Aslı Aydıntaşbaş

Cumhuriyet



Bookmark and Share

ABD ile kriz nasıl biter?


12.10.2017 - Bu Yazı 419 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye ve ABD arasındaki krizle ilgili söylenecek çok laf, paylaşacak çok bilgi var. 

Ancak hepsi buraya sığmayacağı için, en can alıcı yerden başlayayım: Bu krizin kısa ömürlü olacağını düşünmüyorum. Bu, sadece ‘O oldu, bu oldu’ meselesi değil. Arka planda Batı ittifakından uzaklaşan ve Batı kamuoyundaki imajı çökmüş bir Türkiye tablosu var. ABD’yle dostluğun temelinde, 60 küsur yıllık NATO ortaklığı var; ancak kurumsal bağlar, hızla eriyor. Hepinizin bildiği malum nedenlerden dolayı karşılıklı güvensizlik had safhada. Bu durum, mevcut kriz aşılsa bile yeni krizlere gebe. 
Daha da önemlisi, Washington’dan gelen açıklamalara bakılırsa, ABD yönetimi Ankara’nın kendisiyle kıran kırana bir pazarlık yaptığını (‘rehine takası’ lafı sıkça kullanılıyor) ya da bir bilek güreşine girdiğini düşünüyor. Konsolosluk görevlilerinin tutuklanmasını da, bir yıldır cezaevinde olan misyoner rahip Andrew Brunson’un ‘Al papazı, ver papazı’ noktasında gündeme gelmesini de bu çerçevede yorumluyor. 
Ancak bu ‘kıran kırana pazarlık’, dostlar arasında değil ABD-Rusya ya da ABDİran gibi karşıt ülkeler arasında olan bir durum. Bu yüzden Türkiye’nin bu düşünceden vazgeçmesi lazım. (Ki bunu, bu fikri ilk gündeme getirenin Rıza Sarraf’ın lobicisi Rudy Giulliani olduğunu bilerek söylüyorum. Böyle bir takas ihtimali yok.)
ABD bir transatlantik gibidir. Ağır hareket eder ancak bir kere yönünü değiştirdiğinde kolay kolay döndüremezsiniz. Haliyle mevcut vize yaptırımının değişmesi için Ankara’nın radikal bir adım atması gerekebilir. Tahminim, konsolos görevlileri ya da geçen haftalarda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın takas teklif ettiği rahip Brunson konusunda somut bir gelişme olmadan (ya da kapalı kapılar ardında bir söz verilmeden) vize politikasının değişeceğini sanmıyorum. 
Hatta tam tersine, daha da kötüye gitmesinden korkuyorum. 
Kongre’de Türkiye’ye yönelik tepki çok yüksek. ‘Yaptırım’ lafı bile gündemde. Gerçek anlamda kuvvetler ayrılığı olan bir ülkede, Meclis’i küçümsemeyin. Trump’a adım attırmıyorlar. Geçenlerde Erdoğan’ın korumalarına silah ambargosu geldi. Şimdi de Türkiye’yi S-400 alımından dolayı mevcut Rusya yaptırımlarına sokmak isteyenler var. Bunun gerçekleşeceğini sanmıyorum ama ciddiye almak lazım. 
Başından beri Ankara’nın ABD ile ilişkileri, ‘Trump iyi, çevresi kötü’ ekseninde değerlendirmesinin ne kadar yanlış olduğunu söylüyorum. Trump, ABD devletinin başı. O devletle kavga edip Trump’la iyi geçinmek gibi bir senaryo yok. Yüzünüze gülse de bir noktada o da kendi devletinin haysiyetini korumak durumunda. 
Haysiyet demişken, dün hem Başbakan Binali Yıldırım hem Sabah gazetesinin, ABD ve John Bass konusundaki üslubunu yumuşatmış olmasını olumlu bir adım olarak değerlendirdim. Özellikle Sabah, sıradan bir gazete olarak algılanmıyor. Malum, Cumhurbaşkanı’na yakın bir yayın organı. Sabah’ın bir haftadır John Bass’ı hedef alan yayınlarının Washington’da ters tepeceğini görmek için fazla öngörüye gerek yoktu. Hiçbir ülke büyükelçisinin bu kadar aşağılanmasına, saçlarının komik renge boyanıp sosyal medyada hedef gösterilmesine razı olmaz. 
Haliyle frene basılması olumlu bir adım. 
İki tarafın da bu krizden kaybedeceği çok şey var. Ama bizim kırılganlığımız, her anlamda daha fazla. O yüzden hükümetin rasyonel ve serinkanlı davranması gerekiyor. Bu ‘takas’ işinden bir an önce vazgeçmeli. Oluru yok. İkincisi, yandaş medyadaki trolizm sadece ortalığı bulandırıyor. Bunun da faydası yok. 
Daha da önemlisi, Trump üzerinden yeni bir oyun kurma sevdasından vazgeçmek lazım. Vize kararı, Trump’a rağmen değil Trump’ın onayıyla alındı.
Türkiye’nin artık şapkasını önüne koyup ABD, Avrupa ve Batı’yla ilişkilerini yeniden düşünmesi gerekiyor. Kalmak mı istiyor, gitmek mi? 
Bu ciddi bir karar.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.4.2018
Devlet Bahçeli’nin himayelerinde baskın seçim
16.4.2018
Tam bir tiyatro!
13.4.2018
Üçüncü dünya savaşı çıkar mı?
9.4.2018
Stalin’in özel kalemi
5.4.2018
Rusya ile dostluk...
2.4.2018
Yüzde 7’lik mutluluk
31.3.2018
Macron neden aradı?
30.3.2018
Varna’da ne oldu?
26.3.2018
Kendi elimizle Afganistan kuruyoruz
23.3.2018
İslamın güncellenmesi
19.3.2018
Seçilmiş imparatorlar dönemi
15.3.2018
Topluma umutsuzluk aşılamayın
12.3.2018
Bu gemi batmaz
9.3.2018
Saadet’in Bu Filmdeki Rolü
5.3.2018
Varna’nın kilidi Ahmet Şık’ta
2.3.2018
Şaşırmanıza şaşırdım
26.2.2018
Ne oldu hayır cephesine?
24.2.2018
Umarım yanılıyorumdur
19.2.2018
Yargı esprilerinden sıkıldım
16.2.2018
Washington’daki Tartışma
11.2.2018
Tillerson öncesi görünen resim
8.2.2018
O resim ve siyasetin tablosu
4.2.2018
CHP’nin misyonu
1.2.2018
Soçi ve Rusya ne istiyor?
29.1.2018
ABD’yle nasıl bir yol?
21.1.2018
Afrin aforizmaları
18.1.2018
Nazlı Ilıcak’ın kandırılma hakkı
15.1.2018
Kafana göre takıl kanka
11.1.2018
Devletin başına Devlet geldi
8.1.2018
Avrupa’yla imtiyazlı ortaklık
1.1.2018
Beklentiler
28.12.2017
Almanya’yla yumuşama
25.12.2017
Özlediklerimiz
21.12.2017
Çoğunluğun öfkesi
17.12.2017
Kaçış
14.12.2017
Kudüs’ü savunmak
10.12.2017
Tarihin neresindeyiz?
7.12.2017
Para ürkektir
3.12.2017
Twitter devrimleri
30.11.2017
Normal bir ülke değiliz ki
23.11.2017
Mesele NATO ya da Sarraf değil
19.11.2017
Bir sel var ki sürüklüyor bizi
16.11.2017
MHP’yle ittifak şaşırtmadı
12.11.2017
AK Kemalizm olur mu?
9.11.2017
İran’la savaş mı geliyor?
6.11.2017
Yıldırım, Washington’a gidiyor
30.10.2017
Transatlantik
22.10.2017
Büyük cehalet teorisi
19.10.2017
Aykırı sesler
15.10.2017
Şu devletin bekası meselesi
12.10.2017
ABD ile kriz nasıl biter?
8.10.2017
Kum fırtınası
5.10.2017
İran’la dostluk iyi, nedeni yanlış
1.10.2017
Bakarkörler ülkesi
28.9.2017
Sakin güç nasıl olunur?
21.9.2017
MGK’den ne çıkacak?
14.9.2017
Siz ne deseniz de dünya yuvarlak
11.9.2017
Cumhuriyet davası bitmeli
7.9.2017
Piyasa demokrasiyi iplemiyor
3.9.2017
Yunanistan’a kaçan kaçana
31.8.2017
Washington-Ankara hattında ne oluyor?
28.8.2017
Size ne Irak’taki Kürtlerden!
24.8.2017
2019’da ne yapmalı?
17.8.2017
Her yerde aynı dalga
13.8.2017
Fazla da ciddiye almayın
10.8.2017
Karanlık bir ufuk turu
6.8.2017
Rejim kim ola?
3.8.2017
Bağırıp çağırmak strateji değildir
27.7.2017
Yok böyle bir komedi
23.7.2017
Ahmet Şık uçak da kaçırmış
20.7.2017
Kabine değişikliği
13.7.2017
Darbeyi atlattık ama demokrasi kuramadık
9.7.2017
Kemal Bey’in stratejisi
6.7.2017
Yine mi Almanya!
26.6.2017
Demirel’i neden andım?
22.6.2017
Avrupa’yla karmaşa
18.6.2017
Gandi’nin dönüşü
15.6.2017
Nor-mal-leş-me
11.6.2017
Trump dikiş tutmaz
8.6.2017
Katar krizi Ankara’ya mesaj
4.6.2017
Bir cenazenin ardından...
1.6.2017
Yaktın bizi Trump
28.5.2017
Avrupa’yla takvim ne demek?
25.5.2017
Aman Trump’a kanmayın!
21.5.2017
Yeni dönem
18.5.2017
Beyaz Saray’da ne oldu?
14.5.2017
Trump ne isteyecek?
11.5.2017
Stratejik zekânıza hayranım!
7.5.2017
Geleceğe geri dönenler ülkesi
5.5.2017
O ses Türkiye: 2019
27.4.2017
Trump görüşmesi öncesinde
23.4.2017
Dost acı söyler
21.4.2017
‘Kürtler Evet dedi’ safsatası
13.4.2017
Bilinmeyenlerin referandumu
9.4.2017
Suriye’de ne değişir?
6.4.2017
Ergenekon savcılarından ders alaydınız bari
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı