Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var


2.5.2018 - Bu Yazı 351 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 C. G. Jung;  “Bilimsel anlayışımızın arttığı ölçüde, dünyamız da insani olmaktan uzaklaştı.”, demişti. Sezai Karakoç’un alnından öpmek için koştuğu evleri balkonsuz yapan mimarlar da yok oldular. Erdem Beyazıt’ın; apartman odalarında büyüyen çocukların bilmediği, bilemeyeceği dediği baharlar da Jung’u teyit edercesine insani olmaktan uzaklaşan dünyanın mevsimi olmaktan kaçtı adeta.

 

Geçenlerde medyaya yansıyan iki araştırma adeta bu kaçışın vardığı dramatik noktaya işaret ediyor gibiydi.

   

İlki bir deterjan firmasının  2016 yılında 10 ülkede 12.000 ebeveynle yaptığıGlobal Çocuk ve Oyun Araştırması çoğumuzun gündelik hayat içerisinde çocuklara dair gözlemlemlerrini teyit ediyor. Araştırmaya göre çocukların yüzde 56’sı bir günde ortalama bir saatten az, yüzde 19’u ise 30 dakikadan daha az açık havada oyun oynuyor. Bir saatten az sokakta kalma oranı Türkiye’de yüzde 61’e kadar çıkıyor. Çarpıcı olan ise bu sürenin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserlik Ofisi’nin mahkumların açık havada geçirmelerini tavsiye ettiği minimum sürenin bile altında olması.

 

Türkiye’de ilköğretim öğrencilerinin günlük aktivite düzeyleri de önerilen sürelerin oldukça altında kalıyor. Aktif Yaşam Derneği’nin araştırmasına göre erkeklerin %94’ü, kızların ise %85’i önerilen günlük adım sayısını geçemiyor. Çocuklar sadece okul günlerini değil, hafta sonlarını da oldukça hareketsiz geçiriyorlar. Okul harici günlerde %15 daha az adım atıyorlar.

 

Türkiye’de yaklaşık her yedi çocuktan biri ortalama bir günde hiç dışarıda oyun oynamıyor. Türkiye'deki ebeveynlerin %94'ü oyun oynama fırsatına sahip olmayan çocukların öğrenmede zorluk yaşayacağına, %70'i ise çocuklarının dışarıda oynamak için yeterli fırsata sahip olmadığına inanıyor.

 

İlkini gölgede bırakacak başka bir araştırma ise çok daha derin yaralarımıza dokunuyor.

 

Bahçeşehir Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren BETAM’ın yaptığı bir araştırma Türkiye’de 7.5 milyon çocuğun şiddetli maddi yoksunluk içinde yaşadığını ortaya koyuyor. Barınma ve beslenme gibi en temel ihtiyaçlardan yoksun olan çocuk sayısının bu kadar yüksek olması kaygı verici. Türkiye’de çocukların %40’ı beslenme sorunu yaşıyor. Evlerinde ısınma sorunu yaşayan çocuklarn oranı ise %28.  BETAM’ın analizinde yer alan bilgiler TÜİK’in  verilerinden oluşuyor.

 

İki araştırmadan hareketle şöyle bir sonuca varabiliriz: Çocuklarımızın büyük bir kısmını besleyemiyoruz, çoğunu ısıtamıyoruz bile! Barındırdığımız ve karınlarını doyurabildiğimiz çoğu çocuk ise Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserlik Ofisi’nin mahkumların açık havada geçirmelerini tavsiye ettiği sürenin bile altında bir süre gökyüzünden istifade edebiliyor. Tekinsiz bulunan ve gelişimleri için sosyal ve kültürel faaliyet alanlarının olmadığı dışarısı ile içerisi olarak kabul edilen ne var ki kapatılma mekânı olmanın ötesine geçememiş okul yahut saatlerce televizyon başında demir atılan mahal olarak ev çocuklar ve gençlerin içine düştükleri mekansal daralmanın özeti mahiyetinde.

 

Her ne kadar ülke olarak 24 Haziran’da yapılacak seçimlere kilitlenmiş olsak da gündelik hayatın hiç de meçhul olmayan pratikleri içinde her biri uzun soluklu gündem olmayı bekleyen meselelerimiz var. Siyasetin bir çözüm aracına dönüşmesi ise ülke insanının hiçbir gündemini akıldan çıkarmaması ile mukayyet. Öyle olursa siyasetin bir misyon bir hizmet bir imkan olarak tasavvuru bir anlam ifade edebilir. Siyaseti sürekli olarak konu ikmali yaparak zenginleştirecek bir sivil toplum sahasının mevcudiyeti bir ülke için varoluşsal bir önemde. Siyasete katılım konusunda hiç kimsenin ortaya koymaktan çekinmediği enerji, ucundan tutulup sebat edilerek konu edilecek meselelerden esirgendiğinde ise toplum için ortaya çıkan bir maliyetin olacağı muhakkak.

 

Bir toplum için gökyüzüne bakamayan çocuklar az bir maliyet olmasa gerek.

.

Facebook Yorumları

Kod8
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8