir araştırmanın sonuçlarını paylaşmıştım. Araştırma Avrupa Kalkınma Ajansı (FRA)tarafından yapılmıştı ve tüm Avrupa’da fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalan kadınların ülkelere göre sayılarını veriyordu. Araştırmada kadınların en çok şiddete maruz kaldıkları ülkeler olarak DanimarkaFinlandiya ve İsveç başı çekiyordu.

Bu araştırmadan hareketle Finlandiya eğitim sistemi efsanesinin yazıda adını geçirmek gafletinde bulundum. Adını geçirmek diyorum; zira yazının temel meselesi Finlandiya eğitim sistemi filan değildi.

Yazıya ilginç tepkiler geldi. Bu tepkiler içerik olarak çeşitlilik arz ettiği kadar içlerinde ibretlik olanlar da vardı. Bu nedenle mevzuyu bu haftaya da taşımam gerektiğini düşündüm.  

Bu tepkilerin bir kısmına baktığınızda, sanırsınız ki karşınızda Finlandiya eğitim sistemi hakkında birkaç internet sitesinde yer alan kırık dökük haber metninden  beslenmiş olanlar değil de bilakis Finlandiya’da uzun yıllar yaşamış olmanın özgüveni ile konuşan İskandinav kökenli Türk vatandaşları var. Bir inanmışlık bir inanmışlık sormayın! Zaten modern eğitime “hurafe” derken bu kayıtsız şartsız, sorgusuz sualsiz inanmışlığı görerek “hurafe” diyoruz.

Sonuçların Avrupa hakkında zihninde koruyup kolladığı algıya halel getirdiğini düşünen bazıları ise yazıya tepki için sıradaki yerlerini almışlar.  Batılılar kendi durumları hakkında bu tür araştırmalar yapıp araştırmanın tatsız sonuçlarını tüm dünyayla paylaşmış olsalar da onları yazı konusu etmenin bize düşmediği konusunda beni ikaz etmek ihtiyacı hissetmişler. “Nüfus içindeki savunmasız olan spesifik gruplardan bahsetmiyoruz, burada söz konusu olan AB nüfusunun yarısı” diyen ve araştırmayı yöneten Joanna Goodey muhtemelen bu arkadaşların ellerine geçse onun da yakasına yapışıp; “Bilmiyorsun sen, iyisiniz siz, siz çok iyisiniz, yalan söylüyorsun!” , diyebilecek bir hâl içindeler. En azından yorumlarından ben bunu hissettim. Bir de Batı ile ilgili bu tür verileri paylaşan bir Türk ya da Doğulu ise bunu kendi durumunu aklamak için yaptığını sanıyorlar. Böyle bir kuruntuları var bu arkadaşların. Batı’daki eğitim sisteminin kötü bir kopyası bizdeki eğitim sistemi. En çok onu eleştiriyoruz zaten. Bizdeki kötü onu biliyoruz da bak yere göğe sığdıramadığınızda da bir hayır yok diyoruz. Hadise bu!

Bir toplumdaki eğitim sistemi ile o toplumdaki şiddet oranlarının yüksek oluşu arasında en küçük bir bağlantının olamayacağını düşünenlerden de tepki aldım bu vesileyle. Eğitim sistemi ile insanların birbirleriyle kurdukları ilişkinin şiddet içermesi arasında nasıl bir bağlantı kurulduğunu anlayamadıklarını söylediler.

Bağlantı şu: Mevcut insanlık durumuna dair ibretlik manzaralar mütemadiyen karşınıza çıkıyorsa içinde yaşadığınız ekonomik, sosyal, politik yapıyı sorgularsınız. Bu yapının yeniden üretildiği kurumların en başında ise modern zorunlu eğitim sistemi vardır. Merkezi, kitlesel, zorunlu okul sistemi öyle insanlıkla yaşıt değil. Şunun şurasında 200 yıllık bir tarihi var. Acayip de iddialı. Ben aydınlatırım, rasyonel, mantıklı, bilimsel insanlar yetiştiririm,  diyor. Yeryüzü imar olur, arada uzayın derinliklerini keşfe çıkarız, köprüler, yollar, otobanlar yaparız, diyor. İrrasyonellikten uzak, aklın rehberliğinde bir yeryüzü cenneti inşa ederiz. Eğitimli iyi vatandaşlar üretip mutlu mesut oluruz,  diyor.

E hani?   

Eğitim sistemi dediğimizde bizlere dört işlemi öğretmekten başka amacı olmayan bir yapı tasavvur etmiyorsak eğer İnsanların kendilerinden başlamak suretiyle diğer insanlarla münasebetlerine kadar tesiri olan bir süreç söz konusu olan. Eğitimin öğretimden ibaret olduğunu düşünenler gördüğüm kadarıyla tüm ülkelerde bir sistem olarak eğitimin nasıl ve ne amaçla konumlandırıldığını bilmiyorlar. Bir de; “Çocukları duygusal bir yönelim göstermeden, münhasıran ‘rasyonel’ ve ‘mantıklı’ yetiştirme denemelerinin sonucu, ağır ruhsal zedelenmelerdir.”, diyen Joachim Bauer’e kulak vermelerini tavsiye ediyorum. 

Son olarak bu modern zorunlu okul sistemi eleştirisini eğitim düşmanlığı sananlar var ki en çok onlar için  üzülüyorum ben. Namık Kemal eğitimin faziletlerinden, iyiliklerinden bahsetmek “güneşe kaside söylemek gibidir.”, der. Güneş kasideye muhtaç değil. Ne var ki güneş sanarak başımıza bela ettiğimiz çocukların yılarını çalan bir eğitim sistemi var ve o ne ısıtıyor ne de aydınlatıyor!

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8