Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset


23.4.2017 - Bu Yazı 654 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Kabul etmiyorum, tepki veriyorum” dediğiniz andır reaksiyon. Yeter demektir. Aksiyon malum eylem demek. “Böyle bir şey olabilir mi” veya “doğru bulmuyorum” ise eylem değildir.

Yanlış anlaşılmasın, sokakta yürürken herkesin durdurup “abi ne olacak bu memleketin hali” diye sorduğu tanınmış bir kanaat önderi filan olduğum iddiasında değilim. İyi, kötü ben de hepiniz kadar bir yerlere girip çıkıyorum, her kesimden insanla (işin içinde küfür, hakaret, kendini bilmezlik, hezeyan yoksa) konuşuyorum. 17 Nisan sabahından itibaren duyduğum tek şey var: “Kemal Kılıçdaroğlu, 16 Nisan gecesi bir plastik sandalye alıp, gidip YSK kapısında otursa, ‘ben buradayım, isteyen yanımda dursun’ dese, bu iş böyle olmazdı.” Bu kadar basit ve doğrudan.

Re-aksiyon sözcüğünü severim. Reaksiyon işte tam budur. Bu sonradan öğrenilmez. İçinizde vardır. “Kabul etmiyorum, tepki veriyorum” dediğiniz andır reaksiyon. Yeter demektir. Aksiyon malum eylem demek. “Böyle bir şey olabilir mi” veya “doğru bulmuyorum” ise eylem değildir. Son söyleyeceğimi baştan söyleyip, sizi hiç yormayayım. 16 Nisan gecesi ülkemiz kanun adına hukuku terk etti. Hatta değerli Özgür Mumcu’nun veciz ifadesiyle “memleketimiz YSK’nın kararından sonra bir kanun devleti bile değildir.” Evet, 16 Nisan gecesi bir alt lige düştük. Ama eşzamanlı olarak Kemal Kılıçdaroğlu ana muhalefet lideri, CHP de ana muhalefet partisi olarak kendini berhava etti. Eskiden CHP’nin durduğu yerde duvardan kaldırılan bir resmin ardından kalan gibi bir iz artık.

17 Nisan günü, gurbette doğmuş ve yaşayan iyi eğitimli bir Kürt genç kadın tanıdığıma ne hissettiğini sordum. “Sadece yurduma dönememenin üzüntüsü” dedi. İlk aklına gelen yanıt buydu. HAYIR çıksaydı, kalmak, yerleşmek için değil gezip, görmek için ülkesine dönecekti, ümitlenecekti. Aynı gün, kendi yaşlarımda İstanbul’un ortasında yaşayan bir kadın aktivist arkadaşımla görüştüm. “51/49 Evet aslında iyi oldu” diyenleri dinlemekten ve “oturduğu yerden öfke püskürüp kolunu dahi kıpırdatmayanların” bezginliklerinden bıkkınlık duyduğunu söyledi. HAYIR için gönüllü olarak gece-gündüz çalışmış, çok yorulmuştu. O gün de yurttaşlardan YSK’ya itiraz toplamakla meşguldü.

Görmüşsünüzdür, CHP Üsküdar Gençlik Kolları bir açıklama yaparak “Bu hukuksuzluğu ve hileli referandumu tanımadığımız gibi; oldu bittiye gelen rejim değişikliğini sükunetle karşılayan, bizler kadar cesur olmayan yönetim anlayışını da tanımıyoruz” dedi. Neden biliyor musunuz? Bu çocuklar “biz canımıza dişimize taktık, Üsküdar gibi yerden yüzde 53 HAYIR çıkardık, ey Ankara’daki bıyıklılar, göbekli efendiler neredesiniz?” diyor. Nihayet CHP de açıklama yaptı, referandum sonucunu Danıştay’a götüreceklermiş ve CHP “kurum olarak” (her ne demekse) sokakta olmayacakmış. Yirmi yıllık resmi katiplik hayatımdan o kadar aşina olduğum kelime oyunları ki bunlar, artık midem kaldırmıyor.

Özetle, iyimser olunacak tek şey HAYIR kampanyasının çoğulluğu, kendiliğindenliği, içtenliği ve sivilliğinin yeni siyasetin filizlerini içinde barındırıyor oluşudur. Siyasetin yenisi de, eskisi de iktidarı kazanmak için yapılır. “Senin oturduğun yerde yarın ben oturacağım” diye her gün kanı kaynamayan adamdan da ancak siniri alınmış bonfile olur, lider olmaz. Bundan sonra hukuksuz bir ülkede yaşıyor olacağız. Önce hukuku geri getirmek için demokratik mücadeleye sonuna kadar devam. Yan yana durabildiğimiz hattı ne denli uzatabilirsek, o kadar çabuk varırız hedeflediğimiz çizgiye. Bunun en kolay yolu da uzun bir manifesto değil, tek bir sözcüğün ardına dizilmek: HAYIR !

*Son bir sözüm de müsaade varsa yeni hasat kimi hariciye erbabına: Hatırlayınız, 2003’teki AB içi Irak müzakereleri sırasında dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, eski Doğu Bloku üyelerinin ABD yanlısı tutumunu aceleci bularak “susmak için önemli bir fırsatı kaçırdılar” demişti. Acizane istirham ederim muhterem beyefendiler, hanımefendiler: Unutmayınız, hayatınız boyunca her gün en azından bir kere dişlerinizi fırçalarken kendi gözlerinizin içine bakacaksınız.

.

Facebook Yorumları

reklam
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı