Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Macron: Yeni siyasetin bir filizi


26.4.2017 - Bu Yazı 841 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Macron, hukuk devleti özelliğini haiz Batı Avrupa demokrasilerinin popülizme karşı içinden çıkardığı yanıtlardan biri. Bir yandan İspanya’daki Ciudadanos ve Podemos ile İtalya’daki Cinque Stelle’nin olduğu gibi kurulu düzenin gelenekselci partilerine dışarıdan verilen bir tepki. Bir yandan da kemer sıkmacı merkez sağa Almanya’da Sosyal Demokrat Schulz’un yarattığı türden bir meydan okuma.

Fransa’da 23 Nisan günü yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde merkez sol eğilimli bağımsız aday Emmanuel Macron oyların yüzde 24’ünü alarak yüzde 21.3 oy alan aşırı sağcı/popülist aday Marine LePen’in önünde ikinci tura kaldı. 2002’deki benzer durumda, merkez sağın adayı Jacques Chirac, ikinci turda baba LePen’e karşı yüzde 82 oyla Cumhurbaşkanı seçilmişti. Macron’un ise, ilk turun ardından yapılan kamuoyu yoklamalarına göre, 7 Mayıs’taki ikinci turda, bazı AB karşıtlarının da Marine LePen’e oy vereceği öngörülerek, yüzde 65’in biraz altında bir oyla Cumhurbaşkanı seçilmesi bekleniyor.

Fransa, mevcut yarı-başkanlık sistemini, 1958’de geçilen Beşinci Cumhuriyet’le getirmiş. Cumhurbaşkanı adayları, 2008’deki değişiklikle üst üste iki kez seçilebilmek kısıtıyla beşer yıllık dönemler için seçiliyor. Yaş sınırı 2011’de 18’e indirilmiş. Aday olabilmek için milletvekilleri, senatörler, alt ve üst bölge vekilleri, Korsika ve deniz ötesi meclislerle birlikte 36 bin belediye meclisi üyesinin oluşturduğu toplam 47 bin kişilik seçilmişler topluluğu arasından üç hafta içinde en az 500 imza toplamak gerekiyor.

Söz konusu 500 imzanın en az 30 seçim bölgesine yayılmış olması ve tek bir bölgeden 50 imzayı geçmemesi de zorunlu. Bu sistem aday sayısını kısıtlı tutmayı hedeflemiş, mantıken aday sayısının en fazla 80 civarında olabilmesi öngörülmüş. 2017 seçiminde ilk tura girebilmek için Anayasa Mahkemesi’nce 500 imza desteği onanan aday sayısı 11 olmuş. 1958’den bu yana hiçbir aday ilk turda oyların yarısından fazlasını alarak ilk turda seçilememiş.

fr-ic

Fransa’da nüfus yoğunluğuna göre “deforme” edilmiş seçim haritası. Kaynak: Slate.fr

 

Macron, hukuk devleti özelliğini haiz Batı Avrupa demokrasilerinin popülizme karşı içinden çıkardığı yanıtlardan biri. Bir yandan İspanya’daki Ciudadanos ve Podemos ile İtalya’daki Cinque Stelle’nin olduğu gibi kurulu düzenin gelenekselci partilerine dışarıdan verilen bir tepki. Bir yandan da kemer sıkmacı merkez sağa Almanya’da Sosyal Demokrat Schulz’un yarattığı türden bir meydan okuma.

Macron’un bir başka meydan okuması da gerçek anlamda “parti-siz” bir Cumhurbaşkanı adayı olması. Sadece 2006-09 arasında Sosyalist Parti kartı taşıyan 1977 doğumlu Macron, 2012-14 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı’nda ekonomiyle ilgili danışman, ardından 2014-16 arasında ise yine temelde ekonomik konulardan sorumlu bakandı.

Önerdiği bir bakıma “acı reçete” içerikli ekonomik reformlar sosyalist Valls hükümetince benimsenmeyince 2016 Ağustos sonunda istifa etti. Sosyal-liberal “En Marche!” (yürüyelim demek ama ileri, haydi gibi de tercüme edilebilir) siyasi hareketini kuran Macron cumhurbaşkanlığına adaylığını aynı yılın Kasım ayı ortasında ilan etti. Bugüne dek hiçbir seçime girmişliği olmayan Macron’un böylece ilk girdiği seçim yarışı en tepe nokta için oldu.

Fransa’da 577 üyeli Millet Meclisi’ne milletvekili seçimleri yine iki turlu olarak, 11-18 Haziran tarihlerinde yapılacak. Milletvekilleri de keza beşer yıllık dönemler için Cumhurbaşkanı’yla aşağı yukarı eş zamanlı olarak seçiliyor. 348 üyeli Senato seçimleri ise altı yıllık dönemler için farklı dilimler için ayrı ayrı yapılıyor. İşte partisizlik meydan okuması da burada devreye giriyor. Macron’un partiler arası (“transpartisan”) En Marche hareketinin milletvekili seçimlerinde ne sonuç alacağı kestirilemiyor.

Ancak bu olağan dışı durum şimdiden geleneksel siyasal partilerin hatta particiliğin, partiler üzerinden siyasetin sonunun geldiği yorumlarına yol açıyor. Fransa’da önce sosyalistler onların ardından şimdi Cumhuriyetçiler adını alan merkez sağ parti aday belirlemede ön seçim (“primaires”) sistemini benimsedi. Söz konusu parti ön seçimlerinde dilerse her seçmen katılıp, oy verebiliyor, parti üyesi olmak koşulu aranmıyor. Macron, Sosyalist Parti hükümetinden ayrıldı ama Sosyalist Parti adaylığını kovalamadı.

Ayrıca Macron, diğer adaylara göre programını da çok geç açıkladı. Bunun yerine ağırlığı seçmene ulaşmaya, toplantılar yapmaya, Fransa’yı dolaşmaya ayırdı. Akılcı, sağduyulu, reformcu bir profil çizdi. Ama reforma belki insancıl bir makyaj yapmayı ihmal etmedi. Birleştirici dolayısıyla cihadist terörizme yumuşak görülen Macron’un oyu, seçimden bir hafta önce Paris’in ortasında gerçekleşen IŞİD saldırılarından (benim gibi düşünenleri yanıltarak) etkilenmedi. Macron, AB taraftarı ve seçimden sonraki ilk konuşmasında “milliyetçilere karşı yurtseverlerin yanında olacağım” dedi. Macron, Türkiye demokratlarıyla dayanışma halinde olduğunu kampanyası sırasında açıklamıştı.

Babası nöroloji profesörü, annesi hekim olan Macron, (hayal gücünüzü epey zorlarsanız) Fransa’nın Mülkiye’si denilebilecek ENA’yı bitirip, maliye müfettişi olmuş. On yıllık mecburi hizmetini tamamlamadan altıncı yılında Rotschild Yatırım Bankası’nda çalışmaya başlamış. Kalan dört yıl karşılığında devlete 54 bin Euro ödemiş ama 2008-13 yılları arasında resmi kayıtlara göre 2.8 milyon Euro gelir elde etmiş. Macron, eğitimine koşut olarak on yıl boyunca konservatuvarda piyano çalışmış, futbol oynamış ve Fransız Boksu (ThaiBoks benzeri) yapmış. 15 yaşındayken tanıştığı ve kendinden 24 yaş büyük eşi Brigitte Macron, aday olma sürecinde de, seçim kampanyasının yürütülmesinde çok etkin bir kişilik olarak görülüyor.

Yeni siyasetin taze bir filizi olarak kuşkusuz Macron fenomeninden bizim de, en azından “laboratuvar koşullarında” çıkaracağımız dersler var. Acaba biz de tarihsel ters takla atarak hileli bir sonuçla geçtiğimiz iki turlu ve yüz bin imzayla bir aday çıkarılabilen yeni yerli ve milli başkanlık sistemimizde bir Macron bulabilir miyiz? Yoksa bizde zaten epeydir LePen mi iktidarda? Bu ve benzeri soruları “Sülüngiller ve Darı Ambarları” adlı eserimde etraflıca ele almayı ümit ediyorum değerli okurlarım.

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8