Alper GÖRMÜŞ



Bookmark and Share

Yine de soracağım: Taksim Dayanışması'na çıplak sorular


09.07.2013 - Bu Yazı 3746 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Taksim Dayanışması'nın, Taksim Yayalaştırma Projesi'nin 6 Haziran'da mahkeme kararıyla iptal edildiğini bildiği halde bunu kamuoyundan “gizlediği” yönündeki ithamlar hiç temelsiz değil...

Kişisel olarak ben, birazdan anlatmaya çalışacağım nedenlerle Dayanışma'nın kendisine yönelik ithamları karşılamaya yönelik “kara propaganda” savunmasını hiç ikna edici bulmadım.

Başlıktaki “yine de”nin anlamını merak etmişsinizdir...

Mesele şu: Ben bu yazıyı, Dayanışma'nın, iptal kararını okumak ve ardından Gezi'ye girmek üzere halkı 6 Temmuz Cumartesi günü saat 19:00'da Taksim'e davet etmesinden sonra yazmaya başlamış, eylem saatinden önce de bitirmiştim; niyetim, cumartesi günü T24'e göndermekti.

Fakat o akşam polis Taksim'de toplananlara öyle bir sertlikle müdahale etti ki, doğrusu içimden aşağıda okuyacağınız yazıyı yayımlamak gelmedi.

Ayrıca, o duygusallık içinde yazımın sakince okunamayacağını biliyordum.

Fakat bir yandan da kendi duygularımla baş etmek, kolektif duygusallığın sonuçlarını göze almak gerektiğini düşünüyordum... Konuyla ilgili olarak toparladığım bilgileri bir gazeteci olarak kamuoyunun dikkatine sunmak, bir yorumcu olarak da o bilgileri yorumlamakla sorumlu olduğumu biliyordum.

Aradan iki gün geçti, ben artık bu işi yapmaya hazırım.

Tahmin ettiğiniz gibi: Cumartesi günkü müdahale olmasaydı şimdiye kadar okuduğunuz bölüm yazıda olmayacak, yazı buradan itibaren başlayacaktı...

Buyurun...

 

****

 

Kamuoyu, İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin Taksim Yayalaştırma Projesi'ni 6 Haziran 2013'te iptal ettiğine dair kararını, 3 Temmuz 2013'te bir başka mahkemenin bu karara verdiği referans sayesinde öğrendi.

Fakat bu arada bir gerçek daha çıktı ortaya: Meğer Taksim Dayanışması, 6 Haziran tarihli kararı bundan birkaç gün sonra öğrendiği halde, mahkeme prosedürünün telkin ettiği “etik kaygılarla” yaklaşık üç hafta boyunca kamuoyuyla paylaşmamış.

Bu hakikat, Taksim Dayanışması'nın bir dizi çıplak soruya net cevaplar vermesini zorunlu kılıyor. Böyle yapmaz ya da şu âna kadar yaptığı gibi soruları “kara propaganda” diye nitelerse, inandırıcılığına çok ağır bir darbe indirmiş olacaktır.

 

Gezi eylemcileri bu kararı bilselerdi?

 

Hikâyenin ayrıntısına ve sorulara geçmeden önce, neden böyle olacağını, Taksim Dayanışma'nın neden ağır bir töhmet altında bulunduğunu izah etmeye çalışayım...

Her şeyden önce şunu söyleyeyim: İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin 6 Haziran tarihli kararı, Dayanışma'nın da söylediği gibi hem Topçu Kışlası'nın yapımını, hem de Gezi Parkı'nda onun niteliğini dönüştürecek bir tadilatı kesinlikle yasaklıyordu.

Öte yandan Başbakan, Gezi Parkı ve Topçu Kışlası'yla ilgili olarak mahkemenin iptal kararı vermesi durumunda bu karara uyacaklarını açıklamıştı. (İdare'nin mahkeme kararına uymasının zorunlu olduğunu düşünürsek, bu da tuhaf bir açıklamaydı... Kimbilir, belki de Başbakan bu açıklamasıyla, belediyelerin yeni tadilat planlarıyla mahkeme kararlarının etrafından dolaşıp bildiklerini yapmaya devam etmelerini imâ etmiş ve “onu da yapmayacağız” demek istemişti.)  

6 Haziran'dan sonra bu ülkede neler olduğunu hatırlatmama gerek yok, hepimiz hepsini canlı yayınlarda izledik. İnsanlar öldü, yaralandı, gözlerini kaybettiler. Ülke yer yer iç savaşa sürükleniyormuş izlenimi verecek ölçüde kutuplaştı.

Şimdi, bir an için, bu olaylar sürerken oluşan mahkeme kararının kamuoyu bilgisi haline geldiğini düşünelim. Yani Gezi Parkı'nın öylece kalacağı, keza Topçu Kışlası'nın da ne şekilde kullanılırsa kullanılsın (AVM, otel, rezidans, müze vb.) oraya inşa edilemeyeceği kesinleşmiş olsun.

Bu koşullarda, başta İstanbul olmak üzere Türkiye'nin tamamını etkisi altına almış bulunan yüksek tansiyon önemli ölçüde düşmez miydi? Hiç kuşkusuz düşerdi.

Peki, bu gerçeği Taksim Dayanışması'nın bilmemesi mümkün mü? Hiç kuşkusuz değil.

Bir soru daha: Hangi “etik” kaygı, açıklanması durumunda birçok ölümü, birçok yaralanmayı önleyebilecek bir bilginin gizlenmesini haklı, anlamlı ve meşru kılar?

Sorular böyle... Artık bakabiliriz, hikâyemiz neymiş ve ne türden bir “etik kaygı”dan söz ediyoruz...

 

Konuyla ilgili olarak açılmış iki dava

 

Türkiye'yi sarsan büyük olaylara evrilen protestolara kaynaklık eden Taksim Yayalaştırma Projesi'nin hukuki cephesinde iki dava çıkıyor karşımıza...

Bunlardan birincisi 2012'de İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nde üç oda tarafından açılan “Taksim Yayalaştırma Projesi”nin iptaline ilişkin davaydı. (Davayı açan üç oda şunlardı: TMMOB Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi.)

İkinci dava ise İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nde, Topçu Kışlası'nın inşasına onay veren Koruma Yüksek Kurulu kararına karşı açılmıştı... Bu davada mahkeme “yürütmeyi durdurma” kararı almış, Kültür ve Turizm Bakanlığı kendi savunmasının alınmadığı gerekçesiyle karara itiraz etmişti.

İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin 3 Temmuz' 2013'te aldığı karar, bakanlığın itirazının reddine ilişkindi.

İşte 6. İdare Mahkemesi o kararında 1. İdare Mahkemesi'nin 6 Haziran 2013'te aldığı karara referans veriyor ve böylece kamuoyu da Taksim'i Yayalaştırma Projesi'nin 6 Haziran'da iptal edildiğini öğrenmiş oluyordu.

 

Avukat Can Atalay: Kararı biliyorduk, ama...

 

3 Temmuz'da ortaya çıkan bu bilgi doğal olarak akıllara şu soruyu getirdi: Nasıl olmuştu da, Taksim Dayanışması'nın bileşenlerinden olan ve davayı açan üç oda, çok yakından izledikleri davada bir ay önce karar verildiğini öğrenememişlerdi?

Bu soru Zaman gazetesi muhabiri Kadir Kökten'in de aklına gelmiş, o da bunu öğrenmek için Mimarlar Odası'nın avukatı Can Atalay'a telefon etmişti.

Kadir Kökten'in bu telefon görüşmesinin ardından yazdığı habere göre, Mimarlar Odası, 1. İdare Mahkemesi'nin 6 Haziran'da verdiği iptal kararından yaklaşık 20 gündür haberdardı... ŞöyleydiZaman'ın haberi:

“Zaman, dün yayımladığı haberinde 1. İdare Mahkemesi’nin 6 Haziran 2013’te projeyi iptal ettiğini duyurdu. Gezi Parkı olaylarının şiddetlendiği bu tarihlerde verilen kararın kamuoyuyla paylaşılmaması tepkiye sebep olurken, Mimarlar Odası kendisini savundu. Odanın avukatı Can Atalay, 'Kararı 23 gündür biliyoruz ancak gerekçeli kararı görmediğimiz için bir şey söylemedik. Kararın gerekçesini bilmediğimiz durumda ‘Mahkeme şu kararı vermiştir’ diye çıkıp söylemek oradaki hâkimlere ayıp olur' dedi.”

 

Mimarlar Odası: Kara propaganda!

 

Avukat Can Atalay'ın, dolayısıyla Mimarlar Odası'nın ve dolayısıyla Taksim Dayanışması'nın 6 Haziran'daki karardan haberdar oldukları halde “etik” kaygılarla bunu kamuoyuna açıklamadıkları haberi aynı gün Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu tarafından yalanlandı. Muhçu'ya göre bu bir “kara propaganda” idi.

Mimarlar Odası, iddianın neden “kara propaganda” olduğunu anlatmak için “İstanbul 1. İdare Mahkemesi Kararının 6 Haziran'dan Bu Yana Bilindiği Ancak Kamuoyundan Gizlendiği İle İlgili Yazılı ve Görsel Basında Yer Alan Bir Kısım Haber ve Yorumlar İle İlgili Basın Bilgilendirmesi” başlıklı bir metin kaleme aldı. Metin ayrıca Mimarlar Odası'nın internet sitesinden de yayımlandı.

Açıklamada, iddialarla ilgili olarak şöyle deniyordu:

“Bu haberin (3 Temmuz tarihli, İstanbul 6. İdare Mahkemesi'nin kararına dair haber kast ediliyor -A. G.) basına düşmesi ile İstanbul 1. İdare Mahkemesince karar verildiği anlaşılmış ve gerekçeli karara ulaşmak için derhal Mahkemeye gidilmiştir. Mahkemece gerekçeli kararın gün içinde imzadan çıkarak ulusal yargı ağı projesinde yayınlanacağı ve taraflara tebliğe çıkarılacağı belirtilmiştir. Açıklandığı şekilde öğle saatlerine doğru karar yayınlanmış ve UYAP’tan iptal kararı gerekçelerine ulaşılmış ve aynı gün saat 19.00’da davacı odalar tarafından basın açıklaması için kamuoyuna çağrı yapılmıştır.

Usul hukuku gereği Mahkemelerin, önlerine gelen uyuşmazlıklar ile ilgili karar verdikten yaklaşık 1 ay içinde kararın gerekçelerini yazdıkları görülmekte ve bu kararın gerekçesinin altına kararın verildiği tarihi not düştükleri tüm hukukçularca bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla Mahkemenin 6 Haziran’da karar verdiği ve bu kararın gerekçesinin bilinmesine rağmen kamuoyuna açıklanmadığı (iddiası) (...)  gerçeği yansıtmamaktadır. Karar, gerekçesinin öğrenildiği gün basın açıklaması ile kamuoyuna duyurulmuştur.”

Bu açıklamanın kritik cümlesi, “kararın gerekçesinin bilinmesine rağmen kamuoyuna açıklanmadığı (iddiası) (...)  gerçeği yansıtmamaktadır ” şeklindeki cümleydi...

Oysa iddia bu değildi. İddia, avukatların, 6 Haziran'daki iptal kararını erken bir tarihte öğrenmiş olmalarına rağmen, bu bilgiyi, “henüz kararın gerekçesinin yazılmadığı, o nedenle de açıklanmasının etik olmayacağı” gerekçesiyle kamuoyuyla paylaşmadıklarıydı.

Bence Mimarlar Odası bu ince söz oyunuyla, kararı önceden bildiği fakat bu bilgiyi açıklamadığı tatsız gerçeğinin üzerini örtmeye çalışıyordu.

 

Zaman, görüşmenin ses kaydını yayımlıyor

 

Mimarlar Odası'ndan yapılan “kara propaganda” suçlaması üzerine, Zaman gazetesi, muhabiri Kadir Kökten'le avukat Can Atalay arasındaki telefon görüşmesinin ses kaydını yayımladı.

Ben, beş dakikalık konuşmayı dinledim ve kelime kelime not aldım. Can Atalay'ın haklı olarak“aynı şeyleri söylüyoruz” deyip tekrara işaret ettiği bir dakikalık son bölüm hariç, konuşmanın tümü şöyle:

Kökten: Bugün yazmış olduğumuz kararla ilgili arıyorum, 1. İdare Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararla ilgili...

Atalay: Evet hocam, biz gerekçeli kararı daha alamadık, dolayısıyla bu vakayla ilgili bir yorum yapamayız.

- Peki, kısa karar falan var mıydı?

- Hayır, kısa karar falan olmaz idari yargıda. Görüşme tutanağını biliyoruz, tutanaktan kararın niteliğini biliyoruz ama gerekçeli kararı görmeden yorum yapmak doğru olmaz.

- Peki ne zamandır biliyoruz bu görüşme tutanağını?

- Yirmi gündür biliyoruz hocam, yirmi gündür biliyoruz ama yargıya olan hürmetimiz nedeniyle bir şey söylemedik. Hatta 22-23 gündür biliyoruz bunu, ama gerekçeli kararı görmeden mahkemenin adına konuşmuş olmak istemeyiz. O yüzden herhangi bir şey söylemedik şu âna kadar.

- Açıklama yapmanız beklenirdi ama...

- Hayır, hiçbir örneği yoktur ki, karar imzadan çıkmasın fakat biz açıklama yapalım... Hiç örneği yoktur.

- Ben adliye muhabiriyim, normal adli davalarda bunu sıkça görüyoruz da...

- Adli yargıdan farkı şudur: Adli yargıda kısa karar vardır. Burada, UYAP sistemi üzerinden görüşme tutanağını görüyoruz sadece... Kararın gerekçesini bilmediğimiz bir durumda, mahkeme şöyle bir karar vermiştir demek oradaki hâkimlere ayıp olur. Ben bunu hiç yapmadım şu ana kadar.

- Peki şöyle bir şey olamaz mıydı? Şöyle bir açıklama; işte idare mahkemesi Taksim projesini iptal etti, fakat gerekçeli karar henüz açıklanmadığı için...

- Haberi yapmışsınız zaten... O haber doğru, fakat ben böyle bir şey söyleyemem. Ben biraz sonra gerekçeli kararı almaya gideceğim, şey olmuşsa da açıklanacak zaten.

- Böyle bir açıklamayı yapmanızı engelleyen bir mevzuat var mı?

- Etik bir problem var ortada... Hâkimler imzalamamışlar daha kararı, imzalamışlarsa bile ben bilmiyorum, bugün imzalamış olabilirler, hâkimler imzalamadan benim bir açıklama yapmam ayıp olur.

- Can Bey, kararın tarihi 6 Haziran...

- Evet hocam, evet, biz de birkaç gün sonra fark ettik.

- O günden sonra çok büyük olaylar yaşandı bu ülkede. Açıklansaydı...

- Fakat hocam, bir mahkeme varsa, biz o mahkemenin prosedürüne hürmet etmek durumundayız. Ben de bunun farkındayım, kaç kere gittim mahkemeye, karar bir an önce çıksın imzadan diye, fakat ne yapayım ki çıkmadı.

- Ben şunu anlamaya çalışıyorum... Siz etiği gözetirken bir yandan da kıyamet kopuyor... Burada yasaklayıcı bir hüküm de yokken...

- Hocam, bu sorunun muhatabı mahkemedir. Biz, mahkemenin gerekçeli kararı çıkmadan bununla ilgili bir şey söyleyemeyiz. Bir mahkeme kararı gerekçesiyle bir şey ifade eder. Biz gerekçeyi görmeden buna ilişkin bir şey söyleyemeyiz. Doğru değildir, herhangi bir hukuk fakültesi mezununa sorun bunu, farklı bir şey söylemeyeceğini umuyorum.

(Bu diyalogun tamamını şu linkten dinleyebilirsiniz: http://www.zaman.com.tr/gundem_mimarlar-odasi-once-konustu-sonra-unuttu_2107929.html).

 

İthamları neden sadece Mimarlar Odası göğüslüyor?

 

Meselenin Taksim Dayanışması faslı böyle...

Bu çerçevede hükümete ve yargıya sorulması gereken sorular da var, fakat oraya geçmeden önce kafa karıştırıcı bir noktayı dikkatinize sunmak isterim...

Sorularımı Taksim Dayanışması'na soruyorum, çünkü üç önemli bileşeninin açtığı davayla ilgili gelişmeleri, Dayanışma'nın da bildiğini varsayıyorum...

Fakat ilginç bir biçimde, bu yönde doğan kuşkulara zadece Mimarlar Odası ve onun avukatı Can Atalay cevap verdi. Keza hazırlanan basın açıklaması Mimarlar Odası'nın internet sayfasında yer aldığı halde Taksim Dayanışması'nın internet sayfasında yer almadı.

Soru şu: Mimarlar Odası ve onun avukatları, mahkemenin iptal kararını aynı “etik kaygı”larla Dayanışma'yla da paylaşmamış olabilirler miydi? Dayanışma'nın, itham sahipleriyle Mimarlar Odası'nın arasına girmemesinin, ithamları göğüsleme çabası içine girmemesinin altında böyle bir neden yatıyor olabilir miydi?

Bence bu noktada Dayanışma'nın “susma hakkı” yok, o da bir şey söylemeli.

 

O esnada hâkimler...

 

Can Atalay'ın savunmasının ikna edici olmadığı çok açık... Fakat hakkını verelim, “bu sorunun muhatabı mahkemedir” derken de doğru bir noktaya işaret etmektedir. Bu “işaret” bizi hâkimlerin sorumluluğu noktasına taşıyor...

Gerçekten, meseleyi hâkimler bakımından “anlayabilmemiz” de imkânsız görünüyor. Onlara sorulması gereken soru da şöyle:

“Sayın hâkimler... 6 Haziran'da ülkedeki yangını söndürmede altın kıymetinde bir karar verdiniz... Ve fakat karara bir gerekçe yazıp imzalamak için tam bir ay beklediniz... Lütfen neden bu kadar beklediğinizi açıklar mısınız?... Taksim Dayanışması'nın açıklamasından, siz hâkimlerin, önünüze gelen uyuşmazlıklar ile ilgili kararınızı verdikten yaklaşık 1 ay sonra kararın gerekçelerini yazdığınızı öğrendik... Hatta Dayanışma temsilcileri bu nedenle sizi suçladı da... Hakikaten: Bu bir ay Allah'ın emri olmadığı halde neden bu kadar beklediniz?”

Tabii bir de işin “idare” tarafı var... Öyle ya, memleket yanarken, o esnada mahkemede neler olup bittiğini hükümetin, bakanlığın ve belediyenin de izliyor olması gerekmez miydi? Onlar da tıpkı Dayanışma gibi mahkemenin iptal kararını bildikleri halde “yargıya hürmetlerinden”ötürü sustular mı, yoksa...

Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, iddialara cevap vermek için yazdıkları açıklamayı basına sunarken işin bu yanına da dikkat çekmiş, şöyle demişti:

“Bizim karardan ilk günden haberdar olduğumuz söyleniyor, madem ben biliyordum, o zaman hükümet de biliyordur, Kültür ve Turizm Bakanlığı da biliyordur...” (“Kararı bilmiyorduk” başlıklı haber, Taraf, 5 Temmuz 2013).

Elhak doğru... Fakat Taksim Dayanışması'nın mahkemeyi, hükümeti, bakanlığı suçlamadan önce kendisiyle ilgili ithamlara doyurucu bir cevap vermesi gerekmez mi?

Mahkemeye ve idareye gelince: Gerçekten, onların da cevap vermesi gereken çok ciddi bir durumla karşı karşıyayız.

Çünkü şu anda durum şöyle görünüyor: Meğer hükümetin de, yargının da, Dayanışma'nın da sokaktaki yangından bir şikâyeti yokmuş... Herkes ondan bir şeyler ummaktaymış ve o nedenle yangının başlarında bir lûtuf gibi ortaya çıkıveren yangın söndürme cihazını hep birlikte gizleyivermişler!

Bu nasıl bir şey? Böyle bir şey olabilir mi?

Eğer hükümetten ve yargıdan gelecek izahlar da ikna edicilikte Dayanışma'nınki kadar problemli olacaksa, evet bu yönde kuşku belirteceklere kimse “sen deli misin kardeşim” diyemeyecektir!

.

Facebook Yorumları

Emlak8
22.06.2019
AK Parti geri dönüşü olmayan yolda mı? Evet!
18.06.2019
AK Parti ve CHP birbirlerinin dillerini devralmış gibi...
15.06.2019
Dile getirilmesi ‘cool’ olmayan işkence ve kaçırma iddiaları...
28.05.2019
İstanbul seçimi ve tekinsiz iddialar... Ne yapmalı?
26.05.2019
YSK gerekçesi: İmamoğlu’nun haklılığını belgeleyen bir metin
22.05.2019
Kıyaslamalı insan kaybetme vakaları: 28 Şubat’ta ve günümüzde...
19.05.2019
İmamoğlu’nun siyasi geçmişinde bir kazı çalışması
14.05.2019
Şimdi ürkütme değil ‘kalp kazanma’ zamanı
12.05.2019
Revize edilmiş Kılıçdaroğlu portresi
7.05.2019
Muhalefetteki koyu umutsuzluk dağılırken YSK seçimleri yenilerse...
4.05.2019
Laik nihilizmle sert laik kimlikleşmenin birlikte çözülüşü (1)
1.05.2019
Davutoğlu’nu eleştirirken ‘ama’yı cümlenin neresine koydun?
28.04.2019
‘Geçmiş olsun’u bile esirgemenin ürkütücü imâları
21.4.2019
CHP’nin görünmeyen kazancı: Radikal anlayış değişikliği
17.4.2019
‘CHP Neden Kazanır, AKP Neden Kaybeder?’
13.4.2019
CHP başka bir adayla kazansaydı AK Parti böyle davranmayabilirdi
10.4.2019
Yenilgiyi kabul edememenin içgüdüsel kökenleri hakkında küçük bir deneme
6.4.2019
Kürt siyasetinin şeytanlaştırılması: Tamam mı, devam mı?
3.4.2019
Televizyonların seçim gecesi hali ya da başkası adına utanmak
31.3.2019
Toplumun yarısını ‘soyun o zaman dövüşeceğiz’ demeye zorlayan iktidarlar
27.3.2019
Ardern'in tuttuğu ayna sonrasında Batılı siyasetçilerin zorlukları
22.3.2019
Ardern ve Erdoğan: Âlicenaplığın dilinin gücün diline üstünlüğü
15.3.2019
IŞİD’li esir kadınların vicdan rahatlığını nasıl açıklayabiliriz?
12.3.2019
Liderlerin ‘beka’ya gerçekte inanmadıklarının başlıca göstergeleri
10.3.2019
Gezi iddianamesi: İktidarın gezi anlatısını zora sokan bir belge
6.3.2019
Açlık grevleri ve Türkiye’nin yarınki yüzü
1.3.2019
Eski iktidar ortaklarının şimdi çok tuhaf görünen iki hamlesi
26.2.2019
“Eskiden adalet sevgisi sandığımız şey meğer iktidardan uzaklığımızmış”
24.2.2019
Son polis tacizinin aynasında AK Parti iktidarı ve AK Parti kamuoyu...
20.2.2019
Muhafazakâr gençlikte yeni seküler gedik: K-Pop
17.2.2019
Parodi tadındaki gerçeklerin ülkesinde ‘Türkiye’ kelimesini nasıl bölmeli?
16.2.2019
HDP, medya, siyaset ve çullanma kültürünün en utanç verici hali
12.2.2019
Bayrak istismarının kısa tarihi: Dün sopaydı, bugün perde...
11.2.2019
30 yıllık bir çullanma hikâyesi: Cem Karaca ve sol...
5.2.2019
24 sansasyonel ‘Suriyeliler’ haberinden sadece ikisi doğru çıktı
1.2.2019
Adaletsizliği, fazla kötü hissetmeden onaylamada yardımcı gerekçeler
30.1.2019
Dindar gençlerin seküler isyanının başlıca nedenleri
27.1.2019
“Müslüman 68’i”nin işaret fişeği mi?
19.1.2019
İnce’ye gösterilen anlayış, İmamoğlu’na neden gösterilmiyor?
15.1.2019
Altanlar-Ilıcak davasında hukukun ilk ışığı...
13.1.2019
Günümüzdeki inançsızlık eğilimi ve yakın tarihimizdeki benzer dönemler
6.1.2019
‘Soylu’ toplumsal talepler, onlara ilgisiz kitleler ve popülist liderler
3.1.2019
Sahte haberlere neden inanıyoruz? Çünkü aydınlatmıyorlar ama ısıtıyorlar...
31.12.2018
Bunu nasıl tartıştık: Metin Akpınar ve Müjdat Gezen’e soruşturma
29.12.2018
Demokratik ezberlerimizi gözden geçirmeye davet (2)
26.12.2018
Sen de ABD’nin ağzının içine bakıyordun, yine bakacaksın, bari şimdi sus!
21.12.2018
Demokratik ezberlerimizi gözden geçirmeye davet...
18.12.2018
Yoksulluk o kadar da dert olmazdı, adaletsizlik olmasaydı...
14.12.2018
Flynn’in Türkiye dosyası derinleşiyor
12.12.2018
Muhafazakâr aydınlar artık insanların çığlık atma hakkını bile tanımıyor
9.12.2018
Bir kutuplaşma yükselticisi olarak ‘gayri milli Gezi’ anlatısı
4.12.2018
İktidarı kutuplaşmada gördüler ve ülkenin canına okudular: Baykal 1993, Erdoğan 2013
1.12.2018
‘Kürdün kalbi hizmetle kazanılabilir mi’ sorusunun yeni sahnesi: Yerel seçimler
28.11.2018
Gülen’in yanıbaşındaki “İ. K.” ‘büyük cezaevi isyanı’ için plan yaptı mı?
23.11.2018
Yeni Şafak Kürşat Bumin’e neden tahammül edemedi?
20.11.2018
‘Tek at tek mızrak’ bir adam ve Medyakronik kolektifi
17.11.2018
Kürşat Bumin
14.11.2018
Toplumsal kutuplaşma CHP’nin de büyük konforu
12.11.2018
İktidarın büyük konforu: Sıfır siyasi riskle hak çiğneme özgürlüğü
7.11.2018
Muhterem Nur’a ve biraz da Müslüm Gürses’e dair bir yazı
3.11.2018
‘Kendi duvarını örmeye’ meyleden Kürdün başına gelenler...
31.10.2018
Kürtlerin ‘bencillik’ hakkı, sol ve liberaller
28.10.2018
Çözüm, çalışmadan kazananların horlanmayacağı yeni bir kültürde mi?
23.10.2018
Bir barış anlaşmasını referanduma sunmak ne kadar doğru?
20.10.2018
Erdoğan’ın ‘bilmiyor(muş) gibi yapma’ pratiği ve McKinsey hadisesi
17.10.2018
İktidar medyasını eleştirmek: Tadı zaten kaçmıştı, artık anlamsız
13.10.2018
Varsayımdan üretilmiş ‘delil’le ağırlaştırılmış müebbet!
9.10.2018
Varsayımdan üretilmiş ‘delil’le ağırlaştırılmış müebbet!
6.10.2018
Milliyetçi boğazlaşmanın Rusya sahnesi...
3.10.2018
Zor zamanların en faydalı mesaisi: Hatalar üzerinde düşünmek
28.9.2018
‘Dava’ siyaseti ve insanın körleşmesi
26.9.2018
Kemalistlerin tuzağı değilmiş, hepsi iktidarın öz tasarrufuymuş!
23.9.2018
‘Balyoz kumpasını yazan çete’ye 15 Temmuz’dan sonra da ulaşılamadı!
19.9.2018
‘Dilerim ilginç zamanlarda gazetecilik yaparsın...’
14.9.2018
İnsan ve kamusal figür olarak Hrant Dink
12.9.2018
Muhalefet, kasıp kavuran krizde de yenilirse?
9.9.2018
Bir imam-cemaat öyküsü: İktidar medyasının Osman Kavala marifetleri
5.9.2018
Sabah ‘Büyükada işi’nde temiz kalmıştı, açığını Kavala’yla kapatıyor...
1.9.2018
Bakan Soylu’nun pek Ergenekonvari siyaset pratiği
28.8.2018
‘Gri’ sözlere muhalif cenahta da tahammül yok!
25.8.2018
‘Bu sanatçılara ne oluyor böyle?’
22.8.2018
‘Gri’ sözlere kriz tartışmalarında da tahammül yok
15.8.2018
Laik-sol muhalefet uyduruk senaryolara neden ihtiyaç duyuyor (2)
11.8.2018
Laik-sol muhalefet uyduruk senaryolara neden ihtiyaç duyuyor?
8.8.2018
‘Ben palavrayım’ diye bağıran iddialar ve muhalif ruh hali...
4.8.2018
CHP’nin sorunu, liderinin seçim otobüsünde yaşamaması mı?
1.8.2018
Çin: 1978’de o günün Türkiye’si kadardı, bugün en büyük ekonomi
28.7.2018
24 Haziran sonrası kitlesel depresyon
25.7.2018
Küreselleşmeye uyum sağlayamayanları niçin öldürmeliyiz?
21.7.2018
İki idamcı ülke (ABD ve Çin) ve idamın caydırıcılığı
17.7.2018
AK Parti’nin büyük konforu: Umut vererek de kazanabiliyor, korkutarak da...
14.7.2018
Gizemli flash disk: Son defa yazıyorum ve havlu atıyorum...
11.7.2018
İnce’nin ‘yetmez ama evet’çi destekçilerinin zor günleri...
7.7.2018
‘Muhafazakârlık karşıtı yeni küresel ittifak’ özgürlükçü mü?
3.7.2018
Ya ‘cahil kitleler’ varsayımınız yanlış ya da seçim kazanma ümidiniz...
30.6.2018
Kendileri gidemeyen liderlerin hazin gidişleri ve Kılıçdaroğlu
27.6.2018
Seçimdeki ittifak küresel çaptaki yeni ittifak modelinin bir parçası mı?
22.6.2018
Suruç (2018), Akkise (2001): Aynı medya utancı
20.6.2018
HDP’nin oyları şaşırtıcı yükseklikte olacak
16.6.2018
Ece Sevim Öztürk’ün hikâyesi ve o aynadan gazeteciliğimiz...
13.6.2018
Dilemmaların geçit resmi...
8.6.2018
Kadını mücadeleye çağıran erkeği bekleyen ‘tehlikeler...’
6.6.2018
Seçim öncesi muhtemel ‘Mümbiç müjdesi’nin anlamı?
2.6.2018
‘Milat’ neden 7 Şubat değil de 17-25 Aralık?
30.5.2018
‘Millet bahçeleri’ lütuf değil, söke söke alınmış bir hak!
25.5.2018
Doların yükselişi ve Durmuş Yılmaz’ın komplo teorisi
22.5.2018
Tercihini çarpıtanlar bu seçimde hangi partiyi çarpar?
19.5.2018
Seçim öfke saçarak değil umut vererek kazanılır...
16.5.2018
İnce’nin kampanyası: ‘Tepki’ değil, ‘etki’ ortaya koymak...
12.5.2018
Erdoğan nasıl kaybeder, İnce nasıl kazanır?
9.5.2018
CHP’de yürek soğutan fakat iktidar getirmeyen söyleme mecburi veda
6.5.2018
Bahçeli asıl CHP tabanına teşekkür etmeliydi...
2.5.2018
AK Parti: ‘Dava siyaseti’nden ‘davaizm’e...
28.4.2018
Mizahı gerçek saymak, sonra da ‘gerçeği’ manipüle etmek...
24.4.2018
Türkiye’de Ümit Horzum, Fransa’da Theo
20.4.2018
Çin işi distopya
18.4.2018
Deizmin döl yatağı: Modernlik
14.4.2018
Deizme kayışın bir kaynağı: Dindar siyasi figürler...
11.4.2018
‘Sayın vatansever muhbir’den ‘iftiracı katil’e...
7.4.2018
AK Parti neden ‘toplum’dan kendi ‘cemaat’ine döndü?
4.4.2018
AK Parti’nin ‘toplum’dan kendi ‘cemaat’ine dönüşünün yıldönümü
31.3.2018
‘Amerikancılık’ suçlamasındaki ahlaki problem (2)
27.3.2018
Hürriyet’in bugünkü devlet gazetelerinden farkı...
24.3.2018
‘Amerikancılık’ suçlamasındaki ahlaki problem
21.3.2018
Kendimle dalga geçme yazısı: ‘İltisaklıya veda zamanı’ymış!
18.3.2018
Saadet, Batı’nın Türkiye’ye ‘muhafazakâr müdahale’sinin neresinde?
14.3.2018
‘Fırat’ın doğusu’: Süper güçle strateji tokuşturmak
10.3.2018
‘Çözüm Sürecini bitiren cinayet’in davası ve dersleri...
7.3.2018
Ceylanpınar 2015’e bugünden bakmak...
3.3.2018
28 Şubat ve Gergerlioğlu gibi olabilmek...
28.2.2018
‘Patlama ânı gazeteciliği’nin Afrin’deki hali
25.2.2018
İki süper gücün Afrin’deki ‘yeşil ışık’ları hakkında spekülasyon
20.2.2018
Ön yargı...
17.2.2018
AK Parti ‘büyük konfor’unu nasıl elde etti?
15.2.2018
AK Parti’nin büyük konforu
10.2.2018
İnandığına oy ver(e)meyenlerin partisi olarak CHP
6.2.2018
Hedef Misak-ı Millî ama ‘light’ bir Misak-ı Millî...
3.2.2018
‘Misak-ı Millî savaşı’ ihtimali var mı?
30.1.2018
Savaştan haz duyan bir gazetecilik!
27.1.2018
Dersimiz savaşta habercilik, öğretmenimiz Başbakan...
24.1.2018
ABD’nin Afrin’deki muğlaklığı inşallah Kuveyt’tekiyle aynı soydan değildir
21.1.2018
İktidar-gazeteci-okur ilişkisi ya da yalanda yaşamak
18.1.2018
Duruşmalarda sanıkların ‘siz’ talebi üzerine...
12.1.2018
Güç odağına o kadar yaklaşırsan, haberini yapamazsın
9.1.2018
Ortak payda...
6.1.2018
Bir bumerang olarak ByLock: İlk dalga geldi
3.1.2018
Büyük ve tehlikeli bir cisim yaklaşıyor: Flynn’in Türkiye dosyası (3)
29.12.2017
Büyük ve tehlikeli bir cisim yaklaşıyor: Flynn’in Türkiye dosyası (2)
26.12.2017
Büyük ve tehlikeli bir cisim yaklaşıyor: Flynn’in Türkiye dosyası (1)
24.12.2017
O dosyalar kapandı ama nasıl kapandı?
21.12.2017
Ortak değerlerde buluşmak mı, ortak olmayan değerlere saygı mı?
19.12.2017
Gizemli flash diskin etrafındaki toplu susma âyini
15.12.2017
Ahmet Turan Alkan
12.12.2017
‘Başarısız’ liderin istifasının istendiği bir cemaat yapılanması?
9.12.2017
Muhalefet, 17-25’teki hatasını ‘Zarrab davası’nda da tekrarlıyor
5.12.2017
‘Cemaat istisnailiği’ ya da ‘bana hak, sana değil...’
1.12.2017
Gülen’e Cemaat içinden ‘istifa’ çağrısı...
29.11.2017
Cemaat içinden, doğrudan Fethullah Gülen eleştirileri...
24.11.2017
Bu suyun balığı...
21.11.2017
Cunta’nın atama listeleri, tahliyeler ve şeytanın ‘sor’ dediği...
18.11.2017
Anneme gazeteci olduğumu söylemeyin, o beni gazete bayii sanıyor...
15.11.2017
AK Parti’nin Atatürk hamlesi: ‘Millîlik’ siyasetinin son sürümü
12.11.2017
Yeni AKM: Muhafazakâr taban kızacak ama küsmeyecek...
7.11.2017
‘Yargısal tuzaklar’ ve AK Parti
3.11.2017
‘İltisaklı’ya veda zamanı mı?
31.10.2017
“Büyükada ajanları” gazeteciliği: Ayrıntılı döküm...
28.10.2017
Sol’un iktidar arzusunun zayıflığıyla 1 Mayıs 1977 arasındaki bağ...
24.10.2017
Ataerkil bir öfke mi, rasyonel bir hesap mı?
20.10.2017
En berbat sınavlarımızdan biriydi...
17.10.2017
Ulusalcılar boşa kürek çekiyor: Tabandaki ‘Erdoğan nefreti’ seyreltilemez
14.10.2017
HDP ve PKK’nın ‘referandum’daki ayrışmasının anlamı
11.10.2017
Hadi bakalım: PKK ile AK Parti ‘referandum’da aynı çizgide
8.10.2017
Bir ‘boğazına kadar siyaset’ kurbanı olarak Meltem Cumbul
3.10.2017
ÖTV zammı ve ‘Hükümete yakın yazar’ olmanın zorlukları
24.9.2017
‘Bazen muktedir olmanın hiçbir düzeyi size yetmez...’
19.9.2017
Taştan putlar yıkılırken... Düşünceden putlar taşlaşırken...
17.9.2017
‘Yerli ve millî’ tutmadı, çünkü...
13.9.2017
Temel saflaşmanın ekseni ‘laiklik’ten ‘millîlik’e döndü mü?
9.9.2017
‘Çoğunluk için çoğunluğa rağmen’ mi?
6.9.2017
‘Çaresiz kaldığında Atatürk gibi düşün’ – Norveç atasözü...
4.9.2017
Adil Öksüz’ün serbestçe uçtuğuna inanacak kadar uçmanın analizi...
30.8.2017
‘Flashdisk’ sorularının öbür muhatapları ve kaçınılmaz spekülasyonlar
26.8.2017
Gizemli flashdisk’te sorular ve muhataplar
23.8.2017
Gizemli flashdisk’i sanki herkes unutmak istiyor gibi...
18.8.2017
İnsanın insandan uzaklaşması ve giderek büyüyen hayvan sevgisi
15.8.2017
ByLock’u bumeranga dönüştürecek tercihler ve hatalar
12.8.2017
ByLock’un bir bumerang olarak portresi
8.8.2017
‘İki Türkiye’den ‘Bir Türkiye’ye...
6.8.2017
‘İki Türkiye’yi aşacak asgari demokrat zihniyet oluştu mu?
1.8.2017
Fatih Terim: Türkiye’nin insan hali...
29.7.2017
HDP, ‘doğru eylem’ çizgisinde kalabilecek mi?
26.7.2017
Medya, ‘kaybedilen insanlar’da haber değeri bulamıyor!
22.7.2017
Sevan Nişanyan’ın ‘acayip’ bir adam olarak portresi
19.7.2017
E. Özkök’ün fantezileri bitmek bilmiyor: 28 Şubat da ‘FETÖ’ içinmiş!
15.7.2017
2004’teki MGK kararı uygulansaydı 15 Temmuz olmazdı ama...
11.7.2017
AK Parti MGK’nın 2004’teki Cemaat kararını neden uygulamamıştı?
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü laik nihilizmi bir kez daha seyreltirken...
1.7.2017
“Dava” siyasetindeki ve sigara tüketimindeki eşanlı patlama
27.6.2017
Suriye Kürtlerine ‘dört cep’ten müdahale hâlâ devrede mi?
24.6.2017
‘Âlet olma’ suçlamasının anavatanında ‘adalet yürüyüşü’
20.6.2017
Celâdeti bol, şehâmeti kıt dış politika
16.6.2017
İç muhalefete karşı sağ’daki ve sol’daki tahammülsüzlüğün ortak bir temeli
14.6.2017
Yargıdaki ‘operasyonel eller’, iktidar ve iktidar basını
10.6.2017
Katar küçük, hesap büyük...
7.6.2017
AK Parti’nin sorunu: Şükrü Hanioğlu’nu takmamak!
3.6.2017
Akar’ın cevaplarının akla getirdiği yeni sorular
31.5.2017
Akar ve Fidan’ın işi şimdi daha da zor
26.5.2017
Müslümanlar, Japonlar ve modern yaşam
23.5.2017
Bugünün barışçılarının dünkü savaşçı hezeyanları
19.5.2017
Misâk-ı Millî barışçısı Ertuğrul Bey’in seferberlik yılları
16.5.2017
‘Trump ne diyecek’ beklentisi ve ideolojik pozisyonların uçuculuğu
13.5.2017
‘Kürt koridoru’na ‘en az dört cep’ten müdahale...
9.5.2017
Al Jazeera Turk, deliliğin ortasında sakin, dengeli bir adaydı...
5.5.2017
AK Parti, “merkez sağ” olmaya mı hazırlanıyor?
3.5.2017
İslamcılığın AK Parti’den tasfiyesi: Devlet, tartışmanın neresinde?
28.4.2017
AK Parti’deki ‘İslamcılık’ tartışması
25.4.2017
Krikor Zohrab, Hrant Dink ve 24 Nisan...
21.4.2017
Yollar yetmiyor, ‘hizmet’ yetmiyor...
18.4.2017
‘Fiil’e ve ‘söz’e odaklanan iddianameler arasındaki bariz inandırıcılık farkı
15.4.2017
17-25’ten bugüne: ‘Yarım gerçek’le iktidar ve muhalefet siyaseti
10.4.2017
Parodi gibi gerçekler hızla çoğalıyordu, birinciliği Cumhuriyet iddianamesine verdiler
7.4.2017
Referandumda 60’a 40, 65’e 35 gibi oranlar mümkün mü?
4.4.2017
‘FETÖ avı’nda av olmak...
31.3.2017
Soru, ‘Gülencilerin hiç mi kabahati yok?’ değil ki...
28.3.2017
TSK’da ilk kez iki farklı Atatürkçü blok
21.3.2017
Alman istihbaratının çok şey söyleyen çıkışı...
16.3.2017
İfade özgürlüğü ve dini hassasiyetler
14.3.2017
Türkiye-Hollanda gerilimi hakkında su üstüne bir yazı
7.3.2017
Eleştiriyi ‘ayıp’ hale getiren linç atmosferi
2.3.2017
‘Karargâh rahatsız’ kıyametinin dört atlısı
28.6.2015
Baykal'ın sahneye dönüşü
18.6.2015
Karayılan ne demiş oldu?
10.6.2015
Türkiye'nin 'imkânsız' koalisyonları
02.04.2015
'Balyoz'un davası ve hakikati
13.03.2015
Erdoğan, süreçleri neden böyle yönetiyor?
10.03.2015
Yalan temelli propagandanın işleyiş ilkeleri
05.03.2015
Hrant Dink cinayeti soruşturmasında sıra Engin Dinç'te
13.02.2015
HDP'nin oyları şaşırtıcı yükseklikte olabilir
16.01.2015
Paris saldırısının dayattığı tartışma
03.01.2015
Yalman’dan Özkök’e: Lütfen konuşun
31.12.2014
Erdoğan, Başbuğ’a neden inanmamıştı?
23.12.2014
Yılmazer de Engin Dinç’i işaret ediyor
21.12.2014
İstanbul’dan Trabzon ve Ankara’ya ağır suçlama
19.12.2014
Dink cinayetinin istihbaratçıları ne dediler?
28.11.2014
Balyoz: Darbe mi? Kumpas mı? - 7
25.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? - 6
24.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? – 5
22.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? - 4
21.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? - 3
19.11.2014
Balyoz: Darbe mi? Kumpas mı? - 2
18.11.2014
Balyoz: Darbe mi, kumpas mı? 1
22.10.2014
Bugün hangi ‘mümkün çözüm’ü ıskalıyoruz?
19.10.2014
Pişkin'in intiharı ve medya...
16.09.2014
IŞİD ve 21. yüzyılın 'kurtuluş' ideolojisi
06.09.2014
Darbe delilleri ne kadar güçlü?
08.08.2014
Liderlerden akla ve kalbe zarar sözler
10.05.2014
Hrant Dink '23,5 Nisan taziyesi'ne hiç şaşırmazdı
24.04.2014
Cemaat ile hesaplaşmada hükümet-Ergenekon işbirliği muhtemel
06.02.2014
Tanıklığa çağrılırsam, söyleyeceklerim...
04.02.2014
Hürriyet’le uğraşmanın tadı...
02.02.2014
"Göbeğini kaşıyanlar"ın en güzel günleri...
31.01.2014
5 No’lu hard disk ‘yeniden yargılama’yı sağlar mı?
30.01.2014
Başbakan vurdukça Sarıgül keyifleniyor!
28.01.2014
Mahkeme TÜBİTAK raporuna ne diyecek?
27.01.2014
Aziz Yıldırım / İlan edildiği anda biten Sezar’lık!
25.01.2014
Yeniden yargılama ve 11 No’lu CD -3-
24.01.2014
Sevan Nişanyan / Akıl, enerji, öfke, tutku…
23.01.2014
Yeniden yargılama ve 11 No’lu CD -2-
21.01.2014
Yeniden yargılama ve 11 No’lu CD
20.01.2014
Medya cinayeti nasıl örgütledi?
18.01.2014
Sulu gözlü bir çocuk, pervasız bir ihtiyar...
17.01.2014
Dürüst olun; derdiniz yolsuzluk değil, ‘kimlik…’
16.01.2014
Özerklik Şartı: Çekinceleri kaldırmanın tam zamanı...
14.01.2014
Gezi’deki ‘gizlenmiş’ kararı hatırlamanın vakti...
11.01.2014
AK Parti’nin yeni ittifak arayışları ve Kürt siyaseti -2-
11.01.2014
Anti-Amerikancılığın ‘error’ verdiği anlar(4)
9.01.2014
AK Parti’nin yeni ittifak arayışları ve Kürt siyaseti
09.01.2014
AK Parti’nin yeni ittifak arayışları ve Kürt siyaseti
07.01.2014
"Eski rejim"le ittifak mı?
04.01.2014
HSYK seçimlerinde ne olmuştu?
04.01.2014
Anti-Amerikancılığın ‘error’ verdiği anlar(3)
02.01.2014
Efkan Âlâ
31.12.2013
Askerî vesayetle mücadeleyi yem etmeyin!
28.12.2013
Roboski, siyaset, toplum...
27.12.2013
Anti-Amerikancılığın ‘error’ verdiği anlar(2)
26.12.2013
Doğru, ‘millet meseleyi anladı’ ama...
24.12.2013
O bildirinin önerdiği rejim, seçimle kurulamaz...
23.12.2013
Anti-Amerikancılığın ‘error’ verdiği anlar (1)
21.12.2013
Siyaseti savunmak...
19.12.2013
İktidar duygusu kardeşlik duygusunu yener!
17.12.2013
CHP’nin ulusalcılarının ‘sandığa veda’ bildirisi...
14.12.2013
CHP beni mahcup etti, memnunum...
12.12.2013
Böyle bir mugalata, görülmemiştir...
10.12.2013
Taraf’ın haberciliği ve Baransu’ya ‘casusluk’ suçlaması
9.12.2013
AK Parti, Cemaat ve temel içgüdü (iktidar)
07.12.2013
Dink cinayeti fâil-i müşterek bir cinayettir...
05.12.2013
"Ergenekon’un öteki yüzü" ya da Fırat’ın ötesi...
04.12.2013
Fatih Terim / Elitlerin takımında ‘taşralı’ olmak…
03.12.2013
MGK’nın 2004’teki ‘Cemaat’ kararının anlamı -3-
01.12.2013
MGK’nın 2004’teki ‘Cemaat’ kararının anlamı -2-
30.11.2013
MGK’nın 2004’teki ‘Cemaat’ kararının anlamı -1-
29.11.2013
Bu seçimde Selim Türkhan’ı kim ‘tavlayacak’
28.11.2013
‘Devlet sırları’nı okuyan hâkimlerin ruh halleri?
26.11.2013
Sağlam bir demokrasi ölçüsü: Çok ve çoğul tercih imkânı
23.11.2013
Hükümet, Diyarbakır sonrasında doğru yolda...
22.11.2013
Selim Türkhan ‘kültürel Atatürkçü’ mü?
21.11.2013
‘İşkenceye müebbet’in haber değeri bu kadar mı?
20.11.2013
Dağdan onurlu iniş…
19.11.2013
‘Başka hayatlar’ ve muhafazakârlık -2-
16.11.2013
‘Başka hayatlar’ ve muhafazakârlık...
14.11.2013
Bülent Arınç’ı ‘şimdi sevmeye’ ve ‘şimdi sevmemeye’ başlayanlar...
13.11.2013
İşte bizim fırtınalar kopartan ‘domain’ hikâyemiz…
12.11.2013
‘Cumhuriyet değerleri’, ‘muhafazakâr değerler’, güme giden değerler
11.11.2013
Sarıgül’ün kitabı
09.11.2013
İtirazcılar haklı fakat pek azı tutarlı
07.11.2013
Bu ‘muhafazakâr sorumluluk’ algısıyla iç barış ‘muhafaza’ edilemez!
05.11.2013
Varsayımdan haber olmaz!
02.11.2013
"Kitleler"i eleştirebilmek!
31.10.2013
CHP başka türlü davranamazdı
29.10.2013
Ben o Hürriyet okurlarını çok iyi bilirim
26.10.2013
CHP’nin büyük çaresizliği -2-
24.10.2013
Denizcilerdeki “karacı alerjisi” Balyoz’la başlamadı -2-
23.10.2013
Ne amigoluk, ne düşmanlık... İhtiyacımız eleştirel gazetecilik...
22.10.2013
Denizcilerdeki “karacı alerjisi” Balyoz’la başlamadı
19.10.2013
CHP’nin büyük çaresizliği...
17.10.2013
Siyasetçilerin özel hayat beyanları...
15.10.2013
‘Söz’ün bıktırıcı tekrarı şiddet etkisi üretir
12.10.2013
Hayal kurabilirsiniz plan yapamazsınız!
10.10.2013
“İktidarda düşman var”ın kısa tarihi…
08.10.2013
Kendi gayretlerinin semeresine neden küsüyorlar?
05.10.2013
Kendi gayretinin başarısına küsmek!
05.10.2013
Hrant'ın ruhunu şenlendirecek girişim: Müslümanlaş(tırıl)mış Ermeniler konferansı
03.10.2013
Paket diyor ki: ‘Refah’ ve ‘kardeşlik’ yetmiyor!
01.10.2013
Bir “kurtuluş” ideolojiniz varsa...
28.09.2013
Ergenekon, Aleviler ve muhafazakâr basın -2-
26.09.2013
Ergenekon, Aleviler ve muhafazakâr basın (1)
24.09.2013
Ulusalcılığın karşılıksız Milli Görüş aşkı -2-
21.09.2013
Ulusalcılığın karşılıksız Millî Görüş aşkı
20.09.2013
Mısır’da Doğu Silahçıoğlu modeli...
18.09.2013
Türkiye’de yazıyorum, evet!
13.09.2013
'Ergenekon'u da aşan yapı' ve Dink cinayeti
06.09.2013
Kürt sorunu: Şu anda hangi mümkün çözümü ıskalıyoruz?
29.08.2013
Ali İsmail Korkmaz'ı ölüme götüren şiddeti izlerken...
24.08.2013
Başbuğ'un avukatının söylemediklerime verdiği cevaplar üstüne...
22.08.2013
Dava cinayetlerle ilgilenmedi ve ben yanıldım...
20.08.2013
Bilgiyle konuşmak isteyenler için İlker Başbuğ dosyası
17.08.2013
Teşkilat yaralı, zihniyet berdevam...
16.08.2013
Mısır, Türkiye ve 'hayat tarzı' ittifakının küreselleşmesi
14.08.2013
Ergenekon, intikamcılık, cezasızlık...
05.08.2013
Can Paker kitabı bazılarını neden gerdi?
03.08.2013
Yeni '4. kuvvet' sosyal medya, yeni 'sandık' meydanlar mı?
31.07.2013
Öncelikle kimi eleştirmeli, öncelikle kimin hakkını savunmalı?
25.07.2013
Alevilerin duymak istediği şey kardeşlik ve sevgi değil, eşitlik ve saygı...
23.07.2013
Zor zanaat: Aşırı kutuplaşmış toplumlarda gazetecilik...
17.07.2013
Muhafazakârlar da gazete değil 'mücadele bülteni' istiyor
12.07.2013
Gazetecilik kuşku mesleğidir...
09.07.2013
Yine de soracağım: Taksim Dayanışması'na çıplak sorular
07.07.2013
Darbe tartışmasında 'ama'yı cümlenin neresine koydun?
02.07.2013
AK Parti'nin lügatinden silmesi gereken sözcük: Kandırılıyorsunuz...
25.06.2013
Selden geriye kalacak kum: Yoğunlaşmış laik nihilizm!
18.06.2013
Barometremin, kızımın kararı: Sokaktan çekiliyorum...
13.06.2013
Lütfen Başbakan'a Doğu Silahçıoğlu'nun o makalesini hatırlatın!
07.06.2013
'Korkak liboş, şimdi mi cesaret buldun eleştirmeye' diyenlere cevap
06.06.2013
Ataerkil siyasetin sonu...
10.05.2013
Taraf tartışmasında turnusol sorusu: Neşe Düzel göreve “normal yollarla” gelseydi?
27.04.2013
Fazıl Say’da da ‘fiil’e odaklanamadık
23.04.2013
‘PKK Türkiye’nin partisidir...’
19.04.2013
CHP tabanı: Dili başka, kalbi başka mı söylüyor
16.04.2013
Hemderd olmak fakat bunun farkında olmamak
12.04.2013
CHP’nin büyük çaresizliği (2)
09.04.2013
CHP’nin büyük çaresizliği
08.04.2013
Başbakan yarın ‘kestik’ dese...
02.04.2013
Müslümanlar, Kürtler, ve aydınların ‘telaşı’ (2)
29.03.2013
Müslümanlar, Kürtler ve aydınların ‘telaşı’
26.03.2013
Basın özgürlüğü kavgamızın inandırıcılık sorunu
22.03.2013
Öcalan’ın büyük dönüşümü ve sol...
19.03.2013
Çözüm sürecinde iyimserlik, kötümserlik, karamsarlık..
12.03.2013
‘Milliyet olayı’nda iktidar, patron ve gazeteciler
08.03.2013
‘Milli’ habercilik...
05.03.2013
Emekli askerler sorunumuz
01.03.2013
Bu mektubu Dani Rodrik’e ithaf ediyorum
26.02.2013
‘Büyük af’ neden ‘büyük barış’ı sağlamaz
22.02.2013
E. Özkök’ün ‘Türk hassasiyeti’ndeki sorumluluğu
19.02.2013
‘Büyük af’, ‘büyük barış’ı sağlar mı
15.02.2013
Büyük af, büyük barış...
12.02.2013
Dağdan onurlu iniş...
08.02.2013
Kadınların çalışması ve erkek şiddeti...
01.02.2013
‘İnsansız Kapitalizm, İnsanlı Toplum’
29.01.2013
CHP yarılınca, yarımlar ne olacak
25.01.2013
Diyarbakırlı Ermeniler bize ne anlatıyor
22.01.2013
‘Olduğu gibi’ bir insan ve gazeteci...
18.01.2013
2015’e ayarlı ‘Ermenileri ürkütme’ operasyonu
15.01.2013
Balyoz’da gerekçeli karar (2) ‘Zamanlama çelişkileri’ne atıf yok
11.01.2013
Balyoz’da gerekçeli karar (1) Bir bumerang olarak ‘abartı’ gazeteciliği
08.01.2013
‘Kitlesel eylem’ deyince akan sular durmalı mı
04.01.2013
Öcalansız olmayacağı anlaşıldı ama...
01.01.2013
Az kullanılmış gazetecilik...
28.12.2012
Şerafettin Elçi için...
25.12.2012
Mumcu cinayetinde Hürriyet...
21.12.2012
Kışlalı cinayetinde Hürriyet...
18.12.2012
Hablemitoğlu cinayetinde Hürriyet
14.12.2012
Dosyalar yeniden açılırken Hürriyet’e dost uyarısı (1)
11.12.2012
Nihat Ömeroğlu’na açık mektup
07.12.2012
Ombudsman’ın vicdani ve ideolojik defoları...
04.12.2012
Eclipse Maslak yöneticilerine mektup
30.11.2012
Uludere’deki ‘hakaret’in filmi...
27.11.2012
Mumcu’nun cenaze törenine tekrar bakmak...
23.11.2012
Güldal Mumcu, Bilge Emeç, Rahşan Ecevit...
20.11.2012
‘Mumcu’nun katili’ hâlâ mı ‘Ortaçağ karanlığı’
16.11.2012
Başbakan’ın ‘ziyade özgüven’ sorunu
13.11.2012
Darbe endüstrisinin ‘sivil’leştirilmesi: İnşa sürüyor...
09.11.2012
Artık Taraf’ı eleştirmeye elim varmıyor
06.11.2012
Gazeteme eleştiriler (2)
02.11.2012
Gazeteme eleştiriler (1)
30.10.2012
‘Balyoz’ avukatı, davayı ve babasını anlatıyor
26.10.2012
Örnek, Balyoz’da olmayabilir mi?
23.10.2012
Balyoz’a işaret eden başka bilgiler
19.10.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (6) Darbe Günlükleri’nde ‘Balyoz’ sesleri...
16.10.2012
Muhalif gazetecilik, eleştirel gazetecilik...
12.10.2012
Tartışmaya devam...
09.10.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (4) Darbe Günlükleri’nde ‘Balyoz’ neden yok? Yok mu?
05.10.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (3)
02.10.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (2)
28.09.2012
‘Balyoz’ kararları tartışması (1)
25.09.2012
Balyoz kararı ‘laik nihilizm’i arttıracak
21.09.2012
Başbakan 2027’de ne anlatacak (2)
18.09.2012
Başbakan’ın sır kitabının muhtemel ‘flaş’ı...
14.09.2012
Tekinsiz 2015’e doğru, üstelik Hrant Dink’siz...
11.09.2012
Doğan Akın, ‘T24’ ve editoryal bağımsızlık
07.09.2012
Gönüllü kökten-Amerikancı
04.09.2012
Barış, zafer, Roni ve ben...
31.08.2012
O günlerde hepsi ‘Ortadoğu’ya dalalım”cıydı...
28.08.2012
E. Özkök’ün ‘Ortadoğu’ya dalalım’ günleri...
24.08.2012
PKK’da olmayan şey: şehâmet...
21.08.2012
‘Barış, savaştığınla işbirliği yapmaktır...’
17.08.2012
Ulusalcılığın ‘sivil’ kanadının anti-Amerikancılığı...
14.08.2012
‘Davalar 1 Mart tezkeresinin rövanşı’ masalı üstüne...
10.08.2012
Türkiye’de yaşayan simonlar ve işkence
07.08.2012
Özkök’e karşı etekte hangi taşlar var
03.08.2012
Kürtler ‘vatandaş’ olabilirler ama Kürt olamazlar!
31.07.2012
Levent Kırca: Karakteri kaderini belirledi
27.07.2012
Silivri’ye Diyarbakır’dan bakmak...
24.07.2012
Ergenekon Mahkemesi tanıklığım
20.07.2012
Ensarioğlu ve PKK realitesi...
17.07.2012
“Yeni Millî Görüş”ün başbakanı mı?
13.07.2012
‘Bilimsel...’
10.07.2012
Darbe davalarında kamuoyu algısı
06.07.2012
LEYLA ZANA
03.07.2012
Norayr Şahinyan’ın dokunaklı yolculuğu
29.06.2012
‘Oda TV’ davası ve TÜBİTAK raporu
26.06.2012
Savaşa meyyali vallahi sevmekten!
22.06.2012
Kürt sorununda ‘taze acı mühendisliği’nin sonu
19.06.2012
Misyoner ‘tehdidi’, MGK, MİT, Ergenekon (2)
15.06.2012
Misyoner ‘tehdidi’, MGK, MİT, Ergenekon (1)
12.06.2012
‘Kürtaj’ ve ‘mescit’ farklı meseleler...
08.06.2012
1994’ten 2012’ye Erdoğan (2) (2012: ‘Ben her şeyden sorumluyum’)
05.06.2012
1994’ten 2012’ye Erdoğan (1) (1994: ‘Ben bu şehrin imamıyım’)
01.06.2012
İlahi Bursalı, ilahi Arcayürek!
29.05.2012
Rahim Bey’i hak etmemişiz...
25.05.2012
Kürşat’la polemik!
22.05.2012
Devlette ve medyada gayrımüslim algısı
18.05.2012
Taraf, ‘olayın tartışılmasının tarafı’ olamadı
15.05.2012
Bir şiddet kaynağı olarak ‘aşırı haklılık’ duygusu
20.04.2012
Balyoz çelişkileri: Bir ihtimal daha var (4)
17.04.2012
Balyoz çelişkileri: Bir ihtimal daha var (3)
16.04.2012
İstanbul çok kirli Izmir’e taşınalım -
13.04.2012
Balyoz çelişkileri: Bir ihtimal daha var (2)
10.04.2012
Balyoz çelişkileri: Bir ihtimal daha var (1)
06.04.2012
12 Eylül davası ve AK Parti’ye muhalefet
03.04.2012
Davalar ‘hükümete rağmen’ mi açıldı? (2)
30.03.2012
Davalar ‘hükümete rağmen’ mi açıldı? (1)
27.03.2012
Yeni Kürt planı: Sıfır muhatap!
23.03.2012
‘Davalardan zamanla soğuduk’ yalanı üzerine (2)
20.03.2012
‘Davalardan zamanla soğuduk’ yalanı üzerine... (1)
16.03.2012
Aleviler işte bu nedenle ‘Kemalist...’
13.03.2012
‘Taraf’, o haberi yayımlamasaydı?
09.03.2012
Medya bu 28 Şubat’ta neden coştu? (2)
06.03.2012
Medya bu 28 Şubat’ta neden coştu? (1)
02.03.2012
Hrant, Sevag, Taksim...
28.02.2012
Darbe suçunu, tecavüz suçu gibi görmedikçe...
24.02.2012
MGK kararı (2004): ‘Cemaat’in takibine...
21.02.2012
Sevag’ın ölümü bir Ergenekon eylemi olabilir mi
17.02.2012
‘Hrant’ın Müslüman Arkadaşları’
14.02.2012
Korku salan, korkusuzca yaşayamaz...
10.02.2012
Temelkuran’ın ‘The Guardian’daki makalesi
07.02.2012
‘Korkan Türk gazeteciler’in cesur manipülasyonları
03.02.2012
Hükümetin Hrant’a vicdan borcu
31.01.2012
Bak ‘Hürriyet’, neler çıktı!
27.01.2012
Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı...’ (3)
24.01.2012
Dink davası: Hükümete bu bilgileri kim veriyor
20.01.2012
Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı...’ (2)
17.01.2012
Generalden utanın!
13.01.2012
Sol’un yap(a)madığını yapan iddianame
10.01.2012
Başbuğ da savunmasını kamuoyuna yaptı
06.01.2012
‘Merkez’in yeni filmi: Yasla başını omzuma...
03.01.2012
Devletin ‘dördüncü kuvvet’i...
30.12.2011
Rojin: Samimiyetin, dobralığın neşeli gücü...
27.12.2011
Ermeniler neden 1915’e ‘takılıp kaldı...’
23.12.2011
CHP’liler yeniden ümitsizleşirken...
20.12.2011
Cumhuriyet’in demokrasisiz olması kaçınılmaz mıydı
16.12.2011
Erdoğan, davaların sönümlendirilmesine ‘tamam’ der mi
13.12.2011
‘Bu çağda Kürtler ve Aleviler nasıl oluyor da...’
09.12.2011
AKP neden kazanır, CHP neden kaybeder (2)
06.12.2011
AKP neden kazanır, CHP neden kaybeder (1)
02.12.2011
Bir gazetecilik zilleti: Gönüllü dezenformasyon
29.11.2011
‘Sarıkız’ nihayet mahkemede...
25.11.2011
Editoryal bağımsızlık ve ‘Nokta’ tecrübesi
22.11.2011
Lafla ‘editoryal bağımsızlık’ gemisi yürümez (2)
18.11.2011
Lafla ‘editoryal bağımsızlık’ gemisi yürümez (3)
15.11.2011
Lafla ‘editoryal bağımsızlık’ gemisi yürümez (2)
11.11.2011
Lafla ‘editoryal bağımsızlık’ gemisi yürümez (1)
04.11.2011
Büşra Ersanlı, ‘Bugün’, ‘Samanyolu’
01.11.2011
‘Hedef gösterdin!’ terörü...
28.10.2011
Nefret-intikam karşıtlığı ‘çapaksız’ olmalı
25.10.2011
Eyvah! ‘Zerdüştlük’ Şefkat Tepesi’nde
21.10.2011
Doğru, PKK ‘bensiz olmaz’ diyor da...
18.10.2011
Hasan Cemal
14.10.2011
Fatih Altaylı: Post-modern ‘delikanlı’...
11.10.2011
Karayılan’ın mektubu
04.10.2011
AA, DHA ve İHA’ya ‘otopsi’ soruları
30.09.2011
Neden ‘Tahrir’ olmadı da ‘terör’ oldu
27.09.2011
OdaTV iddianamesi (3)
23.09.2011
‘OdaTV’ iddianamesi (2)
20.09.2011
‘OdaTV’ iddianamesi (1)
16.09.2011
Sayın Başbakan, Hrant sizden daha fazlasını umardı
13.09.2011
‘Soyun öyleyse, dövüşeceğiz’in meşruiyeti ve sınırları
09.09.2011
Savunduğum savcının savunması beni yalanladı
06.09.2011
Deniz Feneri savcıları hadisesi
02.09.2011
İktidar kaybı, erkekler ve laikler...
30.08.2011
Okurlar ‘eğlenceli’ başlıklara ne diyor
26.08.2011
Çatışma gazeteciliği hangi haberleri sevmez
23.08.2011
İş, aş, bomba...
19.08.2011
‘Şiddete son verecek şiddet...’
16.08.2011
Taraf’ın ‘eğlenceli’ başlıklarından memnun muyuz
12.08.2011
Teoman beni mahcup etti, memnunum...
09.08.2011
Masasız barış, Öcalan’sız masa olmaz (3)
05.08.2011
Masasız barış, Öcalan’sız masa olmaz (2)
02.08.2011
Masasız barış, Öcalan’sız masa olmaz (1)
29.07.2011
Davalardaki ‘çözülme’ emareleri
26.07.2011
Gazeteciliğimizin otopsi raporu
22.07.2011
Diyelim ki PKK’yı bire kadar kırdınız...
19.07.2011
Gazetecilik ve öfke...
15.07.2011
Tarihimizin ‘özgürlükçü’ özgürlük karşıtı eylemleri...
12.07.2011
Darbe Günlükleri’nde Tolon’un Balyoz ikrarı
08.07.2011
‘Yüzde 20’ seçimden ümidini kesti mi
06.07.2011
Aytaç Yalman’ın ‘kararsızlığı’na methiye
01.07.2011
Zohrab’ın aynasında 100 yıl öncemiz ve bugünümüz
28.06.2011
En kötü ‘paralel’ performans ‘Star’dan...
24.06.2011
Paralel merkez medyanın ‘partner’ sorunu
17.06.2011
Paralel merkez medya ve ‘mikro’ meseleler
31.05.2011
Yüzde 39
27.05.2011
Susamam, çünkü Ergenekon benim de davam...
24.05.2011
Dink davası: Trabzon soruşturulmazsa, olmaz!
17.05.2011
Çerkeslerin sesini duyan var mı
13.05.2011
El Kaide’nin İstanbul eylemleri ‘Balyoz’ işi miydi
10.05.2011
‘Benim Kürt kardeşlerim’in asıl sorunu...
06.05.2011
Aynı MİT’çi: Dink’e ‘sus’, Dalan’a ‘kaç...’
03.05.2011
Parlamenter Balbay’ın ‘sivil’ alerjisi
29.04.2011
Düzeltiyorum: Ergenekon çalışıyor, ama... Yazdır
26.04.2011
Ergenekon çalışıyor!
22.04.2011
SD, MH, MÖ, ÖÖ...
19.04.2011
İlk ‘zenci’ Merkez Bankası Başkanı
15.04.2011
Haberal’ın ‘sağcılığı’ sorun, ‘darbeciliği’ değil
12.04.2011
Sivil itaatsizlik herkesi neden gerdi
08.04.2011
Diyarbakır ‘Tahrir’i geldi işte...
05.04.2011
2003-2007’deki anti-misyoner kampanya
01.04.2011
Savunmalar mahkemeden çok kamuoyuna...
25.03.2011
Korkmuyorsunuz, nefret ediyorsunuz (4)
22.03.2011
Korkmuyorsunuz, nefret ediyorsunuz (3)
18.03.2011
Korkmuyorsunuz, nefret ediyorsunuz (2)
11.03.2011
Darbe Günlükleri: Tepkiler... Yazdır
08.03.2011
Zor yazı: Dört yıl sonra Darbe Günlükleri
1 0
faruk tuncay 10.07.2013 - 07:54:29
12 Eylül öncesini hatırladım. Generaller, Hükümet, Mafya ve de sağlı sollu örgüt şefleri; romantik, inançlı, mücadeleci ve yiğit insanları bozuk para gibi harcarlardı. Hadi bütün bunları gördükten Can Yücel'i ve 'Kibar Hırsızın Türküsü'nü yüzlerine okuma!
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,91
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive