Büyükada casuslar yuvası


9.7.2017 - Bu Yazı 668 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ne “terörist” ne “casus” gelip de İstanbul’un göbeğinde Büyükada’da bir otelde toplanmaz. İmzalar atıp, açık kimliklerle bir araya gelmez. Hele bir araya gelenler isimleri kamuya mal olmuş, alanlarında tanınmış kişilerse durum iyice absürt bir hal alır. ABD istihbaratı bu denli amatör mü ki, Henri Barkey gibi birine 15 Temmuz öncesi İstanbul’da açık toplantı düzenletip, gelişmeleri oradan yönlendirmeye çalışsın?

İstihbarat sözcüğü malum haber ile aynı kökten. Muhbir de öyle. Muhabir de. Baskıcı Arap rejimlerinin haberalma örgütlerinin adı olan muhaberat da. Haberleşme anlamındaki muhabere de. Bilgi değerli. Casusluk belki en eski ihtiyaçlardan biri. Düşünün, yüzyıllar önce diyelim, iki ordu bir meydan savaşına tutuşacak. Hasım ordugaha şöyle bir iki kişi gönderip gece karanlığında, sayılar, konumlar, silahlar hakkında bilgi tazelemek istersiniz. Yahut bir kaleyi ya da surlarla çevrili kenti zapt edeceksiniz. Oraya barış zamanı giren çıkan tüccarlardan aynı şekilde bilgi almak istersiniz. Belki kendinizden birini tüccar kisvesinde oraya gönderip, bu görevi öyle ifa edersiniz.

Ekrandaki “pixel” sayısının yüksek olması gibi çektiğiniz resmin granülaritesinin yüksek olmasını istersiniz. Diplomatlar, istihbaratçılar, askerler, belki işinsanları ve bunun gibi açık kaynaklardan elde ettiğiniz bilgilerle resmi mümkün olduğunca tamamlarsınız. Örnek olarak Kuzey Kore gibi kapalı toplumla, ABD gibi bir açık toplumun fotoğrafı doğal olarak farklı netlikte çıkar. Ama ülkenizin önceliğine göre kısıtlı kaynaklarınızı ayırırsınız. Bazı konularda dost ve müttefik ülkelerden gelen bilgilerle yetinebilirsiniz. Bazı dosyalar çok boyutlu bazıları tek boyutludur. Kişiler ilişkiler de kurmak da dahil olmak üzere, karar alma mekanizmalarını çözmek de önemlidir.

İstihbaratın devlet aygıtları içinde kurumlaşması ise kabaca II’nci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında olmuştur. Teşkilatlanma ülkeden ülkeye farklılık gösterse de, genellikle analiz ve operasyon ayrılır. Operasyonun bir alt başlığı olan istihbarata karşı koyma yurtiçinde size yönelik casusluk faaliyetlerini engellemeye yönelir. Hatta engellemekle de kalmaz bazen bu faaliyeti ortaya çıkarır, ama karşı tarafı yanıltmak için kendi istediği biçimde o ağı beslemeye devam eder. Bazen yumaktan bir ip çeker ama bekler tüm yumağı çözmeye çalışır. Bunların dışında özellikle günümüzde haberleşme güvenliği ve elektronik istihbarat da çok ön plana çıkmıştır. Hem bilgi almak hem karşı tarafa zarar vermek amaçlı.

İstihbaratçıya diplomat maskesi takmak en genelgeçer yöntemdir. Böylece casusa diplomatik dokunulmazlık edinilmiş olur. Ama her devlet kendi ülkesindeki diplomatik temsilcilikleri zaten belirli bir izlemeye tabi tutar. Kim gerçekten ne iş yapmaya çalışıyor anlamaya gayret eder. Müttefik bir ülkeye açık kimlikle istihbarat irtibat görevlisi de atanabilir. Zaten adı üstünde “müttefik” bir ülke, “hedef” değildir. Müttefik bir ülkeyi hedefe koymanın siyasi bedeli ağır olabilir. Tabii en değerli bilgi hedef ülkenin askeri stratejisine dair orijinal belgelere ulaşabilmektir. Bu da her zaman olacak bir iş değildir.

Böyle bir bağlantı kurabilen istihbaratçı açısından kaynağının güvenliğini korumak en önemli öncelik olur. Kaynakla hiç bir zaman kamuya açık otel gibi yerlerde buluşulmaz. Meraklı bakışlar, uzun kulaklar her yerde olabilir. Her buluşma suçüstü yakalanma tehdidi içerir. Basit bir işaret örnek olarak bir parkta bir ağacın üzerine tebeşirle çizilen yatay veya dikey bir çizgi belirli bir saat ve yerde ilk buluşma denemesine daveti anlatabilir. Yahut belirli bir parktaki kararlaştırılmış bir taşın altı belki bir posta kutusu işlevi görmektedir. Randevu yerine kadar istihbaratçı farklı yönlere gider, gerekiyorsa kılık değiştirir, ama yine de buluşma gerçekleşmezse tutup kaynağı telefonla arayıp “neredesin” diye sormaz.

Aslında bu tür heyecanlı olaylar da kırk yılda bir olur. Soğuk Savaş dönemi boyunca ABD, SSCB’nin en üst karar alma mekanizmasına sızamadı. Ama Ruslar İngiliz MI6’ine de, CIA’e ve FBI’ya da sızdı. Kiminde ideoloji etmendi, kiminde para. Kilit noktadaki kişinin her zaafı onu kaynağa dönüştürecek bir açık olarak da değerlendirilebilir. ABD’nin ise asıl yaptığı RFE gibi hür dünyadan haber getiren radyolara destek olmak, yasaklı Soljenitsin’in Gulag Takımadaları gibi kitapları minyatür boyutta milyonlarca bastırıp SSCB’ye sokmak gibi faaliyetlerdi. Neticede, SSCB’nin yıkılmasına ABD’nin toplam tüm örtülü oyun bozucu faaliyeti ne denli etkili olmuştur ayrıca tartışılır. Hatta, bugüne dek hangi büyük tarihsel gelişmeyi herhangi bir istihbarat teşkilatı ne kesinlikle hangi vadede önceden bilebilmiştir, bu da tartışılır. Bilgi kuşkusuz sizi bir adım öne taşır ama çoğunlukla raf ömrü de yani gizliliği de, işe yararlık süresi de çok kısıtlıdır.

Bir örnek vakada, ABD’nin Bin Ladin’in yerini bulmak için Pakistan ve Afganistan’da çocuk aşılama kampanyasını kullandığı anlaşılmış ve bu yöntem eleştirilmişti. Zaten, Bin Ladin’in sittin senedir Pakistan Gizli Servisi’nin gözetiminde, askeri okulun burnunun dibinde korunaklı bir evde ailesiyle yaşadığı ve dış dünyayla kuryeler aracılığıyla haberleştiği anlaşıldı. Pek çoklarına göre öldürülmesi de yine Pakistan Gizli Servisi’nin örtük onayı dahilinde gerçekleşebildi. Suikast de, spektakülerliği gereği, herhangi bir servisin bin düşünüp bir tercih edeceği bir yöntemdir esasen. Bir CIA Direktörü, yasadışına çıktığı “black ops” tarzı faaliyetleri için dahi, ABD Başkanı’nın yazılı talimatını imzalatıp, dosyasına mutlaka koymak zorundadır. Keza ABD örneğinde, CIA Direktörü, Kongre’nin Cumhuriyetçi ve Demokrat kanatlarının seçilmiş yeminli birer temsilcisine düzenli bilgi verir, soruları da yanıtlar.

Diyeceğim o ki, şu yukarıda belki konuya biraz meraklı bir ortaokul öğrencisinin dahi elinden çıkmış olabilecek satırlardan da anlaşılacağı üzere, ne “terörist” ne “casus” gelip de İstanbul’un göbeğinde Büyükada’da bir otelde toplanmaz. İmzalar atıp, açık kimliklerle bir araya gelmez. Hele bir araya gelenler isimleri kamuya mal olmuş, alanlarında tanınmış kişilerse durum iyice absürt bir hal alır. ABD istihbaratı bu denli amatör mü ki, Henri Barkey gibi birine 15 Temmuz öncesi İstanbul’da açık toplantı düzenletip, gelişmeleri oradan yönlendirmeye çalışsın? İstihbarata karşı koyma emniyetin işi mi ki, bir vatandaşın o toplantıyı örnek veren ayaküstü yaptığı ihbar üzerine, bilindik insan hakları kuruluşları temsilcilerinin dijital güvenlik konulu toplantısı terörizm veya casusluk (bilmiyoruz) gerekçesiyle basılsın?

Velhasıl insan hakları savuncularına dokunmayınız. Halkın seçilmiş temsilcileri olan siyasetçilere, avukatlara, akademisyenlere ve medya mensuplarına da. Bunlar bir ülkenin damarlarına oksijen pompalayan alyuvarlardır da zira. Oksijen bittiğinde, bu ülke hepimiz için yaşanmaz olur.

http://m.bianet.org/bianet/yasam/188098-buyukada-da-gozaltina-alinan-hak-savunuculari-kimdir


.

Facebook Yorumları

reklam
27.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı