İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar


10.6.2017 - Bu Yazı 878 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ankara, gereksiz biçimde, her ikisi de ABD ile öncelikli ilişkilere sahip Katar ve Suudi Arabistan (SA) arasında taraf tutmak zorunda kaldı. Gri alanlar yok olurken, siyah ile beyaz kareler arasında şaşaladı. Maharet de işi oraya getirmemekti.

Bağdat’ta Sünni nüfus yoğunluklu semtlerinden Azamiye’de bulunan Büyükelçiliğimize 14 Ekim 2003’te yapılan intihar saldırısının ardından mahalleli komşularımızın “ruhumuz, canımız Saddam’a feda olsun” naraları eşliğinde, nasıl göbek atarak kutlama yaptıklarını daha önce burada anlatmıştım. O dönemde, ABD ile ilişkilerimiz tezkerenin reddi ve oradaki Özel Kuvvetler İrtibat Timi’mizin 4 Temmuz Süleymaniye’de derdest edilmesi vakalarının ardından buzul çağındaydı. Bağdat ise iç savaşa doğru kayarken, belki yalnızca biz değil başka gözlemciler de bu gelişmeleri artan terör eylemleri olarak okuyorduk.

Büyükelçiliğimizin ikamet tarafının karşısında İngiliz Askeri Mezarlığı vardı. Cadde önce Mustansariya Üniversitesi’ne oradan Şii gettosu denilebilecek Sadr Kenti mahallesine uzanıyordu. İntihar saldırısının da geldiği bu taraf güvenlik açısından tehlike arz etmeye devam ediyordu. Misyonu korumakla görevli Polis Harekat Timi’mimizle birlikte 24/7 daimi açık telsiz haberleşmesine ve kendimizce tahkim ettiğimiz ikametgah çatısından ani yanıt verme kabiliyetine dayalı bir güvenlik planı uyguluyorduk. 2004’te artık iç savaşın alevlendiği dönemde ABD kuvvetleri de yere bağlı zeplinlerden elektronik gözetleme ve her mahallede sürekli görünür devriyelere dayalı bir tutum almıştı.

2004 başlarında bir gün sözünü ettiğim caddeden geçen ABD devriyesine yönelik bir saldırı oldu. O zamanlar henüz zırhlandırılmamış olan Hummer arazi araçlarından biri imha edildi. Patlamaya cevaben Özel Harekat Timi’miz de çatıda vaziyet aldı. Olayın ardından neredeyse hiç temasımız olmayan ABD Büyükelçiliği’nin Bölgesel Güvenlik Sorumlusu bizimle temas etti, Büyükelçiliğimizi temsilen görüşmeye ben gittim. Siyasi içeriği haiz bulunmadığından ve muhatabım da diplomat olmadığından söz konusu yetkiliyle görüşmemiz gayet sıcakkanlı bir ortamda cereyan etti. Yetkili bana masasında duran su bardağının üzerine kağıt bir peçete koyarak Özel Tasarlanmış El Yapımı Patlayıcı’ların işleyişini anlattı.

Bu basit teknolojinin İran kaynaklı olduğunu, tuzaklanmış bir kaç cihazın “papatya zinciri” gibi birbirine bağlanabildiğini, garaj kapısı açmak için kullanılan basit uzaktan kumanda gereçleriyle uzaktan veya doğrudan kabloyla patlatılabildiğini aktardı. Büyükelçilik önündeki olayda da yakındaki bir su kuyusuna konuşlu keskin nişancının saldırganı etkisiz hale getirdiğini belirtti. Benzer olaylarda Büyükelçiliğimizden yanlışlıkla ABD kuvvetlerine ateş açılmaması için bir iletişim kanalı tesis edilmesi ve belirli bir işbirliği hatta acil yardım zemininde bir ortak çalışma anlayışına vardık. O dönemde ABD, şimdi İçişleri Bakanı olan diğerleri gibi İran eğitimli Şii Bedir Milisi komutanı Araji’yi her yerde arıyordu. Muktada Sadr’ın bir yardımcısı gözaltına alınmıştı. Beşar Esat’ın Suriye’si Irak’a yönelik bir “cihatçı otoyolu” kurmuştu.

Özetle, zamana, komşuluğa, Saddam döneminde Şii Araplarla kurulan ilişkilere, cephe savaşına değil gerillaya oynayan İran bu mücadeleden büyük ölçüde galip çıktı. İş önceki Başbakan Maliki’nin Obama başkanlığındaki ABD’yle SOFA’yı (Güç Konuşlandırma Çerçeve Anlaşması denilebilir) imzalamamasına dek vardı. ABD işgal döneminde büyük çoğunluğu İran’ın doğrudan veya dolaylı desteğiyle 4 binin üzerinde kayıp verdiği Irak’ı terk etti. Ardından Arap Baharı Suriye’ye iç savaş olarak geldi ve Irak’ta IŞİD ortaya çıktı. ABD’de Trump başkan seçilince, her ikisi de kısaca anlatmaya çalıştığım Irak’taki İran sillesini yemiş, eski Merkez Kuvvetler Komutanı (CENTCOM) Mattis’i Savunma Bakanı ve Telafer bölgesi komutanı MacMaster’i Ulusal Güvenlik Danışmanı atadı.

ABD bu kez birinci önceliği olan IŞİD’le mücadele için Irak ve Suriye’de İran ve İran destekli milislerle kendini aynı safta buldu. Ancak, Irak’ta Bağdat’ı tümüyle İran’a terk etmemek ve Suriye’de Esat’sız bir çözüme ulaşmak yaklaşımları İran’dan ayrıştı. Suriye keşmekeşine Rusya’nın da dahil olması denklemi karmaşıklaştırdı. Neticede ABD stratejisi belli belirsiz, alan denetiminden (“domain control”), alana İran’ı sokmamak önceliğine (“domain denial”) evrildi. Suriye’yle 911 kilometrelik sınırı ve Irak Kürdistan Bölgesi’yle (IKB) iyi ilişkileri olan NATO müttefiki bölgesel güç Türkiye ise bir yanda başta İncirlik Üssü gibi unsurlarla ABD’ye askeri ve istihbari destek sundu. Diğer yanda, Katar ve Suudi Arabistan sponsorluğunda Esat’ı devirmek adına El Kaide türevleriyle girift ilişkiler geliştirdi (ki bunda ABD’nin de ayak değiştirinceye dek dahli vardı), IŞİD’i ise uzun süre görmezden geldi. Ardından “Kürt kemeri” saplantısını gidermek adına Fırat Kalkanı harekatına girişti ve RF ile ABD tarafından eşgüdümlü biçimde durduruldu.

Katar-Suudi Arabistan kriziyle geldiğimiz aşamada İslam kardeşliğinin, ülkelerin çıkarları yanında ne denli büyük bir safsata olduğu yine ortaya çıktı. Davutoğlu’nun ümmetçi-İhvancı “makro” yaklaşımının, Nasır sonrası Arap aleminin geçirdiği milliyetçi “mikro” iç dönüşümleri ve bu ülkelerin kendi aralarındaki bölgesel rekabeti gözardı etmesinin vahameti de. Katar ve Suudi Arabistan’ın hem Suriye’de artık aynı takımda olmadıkları, hem Katar’ın İran siyasetinin SA ve Körfez ülkelerinden ayrıldığı görüldü –veya Ankara’dan görülemedi. Mısır’da Sisi’nin askeri darbeyle Müslüman Kardeşler’i iktidar dışına itmesi ve yasa dışı terör örgütü ilan edip ortadan kaldırmaya girişmesi de bu ayrılığı pekiştirdi. Ankara, gereksiz biçimde, her ikisi de ABD ile öncelikli ilişkilere sahip Katar ve SA arasında taraf tutmak zorunda kaldı. Gri alanlar yok olurken, siyah ile beyaz kareler arasında şaşaladı. Maharet de işi oraya getirmemekti.

Bir de bilinmeyen bilinmeyenler var. Onlar da, Trump’ın Katar’ın on bin ABD askeri barındıran CENTCOM bölge karargahına ev sahipliği ettiğinden habersiz mi olduğu? Yine Trump’ın, ahiren Kral Salman’la Riyad’da yaptığı görüşmede Kuveyt’i işgali öncesinde Saddam’la konuşan Büyükelçi Glaspie’yi andırır biçimde yanlış izlenimler mi verdiği? Brüksel’deki konuşmasında NATO’nun 5’inci Maddesi’ne atfın son anda çıkarıldığını bilmemeleri gibi, Mattis-MacMaster-Tillerson üçlüsünün Trump’ın bu defa Katar’ın yalıtılmasını cesaretlendiren tutumundan da habersiz mi oldukları? Bilinen ise bazı toplara ayak uzatmanın oyuncuda kalıcı sakatlık yaratabileceği. Mesela Katar-Suudi Arabistan-İran pozisyonu Türkiye için bunlardan biri. Yinelemem gerekirse, bu denli fazla oynar parçanın ve bu denli hızlı değişimlerin yaşandığı bir ortamda, hiç bir şey yapmamaya yakın derecede az şey yapmak, bazen diplomatik açıdan en çok şeyi yapmak demektir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8