Ali BAYRAMOĞLU

Karar



Bookmark and Share

Erdoğan'ın yeni Türkiye planı...


12.07.2014 - Bu Yazı 2191 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İhsanoğlu'dan sonra, dün sıra, cumhurbaşkanlığı vizyon belgesini açıklama sırası Tayyip Erdoğan'daydı.

Bu kez, kim olduğunu, ne yapacağını öğrenmeye çalıştığımız bir lider adayı yoktu karşımızda. Tanıdığımız, seçimleri kazanması dışında başka ihtimal olmayan ve dolayısıyla gelecek perspektifine dikkat kesildiğimiz bir siyasetçi vardı.

Perspektif, daha başta vizyon belgesinin sloganıyla tarif edilmeye çalışılmıştı:

'Demokratik, müreffeh, öncü ülke...'

Peki nasıl?

Erdoğan açılış konuşmasını , gücünü AK Parti politikalarından alan, kendisini iktidara taşıyan ve yıllardır iktidarda tutan 'üçlü bir karşıtlık' üzerine oturtuyordu:

-Devlet karşısında millet,

-statüko karşısında değişim

-eski Türkiye karşısında yeni Türkiye.

Açılış konuşması ve vizyon belgesi, 'geleceğin cumhurbaşkanı Erdoğan ile AK Parti arasında tam bir bütünlüğe' işaret ediyordu. AK Parti iktidarının onun cumhurbaşkanlığında ve yönetiminde yeni bir döneme gireceğine, bu dönem ile geçmiş dönem arasındaki kaçınılmaz ve arzu edilen süreklilik olacağına vurgu yapıyordu.

Nitekim vizyon belgesi AK Parti'nin başarı alanlarını sıralıyor, başarıyı anlatıyor, cumhurbaşkanının ana hedefinin aynı alanlarda başarının sürmesi olduğu söylüyordu.

Bu alanlar hangileri? Bu alanlar çerçevesinde altını çizilen özel meseleler neler? Cumhurbaşkanı olursa Tayyip Erdoğan başarının devamı için nasıl bir yol izleyecek?

İlk yanıtı vizyon belgesi sloganında gizli. Alanlar orada sıralanıyor:

İç siyaset, toplum ve normalleşme üzerinden 'demokratikleşme', kamu hizmetleri, sosyal devlet ve ekonomik başarı üzerinden 'refah', dışpolitika ve özgüven üzerinden 'öncü ve lider ülke' olmak.

Söyledik, her birinde, Erdoğan'ın esası sahiplenme ve süreklilik üzerine kurdu. Bu süreklilik çerçevesinde bu alanlarda başarının derinleşmesini vaadetti.

Demokratikleşme bahsi şüphe yok hem geçmişe dair hem gelecek ilgili olarak en dikkat çekici ve zengin olan bölümdü. Başbakan'ın, esas olarak, farklılıkların evrensel değerler zemininde birlikte yaşaması, bütünlük üretmesi ve bunlar etrafında demokratik hayat olarak tanımladığı çoğulculuğu, 'hedef' olarak bir çok kez zikretmesi, demokratikleşme bahsini yukarıda saydığımız karşıtlıklar kadar çoğulculaşma fikri üzerine oturtmaya çalışması dikkat çekiciydi.

Altını özellikle çizdiği hususlar arasında ise yine demokratikleşme çerçevesinde 'çözüm süreci', 'yeni anayasa ihtiyacı', 'din-devlet ilişkilerinde sivillik ilkesi ve açık toplum düzeni' bulunuyordu.

O zaman açık: Başkanlık sistemini de içerecek, Kürt sorununun çözümünde kritik bir sahfa oluşturacak yeni anayasa meselesinin AK Parti'nin ve Erdoğan'ın önümüzdeki dönemde, özellikle 2015 seçimlerine doğru ana hedefi olacaktır..

Nitekim Erdoğan'ın işaret ettiği ikinci önemli hedef, başarıyla sonuçlanması için ilgili tüm kurumları yönlendirme dahil yakın takipçi olacağını söylediği 'çözüm süreci'ydi.

Başbakan'ın bir kaç kez andığı, çete olarak tanımladığı ve temizlenmesini hedef gösterdiği cemaat meseline gelince. Cemaatle yaşanan çatışmanın ve cemaat saldırılarının yeni bir ihtiyacı ve buradan doğan yeni bir söylemi şekillendirdiği görülüyor.

Bu, doğrudan doğruya Başbakan'ın dilinden ve geleceğin cumhurbaşkanının vizyonu olarak siyasi hayatımıza 'demokratik bir laiklik' tanımının dahil edilmesidir. Mealen söylediği şudur Başbakan'ın: 'Devlet din üzerinde tahakküm kuramaz, dini gruplar da devlet diğer dini yapılar üzerinde tahakküm kuramaz. Dini alan kendi dinamikleriyle şekillenir. Ancak devlet-din ilişkilerini belirleyen unsur sivilliktir. Hukuk dini alanın özgürlüğünü korur ve bu karşılık bu özgürlüğün suistimal edilmesini de engeller.'

Bu girdiyi ve önemini bir kenara kaydetmek gerekir...

Vizyon belgesinin refah ve dış politika bölümlerini gazetede okuyacaksınız. Bu konuda Başbakan'ın dış politikada yeni bölge dinamiklerine işaret ederek daha kapsamlı bir strateji ihtiyacını vurguladığını söylemekle yetinelim.

Peki nasıl cumhurbaşkanlığı pratiği? Ne kadar, nereye kadar icracı bir cumhurbaşkanı...

Başbakan'ın satır araları şunu söylüyordu:

'Polita üreten değil, üretimi yönlendiren ve himaye eden bir pratik...'

Çözüm süreciyle ilgili takipçisi olmak, himaye etmek, yönlendirmek sözleri buna bir işaretti.

Sözlerin fiile dönmesini umalım.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.04.2020
Bu ne beter zihniyettir!
31.03.2020
Bu da geçecek...
27.03.2020
Dünyanın çivisi
22.03.2020
Salgında kendine övgü...
19.03.2020
İnsanoğlu için kırılma anı
16.03.2020
İtaat
13.03.2020
Yeni ufuklara açılan umut yelkeni
8.03.2020
Taha Bey
6.03.2020
Neden Suriye’yiz?
1.03.2020
Türkiye maceraya sürükleniyor
28.02.2020
Değişmeyen
18.02.2020
Demokratik kırıntılar kaldı mı?
14.02.2020
Ortadoğu bataklığı
10.02.2020
Suyun kiri hep aynı
7.02.2020
Bu neyin savaşı?
3.02.2020
İntikam davaları
30.01.2020
Muhafazakâr siyaset: Dün, bugün, yarın
27.01.2020
Hukuk adamı kimdir?
24.01.2020
Hukuk ve reisler
19.01.2020
Üç kritik siyasi aktör
12.01.2020
Rüzgara meydan okuma zamanı
5.01.2020
Demokrasi böler korkusunun geri dönüşü
28.12.2019
Ağar’ın sahne alışı
21.12.2019
Veli Küçük, Fethullah Gülen tahterevallisi
13.12.2019
Babacan ve Davutoğlu’nun önündeki asıl sınav
8.12.2019
Babacan ve Davutoğlu’nu bekleyenler
23.11.2019
Hukuksuzluğa alışmanın anlamı
15.11.2019
10 Kasım Kemalizm Ahmet Altan
8.11.2019
Şiddet veya siyaset
3.11.2019
Dünya fokurduyor
25.10.2019
Cin şişeye tekrar girmez
19.10.2019
Türkiye, Suriye’deki engelleri nasıl aşacak?
11.10.2019
Suriye çıkartması: Ülke geleceği siyaset masasında
4.10.2019
Greta, ‘Susamam’, Bahçeli, iktidar
27.09.2019
Demirtaş’ın tutuklanmasının anlamı
22.09.2019
Babacan ve Davutoğlu: Farklar ve benzerlikler...
12.09.2019
Hangi Türkiye’yi tercih edelim?
9.09.2019
Devlet nereye ya da hangi devlet?
31.08.2019
Ordu mu bakanlığın yoksa bakanlık mı ordunun parçası?
25.08.2019
Ankara çıldırmış olmalı
21.08.2019
Kürt sorununda siyasete dönüş bir beka gereğidir
11.08.2019
Çıkışı olmayan labirent
5.08.2019
İnsan, akıl ve vicdan ya da Osman, Nazlı ve Ahmet...
26.07.2019
Yeni parti tartışmaları ve siyasetin geleceği
24.07.2019
Ordunun mevcut yapısı ve 15 Temmuz
20.07.2019
Ordunun mevcut yapısı ve 15 Temmuz
11.07.2019
CHP’den Babacan’a: Muhalif alanda siyaset...
5.07.2019
Siyasette hareketlilik: İktidar cephesi
29.06.2019
Yeni Dalga....
22.06.2019
Son viraj
10.06.2019
Erdoğan ve bilanço
1.06.2019
Tehlikenin farkında, ama...
25.05.2019
Yeni siyasi masa Kürtler olmadan kurulamaz...
18.05.2019
Kötü biniciyi önce atı sırtından atar
8.05.2019
Yeni bir meydan okuma arifesinde
15.2.2019
İksir ve ayna
21.1.2019
31 Mart 2019 seçimlerinin siyasi anlamı
17.12.2018
Kürt sorununun neresindeyiz?
15.11.2018
Türk siyasetine dair bir anahtar
16.1.2018
Sert irtifa kaybı
9.1.2018
15 Temmuz’da ve sonrasında ordu
28.12.2017
Batı rüzgârının siyasi iklimde rolü var mı?
16.12.2017
Yolsuzluğun algısı olur mu?
1.12.2017
Yeni demokrasi koşusu ne zaman başlayacak?
24.11.2017
Büyük ideolojik buluşma ve Kürt sorunu
3.11.2017
Türk siyaseti: Yeni bir model ya da büyük paradigma değişikliği
10.10.2017
İyi ki bu topraklardan gelip geçti...
3.10.2017
Türkiye'deki siyasi muhalefetin görünümü
9.9.2017
AK Parti popülizmin neresinde?
14.8.2017
Bu topraklarda demokrasi bir hayal mi?
10.8.2017
Otoriter neşterin yeni hedefi: İnsan hakları örgütleri
17.7.2017
FETÖ’nün devlete yayılmasına zemin hazırlayan üç neden
13.7.2017
15 Temmuz 2017: Şehitleri anma mı yoksa ideolojik kutsama mı?
17.5.2017
Erdoğan’ı 2019’da yenmek mümkün mü?
8.5.2017
Erdoğan’ın istikrarlı otoriterliği
30.4.2017
Referandumun ilk sonuçları: Kutuplaşma, ittifak ihtimalleri, kriz
26.4.2017
Gazeteciliğin kendisi suç olunca...
8.4.2017
Kapıdaki Rakka krizi
5.4.2017
16 Nisan’da neyi oylayacağız?
29.3.2017
Türkiye yol ayrımında
12.3.2017
Genelkurmay gerçekten rahatsız mı?