Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?


9.5.2018 - Bu Yazı 536 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sekizinci yüzyıla kadar atların savaşta kullanım amacı askerleri savaş meydanına taşımaktı. Savaş alanına gelindiğinde attan inilir ve düşmanla o şekilde çarpışılırdı. Frankların üzengiyi kullanmaya başlamalarıyla birlikte hem savaş biçiminde köklü bir değişiklik yaşandı hem de bu değişiklikle birlikte feodal toplumun doğası değişti. Üzengi at üstünde savaşmayı mümkün kıldı böylece savaşın sonucunu tamamen etkileyen bir askeri teknoloji ortaya çıkmış oldu. Şövalye sınıfının önemi arttı. Şövalyeler kilise topraklarını ele geçirip kendilerine hizmet etmeleri karşılığında vasallara dağıttılar. Bu durum feodal toplumun gidişatını büyük ölçüde değiştirdi.

Dördüncü yüzyılda dini bir amaca hizmet etmesi gayesiyle icat edilen mekanik saatin 1370’de Kral Charles’ın Paris’teki bütün vatandaşlardan özel ve ticari hayatlarını Kraliyet Sarayının saatine göre ayarlamalarını istemesi ise mekanik saatin dönüşümünün kritik bir anına işaret etti. Kendi saatini kullanan Kilise bu isteğe boyun eğerek manevi ihtiyaçlarını değil maddi çıkarlarını öne çıkarmak zorunda kaldı. Ortaçağın merkezinde yer alan kilise bir icadın marifetiyle otorite kaybına uğradı.

*

Neil Postman 17.yüzyıla kadar bir aletin bir kültüre girişinin iki sebebe bağlı olduğunu söyler. İlki bir ihtiyaca cevap vermek. İkincisi sanatın, politikanın, efsanelerin, ayinlerin ve dinin sembolik dünyasına hizmet etmek. Postman, her iki durumda da aletlerin kullanımına sunuldukları kültürün itibarına ve bütünlüğüne saldırıda bulunmadıklarını belirtir. Fakat bu durumun epey bir zamandır kültürün aleyhine değiştiğini söyler. Bu durumun modern dönemde vardığı trajik eşikte ise bizleri uyarır.  Postman’ın ikazı şudur: Yeni bir teknoloji ne bir şey ekler ne bir şey çıkarır. Her şeyi değiştirir.

Batı düşüncesinin Nietzsche’den Darwin’e, Marx’tan Einstein’a kadar uzanan isimleri tespitleriyle endüstrileşme, modernleşme serüvenin sonunda Batı için bir hasar raporu çıkardılar aslında. Sürecin sonunda tüm bu isimlerce yapılan özet, tek bir sonuca işaret ediyordu: “İnanç sistemimiz zayıfladı ve kendimize olan güveni kaybettik.” Bunun ne manaya geldiğini ise çarpıcı biçimde ifade etmek Postman’a düştü:  Kavramlar enkazında inanılacak tek bir şey kalmıştı: Teknoloji

Batılı kalkınma modeline iman eden bizim gibi Batı-dışı toplumların -şu an için görüntüde ne kadar dışında kalabildikleri tartışmalı olsa da en azından ontolojik olarak hep Batı-dışı kalmaya mahkûm toplumların- bu hikâyeden öğrenecekleri çok şey var. Bizim için bu hikâyeyi bilmek küresel ezberleri kolay terennüm etmeyi tamamen sona erdiremez belki ama bir miktar yavaşlatabilir. Bu yavaşlık bir şeyleri, yapageldiklerimizi yeniden düşünmek, tartışmak için bir zaman aralığı bahşedebilir.

*

Benimsediğimiz kalkınma modelinin birey ve toplum hayatımızda yarattığı çelişkileri belki her birimiz gündelik hayatımızda gözlemliyoruz. Bu çelişkilerin hiçbiri gökten zembil ile inmedi. Bir sihirli dokunuş ile de hayatımızdan çıkmayacaklar.

Bu çelişkilerden birisini geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanı katıldığı İstanbul Gençlik Festivali’nde dile getirdi. Kendisine bağımlılık ile ilgili sorulan bir soruya, teknoloji bağımlılığına dikkat çekerek cevap vermeyi tercih etti. Teknoloji bağımlılığını "Yeni bir felaket" olarak tanımladı.

Bağımlılık denilince akıllara ilk uyuşturucu bağımlılığının geldiğine değinen Erdoğan, 2,5-3 yaşlarındaki torununun bile evde cep telefonunda oyunlar oynadığını anlattı. Anne ve babasının torununun elinden cep telefonunu alamadığını söyledi: "Çatışıyorlar vesaire, oyuna devam ediyor. Bu denli kopamıyor. Bu da büyük bir tehlike. Bizim şimdi bunlara karşı tedbirler geliştirmemiz lazım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen yıl katıldığı Teknoloji Bağımlılığı Kongresi’nde de aynı soruna dikkat çekmişti: "Babanın elinden telefonu tableti bırakmadığı bir evde çocuğa teknolojiden uzak dur demek faydasız bir çaba olur. Çünkü ben bunu evde torunlarımla yaşıyorum. Sabah çıkıyor geliyor, 'Anneanne Ipad'ini bana versene'. Bir dayanıyorsun, iki dayanıyorsun. Sonra 'hadi sana 15 dakika müsade' diyorsun. Bunlar yaşadığımız gerçekler. Onu kontrollü bir şekilde nasıl götüreceğiz bu önemli."

Bugün tüm dünyada ebeveynler, Cumhurbaşkanının kendi evindeki tanıklığına benzer bir tanıklık içindeler. Bağımlılık bunun sadece bir yönü. Asıl tartışılmayan kısmı ise kültür üzerinde yaşanan değişimin mahiyeti. Bu mahiyetin izini bireysel ve toplumsal hayatımızda; gelenek, din ve politika düşüncemizde sürmezsek ne türden bir değişime maruz kaldığımızı idrak edemeyeceğiz. Müdrik olmadığınız bir alanın sorunlarına ise çözüm üretebilmeniz de mümkün değil.

Bugün endüstri 4.0 küresel bir ezber olarak terennüm edilmeye devam ediyor. Muharrem İnce şimdiden endüstri 4.0 diyen birisi Cumhurbaşkanı olacak,  dedi. Sağcımız da endüstri 4.0 diyor, solcumuz da! İslamcımız da endüstri 4.0 diyor, milliyetçimiz de! Herkes aynı şeyi dediğine göre aslında bunu onların söylemedikleri aşikâr. Hazır endüstri 4.0 ezberini terennüm ederlerken Cumhurbaşkanının da mustarip olduğu teknomania’nın kaç sıfır ettiğini de söyleseler bari!

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8