Ali BAYRAMOĞLU

Karar



Bookmark and Share

Şûra ayının getirdikleri...


21.08.2011 - Bu Yazı 3941 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Ağustos ayı, başka bir ifadeyle Yüksek Askerî Şûra ayı, her yıl artan oranda, sivillerin askerî alana hâkim olmasına tanıklık ediyor.
 
   
 
           
   
 
 
 

 

İki önemli gelişme olmakta.

1- Siyasi iktidar, yetkilerini titizlikle koruyarak yasanın kendisine verdiği tüm imkânları kullanıyor, idari tasarruf üzerinden askerî alanı denetliyor. Bu çerçevede genelkurmay başkanı dâhil olmak üzere, kuvvet ve ordu komutanlıklarına yapılacak atamalara doğrudan müdahale ederek komuta kademesinin şekillenmesinde belirleyici rol oynuyor.

Açıktır ki bu durum, askerin “kendi içine kimseyi sokmayan, buna karşın kendi dışını denetlemeye endeksli devlet içi özerk konumunu” ağır bir şekilde yaralıyor.

Son örnekte, siyaseten istenmeyen bir general, Aslan Güner, en kıdemli olmasına rağmen en kıdemsizlerin atandığı bir mevkiye, Harp Akademileri Komutanlığı’na atanıyor, onun altındaki bir general ise Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na tayin ediliyordu.

Kıdem üzerinden oluşturulan teamül ile siyasi ve idari tasarrufu ortadan kaldıran yerleşik vesayetçi uygulamaya son verilmesi, sadece fiilî durumla ilgili olarak değil, sembolik açıdan da son derece önemlidir.

2- Siyasi iktidar, Yüksek Askerî Şûra üzerinden siyasi işlere karışmış, ordunun siyasi işlevini bayrak edinmiş askerlerin tasfiyesini gerçekleştiriyor.

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da tutuklu askerlerin, rütbeleri ne olursa olsun, terfi almaması önemlidir. 2010’da atılan ilk adım, 2012 şûrasında ciddi bir tasfiyeyle sonuçlanmış olacaktır.

Bu durum, sivilleşme sürecinin kritik anlarından birisini oluşturmaktadır.

Hukuki hüküm öncesi idari yaptırım ve tasarruf yolu açılmaktadır. Bu gelişmeler ve personel politikası son derece önemli, buna şüphe yok…

Sivilleşmek istiyorsak şu üç mesele önemli…

- Asker kışlasına itilecek…

- Siyasi kararla ilgili hiçbir yetkiye sahip olmayacak…

- Askerî alan içi, askerî politikalar dâhil, siyaset kurumu tarafından denetlenecek…

Bizde asker kışlasına itiliyor… Diğer alanlarda da önemli adımlar atılıyor. Ancak bundan sonra atılması gereken hukuki, idari ve siyasi adımlar, bugüne kadar atılmış adımlardan daha fazladır.

Kimse sanmasın ki başbakanın Askerî Şûra’daki oturma düzeninde öne çıkması ve iktidarın kararlı bir şekilde atanacak askerî personelle ilgili tercihlerde bulunması tüm sorunları halleder.

Nitekim Askerî İç Hizmetler Kanunu’nun 35. Maddesi’nden, bu maddenin değiştirilmesinden söz edilirken, bir başka maddesi, askere iç güvenlik alanında silah kullanma yetkisi veren maddesi akla hiç gelmeyebiliyor.

28 Şubat’ta, Genelkurmay’da verilen brifinglerde o günün Harekât Dairesi Başkanı Korgeneral Çetin Doğan’ın, “İslamcılar pompalı tüfekle silahlanıyor, bu bize yönelik olduğu için İç Hizmet Kanunu’nun 85/1 maddesine göre silah kullanabiliriz” mealindeki açıklamalarını en azından biz unutmadık…

Gerçekten de 13 Haziran 1997’de, Genelkurmay Başkanlığı’nda basına verilen ikinci brifingde Silahlı Kuvvetler’in İç Hizmet Yasası’nın 85/1 maddesi uyarınca silaha başvurabiliriz” diyordu asker…

Bu, yasal mevzuattaki karanlık noktalardan, bubi tuzaklarından sadece biri…

Şüphe yok ki yeni anayasa hazırlanırsa pek çok yeni adım atılacak…

Muhtemelen genelkurmay başkanının statüsü yenilenecek, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanacak; muhtemelen Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılacak ve iki farklı hukuk düzeni sona erecek; muhtemelen kuvvet komutanlarının atanmasında tüm yetki siyasi iktidara verilecek…

Ancak bunlar dahi, yukarıda saydığımız üç koşulun yerine gelmesi için yeterli değildir…

Örneğin, asayiş ve militerleşme meselesinde jandarmanın konumu belirleyici bir rol oynamaktadır…

Örneğin, jandarmaya ilişkin pek çok husus sadece yasalarla değil, yönetmeliklerle de belirlenmiştir.

Dolayısıyla sivilleşme, askerin kışlaya itilmesi ve denetlenmesi ile ilgili tüm yasaların tek tek elden geçirilmesi, konuyla ilgili tüm yönetmeliklere yeniden düzen verilmesi, en önemlisi de yönetmelik ve protokoller vasıtasıyla yasaların delinmesinin engellenmesi gerekmektedir.

Unutmamak gerekir ki Arjantin bile sivilleşme düzenine keskin adımlarla geçerken 20-25 yıllık bir zaman harcamıştır.

Gidiş âlâ, ama yol uzun...

 

�l/K�� HĦ başlangıcıydı. Çünkü darbeden sonra ihdas olunan Anayasa Mahkemesi ve MGK gibi kurumlarla asker, hem devlet yönetimine dâhil edilmiş hem de özerkleşmesi sağlanarak bugünkü noktaya ulaşılmıştı.

 

Bu süreç içerisinde her adım önemliydi; ancak Ümit Kardaş’ın dikkat çektiği gibi bunlardan iki tanesi vardı ki 1970’te çıkarılan ve aynı yılın 7 Ağustos günü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren bu kanunlar sonraki yılları da şekillendirecek adımlar olacaktı. Bunlardan biri Genelkurmay Başkanının Görev ve Yetkilerini Düzenleyen 1324, diğeri de Milli Savunma Bakanlığı Görev ve Teşkilatı Hakkındaki 1325 sayılı kanundu. 1961 Anayasası’nın getirdiği ilginç yapılanma ile MSB’ye bağlı fakat başbakana karşı sorumlu olan Genelkurmay, 1324 Sayılı Kanunla artık tamamen başbakana bağlanıyordu, yeniden. Kanunun beşinci maddesi ise o zaman için dikkat çekse de bir şey ifade etmeyecekti belki de: “Genelkurmay Başkanına özel kanunlar ile verilen görev ve yetkiler saklıdır.” Buna paralel, MSB Kanunu ile de Savunma Bakanlığı zayıflatılıyordu. Tam da 12 Mart 1971 öncesinde Genelkurmay Başkanlığı böylece özerklik kazanmıştı. Kardaş’ın söylediği gibi “herkesle yazışabilen, istediği gibi kendi bütçesini, personel politikalarını uygulayan bir kurum hâline geliyordu Genelkurmay.”

12 Mart’tan sonra askerî güvenlik bürokrasisi bir adım daha attı. Askerî Yüksek İdare Mahkemesi’ni (AYİM) sisteme monte etti. Aynı zamanda MGK’daki kararlar da tavsiyeden ileri taşındı. Kararların takibi için başbakan, bir başbakan yardımcısını görevlendirebilecekti. Aynı zamanda Kurul’un gündeminin belirlenmesinde genelkurmay başkanının önerileri de dikkate alınacaktı. Kuvvet komutanları da temsil hakkı elde ediyordu Kurul’da.

Bu süreci tamamlayan başka adımlar da vardı. Siyaset bilimci Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne, askerî vesayetçi yapıyı farklılaştıran Silahlı Kuvvetler Personel, Askerî Ceza, 111 sayılı Askere Alma, Askerî Eğitim, AYİM, Askerî Mahkemelerin Kuruluş ve İşleyişine Dair gibi 12-13 temel kanundan bahsederek bunlarda darbe dönemlerinin hemen ardından yapılan değişikliklerle günümüze gelindiğini hatırlatıyor: “Askerler neyi ne ile düzenleyeceklerini çok iyi bilir. Onun için askerî darbe dönemlerinde yapılan kanun değişikliklerine bakmak lazım.”

Atılan her adım, askerî güvenlik bürokrasisine izole bir alan daha açıyordu. Bunlardan biri de 1960 sonrası temelleri atılan, 1980 sonrası daha da hızlanan lojman sistemiydi. Bu adımın en önemli gerekçelerinden biri güvenlik olsa da başka sebepleri de vardı. Kendisi de bir asker çocuğu olan Türköne’nin tespitiyle, asker eliyle ülkeyi yönetebilmek için, askeri toplumdan ayırmak gerekiyordu. Çünkü toplumun içinde bir hayat sürülürse, doğrudan doğruya toplumun değerleri ve kültür sistemi ile entegre olmuş bir asker/subay sınıfı ortaya çıkacaktı. Bu da çok hoş karşılanmıyordu: “Platon, koruyucular sınıfının mutlaka toplumdan ayrı yaşaması gerektiğini söyler. Bütün orduların ilham kaynağı odur. Platonist bir ideadır askerlerin toplumdan yalıtılması. Kendi sosyal tesisleri, kendi lojmanları, kendi alışveriş merkezleri, kendi tatil kampları, kendi eğlenceleri, kendi gündelik hayatlarını oluşturmaları... Altın günleri yapıyor subay eşleri mesela. Komutanın eşi aynı zamanda diğer subayların eşlerinin de komutanı oluyor. Hiyerarşi oluşuyor. Dedikoduyu bile kendi aralarında üretiyorlar.”

Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) da bunun en belirgin ispatı değil miydi? 27 Mayıs darbesinden sonra, 1 Mart 1961’de, ‘özel hukuk hükümlerine tabi’ bir şekilde 205 sayılı yasa ile kurulan ve bizzat kendi resmî sitesinde ‘OYAK Nedir?’ sorusu altında yer alan şu ifadeler de bir imtiyazın belgesi niteliğindedir: “OYAK, üyelerine, T.C. Anayasası’nın öngördüğü sosyal güvenlik sistemi kapsamında ve ana sosyal güvenlik kurumundan (SGK) ayrı güvenceler sağlamaktadır. OYAK bir emeklilik fonu yöneticisi olup üye birikimlerini artırma amacına yönelik olarak iştirak yatırımları da yapan bir kurumdur.” OYAK’ın, özellikle üst düzey üyelerine sağladığı imtiyazlar AK Partili Dışişleri Komisyonu Başkanı, emekli Büyükelçi Volkan Bozkır’ı bile isyan ettirdi, önceki hafta: “40 yıl karşılığı bir büyükelçi ve vali emeklilik ikramiyesi olarak 75, orgeneral ise 600 bin lira alıyor.”

İşte bunların doğrultusunda, Prof. Dr. Ahmet İnsel’in tabiriyle TSK, 1950–60 arası yaşadığı göreceli mevki ve statü kaybını, 1950 sonrası ‘kendisi için çalışan bir zümre’ hâline gelerek ve bunun kurumlarını oluşturarak geliştirdi: “Hani ordu tamamen kendi içine çekilip sadece askerlik görevini yapsa idi, diyecek çok fazla bir sözümüz olmazdı. Hem kendinizi toplumdan izole ediyorsunuz hem de topluma yön vermeye çalışıyorsunuz, işte orada gerçekten birçok büyük çelişki ortaya çıkıyor.”

Yrd. Doç. Dr. Çelik, Türkiye’de İttihat ve Terakki’den beri askerî bürokrasinin sistem içerisinde edindiği yeri belirleyen en önemli etkenin, Genelkurmay Başkanlığı’nın bu özerkleşme eğilimi olduğunu söylüyor. Ve Çelik, askerî bürokrasinin özerklik anlayışının nasıl bir şey olduğunu da şöyle açıklıyor: “Kendisine müdahale edilmeyen ve fakat kendisinin müdahale edebildiği bir yapılanma.” Çelik, Türköne’den farklı olarak, her şeye rağmen, askerî vesayet düzeninin, darbeler dönemini hariç tutarsak sadece askerin kendisi tarafından değil, siviller tarafından da zemininin hazırlandığını düşünüyor: “Unutmayınız ki bu ülke 1877’de çıkarılan kanunla 2002’ye kadar tam 125 yıl sıkıyönetimlerle yönetilmiştir. Sıkıyönetim, sivillerin netameli gördüğü ya da demokratik iklimde çözemeyeceğini anladığı pek çok sorunun çözümünü askere havale etme formülüdür.”

Ali Bayramoğlu’nun hatırlattığı gibi “Pek çok siyaset bilimci Türkiye’yi anayasaların ve yasaların değil, yönetmeliklerin ve genelgelerin yönettiğini söyler.” Böyle olunca da sadece yasalar değil, bunun dışındaki küçük ayrıntılar da çok önem kazanıyor ve Türkiye’deki askerî vesayetin boyutları daha bir anlaşılır oluyor, herhâlde.

Mesela 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile ilgili durum. Jandarma, kanuna göre Silahlı Kuvvetler’le ilgili görevleri, eğitim ve öğrenim bakımından Jandarma Genel Komutanlığı üzerinden Genelkurmay Başkanlığı’na, emniyet ve asayiş işleriyle diğer görev ve hizmetleri yönünden de İçişleri Bakanlığı’na bağlı. Kanunun sekizinci maddesine göre ‘Jandarma birlikleri; Genelkurmay Başkanlığı’nca lüzum görülen hâllerle…’ gibi muğlâk bir ifadeyle mülki amirlerin kontrolünden çıkıp Genelkurmay’ın kontrolüne geçebiliyor.

1983 yılında çıkan kanunla, jandarma birimlerinin illerde valiliklere bağlı olduğu belirlenmiş. Ancak bunun da bir yönetmelikle düzenlenmesi gerekiyor. Ali Bayramoğlu’nun söylediği gibi bu yönetmelik 1983’ten bugüne kadar çıkarılmamış. Çıkarılmayınca da aslında jandarmanın sicil amirinin valilik veya kaymakamlık yoluyla içişleri bakanı olması gerekirken, bu yetki jandarma üstünden Genelkurmay’da kalmış. Yani Bayramoğlu’nun ifadesiyle “Bu yönetmelikler, genelgeler, protokoller yasaları aştıkları oranda Türkiye’de askere istediği derinlikte bir askerileşme sürecini tesis etmesi imkânı veriyor.” Bu askerileşme de iki kademede vuku buluyor ona göre. Birincisi askerin siyasi etkinliğini getiriyor, ikincisi de böylece askere bir ayrıcalık tanımış oluyor.

Jandarmanın genel idare yerine genel komutanlığa bağlanmasını mayınlı bir alana benzeten eski ANAP Milletvekili Faik Tarımcıoğlu ise Jandarma Komutanlığı’nın 12 Eylül ile birlikte kuvvet komutanlığı mertebesine getirildiğini hatırlatıyor. Ve bu adımın amacının “Cihet-i askeriyenin rolünün tam anlamıyla pekiştirilmesi mantığına dayandığını” söylüyor. Tarımcıoğlu, bunun için, Jandarma Kanunu’nun değiştirilerek teşkilatın İçişleri Bakanlığı’na bağlanması amacıyla 1980 sonrası, 50 milletvekilinin de imzasını toplayarak bir kanun teklifi bile hazırlamış: “Kanun Meclis’e verildi. Sonra rahmetli Turgut Özal haber gönderdi bana. Onu bir müddet askıda tutmamı rica etti. Ben de onu kırmadım. Çünkü büyük problemler yaşandığını duydum. O problemler dolayısıyla ona bir zarar gelmesin diye geri çektim.”

Ayrıca kanuna göre jandarma, kırsalda, polisin olmadığı mahalde iç güvenlik için kullanılıyor hâlen. Türkiye’nin çok büyük bir kısmı bilindiği gibi kırsal alan. Bunu bile başlı başına sorun gören Ümit Kardaş, bu anlayışın dünyada modernlik öncesi döneme ait olduğunu anlatıyor.

28 Şubat’a dayanak oluşturan EMASYA protokolü tepkiler üzerine 2010 yılında iptal edilmişti. Adı üzerinde, yasa veya yönetmelik bile değil, protokoldü. Ama EMASYA’nın kaldırılması ile aslında pek bir şeyin değiştiği yoktu. Zira İl İdaresi Kanunu’nun ilgili maddeleri EMASYA’yı aratmayacak şekilde varlığını koruyordu. Kanuna göre “İl genel idaresinin başı illerde vali, ilçelerde ise kaymakam olmasına ve bütün memurlar mülki amir olarak bunlara bağlı bulunmasına rağmen cumhuriyet savcısı ve yargıç sınıfına dair olanlarla beraber askerî birlikler, askerî fabrika ve müesseseler, askerlik daire ve şubeleri bu maddeden muaf” tutuluyor. Yargı mensuplarının muaf olması anlaşılır bir şey iken askerin muafiyetinin maksadı farklı yorumları da beraberinde getiriyor. Faik Tarımcıoğlu, EMASYA Protokolü’nün bu kadar kolay kaldırılmasının altında da bu İl İdaresi Kanunu’nun yattığını düşünüyor: “Zaten İl İdaresi Kanunu o yetkileri veriyor. İleride bir yorum problemi doğarsa asker o problemde çok rahatlıkla ‘İl İdaresi Kanunu bana bu yetkiyi veriyor’ deyip sivil iktidarın, valinin veya kaymakamın yetkilerini devralabilir”

Askerî ayrıcalıkların önemli hususlarından biri de Sayıştay’ın denetimi ile ilgili. Sayıştay, Meclis adına bütün devlet kurumlarını denetleyebilirken iktidarın yılbaşındaki düzenlemesi ile askeriyeye henüz girme imkânı bulmuş değil. Onun için de Türk kamuoyu, gazetelerde, “Sayıştay, orduevine giremedi… Dönemin Genelkurmay Başkanı (İlker) Başbuğ’un emri ile emekli paşalar için 1. Ordu’ya ait Fenerbahçe Orduevi arazisinde lüks konut yapıldığı iddialarını araştırmaya giden Sayıştay denetçileri kapıdan döndü.” haberlerini okumaya devam edecek.

Hâlbuki Türköne, ‘en zor denetlenen ve en fazla denetlenmesi gereken kurumun da rasyonel işleyebilmesi için Silahlı Kuvvetler olduğunun altını çiziyor. Ve Türköne burada, ilk anda aklımıza gelmeyen bir hususa da dikkat çekiyor; TSK’nın da polis, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü gibi bürokratik bir kurum olduğunu hatırlatıyor: “TSK’nın bürokratik niteliğini göz ardı ettiğimiz için meseleyi tamamıyla siyasileştiriyoruz. Bu da bürokratik bir egemenlik getiriyor askere. Yani Silahlı Kuvvetler’in Türkiye üzerindeki hegemonyası aslında bürokratik bir egemenliktir.”

Türköne’ye göre tüm bürokratik kurumların ortak özelliği tarih boyunca kendilerine ayrıcalıklı bir alan açma peşinde olmalarıdır. Silahlı Kuvvetler’in ayrıcalığı ise kendisine bugüne kadar böylesine bir alan açmış olmasıdır: “Biz askerin denetlenmesini demokratik bir sorun olarak görüyoruz ama o aynı zamanda askerî bir sorun. Çünkü asker kendi hâlinde bıraktığınız zaman savunma ihtiyaçlarını da rasyonel zeminden uzaklaştırıyor. Mesela askerî harcamaların tamamı ölü yatırımlardır. Orada siyasi kararlar vermek gerekiyor. İşte bir rezalet olan, 1 milyar dolar civarında bir paranın harcandığı, İsrail’e yaptırılan tank modernizasyon projesi. Yaşar Büyükanıt’ın genelkurmay ikinci başkanı iken başına bela olduğu iş. Sonucu sıfır. Evet, güvenliğinizi mantıklı, ülke ihtiyaçlarıyla uyumlu hâle getirmenin tek yolu askerin denetlenmesi. Türkiye’nin savunma önceliklerinde uluslararası alanda güvenliğini sağlayan bugünkü en büyük avantajı demokrasisidir. Demokrasinin kendisi caydırıcı bir güç hâlbuki.”

Ordunun Sayıştay denetiminin dışında kalması, aslında silahlı bürokrasiye tahminlerin de çok üzerinde geniş bir hareket alanı sağlıyor.

Meşhur 35. maddesinde ‘Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumak’ diye bilinen ve bu maddeden vazife çıkararak yaptığı darbeleri meşru göstermeye çalışan 211 Sayılı TSK İç Hizmet Kanunu’nda askerî kurumlara başka ayrıcalıklar da tanınıyor. 103. maddede orduevleri ve müştemilatı -ki buna askerî gazino ve kışla gazinoları da dâhildir- Kurumlar Vergisi’nden, Bina ve Gelir vergilerinden muaf tutulmuştur. 104. maddede ise “Orduevleri, askerî gazino, kışla gazinoları, askerî müzeler ve bunların yönetmelikle gösterilecek her türlü müştemilatı, sarfiyat ve muameleleri bakımından 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ile 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine ve Sayıştay’ın vize ve denetimine tabi değildir.”

En basitinden askeriye içerisindeki kantinlerde KDV ödenmiyor. Ve buradan elde edilen gelirlerin yüzde 15’i de Genelkurmay’a aktarılıyor. Türköne’nin kabaca hesaplamalarına göre 1 milyon ordu mevcudunun günlük 5 TL harcaması karşılığında ayda 150 milyon TL ciro elde ediliyor. Bunun yaklaşık 22,5 milyon lirası da Genelkurmay için aylık gelir demek. O yüzden Türköne, “Kontrol edilemeyen para kanun dışı alan yaratıyor. O yüzden bu paranın kontrolü meselesi, Sayıştay Kanunu’nda yapılacak değişiklik çok önemli idi.” diyor.

Kanunlarla kendisine verilen büyük gücü her zaman askerin siyasal alana müdahalesi olarak algılamamak gerektiğini de anlatan siyaset bilimci Türköne, buna da şöyle açıklık getiriyor: “Bir iş adamı bir otel inşa edecek diyelim. Ruhsat alabilmesi için ordunun da onay vermesi gerekiyor. Asker bu inşaata ‘uçakların alçalmasına mânidir’ derse izin alamıyorsunuz. Ankara Keçiören’de belediye bir kule inşa etmiş. Kule inşaatına Güvercinlik’ten izin verilmemiş. Yani askerin imzası olmayınca, olmuyor. İmzayı almak için para istiyor senden ve bu şekilde korkunç bir rüşvet çarkı dönüyor Türkiye’de.” Bunu reddederken de mantıklı bir açıklama yapmasına gerek duymuyor askerî bürokrasi.  ‘Reddedilmiştir’ demesi yeterli oluyor.

Türköne, Sayıştay’ın denetiminin ne kadar önemli olduğuna işaret etmek için bir örnek daha veriyor ve 1990’ların sonunda İstanbul Boğazı’na inşa edilen radar takip kuleleri işinde de korkunç para olayları vuku bulduğunu ileri sürüyor: “Piyasada özel sektörün yürüttüğü bir iş, bir yerinden askeriyeye giriyorsa, askeriyeden izin alınması, sorulması gerekiyorsa mutlaka rüşvet alınıyordur. Bir denizci kurmay albay nasıl rüşvet aldıklarını anlatmıştı bana. Demişti ki ‘Adam geliyor, mesela rüşveti verecek. Ses kaydı olmasın diye hiç konuşmuyorlar. ‘Koy’ diyor, ‘otur’ diyor. Sayıyor tek tek. Ondan sonra gönderiyor adamı.”

Sayıştay denetimine açık olmayınca yapılan yatırımların sonuçları da ortaya çıkarılamıyor hâliyle. Türköne, askerî bürokratik gücün ulaştığı noktaya bir örnek de orduevleri üzerinden veriyor ve Atatürk’ün mirası olan ve özel bir kanunu bulunan Ankara’daki Atatürk Orman Çiftliği’ndeki 5 yıldızlı otel ayarında askerî sosyal tesis Gazi Orduevi’nin kaçak olduğunu söylüyor: “Sorsanız Atatürkçülükle bu orduevinin ne alakası var diye, size bir alaka kurarlar ama doğrudan doğruya, kanuna da aykırı bir şey. Fenerbahçe Orduevi’ne yapılanların hiçbirinin bir şeyi yok. Ama hiç kimse gelip de o binaları yıkmaya cesaret edemez. Bürokratik ayrıcalık, üstünlük budur. Dolayısıyla “silah TSK’ya ayrıcalık değil, daha fazla denetim gerektiren bir hassasiyet getirmeli. Askerin bütün yetkileri, sorumlulukları doğrudan doğruya halk denetimine, yani parlamenter denetime açılmalı.”

TSK İç Hizmet Kanunu başka muafiyetler de içeriyor asker personelden yana. Kanuna göre ‘subay, askerî memur ve astsubayları askerî tabip ve mütehassıslar kıta, kurum, hastane ve meskenlerinde her zaman ücretsiz olarak muayene ve tedaviye mecburdurlar.’ Bunların askerî hastanelerde tedavilerinde de hiçbir suretle ücret alınamayacağı kanunla sabitlenmiş.

Hakeza 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatı ile ilgili kanun… Kanunun ‘istisnalar’ başlığı altındaki 3. maddesi aynen şöyle: “İstanbul ve Çanakkale (Özel kanun çıkarılıncaya kadar) Boğazları ile 2862 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu uyarınca belirlenmiş ve belirlenecek yerlerde, Askerî Yasak Bölgeleri ve Güvenlik Bölgelerinde, TSK’ya ait harekât, eğitim ve savunma amaçlı yapılarda bu Kanun hükümleri uygulanmaz. Aynı kanunun geçici ikinci maddesi de “belirtilen yapılar imar mevzuatına uygun inşa edilerek kullanma izni alınmış yapılar olarak kabul edilir.” denilerek, atıf yapılan c bendinde “2565 sayılı, Askerî Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu kapsamına giren veya Milli Savunma Bakanlığı’na tahsisli olan veya tahsissiz olarak Milli Savunma Bakanlığı’nca kullanılmakta olan arsa ve araziler üzerindeki Milli Savunma Bakanlığı’na veya TSK’ya ait yapılara” istisna sağlanıyor.

Faik Tarımcıoğlu’nun ifadesiyle bu kanun, askere, yapacağı inşaatlarda kafadan izin hakkı vermiş oluyor: “Sivil mevzuat burada geçmez manası çıkar, zaman zaman bunlar çok problem olur.” Gerçek bir sivil demokratik idarede söz konusu dahi olamayacak ayrıcalıklardır bunlar.

Bu alan Türköne’nin dikkat çektiği gibi geniş bir parasal manevra alanı sağlıyor askerî güvenlik bürokrasisine. Tarımcıoğlu ise askerin bu alanlara dokunulmasını istememesinin sebebi olarak vesayetçi zihniyetin devamının istenmesini gösteriyor: “Asker layüseldir, kimse denetleyemez. Taviz vermeyelim diye. Bu bir taviz olarak görülür.”

Bir başka husus da Milli Eğitim Bakanlığı’yla alakalı. Bakıldığında, Milli Eğitim Bakanlığı Türkiye’deki bütün müfredat ve eğitim esaslarını belirlemekle sorumlu kılınmış. Ancak, TSK’ya bağlı ortaöğretim kurumlarının program, yönetmelik ve öğrenim denklik derecelerinin belirlenmesi konularında Milli Eğitim Bakanlığı Silahlı Kuvvetler ile işbirliğine zorunlu bırakılmış. TSK’nın işbirliğine ne kadar yanaştığı muamma. Aynı zamanda 5450 sayılı kanunla da kamu kurum ve kuruluşlarına bağlı okullar MEB’e devredilirken TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı okullar bunun dışında tutulmuş. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun cumhuriyetin temel kanunlarından biri olduğunu hatırlatan Tarımcıoğlu, askerî okulların TSK’da kalması ile Tevhid-i Tedrisat’ta bir delik açıldığını söylüyor: “Orada demek bir zaruret gördü asker. Onu devam ettirdi. Burada başka bir şey oldu. İşte derin devlet denilen devletin ana damarlarını sağlayan şey talim terbiye kuruludur. Onu Milli Eğitim’e bağladı ama Talim Terbiye’ye öyle kesin iç mekanizma verildi ki milli eğitim bakanlarının dışında bir kuruluş hâline geldi orası. Ve bakanlar bile Talim Terbiye kurullarının üzerinde nüfuz edemedi, şimdiye kadar. Talim Terbiye Kurulu nasıl karar verdi ise milli eğitim politikaları öyle gitti. Oraya yapılan her atama Genelkurmay’ın, MİT’in veya MGK genel sekreterinin onayıyla, baskısıyla veya seçmesi ile oldu. Ve Talim Terbiye Kurulu’nun yazdığı her metin, her kitap bir ana düstur olarak okutuldu. Mesela cumhuriyet tarihini yazdılar. Tek mantık ve tek zihniyetle.”

Bunların dışında askere imtiyaz sağlayan başka mevzuatlar da var. 2886 Devlet İhale Yasası’nda ‘İlanı sakıncalı görülen hususlar’ ve ‘pazarlık usulüyle yapılacak işler’ maddeleri de askeriyenin Sayıştay denetimine neden dâhil olması gerektiğine işaret eden maddelerden. 4458 sayılı Gümrük Kanunu da pek çok kamu kurumu ile birlikte askere de akaryakıt ve yağlardan, hammaddeye, teçhizat ve makineye kadar gümrük vergilerinden muafiyet ve istisna getiriyor. 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun ödeneklerin kullanılması ve ertesi yıla geçen yüklenme gibi maddeleri de, yapısı ve mevcudu itibariyle dev bir organizasyon olan askerî güvenlik bürokrasisine avantajlar getiriyor.

Adli Sicil Kanunu’nda ‘Türk mahkemeleri tarafından verilmiş olsa bile disiplin suçlarına ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri adli sicile kaydedilmez’ deniyor mesela. 3628 Sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu’nda ise asker kişilerin konu hakkındaki soruşturmalarının askerî savcılar tarafından yürütülmesini öngörüyor. Bu da kapalı devre bir yargı anlayışı oluşturmaya zemin hazırlıyor.

5202 Sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu, askerî tesislerdeki savunma sanayii güvenlik denetlemesini, kanun kapsamı dışında bırakıyor. Bu tesisler, makamın talebi üzerine Genelkurmay Başkanlığı tarafından oluşturulacak bir heyet tarafından denetlenebiliyor ancak.

Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkındaki Yönetmelik, yargı mensuplarının yanında TSK’da görevli subay, astsubay, sivil memur, sözleşmeli ve yevmiyeli personele bu hakkı tanımayarak üst makamları korumuş oluyor. 5176 sayılı Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulması Hakkındaki Kanun, kanunun ruhuna aykırı bir şekilde, Tarımcıoğlu’nun da dikkatimizi çektiği ve ‘asıl onlara uygulanması gerekir’ dediği kişileri bundan muaf tutuyor. Buna göre, kamu görevlilerinin uymaları gereken saydamlık, tarafsızlık, dürüstlük, hesap verebilirlik, kamu yararını gözetme gibi etik davranış ilkelerini kapsayan kanun, pek çok kamu görevlisine uygulanırken cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, Bakanlar Kurulu üyeleri, yargı mensupları ve üniversitelerin yanında TSK mensuplarına uygulanmıyor.

1774 Sayılı Kimlik Bildirme Kanunu’na göre her Türk vatandaşı özel veya resmî her tür konaklama yerinde kimlik bildirmekle yükümlü iken askerî konaklama, dinlenme ve kamp tesisleri ile ordu evleri bu kanunun kapsamı dışında tutuluyor. Son zamanlarda da tartışılan 182 sayılı Hizmet ve Seyis Erleri Kanunu, teğmenden mareşale kadar her subaya barışta ve savaşta birer hizmet eri veriyor. Ve bunun verilemeyeceği durumlarda aylık 200 TL peşin ödenmesini öngörüyor ve bu borca karşılık da haczedilemiyor.

Bu çalışmada askerî güvenlik bürokrasisine sağlanan sosyal güvenlik avantajları üzerinde pek durmadık. Zira konunun uzmanı Ali Tezel, asker ve benzeri kurumların avantaj bakımından çok farklı olmadığını düşünüyor. Buna rağmen SGK, askerî işyerlerini denetleyip kontrol edemiyor. Bunu askerî iş müfettişleri yapabiliyor ancak.

1402 sayılı Sıkıyönetim, 5434 sayılı Emekli Sandığı, 2860 sayılı Yardım Toplama, 697 sayılı Ulaştırma ve Haberleşme Hizmetlerinin Olağanüstü Hallerde ve Savaşta Ne Suretle Yürütüleceğine Dair Kanunlar ile TSK’yi Güçlendirme Vakfı Kanunu, askere istisnalar sağlayan kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük ve yönetmeliklerin yüzlercesinden sadece birkaçı. Dahası da var tabii.

Görünen o ki yeni anayasa tek başına yeterli olmayacak. Bir mıntıka temizliği de gerektirecek. Bizdeki süreç de İspanya ve benzeri ülkelerdeki gibi zaman alabilecek. Buna hazırlıklı olmak gerekiyor. Ahmet İnsel, bu işi İspanya’da başarıya ulaştıran savunma bakanlarından Narcis Serra’nın şu tespitlerine dikkat çekiyor: “Bu sürecin gerçekleşmesini istiyorsak siyasetçilerin, siyasal partilerin güvenlik sorunları ile ordu kadar ilgilenmeleri gerekiyor.” Ali Bayramoğlu ise Türkiye’de bu alandaki ilerlemenin zorluklarını “Biz kötü adamlarla iyi iş yapmaya çalışıyoruz. Tasfiye etmek istediğin adama kendisinin tasfiyesini yaptırmaya çalışıyorsun. Bunun içinde asker var, yargı var, üniversiteler var. Dolayısıyla inanılmaz kavgalar, çatışmalar var.” diye anlatıyor.

Her şeye rağmen Yrd. Doç. Dr. Seydi Çelik gibi düşünenler de var: “Ama şu da unutulmamalıdır ki, ne yaparsanız yapın, hangi önlemi alırsanız alın, darbelerin önüne mutlak bir şekilde geçtiğinizden hiçbir zaman emin olamazsınız. Ancak ihtimalleri en aza indirebilirsiniz. Silah tekelini elinde tutan muazzam bir kurumdan bahsediyoruz bu ülkede.”

Kaynak:Aksiyon Dergisi

.

Facebook Yorumları

Emlak8
31.03.2020
Bu da geçecek...
27.03.2020
Dünyanın çivisi
22.03.2020
Salgında kendine övgü...
19.03.2020
İnsanoğlu için kırılma anı
16.03.2020
İtaat
13.03.2020
Yeni ufuklara açılan umut yelkeni
8.03.2020
Taha Bey
6.03.2020
Neden Suriye’yiz?
1.03.2020
Türkiye maceraya sürükleniyor
28.02.2020
Değişmeyen
18.02.2020
Demokratik kırıntılar kaldı mı?
14.02.2020
Ortadoğu bataklığı
10.02.2020
Suyun kiri hep aynı
7.02.2020
Bu neyin savaşı?
3.02.2020
İntikam davaları
30.01.2020
Muhafazakâr siyaset: Dün, bugün, yarın
27.01.2020
Hukuk adamı kimdir?
24.01.2020
Hukuk ve reisler
19.01.2020
Üç kritik siyasi aktör
12.01.2020
Rüzgara meydan okuma zamanı
5.01.2020
Demokrasi böler korkusunun geri dönüşü
28.12.2019
Ağar’ın sahne alışı
21.12.2019
Veli Küçük, Fethullah Gülen tahterevallisi
13.12.2019
Babacan ve Davutoğlu’nun önündeki asıl sınav
8.12.2019
Babacan ve Davutoğlu’nu bekleyenler
23.11.2019
Hukuksuzluğa alışmanın anlamı
15.11.2019
10 Kasım Kemalizm Ahmet Altan
8.11.2019
Şiddet veya siyaset
3.11.2019
Dünya fokurduyor
25.10.2019
Cin şişeye tekrar girmez
19.10.2019
Türkiye, Suriye’deki engelleri nasıl aşacak?
11.10.2019
Suriye çıkartması: Ülke geleceği siyaset masasında
4.10.2019
Greta, ‘Susamam’, Bahçeli, iktidar
27.09.2019
Demirtaş’ın tutuklanmasının anlamı
22.09.2019
Babacan ve Davutoğlu: Farklar ve benzerlikler...
12.09.2019
Hangi Türkiye’yi tercih edelim?
9.09.2019
Devlet nereye ya da hangi devlet?
31.08.2019
Ordu mu bakanlığın yoksa bakanlık mı ordunun parçası?
25.08.2019
Ankara çıldırmış olmalı
21.08.2019
Kürt sorununda siyasete dönüş bir beka gereğidir
11.08.2019
Çıkışı olmayan labirent
5.08.2019
İnsan, akıl ve vicdan ya da Osman, Nazlı ve Ahmet...
26.07.2019
Yeni parti tartışmaları ve siyasetin geleceği
24.07.2019
Ordunun mevcut yapısı ve 15 Temmuz
20.07.2019
Ordunun mevcut yapısı ve 15 Temmuz
11.07.2019
CHP’den Babacan’a: Muhalif alanda siyaset...
5.07.2019
Siyasette hareketlilik: İktidar cephesi
29.06.2019
Yeni Dalga....
22.06.2019
Son viraj
10.06.2019
Erdoğan ve bilanço
1.06.2019
Tehlikenin farkında, ama...
25.05.2019
Yeni siyasi masa Kürtler olmadan kurulamaz...
18.05.2019
Kötü biniciyi önce atı sırtından atar
8.05.2019
Yeni bir meydan okuma arifesinde
15.2.2019
İksir ve ayna
21.1.2019
31 Mart 2019 seçimlerinin siyasi anlamı
17.12.2018
Kürt sorununun neresindeyiz?
15.11.2018
Türk siyasetine dair bir anahtar
16.1.2018
Sert irtifa kaybı
9.1.2018
15 Temmuz’da ve sonrasında ordu
28.12.2017
Batı rüzgârının siyasi iklimde rolü var mı?
16.12.2017
Yolsuzluğun algısı olur mu?
1.12.2017
Yeni demokrasi koşusu ne zaman başlayacak?
24.11.2017
Büyük ideolojik buluşma ve Kürt sorunu
3.11.2017
Türk siyaseti: Yeni bir model ya da büyük paradigma değişikliği
10.10.2017
İyi ki bu topraklardan gelip geçti...
3.10.2017
Türkiye'deki siyasi muhalefetin görünümü
9.9.2017
AK Parti popülizmin neresinde?
14.8.2017
Bu topraklarda demokrasi bir hayal mi?
10.8.2017
Otoriter neşterin yeni hedefi: İnsan hakları örgütleri
17.7.2017
FETÖ’nün devlete yayılmasına zemin hazırlayan üç neden
13.7.2017
15 Temmuz 2017: Şehitleri anma mı yoksa ideolojik kutsama mı?
17.5.2017
Erdoğan’ı 2019’da yenmek mümkün mü?
8.5.2017
Erdoğan’ın istikrarlı otoriterliği
30.4.2017
Referandumun ilk sonuçları: Kutuplaşma, ittifak ihtimalleri, kriz
26.4.2017
Gazeteciliğin kendisi suç olunca...
8.4.2017
Kapıdaki Rakka krizi
5.4.2017
16 Nisan’da neyi oylayacağız?
29.3.2017
Türkiye yol ayrımında
12.3.2017
Genelkurmay gerçekten rahatsız mı?
9.3.2017
Yargıda itaat ve talimat devri
15.8.2015
Yeni siyasi gündem…
14.8.2015
İstikamet seçimler…
13.8.2015
Yanıldım mı?
12.8.2015
Koalisyon mu seçim mi?
11.8.2015
Kara Pazartesi…
9.8.2015
Kürt krizinde ne noktadayız?
7.8.2015
Hangi gazetecilik?
6.8.2015
Küfün otopsisi (3)…
5.8.2015
Meczup siyaseti (2)
4.8.2015
Orada dur bakalım Doğan Akın (1)
1.8.2015
Sol ve liberal muhalefetin şiddetle ilişkisi…
31.7.2015
Geri dönüş mümkün mü?
30.7.2015
Tek taraflı şiddet analizleri…
29.7.2015
Şiddet evresi…
28.7.2015
Kopan ip bağlanabilir mi?
26.7.2015
Ne yapmalı?
24.7.2015
Alarm…
23.7.2015
IŞİD ve koalisyon…
22.7.2015
Suruç, basın ve gerçekler…
21.7.2015
Suruç’ta ne oldu?
18.7.2015
Kürt sorununa hakim bakış…
17.7.2015
Kapalı daire…
16.7.2015
Cemaat ve Anayasa Mahkemesi: Yasaya iptal, Gülen’e ret…
15.7.2015
Çatışma sahne almasın…
14.7.2015
Seçimlere gidilirse ne olur?
11.7.2015
Düşünce ve iktidar ilişkisi…
10.7.2015
Kürtlere iktidarda yer yok mu?
9.7.2015
Müptezel…
8.7.2015
Fırtına koparan söyleşi…
7.7.2015
Uzlaşma ihtiyacı ve “bünyesel problem”…
4.7.2015
Koalisyon ihtimalleri…
3.7.2015
Çözüm süreci: Yeni haller ve riskler (2)
2.7.2015
Çözüm süreci: Yeni haller ve riskler (1)
1.7.2015
İncelen ip
30.6.2015
Dilemma…
27.6.2015
Hacı Murat…
26.6.2015
Barışa ulaşmak, barışı sürdürmek…
24.6.2015
Gerilla merkezine doğru…
23.6.2015
Fırsat kullanmak…
20.6.2015
AK Parti-CHP koalisyonunun koşulları…
19.6.2015
Nasıl bir koalisyon olmalı?
18.6.2015
Demirel de gitti…
17.6.2015
Koalisyon ve Kürt sorunu
16.6.2015
Ne yapmalı? Ne yapmamalı?
13.6.2015
Hangi koalisyon
12.6.2015
HDP nereye?
11.6.2015
Kürt faktörü…
10.6.2015
Ne olacak?
9.6.2015
Haziran depremi…
6.6.2015
Demokrasi…
5.6.2015
Ülkenin ruh hali…
4.6.2015
Suç duyurusu…
3.6.2015
Bugün ve yarın…
2.6.2015
Siyaset…
30.5.2015
HDP…
29.5.2015
Bize has olan…
28.5.2015
Seçimlerin galibi kim olacak?
27.5.2015
27 Mayıs ve yarın…
26.5.2015
Regresyon…
23.5.2015
Seçim sonuçlarını kestirmek…
22.5.2015
Bir idam hükmü ve bir suç duyurusu…
21.5.2015
Çözüm süreci ve süreklilik…
20.5.2015
Şiddete dikkat!
19.5.2015
Adana ve Mersin uyarısı: Akıllar başa…
17.5.2015
Seçim sonrası çözüm süreci nasıl seyreder?
15.5.2015
Çözüm süreci seçim terazisinde
14.5.2015
Ayna…
13.5.2015
Evren ve Kürt sorunu
12.5.2015
Evren öldü. 12 Eylül yaşıyor
11.5.2015
Başbakan’la bir gün
9.5.2015
HDP'li mi yoksa HDP’siz bir meclis mi?
8.5.2015
Yeni ayrışmanın vahim sonucu
7.5.2015
Kulak verin: Kültürü yıkmak, belleği aşağılamak…
7.5.2015
Meşruiyet…
5.5.2015
Hakim tutuklamak…
2.5.2015
Çözüm süreci bitti mi?
1.5.2015
Kaçınılmazlar…
30.4.2015
Kilit taşı HDP…
30.4.2015
Seçim sonrası…
28.4.2015
Tahliye skandalı…
25.4.2015
Hatırlamak ve hatırlatmak
24.4.2015
Taziye ve toplum
23.4.2015
100 yıl önce…
22.4.2015
Bir İrlanda mektubu: Liderden lidere…
21.4.2015
Silah bırakma, Dublin, DPI
18.4.2015
Virüs…
17.4.2015
Yeni açı…
16.4.2015
Yeni sözleşme aynı zamanda bir tashih sözü mü?
15.4.2015
Gerginlik çıkıyor…
14.4.2015
1915, Papa ve bu toplum…
11.4.2015
Asker meselesi halloldu mu?
10.4.2015
Listeler ışık saçıyor mu?
9.4.2015
Kritik virajda son görünüm
8.4.2015
Adaylar, partiler ve seçimler
7.4.2015
Sorunların babası: Zihniyet…
04.04.2015
Düşünmek…
03.04.2015
Sol, sağ, şiddet…
02.04.2015
Bir insanın hayatı…
01.04.2015
Simge bir mahkum...
31.03.2015
Ana sesi, hak sesi…
28.03.2015
Sadakat krizi…
28.03.2015
Türk sağı ve AK Parti...
26.03.2015
Kriz çözüm sürecini nasıl etkiler?
25.03.2015
Kriz siyaseti…
24.03.2015
Kriz analizi…
21.03.2015
Nevroz ve İzleme Heyeti…
20.03.2015
Kürt sorunu yok mu?
19.03.2015
Kim nerede durdu, duruyor?
18.03.2015
AK Parti ve gelecek…
17.03.2015
Kendini önemsemek ya da siyaseti hafife almak…
14.03.2015
Çözüm modelinde esas...
13.03.2015
Sadakat
12.03.2015
Fidan ve üç “hal”
11.03.2015
Fidan olayında “zemin”...
10.03.2015
Çözüm sürecine dış göz
07.03.2015
Özerklik
06.03.2015
Baransu ve Balyoz
05.03.2015
Uğultu ve gerçek...
04.03.2015
Çözüm sürecinde nereye geldik?
03.03.2015
Bir ölüm ve bir doğum...
28.02.2015
28 Şubat: 18 yıl sonra
27.02.2015
Dink ve Akyürek
26.02.2015
Bayar’dan Erdoğan’a...
25.02.2015
Bir ortak payda: Şahıs kültü
24.02.2015
Elde ne var?
21.02.2015
Kör noktalar
20.02.2015
Çözüm süreci nereye doğru?
19.02.2015
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın...
18.02.2015
Sınıfsal değil, cinsiyetçi ...
17.02.2015
Gerginlik
14.02.2015
Eşik mesele
13.02.2015
CHP yerini HDP’ye bırakacak mı?
12.02.2015
İktidar ve muhalefet halleri...
10.02.2015
Benzemez kimse sana
07.02.2015
Post-kemalist sendromlar...
06.02.2015
Gidiş nereye?
05.02.2015
Nedir bu direnme hakkı?
04.02.2015
Cemaatle mücadele, hukuk ve derin devlet yatağı...
03.02.2015
Kürt politikası, cemaat, polis devleti...
31.01.2015
Anayasa meselesi: Bir model ve türevleri
30.01.2015
Kanıtlar, kanatlar ve altına girenler
29.01.2015
Zihnin ahmak ve zalimi...
28.01.2015
Somali diye bir ülke, Türkiye diye bir devlet....
24.01.2015
Cemaatle mücadele bayrağı Afrika’da
23.01.2015
Başbakanlık açıklaması: 1915’ten 2015’e...
22.01.2015
Yolsuzluk oylaması
21.01.2015
Cemaatin kanatları altında yaşamak
20.01.2015
Sekiz yıl sonra elde ne var?
17.01.2015
Davutoğlu’na Dink cinayeti hakkında...
16.01.2015
Kaos kokusu alanlar
15.01.2015
Dink davasında yeni gelişmeler..
14.01.2015
Batı ve Doğu: Ters akımlar
13.01.2015
Paris yürüyüşünün iki yüzü...
10.01.2015
Parmaklar karşılıklı sallanırken...
09.01.2015
İslamofobi mi? Basın özgürlüğü mü?
08.01.2015
Vahşet Paris’te
07.01.2015
Haziran seçimleri ve çözüm süreci...
06.01.2015
Hamle mi patinaj mı?
03.01.2015
Türk aydınının kök hücresi
02.01.2015
Erdoğancılık ve anti-Erdoğancılık arasında
01.01.2015
2015’e merhaba...
31.12.2014
Cemaatle mücadele: Gerekler...
30.12.2014
Cemaatle mücadele: Virajlar...
27.12.2014
Anlayamıyor musunuz?
26.12.2014
Cemaatin güç gösterisi
25.12.2014
Avcı’ya yine mi mahpus?
24.12.2014
Hangi asker? Hangi AK Parti?
23.12.2014
Batı basını ve Türk tuzağı
20.12.2014
Gerçek hangisi?
19.12.2014
Cevat Öneş’in dinlenmesi
18.12.2014
Zihniyet rezaleti ve skandal...
17.12.2014
Demokrasi mi otoriterlik mi?
16.12.2014
Cemaat, basın, özgürlük: İki keskin uç
13.12.2014
Samast, Yılmazer, Akyürek…
12.12.2014
Çözüm sürecindeki fasit daire…
11.12.2014
Samast’ın ifadelerine nasıl bakmalı?
10.12.2014
Dink Davası: Bir otopsi...
09.12.2014
Kirlilikte üçüncü cephe..
06.12.2014
Cemaatin kirli çamaşırları
05.12.2014
Açık toplum olmak...
04.12.2014
İki aşırı uç...
03.12.2014
Anayasa Mahkemesi ve iktidar gerilimi...
02.12.2014
Muş’taki o ışık
29.11.2014
Demokrasi ve tahakküm
28.11.2014
Yayın yasağı: Hatayı hatayla örtmeye çalışmak
27.11.2014
Zihniyet testi...
26.11.2014
Kendisini değişim sanmak...
22.11.2014
Türk modernliği, travma, demokrasi...
21.11.2014
Hangisi doğru?
20.11.2014
Kısa hafıza, şahsi muhalefet...
19.11.2014
Barış treni, tekrar...
18.11.2014
Zihniyet şemsiyesi
15.11.2014
Türkiye imajı
14.11.2014
“Demokratik devr-i daim” sorunu
13.11.2014
Yapışkan siyaset...
11.11.2014
Çözümde toplumsal zemin
08.11.2014
Dört kilitli kapı
07.11.2014
Sabit değişken
06.11.2014
Kürtlerin tahayyülü ve yeni denge
05.11.2014
Başka bir açı...
04.11.2014
Kürt sorununun yeni katmanları...
01.11.2014
Asker riski
31.10.2014
Mahçupyan...
30.10.2014
Barış treni devrilirse
29.10.2014
Diğer yüz: Komşu ve güven
28.10.2014
Aktörsüz, insansız, talepsiz değişim
25.10.2014
Kaybedilmek istenen insanlığımızdır
24.10.2014
Kendi ayağına 'sıkmak'
23.10.2014
Krizde devletin sorumluluğu
22.10.2014
Davutoğlu Dolmabahçe'de neler söyledi?
21.10.2014
Dolmabahçe'de konuşulanlar
18.10.2014
Zamana zaman verin
17.10.2014
Zorluk yasası...
16.10.2014
Kürt siyaseti ve 'üç risk'...
15.10.2014
Badire atlatıldı mı?
14.10.2014
Çözüm süreci ne olacak?
11.10.2014
Rojava'nın infilakı
10.10.2014
Kapıdaki büyük tehlike
09.10.2014
Çözüm süreci kanıyor...
08.10.2014
Büyük devlet olmak ve Kürt meselesi..
07.10.2014
Kürtlerin Ortadoğu öyküsü ve Türkiye
04.10.2014
Neden şiddet?
03.10.2014
Kürt çelişkisi...
02.10.2014
Kemalistin bilinçaltı
01.10.2014
Keşke farkında olsak
30.09.2014
Kerteriz
27.09.2014
İki mesele: Sünni siyaset ve Kürt sorunu
26.09.2014
Medeniyetçilik...
25.09.2014
Kürt kozu, demokrasi kozu ve tam zamanıdır
24.09.2014
Türkiye IŞİD'e karşı mı? Ve ne yapmalı?
23.09.2014
Ölçüsüzlüğün de bir ölçüsü var...
20.09.2014
Eski ve derin sorun: HSYK
19.09.2014
Zorunlu din dersi kalkmalıdır
18.09.2014
New York Times, bizimkiler, darbe temposu
17.09.2014
Neredeydik? Neredeyiz? Nereye gidiyoruz?
16.09.2014
Onlara güç versin, Hrant'a da selam olsun...
13.09.2014
Öfkeyle başetmek
12.09.2014
Türkiye koalisyona katılmalı mı?
11.09.2014
Çözüm süreci demokrasiyi sırtlayabilir mi?
10.09.2014
Üç siyaset odağı...
09.09.2014
Can pazarı…
20.08.2014
Nasıl bir demokrasi, nasıl bir Türkiye?
19.08.2014
Gül meselesi ve güç politikası...
16.08.2014
Başbakan Davutoğlu'na doğru...
15.08.2014
Biraz da kendimize siyaset
14.08.2014
AK Parti içinde siyaset ve Erdoğan'ın stratejisi
13.08.2014
İlk siyaset fişeği AK Parti'de...
12.08.2014
Yeni dönemin ilk işaretleri
09.08.2014
En sıcak seçim ve Türkiye'nin geleceği
08.08.2014
Cemaatin kısa siyasi tarihi (3)
07.08.2014
Cemaatin kısa siyasi tarihi (2)
06.08.2014
Operasyonlar ışığında cemaatin kısa siyasi tarihi (1)
05.08.2014
Tek kefeli terazi...
02.08.2014
Yaralı dallar
01.08.2014
Kürt sorunu ana taşıyıcı olacak...
31.07.2014
Yalan dünya..
30.07.2014
İki mesele: Ergenekon ve cemaat
29.07.2014
Tarihi bir bayram...
26.07.2014
Cemaat meselesi iktidar kavgasından ibaret değil!
25.07.2014
Hayırlı bir soruşturma
24.07.2014
Güvensizlik
23.07.2014
Kürt sorunu nereye doğru?
22.07.2014
İsrail ve Yahudiler...
19.07.2014
Utanç rejimi
18.07.2014
Siyasetsiz 'ekmek' hamuru...
17.07.2014
Erdoğan takıntısı ve iki farklı yüzü...
16.07.2014
Demirtaş: Bir siyasetin doğuşu...
15.07.2014
Rojava'daki genç doktor adayı...
12.07.2014
Erdoğan'ın yeni Türkiye planı...
11.07.2014
Anti-Erdoğan bir proje olarak İhsanoğlu
10.07.2014
Kürt Siyasi Hareketi'nin yeni pisti...
09.07.2014
AK Parti hegemonyası
08.07.2014
Seçim sonuçları malum, mesele sonrasında...
05.07.2014
Delil üreten gazete!?
04.07.2014
Kürt'ten cumhurbaşkanı adayı olur mu?
03.07.2014
Siyasi panorama...
02.07.2014
Erdoğan ve Türkiye'nin geleceği
28.06.2014
Yasa, ışık, Kürtler ve mızmızlar
27.06.2014
Kürt yasası: Keskin hamle...
26.06.2014
AK Parti etrafındaki 'üç soru'…
25.06.2014
CHP-MHP'nin 'akıl'la oyunu…
24.06.2014
Balyoz davası: Sorumluluklar, faturalar, bedeller ve 'durum'…
21.06.2014
Güneş balçıkla sıvanmıyor
20.06.2014
Balyoz tahliyelerinin anlamı: Kitabın sonu mu?
19.06.2014
12 Eylül davası: Darbe devri bitti mi?
18.06.2014
Adaylarla nasıl bir Türkiye'ye doğru?
17.06.2014
İhsanoğlu nasıl bir aday ve şansı var mı?
14.06.2014
Sorumlu Türk dış politikası ve Davutoğlu mu?
13.06.2014
Musul düşerken: Ortadoğu faturası...
12.06.2014
Olmazsa olmazlar ve barış
11.06.2014
Bayrak, sorumluluk, siyaset
10.06.2014
Lice'den İstanbul'a neler oluyor?
07.06.2014
Kürt Çalıştayı'ndan esintiler...
06.06.2014
Kürtler: Umut...
05.06.2014
Çözüm sürecine Diyarbakır'da yeni start
04.06.2014
Politik tezgahlar ve muhalefetteki algı boşluğu...
03.06.2014
MİT Müsteşar Yardımcısı'nı kim dinledi?
01.06.2014
Yarım gebelik, yarım siyaset, yarım muhalefet
30.05.2014
Diktatörlük zırvalıkları ile otoriterlik halleri arasında
29.05.2014
AK Parti kendi ayağına çelme mi takıyor?
28.05.2014
27 Mayıs neye işaret ediyor?
27.05.2014
Sınıfsal öfke
24.05.2014
Paradoks...
23.05.2014
Parçalı değişimin sorunları...
22.05.2014
Hain projektörler ve çözüm önerileri
21.05.2014
İrtifa...
20.05.2014
Araçsallaşan acı ve kutuplaşma zehiri...
17.05.2014
Yeni Türkiye'ye doğru (2)
16.05.2014
Yeni Türkiye'ye doğru (1)
15.05.2014
Yas ve sorumluluk
14.05.2014
Avcı, cemaat ve adalet
13.05.2014
Sahte siyasetçi
10.05.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimlerine doğru: İktidarın siyaseti, muhalefetin siyasetsizliği
09.05.2014
İmralı, AK Parti ve cumhurbaşkanlığı...
08.05.2014
Erdoğan cumhurbaşkanı olursa...
07.05.2014
Türkiye'nin basın özgürlüğü tartışmaları...
06.05.2014
Türkiye'de demokrasi var mı, yok mu?
03.05.2014
Muhalefet
02.05.2014
Washington'dan Türkiye nasıl görünüyor?
01.05.2014
Haşim Kılıç ve paralel yapı...
30.04.2014
AYM'nin muhalefete soyunması...
29.04.2014
Ölçüyü kaçıran kim?
26.04.2014
1915 karşısında Türk toplumu (2)
25.04.2014
1915 karşısında Türk toplumu (1)
24.04.2014
Tarihi bir gün: Ermeniler, 1915 ve 99 yıl sonra gelen taziye...
19.04.2014
MİT yasası: Yeni sorunlar
18.04.2014
Keskin siyasi viraj
17.04.2014
Masum olan var mı?
16.04.2014
Kim nerede?
15.04.2014
Neden kaybediyorlar?
13.04.2014
MİT…
11.04.2014
Onlar…
10.04.2014
Geçiş ile kopuş arasında: Yeni siyasi evre…
09.04.2014
İç siyasette bilanço
08.04.2014
Bilanço
05.04.2014
Seçimin coğrafyası ile sosyolojisi
04.04.2014
Eski ve yeni rejim halleri...
03.04.2014
Gül siyasi oyunda olacak mı? Neresinde?
02.04.2014
Cahil halk sendromu…
01.04.2014
Seçimler: Ne oldu? Ne olacak?
29.03.2014
Son damla: Dinleme skandalı...
28.03.2014
Ahlak, basın, siyaset...
27.03.2014
Biz 'cemaat-MHP-CHP' cephesinde yokuz...
26.03.2014
Cemaate yaslanarak siyaset ya da gayri meşru siyaset...
25.03.2014
Yasak ve yenilgi...
21.03.2014
Nevroz 2014 ve gelecek...
20.03.2014
Mevcut kaos karşısında Kürtler...
19.03.2014
Yalnızlaşma
18.03.2014
İki AK Parti, iki Türkiye...
15.03.2014
Nüks...
14.03.2014
Cemaatçilik zehiri...
13.03.2014
Karar AK Parti'nin...
12.03.2014
Berkin, tahliyeler ve ulusalcı 'cin'...
11.03.2014
Erdoğan: Ergenekon konusunda başımı kuma gömemem...
08.03.2014
Laik kesim, kriz ve körlük
07.03.2014
AK Parti'nin geleceği...
06.03.2014
Neyin krizi?
05.03.2014
Siyasette iki gerilim hattı...
04.03.2014
Meşruiyet krizi: AK Parti ve CHP...
01.03.2014
Hakim Bey!?
28.02.2014
Anlamaya, görmeye ve sorumluluğa davet...
27.02.2014
İstihbarat zemini üzerinde muhalefet
26.02.2014
Demokrasinin önündeki risk
25.02.2014
Dinleme ve otoriterleşme dalgaları...
22.02.2014
Kim otoriter?
21.02.2014
Üç öykü
20.02.2014
Başbakan'ı Hitler'e benzetmek!..
18.02.2014
Benli Alime'den Cumhurbaşkanı Gül'ün siyasi işlevine...
15.02.2014
Kürt sorunu ve ufuk
14.02.2014
Seyyar giyotin
13.02.2014
Demokratik zemindeki sığlık
12.02.2014
Bula bula Sarıgül'ü bulmak...
11.02.2014
CHP ve Sarıgül'e dair...
08.02.2014
Temizlik paketi ve demokratikleşme
07.02.2014
Kriz ve AK Parti'nin payı
06.02.2014
Hasdal'daki asker ve darbe
05.02.2014
Yeni siyasi sayfa: AK Parti, cemaat, Kürtler, asker...
04.02.2014
Cemaat 'kamikaze' yapınca...
01.02.2014
Dani Rodrik, Çetin Doğan: Yeniden yargılanma...
31.01.2014
Zihniyet huzmesi
30.01.2014
Meşruiyet ve demokrasi meselesi: Nasıl?
29.01.2014
Asıl soru: Nereye ve nasıl ilerleyeceğiz?
28.01.2014
Konforlu pozisyonlar
25.01.2014
Darbecileri kahramanlaştırmamak...
24.01.2014
Yeniden yargılama nasıl yapılmalı?
23.01.2014
Krizden nasıl çıkılır ya da ne yapmalı?
22.01.2014
Türkiye'de neler oluyor ya da Türk modeli...
21.01.2014
Siyasi matruşka...
18.01.2014
HSYK sadece bugünün meselesi değil
17.01.2014
Siyasi alana yönelik tehdit ve tehlike
16.01.2014
Dün, bugün ve siyaset
15.01.2014
Avcı'yla neden söyleşi yaptım?
14.01.2014
Böyle bir yapıyı yabancı istihbarat da kullanır
13.01.2014
Hanefi Avcı'yla film gibi...
11.01.2014
Kriz bilançosu: Otoriterleşme
09.01.2014
Roboski: İki devlet...
08.01.2014
Yargının bitişi, karanlık odalar ve kilit dava....
07.01.2014
Kör olmayın, sorun büyük...
05.01.2014
Başbakan'dan kriz analizi ve yeni dönem iması...
04.01.2014
Siyasetin mağduriyeti
03.01.2014
Balyoz, orduya kumpas, makaranın geriye sarması...
02.01.2014
Ergenekon, Balyoz: Makarayı geri sarmak...
01.01.2014
Üç alıntı, bir mesele
31.12.2013
'13' rakamını hakkeden yıl
28.12.2013
Siyasi cehennem…
27.12.2013
Devlet krizi, demokrasi riski
20.12.2013
Dengesini arayan terazi...
19.12.2013
Tezgah ile yolsuzluk
18.12.2013
Hakan Şükür, gözaltı furyası ve cemaat
17.12.2013
İzaha muhtaç bir karar ve ağır zihniyet sorunu
14.12.2013
Aynı anda üç zaman
13.12.2013
Cemaat ve devlet...
12.12.2013
Sivil baskı rejimi ve liberaller
11.12.2013
Balbay ve ötesi...
10.12.2013
Devlet içinde cemaat olur mu? Ya da nasıl olmalı?
07.12.2013
Demokrasi yasta: Mandela öldü...
06.12.2013
Fişleme, fişlenme...
05.12.2013
Kavga AK Parti'ye oy kaybettirir mi?
04.12.2013
Kerinçsizgiller ve polis müdürleri...
03.12.2013
Kavga nasıl bitecek?
30.11.2013
2004 yılını hatırlamak: MGK belgesinden Sarıkız ve Ayışığı'na...
29.11.2013
MGK belgesi: Hükümet cemaat çatışmasında son salvo
28.11.2013
Ergenekon'un öteki yüzü: Faili meçhuller ve kayıplar
27.11.2013
JİTEM belgeleri neden 'devlet sırrı' gerekçesiyle koruma altında?
26.11.2013
Cemaat ve siyaset
23.11.2013
Devletin Kürt politikası o keskin hamleyi yapabilecek mi?
22.11.2013
Hükümet ile cemaat...
21.11.2013
Kürt sorunu ve yeni koşullar...
20.11.2013
AK Parti'nin iki katmanı ve Kürt politikası...
19.11.2013
Diyarbakır: Düğün ve nikah...
16.11.2013
Açık ve kapalı toplum arasında
15.11.2013
Öcalan'a karşı Barzani mi?
14.11.2013
Sol CHP'den mi ibarettir?
13.11.2013
CHP, umut, felaket ile tabula rasacılar…
12.11.2013
Krizler, ahmaklar, savrulanlar...
09.11.2013
Bağımlı değişkenler sorunu
08.11.2013
Denize düşen yılana sarılırsa ya da Sarıgül meselesi...
07.11.2013
Tehlikeli ve kritik eşik: Özel alana müdahale...
06.11.2013
Elit kibri...
19.10.2013
O talihsiz gün
16.10.2013
Çıta meselesi…
15.10.2013
Bayramda kan…
11.10.2013
Balyoz ve mağduriyet, hukuk ve siyaset...
10.10.2013
Darbeci bir neslin tasfiyesi
09.10.2013
Gizli personel, gizli eylem...
08.10.2013
Kafesteki Türkiye ve ahlaksız özdeşlikler
05.10.2013
Muhayyel siyaset ve sol muhalefet
04.10.2013
Kürt sorunu açısından demokrasi paketi
03.10.2013
Ulus-devletin sonu mu?
02.10.2013
Paketi küçümsemek...
01.10.2013
Demokratikleşme paketini nasıl okumalı?
28.09.2013
Tuncel Kurtiz
27.09.2013
Ekim devrimine doğru...
26.09.2013
Neden önce asker?
25.09.2013
28 Şubat'ın otopsisi: Tutanaklar
24.09.2013
Sahaya inen seyirci ve siyaset...
21.09.2013
Devlet ve ölüm kuyusu
20.09.2013
Kürt siyaseti ve yeni dengeler
19.09.2013
Sır ve karartma
18.09.2013
Bir 'yüzleşme metni'…
17.09.2013
Nataşa ve Cumartesi Anneleri...
14.09.2013
Alevi, Nuseyri ve siyaset...
13.09.2013
12 Eylül kanı...
12.09.2013
Kimlikçi iklime geri dönüş mü?
11.09.2013
Dikkat: Tehlike!
10.09.2013
Utanıyorum...
07.09.2013
Büyük terazi
05.09.2013
28 Şubat davası: Önce asker...
04.09.2013
Ahlaktan azade demokrasi olmaz…
03.09.2013
Yunus Nadi'lerden bugüne ve Kürtçe yayına
31.08.2013
Aidiyetçilik
30.08.2013
İmha ve eleştiri arasında...
29.08.2013
Muhalefet olmadan siyaset...
28.08.2013
Kanun gücünü siyasi amaçlar için kullananlar...
27.08.2013
Dış politika mı iç politika mı?
24.08.2013
Hazin tartışmalar...
23.08.2013
Seçim ve Kürt alevi…
22.08.2013
Bir ittifakın çöküşü...
31.07.2013
Siyasi intizam…
30.07.2013
Defterdeki yeni sayfa...
27.07.2013
Süreklilik…
26.07.2013
Kürtler ve Ortadoğu...
25.07.2013
Kürt sorununda yeni sayfalar…
24.07.2013
Kimlik, kuvvet, memleket…
23.07.2013
Hanefi Avcı 'meselesi'nin 'derin' anlamı
20.07.2013
YAŞ ve JİTEM
19.07.2013
Özgürlük, açık toplum ve AK Parti…
18.07.2013
Genç ve eksik sivillik…
17.07.2013
2013 Bahar krizi ve asker…
16.07.2013
Nereye koşuyoruz?
13.07.2013
Serzeniş ve uyarı…
12.07.2013
Krizden çıkış yolu: Anayasa paketi…
11.07.2013
Özgürlük ihtiyacı
10.07.2013
Cemaatler diyarında kördöğüşü
09.07.2013
Orada oryantalist fetva, burada ilke erozyonu…
06.07.2013
Tarla fareleri yuvalarından çıkarken
05.07.2013
Mısır'ın 27 Mayıs'ı…
04.07.2013
Sağ gelenek ve AK Parti...
03.07.2013
Kopuş ile komplo arasında
02.07.2013
Zora koşuyoruz…
29.06.2013
Hükümet ve süreç: Bir enstantane…
28.06.2013
Eski Türkiye'ye yeni çizik
27.06.2013
Barış süreci: İkinci start…
26.06.2013
Kürt meselesi demokrasi için 'can simidi' olmaya ilerlerken…
25.06.2013
Acil uyarı ihtiyacı ve fasit daire
22.06.2013
AK Parti, sorular, sorunlar ve parazitler…
21.06.2013
Bir demokrasi krizi olarak 'Gezi'
20.06.2013
Gençler, sırtına binenler, itip kakanlar…
19.06.2013
Kaza geliyorum diyor…
18.06.2013
Arı kovanına çomak sokmak: Çifte sorumsuzluk...
15.06.2013
Normalleşme…
14.06.2013
Soluk almak ile boğulmak arasında…
12.06.2013
Hala umut var mı?
11.06.2013
Sizi gördüm, sizi anladım diyebilmek…
08.06.2013
Sakinleşmek…
07.06.2013
AK Parti: Nereden nereye…
06.06.2013
Başbakan bekleniyor…
05.06.2013
Yangını kim, nasıl söndürecek?
04.06.2013
Büyüyen çığ ve Taksim'in neresindeyiz?
01.06.2013
Bu nasıl barış? Bu ne hoyratlık?
31.05.2013
Batı'dan Güneydoğu'ya: Bardak doluyor…
30.05.2013
Işık ile perde...
29.05.2013
Cemaat topluma karşı: Alkol, kürtaj, vs…
28.05.2013
Hoşgeldin Saren…
25.05.2013
Soluma...
24.05.2013
Anayasa ve milletvekillerinin tarihsel sorumluluğu…
23.05.2013
Anayasa bir matematik meselesi midir?
22.05.2013
Suriye'den kaçmak mümkün mü?
21.05.2013
Dağ ve devlet arasında bir ananın feryadı…
18.05.2013
CHP Avrupa'yı da dağıttı…
17.05.2013
Yazık ve ayıp: Milli hassasiyet cinayetleri…
16.05.2013
Millet, Bahçeli gibilerden davacı olacaktır...
15.05.2013
Masa sağlam ama eksik...
14.05.2013
Reyhanlı'nın perde arkası…
11.05.2013
Yeni cumhuriyetin eşiğinde: Siyasiler ve ağır sorumluluk
10.05.2013
Ulusalcılık virüsü…
09.05.2013
Hem barış hem demokrasi…
08.05.2013
DPI, İngiltere, İrlanda, Afrika…
07.05.2013
Evlat katilini affetmek mümkün mü?
04.05.2013
Güney Afrika'dan Kürt meselesine - 3
03.05.2013
Nelson Mandela'nın adası...
02.05.2013
Güney Afrika'dan Kürt meselesine (1)
01.05.2013
Harç ve tuğla…
30.04.2013
Batı illerinden barış selamı…
27.04.2013
Muktedir hükümet ve yeni dönem...
26.04.2013
Barış süreci şimdi başlıyor…
25.04.2013
Barış sürecinin kaybedenleri
24.04.2013
Karanlık bir kampanya ve sonrası…
23.04.2013
Kandan kına ve gürültü…
20.04.2013
CHP'nin yeni krizi: Kürt sorununun çözümü
19.04.2013
Türkiye'nin aradığı…
18.04.2013
Büyük Barış Yürüyüşü Ve bir milyon barış yürüyüşçüsünden biri olmak…
17.04.2013
Değişimde Kürt sarkacı…
16.04.2013
Erdoğan ve tarihi iddia: Milliyetçiliğin dönüşümü…
13.04.2013
Yeni siyasi kırılma…
12.04.2013
Şiddet ve devlet…
11.04.2013
AK Parti-BDP anayasasına doğru mu?
10.04.2013
İmralı-Ankara-Kandil hattında neredeyiz?
09.04.2013
Ölüm homurdanması ve ırkçı öfke…
03.04.2013
Akil Türkiye…
02.04.2013
'Geri çekilme krizi'nin arkasında ne var?
30.03.2013
Barış ve 'demokratik usul' meselesi
29.03.2013
Kürt sorunu: Direnç ve kritik eşik...
28.03.2013
Acil: Demokrat ittifakı…
27.03.2013
Ne oluyor Sayın Bahçeli? Kimi vuruyorsunuz? Kim ölüyor?
26.03.2013
AK Parti'nin başarı çizgisi tavan yaparken…
23.03.2013
Türkiye nereye gidiyor?
22.03.2013
Dev sayfa, beyaz sayfa….
21.03.2013
Barışa giden yolun neresindeyiz?
20.03.2013
Hasan Cemal…
19.03.2013
Ergenekon'da sona doğru…
16.03.2013
Kafataslarından demokratik bütünleşmeye…
15.03.2013
Mayınlar…
14.03.2013
Askeri kalıntılar, kalıntı ötesi tortular...
13.03.2013
Kürt sorununda siyasi fal…
12.03.2013
Bunları MGK'da söyleseydik, o gece ihtilal olurdu...
09.03.2013
Darbe, basın, iktidar…
08.03.2013
İktidar meselesi…
07.03.2013
Tek doğru, tek siyaset, tek yol ve demokrasi…
06.03.2013
Sabotaj, gazetecilik, ilke, fayda, vs…
05.03.2013
Gazeteci ve İmralı…
02.03.2013
O meşum gün: Onaltıncı yılında 28 Şubat'la hesaplaşmak…
01.03.2013
Öcalan, tutanaklar ve kriz…
28.02.2013
Kürt görüşmeleri ve resmin bütünü…
27.02.2013
Türkiye'nin Mengele'si…
26.02.2013
'İmralı'yı sadece 'bir yarım' dinler…'
23.02.2013
Kürt sorunu şemsiyesinde: Milliyetçilik ve anti-siyaset
22.02.2013
28 Şubat kazanı tekrar kaynarken…
21.02.2013
Fitne, zehir, haram, cani, şerefsiz…
20.02.2013
Demokrasi yanıt bekler…
19.02.2013
İç infazlar, karanlık ve Eşref Bitlis…
15.02.2013
Yargı paketi ne getirecek?
14.02.2013
Büyük karın ağrısı: CHP ve 'kentli' sol...
13.02.2013
Kürt, asker ve hukuk meselesi: Bardak dolarken…
12.02.2013
Doğru sefer eğri gemi…
09.02.2013
Saygun'dan Başbuğ'a, Şık'tan Avcı'ya: Gemi su alıyor…
08.02.2013
AK Parti yanlış yapıyor
07.02.2013
İmralı'yla müzakere ve iki tarz-ı siyaset…
06.02.2013
Maskaralık…
05.02.2013
Hanefi Avcı, ahlakın bam teli…
02.02.2013
Asım Eren'i, 49'lar olayını bilir misiniz Sayın Kılıçdaroğlu?
01.02.2013
Toplumsal alan daralırken...
31.01.2013
Bu CHP her iktidara lazım…
30.01.2013
Asker çığırtkanlığından Meclis kürsüsüne…
29.01.2013
Kuvvet komutanının istifasına nasıl bakmalı?
26.01.2013
Kürtlerin Ogün Samast'ı…
25.01.2013
Özgürlük ve demokrasiye dair sorulmayan sorular…
24.01.2013
Paris ve Gladyo..
23.01.2013
Siyaset, cinayet ve devlet arasında …
22.01.2013
Derin devlet oradan sırıtıyor…
19.01.2013
6 yıl sonra…
18.01.2013
Mehmet Ali Birand…
17.01.2013
Işık göründü, umutlu olun, yeter ki…
16.01.2013
Başbakan tanımladı: Barış süreci ve Kürt sorununda milat…
15.01.2013
Cesaret, siyaset ve hamle aşaması
12.01.2013
Barış ipi ortada kalmasın…
11.01.2013
Paris'te üç kadın suikasti…
10.01.2013
PKK'lının elini sıkmak meselesi...
09.01.2013
Balyoz'da zan altı: Yargı ve asker arasında…
05.01.2013
Ve müzakere başladı…
04.01.2013
Karadayı: Büyük balık…
03.01.2013
Kürt meselesinde yeni sayfa açılıyor mu?
02.01.2013
Avcı, Çiller, Susurluk, Ergenekon...
01.01.2013
2013'ün üç meselesi…
29.12.2012
2012: Bilanço…
28.12.2012
Öğrenciler mi? Rektörler mi?
27.12.2012
Güle güle Şerafettin Bey...
25.12.2012
Acil muhalefet ihtiyacı
22.12.2012
Şahsileşme…
21.12.2012
Örtülü ve özgürlükçü kuşağa selam olsun!
20.12.2012
Demokrasi hangi baharda gelecek?
19.12.2012
Hesaplaşma..
18.12.2012
Ergenekon, Taraf ve taraf olmak…
14.12.2012
Hatırlamak çok mu zor ya da zihni serbest bırakmak?
13.12.2012
Özgürlük, basın ve siyasi iktidar
12.12.2012
Mecbur bırakma siyaseti ile siyasi kopuş arasında…
11.12.2012
Kürt sorunu: İşin başındayız
08.12.2012
Edepsizlik kelimesi yetmiyor tanımlamaya..
07.12.2012
Masal ve demokrasi
06.12.2012
Çatlama tehlikesi ve AK Parti
05.12.2012
Türkiye'yi yönetenler, dünü 'Unutmayın'…
04.12.2012
Cengiz Çandar, Kürtler ve diğerleri..
30.11.2012
Bu ne ahlak bu ne ordu!
29.11.2012
Vah ki vah…
28.11.2012
Bu ne zihniyetmiş böyle..
27.11.2012
Kanuni ve Erdoğan..
24.11.2012
Asker ve suçla yüzleşme..
23.11.2012
Siyasetçiye kalkan parmak
22.11.2012
Kürt meselesinde otoriter dönüşüm...
21.11.2012
Kürtsüz Kürt sorunu
20.11.2012
Eni sonu müzakere..
17.11.2012
Efendi kim?
16.11.2012
Kesik baş…
15.11.2012
Tayyip Erdoğan neden başkanlık sistemini istiyor?
14.11.2012
AK Parti nereden nereye?
13.11.2012
AK Parti'nin yarını var mı?
10.11.2012
Şaka mıydı 27 Nisan?
09.11.2012
Türkler, Kürtler.
08.11.2012
Siyasi pornografi..
07.11.2012
Bir düşün Sırrı Sakık…
06.11.2012
Savaş zayiatı…
03.11.2012
Meclisin tüm Kürt milletvekillerine…
02.11.2012
Vebal…
01.11.2012
Oruç, ölüm, siyaset…
31.10.2012
Siyasetin sopası?
30.10.2012
Asker çağrısı ve cop arasında 'siyasi epilepsi'...
27.10.2012
Ölümcül bir konu ve bir uyarı, tekrar...
26.10.2012
Gazetecilik ve AK Parti..
25.10.2012
Bayram ve bellek: Karanlık ve aydınlık arasında
24.10.2012
Aramızdaki işkenceciler ve katiller
23.10.2012
AK Parti ve seçkinleri?
20.10.2012
Müzakere zamanı
19.10.2012
Kürtlerle müzakere sayfası açılıyor mu?
18.10.2012
Tek doğru yok...
17.10.2012
Kibir...
16.10.2012
Bu toplum fazlasını hakediyor
13.10.2012
Bir arpa boyu...
12.10.2012
Suriye uçağı ve gerginlikte risk dönemi
11.10.2012
Kürt sorunu: Çıkmaz sokak
10.10.2012
Yaşayan boyutlarıyla 28 Şubat (2)
09.10.2012
28 Şubat'ı yeniden okumak(1): Unutulmaması gerekenler
06.10.2012
Türk dış politikasının terazisi...
05.10.2012
Çalanlar savaş tamtamları mı?
04.10.2012
28 Şubat'ta kim kimdir?
03.10.2012
Başkan Erdoğan'a doğru tam 'gaz'...
02.10.2012
AK Parti'de neler oluyor?
28.09.2012
AK Parti'nin 10. yılında Türkiye
27.09.2012
AK Parti kongresinin önemi ve anlamı
26.09.2012
Balyoz: Bir devrin ve neslin sonu...
25.09.2012
Balyoz analizi...
22.09.2012
Balyoz gibi kararlar?
21.09.2012
PKK öldürürken Türkiye'nin geleceği...
20.09.2012
Değişim 'oyunları'
19.09.2012
Türkiye üç diyar...
18.09.2012
Cemal Paşa ve Hasan Cemal...
15.09.2012
Sorgulama vakti...
14.09.2012
Rota: Çankaya
13.09.2012
Az, biraz ahlak...
12.09.2012
Bu böyle gitmez...
11.09.2012
AK Parti basın savaşları ve üç safhası...
08.09.2012
Şiddet yangını
07.09.2012
Dokunulmazlıklar el yakar
06.09.2012
Uyarıyorum...
05.09.2012
Kürtler ve Türklerin karşı karşıya bulunduğu durum...
04.09.2012
Nuseyriler, Esat ve Hatay...
01.09.2012
Nefret...
31.08.2012
Kürt sorununu çözmek zorlaşırken...
30.08.2012
Savaş siyasetçileri, şiddet ve aydınlar...
29.08.2012
Eller birbirine değmeli...
28.08.2012
Kürt sorununda yeni safha...
25.08.2012
Kürtlerin şiddeti...
24.08.2012
İsyan ve siyaset...
23.08.2012
Kandan beslenenler...
02.08.2012
Suriye ve Kürt sorunu
28.07.2012
CHP kurultayı gerçekten değişim mesajları verdi mi?
27.07.2012
Bilanço...
26.07.2012
Tutuklu askerler, YAŞ, yeni dönem...
25.07.2012
Tahammül...
24.07.2012
Türkiye için uyarı levhası...
22.07.2012
Lider merkezli rejim değişikliği
21.07.2012
Büyük paradoksa doğru: Türkiye, AK Parti, CHP ve diğerleri
20.07.2012
AK Parti makası açıyor
19.07.2012
"Zihniyet oyunu", İdris Naim Şahin ve siyasi sahne
18.07.2012
Numan Kurtulmuş meselesi ve AK Parti'nin yeni stratejisi
17.07.2012
Erdoğan Kürt sorununu gerçekten çözebilir mi?
14.07.2012
Ersanlı'nın tahliyesi ve anlamı
13.07.2012
JİTEM ve gelecek...
12.07.2012
Büşra'dan geçmişe...
11.07.2012
Kan kokusu ve adalet
10.07.2012
Davutoğlu, Ersanlı, El Beşir ve Esad
09.07.2012
Siyasi alan daralmamalı…
07.07.2012
Karşılarında 1915'te hiç bir şey olmamış diyen bir dışişleri bakanı yok
06.07.2012
'Benim vicdanım rahat' diyor Davutoğlu...
05.07.2012
Sarı Levent'ler ve Genelkurmay'ın sorumluluğu...
03.07.2012
Yüzleşme, arınma ve ordu
01.07.2012
DPI nedir? Milletvekilleri ve gazeteciler Galler’de ne yapıyor?
30.06.2012
Anter'in katili yaşlanmış mı?
29.06.2012
Altımızı oyan hangisi? KCK mı, KCK operasyonları mı?
28.06.2012
Neşter zamanı...
27.06.2012
Suriye krizi hangi temellere dayanıyor?
26.06.2012
Savaş tehlikesi ve karanlık kampanya hakkında...
24.06.2012
Kürt sorunu çözülebilir mi?
23.06.2012
Özgürlük düşmanlığı ve zihniyet
22.06.2012
Çözüm: Kayıtsız koşulsuz siyaset...
22.06.2012
'Azgın Kürtler' ve 'Azgın Türkler'
20.06.2012
İrili ufaklı savaş köpekleri
19.06.2012
Yeni bir siyasi parti...
16.06.2012
Demirel darbe komisyonu önünde ne anlatmış olabilir?
15.06.2012
Savcı ve hakimlerin yer değiştirmesinin anlamı
14.06.2012
Hükümetin Kürt politikası değişti mi?
13.06.2012
İktidar mücadelesi mi yoksa siyasi düzeltme mi?
12.06.2012
Çiller dönemi cinayetleri...
09.06.2012
Bir inanç kavgası öyküsü: Kan iftirası
08.06.2012
Kürt sorununda madalyonun unutulan öte yüzü...
07.06.2012
Türkiye'nin yeni düzeni...
06.06.2012
Nereye gidiyoruz: 4 soru, bir analiz...
05.06.2012
Yeni Türkiye'de kürtaj ve dindar
03.06.2012
Bu ülkeyi kim yönetecek, nasıl yönetecek?
02.06.2012
Kürtaj, güç, gelenek ve siyaset
01.06.2012
28 Şubat'ta son hamle mi?
31.05.2012
Şaha kalkan ahlak, AK Parti ve demokrasi
30.05.2012
Bir AK Parti analizi: Toplum ve üç paradoks..
29.05.2012
Bir AK Parti analizi: Siyaset (1)
28.05.2012
Çocuk, terör ve gelecek...
26.05.2012
Küçük Robespierre'ler ve oyunları
25.05.2012
Bakan ve hükümeti
24.05.2012
İdris Naim Şahin: İnciler mi, itiraflar mı?
23.05.2012
Bizi de mi tutuklayacaktınız?
22.05.2012
Basından fışkıran şiddet
19.05.2012
Darbe ve azim…
18.05.2012
Cemaat, Fenerbahçe, siyaset, şiddet, futbol
17.05.2012
Silah ateş alıyor...
16.05.2012
Toplum darbe meselesini aştı mı?
15.05.2012
Şike, şampiyonluk, GS, FB, diğerleri
13.05.2012
İki farklı asker…
12.05.2012
Solun şiddetle hesaplaşması
11.05.2012
Asker askere karşı...
10.05.2012
Asker sivil ilişkisinden kesitler
09.05.2012
Anayasa nasıl yapılacak?
08.05.2012
Sarkozy'in düşüşü...
06.05.2012
Neden bir 28 Şubat yaşandı bu ülkede?
05.05.2012
Türkiye'nin yolu...
04.05.2012
Asker neden konuştu?
03.05.2012
Yeni Türkiye'nin doğum belgesi...
02.05.2012
Ahmaklık ve ahlaksızlık
01.05.2012
Zibidiler...
29.04.2012
Askerin millete özür borcu var
28.04.2012
28 Şubat: Basın meselesi (1)
27.04.2012
Psikolojik harekatlar: Önce asker (2)
26.04.2012
İşte 28 Şubat fişleri ve suçlar: Önce asker (1)
25.04.2012
Karanlık geçmiş...
22.04.2012
İnce ayarcılara hukuki ayar…
21.04.2012
Ahır ve ibadethane...
20.04.2012
28 Şubat: Kim nasıl hesap vermeli?
14.04.2012
12 Eylül ve arta kalanlar…
13.04.2012
Sonunda 28 Şubat...
12.04.2012
Tantan'a açıklama
11.04.2012
EMASYA'dan Jandarma'ya...
10.04.2012
Pimi çekilmiş el bombası: Jandarma
08.04.2012
Asker meselesinde yeni virajlar
07.04.2012
Derin Tarih...
06.04.2012
Bir iddianame felaketi: KCK
05.04.2012
12 Eylül kimi mağdur etti? Nasıl yargılanmalı?
04.04.2012
Hesap sorma anı yaklaşıyor
03.04.2012
Yeni dönemin şifreleri
01.04.2012
Bir zamanlar Kemalizm...
31.03.2012
Güzergah belli ama hava sisli
30.03.2012
Gazete 'kapanacak'
29.03.2012
Kürt sorununun yeni üssü Suriye mi?
28.03.2012
Hükümetin Kürt ufku
25.03.2012
Yeşil, JİTEM, derinlik...
24.03.2012
Demokrat ile otokrat
23.03.2012
Ataerkil siyaset krizi ve kurucu şiddet
22.03.2012
Sürekli baskı, sürekli isyan...
21.03.2012
Kanlı Nevruz
20.03.2012
Yazık...
18.03.2012
15 yıl sonra neredeyiz?
17.03.2012
Yeni siyasi denge...
16.03.2012
İşte budur...
15.03.2012
Algı boşluğu
14.03.2012
Tahliyelerin siyasi anlamı...
13.03.2012
Kirli devrimler... Sorunlu temizlikler...
10.03.2012
28 Şubat'ta askeri unutuyor muyuz?
09.03.2012
Oksijensizlik...
08.03.2012
Basının tutkusu ya da siyaset yerine istihbarat...
07.03.2012
Dev sorun: Jandarma...
06.03.2012
28 Şubatçılara ne olacak?
05.03.2012
MİT krizi ve Dink raporu…
03.03.2012
Askeri müdahale dağarcığı
02.03.2012
Türkiye nereye gidiyor?
01.03.2012
28 Şubat'ta basın ve utanç
29.02.2012
Hocalı katliamı, Bakan, Silivri...
28.02.2012
15. yılında 28 Şubat ve İslami kesim...
27.02.2012
Şike davası, Türkiye ve temizlik meseleleri
25.02.2012
Son nokta...
24.02.2012
Onlar kendilerini bilirler...
23.02.2012
Bu krizin "iyi" ve "kötü" adamları...
22.02.2012
Demokratikleşme ve tasfiye
21.02.2012
Dink davası "sil baştan"...
20.02.2012
Eski bir tartışma: Gelecek nesil ateist mi olsun, yoksa dindar mı?
18.02.2012
Kürt sorunu unutulmaya yüz tutarken...
17.02.2012
Bu noktaya nasıl gelindi?
16.02.2012
Krizde son durum?
15.02.2012
Krizin üstü örtülüyor mu?
14.02.2012
Sivri uç, tasfiye ve tedbir...
10.02.2012
İktidar kavgasının kökleri...
09.02.2012
Büyük kavga: Fidan'a davet... Bardağı taşıran son damla
08.02.2012
Siyasi ahmaklık...
07.02.2012
Kürt sorunu neden çözülmüyor?
07.02.2012
27 Nisan soruşturmasının hayati önemi
04.02.2012
Hükümet, Ramazan Akyürek, Hrant Dink...
03.02.2012
Büyükanıt adliyeye...
02.02.2012
Cinayet ve kan izi...
01.02.2012
Müslüman, asker ve Kürt...
31.01.2012
Silahları gömmek...
31.01.2012
Kemikler, askerler, süpürgeler…
28.01.2012
Basın özgür olmazsa...
27.01.2012
Tutuklular...
26.01.2012
Kürt kemikleri ve asker meselesi
25.01.2012
Kafatasları...
24.01.2012
Nefret...
21.01.2012
Utanmazlığın dibi yok...
20.01.2012
Uzun ve hüzünlü bir yürüyüş...
18.01.2012
İkinci cinayet zamanı
17.01.2012
Hrant'a sözüm var...
15.01.2012
Neden otoriterleşiyoruz? (2)
13.01.2012
Neden otoriterleşiyoruz? (1)
12.01.2012
Asker nerede hata yaptı?
11.01.2012
Samast cinayet yerinde yalnız değildi...
10.01.2012
Hukuk Başbuğ'a da lazım oldu...
07.01.2012
Darbe karşıtları ve darbe yanlıları
06.01.2012
Oslo sürecinden Uludere'ye nasıl gelindi?
05.01.2012
Yazık bu iş daha çok kan kaldıracak...
04.01.2012
Ordu yargılanırken: Evren ve Başbuğ
03.01.2012
Siyasi sahne 2024'e kadar "kapalı gişe"...
03.01.2012
Demokratik olgunluk 1915’i çözer mi?
31.12.2011
Yapış yapış kan
30.12.2011
35 ölü: Şehit mi, zayiat mı, terör mü?
29.12.2011
Sertleşme hız mı kesiyor?
28.12.2011
Marangozun tornasında 2011...
27.12.2011
İçişleri Bakanı "bir marangoz hatası" mı?
24.12.2011
1915'i ne yapmalıyız?
23.12.2011
İktidar yıpranması
22.12.2011
Yasayla soykırım yapmak
21.12.2011
Soykırım ve yasa
20.12.2011
Onları kim öldürdü, neden, nasıl öldürdü?
16.12.2011
İnsanı boğmak, siyaseti boğmak, düşünceyi boğmak
15.12.2011
Yarı temiz yarı kirli beden
14.12.2011
İyimser gözle Kürt sorunu
13.12.2011
CHP’nin hafızası, Alevilerin belleği ve arınma
10.12.2011
Dersim, Susurluk, Eymür, Ağar...
09.12.2011
Hasta olmak ve düşünmek
08.12.2011
Susurluk ve Kürt meselesi...
07.12.2011
Yeniden açılan dosya: Susurluk
06.12.2011
MİT Müsteşarı'na bir soru...
05.12.2011
Dersim, özür ve bu toplum…
03.12.2011
Dönme dolap...
02.12.2011
Neden otoriteriz?
01.12.2011
Kürt meselesi için dersler...
30.11.2011
Eşikte siyaset...
29.11.2011
Dublin'e Kürt sorunu çıkarması...
26.11.2011
CHP'liler konuşuyor...
25.11.2011
Özür ve itiraf...
24.11.2011
Kaşık yöntemi...
23.11.2011
Vicdani red'e red...
22.11.2011
CHP'nin aczi..
21.11.2011
Derin sorun silahla nasıl çözülecek?
19.11.2011
Asli soruyu unutmamak!
18.11.2011
Zaman ile siyaset...
17.11.2011
Yeni dönem, yeni AK Parti... (2)
16.11.2011
Yeni dönem, yeni AK Parti... (1)
15.11.2011
Zihinlerdeki Kürt sorunu...
11.11.2011
Hava bulutlu...
10.11.2011
Refleks...
09.11.2011
Demokrasinin çakıllı yolları
08.11.2011
Olsa ne mahzuru var?
05.11.2011
Pürüzler...
04.11.2011
İdris Naim Şahin, Faruk Sükan, Milli Cephe, sağcılık ve gerisi...
02.11.2011
Başbakan'a açık mektup...
01.11.2011
Özgürlüklerin infazı
29.10.2011
Siyasete sıra ne zaman gelecek?
28.10.2011
Devletin yeni Kürt stratejisi
27.10.2011
Hangi Türkiye?
26.10.2011
Hangi Türkiye?
25.10.2011
Askeri kamplardan çıkabilsek...
22.10.2011
Zaman herkesi ezer, iktidarı da...
21.10.2011
İktidar dikkat etmeli...
20.10.2011
Öldüren örgüt...
19.10.2011
Pislik...
18.10.2011
Batı "Tahrir" olurken, biz?
15.10.2011
Şener, Şık, Kürt milletvekileri, AB ve demokrasi...
14.10.2011
Medya bohçasında şiddet
13.10.2011
Karanlıktaki cinayetler
11.10.2011
Tekrar rahip cinayeti
07.10.2011
KCK ve siyasi perde arkası...
06.10.2011
Siyasi spazm...
05.10.2011
Hasan Cemal ve Kürt meselesi...
04.10.2011
PKK'yla masaya oturulmalı mı?
01.10.2011
Hayata dönüş...
30.09.2011
Yazıcıoğlu ve jandarma...
29.09.2011
BDP Meclis'te, şimdi kan durur mu?
28.09.2011
Şerafettin Elçi'ye takla attırmak...
27.09.2011
Savaş çığırtkanları...
24.09.2011
Sivil hayatı ve pazarlık...
23.09.2011
Yeni Türkiye'nin serancamı
22.09.2011
Milliyetçilik üreten şiddet
21.09.2011
Yazıcıoğlu cinayeti mi?
20.09.2011
Türkiye yeniden kurulurken...
17.09.2011
Zihindeki asker
16.09.2011
Gelane... Hablo... Holane
15.09.2011
Şiddet müzakere aracı olunca...
14.09.2011
Hrant'ın arkadaşlarından Başbakan'a mektup...
13.09.2011
Kurucu şiddet var mıdır?
12.09.2011
Bu bir demokrasi meselesiydi...
10.09.2011
Talan...
09.09.2011
Ucuz aydınlar, zor sorunlar, kırılgan siyaset...
08.09.2011
Aydının şiddetle sınavı...
07.09.2011
Hak ve itibar iadesi...
06.09.2011
İsrail krizinin görülmeyen yüzü...
03.09.2011
Koşaner'i unutmamak ya da hatırlamak
02.09.2011
Yeni dönemin ilk sinyalleri...
30.08.2011
Zaaf ve itiraf: Ordunun serencamı
22.08.2011
Can alan örgüt ve tutsak Kürt sorunu...
21.08.2011
Şûra ayının getirdikleri...
01.08.2011
İstifaların anlamı ve yarını: Pek iyi...
30.07.2011
Eşkıya, örgüt, devlet
29.07.2011
Asiler ve asker...
28.07.2011
Parlamentoda bir terörist...
27.07.2011
Bisiklete binersen pedalı çevir, yoksa düşersin...
26.07.2011
Kürt sorununun çözümü için modeller
23.07.2011
Kürt sorununun çözüm formülü tek mi?
22.07.2011
İyi çocuk Ali ve ağabeyi Yaşar...
21.07.2011
Madalyonun öte yüzü: Asayişçilik...
20.07.2011
Zihinler de dağdan ovaya inse...
19.07.2011
Sınır: Şiddet...
16.07.2011
Sorumlu: Kürt siyasi hareketi...
14.07.2011
Son kağıttan kuleler...
13.07.2011
Tam siyaset koşulları
12.07.2011
Değişmek...
09.07.2011
Öcalan sahnede...
08.07.2011
Eldeki kızlar bunlar...
07.07.2011
Siyasi ışıltılar...
06.07.2011
Bahçeli ne derse desin...
02.07.2011
Kriz nasıl çözülür?
01.07.2011
Krizler bazen anlamlıdır...
30.06.2011
Sorunları demokrat olmak çözer...
29.06.2011
CHP firarda...
28.06.2011
Kürtler ve dağ...
25.06.2011
Tercih zamanı: Hangi AK Parti?
24.06.2011
Ölüm ile doğum arasında siyaset...
23.06.2011
Komplo ve savaş kokusu...
22.06.2011
Kürtler ve milliyetçilik
21.06.2011
CHP'lilere mektup...
18.06.2011
Asker toprak altında kaldı...
17.06.2011
Türkiye dönüşüyor ya CHP?
16.06.2011
Kürt sorunu kimin işi?
14.06.2011
Türkiye'nin yeni resmi
11.06.2011
MHP barajı, AK Parti 330'u geçerse...
10.06.2011
Yeni CHP ha! Hadi oradan...
09.06.2011
Kadın mı kız mı, demokrat mı otoriter mi ya da Türk hastalığı...
08.06.2011
Seçimlere az kaldı: Nereye koşuyoruz?
07.06.2011
Cesetler...
04.06.2011
Başbakan jandarma hakkında ne düşünüyor acaba?
02.06.2011
Kim daha demokrat: AK Parti mi CHP mi BDP mi?
01.06.2011
Yeni dönemde yeni Türkiye ve yeni tartışmalar zamanı...
01.06.2011
Asker, AK Parti, CHP...
28.05.2011
Kritik sorular...
27.05.2011
Tek muhatap olarak AK Parti
26.05.2011
Kürt savaşı mı Kürt siyaseti mi?
24.05.2011
MHP'de yaşananlar ve perde arkası
21.05.2011
Kara kutu...
20.05.2011
Alan ve Çölaşan ya da asker gazeteci...
19.05.2011
Askere "leş" toplatmayan generaller iş başında
18.05.2011
Türkiye'deki hangi demokrasi?
17.05.2011
Seçmen gözüyle...
14.05.2011
Bu siyasi partilerle hangi anayasa?
13.05.2011
Bağcı dövme...
12.05.2011
Kürtlere özerklik...
11.05.2011
Madalyonun öte yüzü ve eski taslar...
07.05.2011
Erbakan'dan Erdoğan'a
06.05.2011
Kastamonu saldırısı ya da BDP...
05.05.2011
İşin henüz başındayız...
04.05.2011
MHP ve taş devri değerleri...
30.04.2011
Asker ve anayasa...
29.04.2011
Solculuk değişmeden asla...
27.04.2011
Yeni anayasayı kim hazırlayacak?
26.04.2011
Bir zamandan diğerine hissetmek
23.04.2011
24 Nisan dedikleri...
22.04.2011
Üniversitedeki ayıp...
21.04.2011
YSK krizi çözülürken siyasi manzara...
20.04.2011
Siyasi karartma kararı...
19.04.2011
Militarist-ulusalcı batak...
16.04.2011
En nihayet: Diyarbakır ve cezaevi...
15.04.2011
Ergenekon, Avcı ve devrimci karargâh...
13.04.2011
Adaylar ve partiler için 'yorum rehberi'...
12.04.2011
Partiler ve adayları İlk bilanço: CHP ve Ergenekon...
09.04.2011
En kritik hafta sonu...
08.04.2011
Asker meselesi ve asker parası...
07.04.2011
Malatyalı episkopos ve Erzurumlu köylü...
06.04.2011
Cinayetler, komplolar, misyonerlik...
05.04.2011
Aleviler...
02.04.2011
Açık topluma doğru Türkiye...
01.04.2011
Ergenekon süreci nereye gidecek?
31.03.2011
Zekeriya Öz neden görevden alındı?
30.03.2011
Ergenekon'un gerçek izleri...
29.03.2011
Böyle mi devam edeceğiz?
26.03.2011
Ergenekon, yargı ve toplum...
25.03.2011
Şık'ın basılmamış kitabıyla işlediği suç!
24.03.2011
Anayasa, asabiyet ve biz...
23.03.2011
Libya: Kırk katır mı kırk satır mı?
22.03.2011
Libya'daki derin bombalar...
19.03.2011
Malatya düğümü çözülürken...
18.03.2011
Ergenekon'u hukuki raya oturtmak...
17.03.2011
Kürtler çözüm istiyor mu?
16.03.2011
Dedim ki eyvah!
15.03.2011
Asker AK Parti'ye iktidarı verdi mi?
12.03.2011
Demokrat...
11.03.2011
Suç, gazeteci, etik ve siyaset...
10.03.2011
Şirvanlar, Beşikçiler, ölüm ve hayat...
09.03.2011
Ergenekon'u "okumak" meselesi...
08.03.2011
Özgürlük eksikliği: Gazetecilerden kadınlara...
07.03.2011
Gül: 28 Şubat'ta hatamız devleti tanımamaktı
05.03.2011
Gül: 28 Şubat'ta hatamız devleti tanımamaktı
04.03.2011
Ahmet Şık ve Nedim Şener: Hangi Ergenekon?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive