Aslı Aydıntaşbaş

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Yunanistan’a kaçan kaçana


3.9.2017 - Bu Yazı 399 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir bayram daha geride kaldı. Ve geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da uçaklar dolusu vatandaşımız, Yunanistan’a gitti. Daha doğrusu, kaçtı.

Bayram tatillerini Foça’da, Didim’de, Assos’ta, Alaçatı’da veya (mazoşist bir refleksle) Bodrum’da geçireceklerine, ekonomik gücü olanlar Santorini, Patmos, Paros, Tassos, Halkidiki ve Mora’yı seçtiler.

Sadece Türkler değil, dünyanın farklı yerlerinden 30 milyon turist bu yıl Yunanistan’a akın etti. Ege sularında denize girdi, her gece farklı bir tavernada güneşi batırdı, Atina’da uzo içti, sahilde balık yedi, müzelere gitti, eve dönerken de en kötüsünden biraz zeytin, bir şişe şarap, birkaç tane de ‘I Love Greece’ yazan t-shirt götürdü. Arada dayanamayıp çağdaş sanat, antik ikonalar veya yetenekli genç Yunanlı tasarımcıların kıyafet ve takılarına milyonlarca Avro bayıldı.

Ve nihayetinde Yunanistan’ın kasasına bu yıl turizmden en kötü senaryoda bile 25 milyar dolar girmiş oldu.

Bütün bunları neden ballandıra ballandıra anlatıyorum? Belki kazara okuyup ders alan birileri olur diye! Çünkü “Neden bu kadar çok insan Yunanistan’a gitmek istiyor” sorusunun cevabıyla, “Türkiye’ye neden artık turist gelmiyor” sorusunun yanıtı aynı.

Peki neden?

Biz Türk vatandaşları için Yunanistan artık çok ucuz değil. Türkiye ekonomisi iyi giderken, yani TL güçlüyken, Yunan adalarındaki fiyatlar sahiden Bodrum’dan, Çeşme’den kat kat insaflıydı. “Patlayana kadar yedik, içtik, şarap, meze, istakoz, kişi başına 20 Avro” diye anlatanları duymuşsunuzdur. Avro 2 TL’yken, tatlı oluyordu sahiden. Şimdi ne Yunanistan o kadar ucuz, ne de TL değerli.

Demek ki başka nedenleri var Türkiye’den insanların akın akın Yunanistan’a gitmesinde.

Var tabii. Özetleyeyim: Estetik, özgürlük, yerellik.

Sahillerini betonarme bir perdeye döndüren, ‘eski’ ve ‘yerel’ namına her şeyi yok etmek için çabalayan bizler, Yunanistan’a gittiğimizde o şirin adalara, o daracık sokaklara, o taş evlerin güzelliğine baka baka doyamıyoruz. Ölçek, ufak. İnsani. Devasa oteller, Dubai hayranlığıyla inşa edilen o kitch, görgüsüz yerler yok. Plastik sandalye bile yok. Mekânlar sahici ve çoğunlukla yerel. Üç tahta sandalye, sade bir kâğıt örtü. Birçok lokanta ve otel, hâlâ aile işletmesi.

Ve bu durum, insanın ruhunu dinlendiriyor.

Bizim ülkemiz de daha düne kadar öyleydi. Ancak el birliğiyle yereli de, tarihi de yok ettik. Orada bir taş ev varsa, yıkıp pideci yaptık; yetmedi üstüne çirkin bir kat çıktık. Rum mezarlığını otogar, eski taş konağı da yıkarak AVM’ye dönüştürdük.

Tarih deyince aslında bizde âlâsı var. Korunmamış olsa dahi var. Ama devlet, bu coğrafyanın tarihiyle barışık olmadığı için, ne Bizans’ı, ne Roma’yı, ne de Osmanlı’yı yeterince ‘pazarlayamıyor.’ Aklı fikri her yeri TOKİ’leştirmekte!

Kusura bakmayın ama kendini Malazgirt’e sıkıştırmış bu resmi (ve kurgulanmış) tarih okuması da Türkiye’yi yabancı turist için cazip kılmıyor.

Yolunuz düşerse Kaş’ın son halini görün. O mücevher kutusu gibi güzelim kasaba, dağ-taş yüksek apartmanların olduğu bir turist kapanına dönüşmüş. Ne kıyı kalmış, ne kasaba. Oysa tam karşıdaki Meis adası, hâlâ bir mücevher kutusu; inci gibi dizilmiş rengârenk taş evler ve sakin bir liman kasabası. Siz olsanız hangisine gidersiniz?

Bir de özgürlük hissi var ki, turizm açısından hayati. Ne derseniz deyin ama Türkiye’de siyasi özgürlüklerin olmaması, Hayrettin Karaman gibi tiplerin kafede sigara içen kadına bile tahammülsüz olduğunun bilinci, turizmi de etkiliyor. Sanıyor musunuz ki bunlar soluduğumuz havayı etkilemiyor?

İnsanlar, özgür oldukları, kadınların sokakta rahat hissettiği, siyasi baskının olmadığı mutlu ülkelere gitmek isterler. Kafelerde aylak aylak oturmak, özgürlük solumak, akşam gelince bir kadeh bir şey içmek ister...

Bilmem anlatabildim mi?

.

Facebook Yorumları

reklam
18.1.2018
Nazlı Ilıcak’ın kandırılma hakkı
15.1.2018
Kafana göre takıl kanka
11.1.2018
Devletin başına Devlet geldi
8.1.2018
Avrupa’yla imtiyazlı ortaklık
1.1.2018
Beklentiler
28.12.2017
Almanya’yla yumuşama
25.12.2017
Özlediklerimiz
21.12.2017
Çoğunluğun öfkesi
17.12.2017
Kaçış
14.12.2017
Kudüs’ü savunmak
10.12.2017
Tarihin neresindeyiz?
7.12.2017
Para ürkektir
3.12.2017
Twitter devrimleri
30.11.2017
Normal bir ülke değiliz ki
23.11.2017
Mesele NATO ya da Sarraf değil
19.11.2017
Bir sel var ki sürüklüyor bizi
16.11.2017
MHP’yle ittifak şaşırtmadı
12.11.2017
AK Kemalizm olur mu?
9.11.2017
İran’la savaş mı geliyor?
6.11.2017
Yıldırım, Washington’a gidiyor
30.10.2017
Transatlantik
22.10.2017
Büyük cehalet teorisi
19.10.2017
Aykırı sesler
15.10.2017
Şu devletin bekası meselesi
12.10.2017
ABD ile kriz nasıl biter?
8.10.2017
Kum fırtınası
5.10.2017
İran’la dostluk iyi, nedeni yanlış
1.10.2017
Bakarkörler ülkesi
28.9.2017
Sakin güç nasıl olunur?
21.9.2017
MGK’den ne çıkacak?
14.9.2017
Siz ne deseniz de dünya yuvarlak
11.9.2017
Cumhuriyet davası bitmeli
7.9.2017
Piyasa demokrasiyi iplemiyor
3.9.2017
Yunanistan’a kaçan kaçana
31.8.2017
Washington-Ankara hattında ne oluyor?
28.8.2017
Size ne Irak’taki Kürtlerden!
24.8.2017
2019’da ne yapmalı?
17.8.2017
Her yerde aynı dalga
13.8.2017
Fazla da ciddiye almayın
10.8.2017
Karanlık bir ufuk turu
6.8.2017
Rejim kim ola?
3.8.2017
Bağırıp çağırmak strateji değildir
27.7.2017
Yok böyle bir komedi
23.7.2017
Ahmet Şık uçak da kaçırmış
20.7.2017
Kabine değişikliği
13.7.2017
Darbeyi atlattık ama demokrasi kuramadık
9.7.2017
Kemal Bey’in stratejisi
6.7.2017
Yine mi Almanya!
26.6.2017
Demirel’i neden andım?
22.6.2017
Avrupa’yla karmaşa
18.6.2017
Gandi’nin dönüşü
15.6.2017
Nor-mal-leş-me
11.6.2017
Trump dikiş tutmaz
8.6.2017
Katar krizi Ankara’ya mesaj
4.6.2017
Bir cenazenin ardından...
1.6.2017
Yaktın bizi Trump
28.5.2017
Avrupa’yla takvim ne demek?
25.5.2017
Aman Trump’a kanmayın!
21.5.2017
Yeni dönem
18.5.2017
Beyaz Saray’da ne oldu?
14.5.2017
Trump ne isteyecek?
11.5.2017
Stratejik zekânıza hayranım!
7.5.2017
Geleceğe geri dönenler ülkesi
5.5.2017
O ses Türkiye: 2019
27.4.2017
Trump görüşmesi öncesinde
23.4.2017
Dost acı söyler
21.4.2017
‘Kürtler Evet dedi’ safsatası
13.4.2017
Bilinmeyenlerin referandumu
9.4.2017
Suriye’de ne değişir?
6.4.2017
Ergenekon savcılarından ders alaydınız bari
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı