Başkanlık yarışı kazanılabilir


19.7.2017 - Bu Yazı 572 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 HAYIR deyince yüzde elli onayladı, ADALET deyince yüzde elli yürüdü. CHP “hak-hukuk-adalet” dedi, HDP “herkes için adalet” diyerek ses verdi. İlkelerse üzerinde anlaşılacak olan, “hukuk devleti zemini üzerinde, laiklik-çoğulculuk-katılımcılık sütunları üzerinde duran, ortak çatımız tam demokratik parlamenter cumhuriyet” desem, fazlasına gerek var mı? Hele hukuk devletini geçtim, kanun devleti niteliğini dahi yitirdiğimiz şu günlerde ve bu sırayla.

Bir önceki “Başkanlık yarışı başladı” dediğim ve önümüzde 2017 sonbaharından 2018 sonbaharına bir yıllık bir sprint olduğundan söz ettiğim yazımdan bu yana geçen kısa zamanda iki önemli gelişme oldu. Ana muhalefetin lideri Sayın Kılıçdaroğlu, Der Spiegel’e verdiği söyleşide aday olmayacağını, CHP olarak destekleyecekleri adayın ise “güçlü demokratik parlamenter rejime dönüşü desteklemesi” (o öyle demiyor ama belki “ihya” da denilebilir) gerektiğini açıkladı. 15 Temmuz anma töreninde yaptığı konuşmada ise Cumhurbaşkanı Erdoğan “elli milyonluk Türkiye’yi kurtardıklarını” duyurdu. Böylece “yüzde elliyi evlerinde zor tutmaktan” el artırmış oldu.

Yaşadığımız siyasal bunalıma dair bence de doğru “plebisiter bonapartizm” tanısını koyan değerli toplum bilimci Foti Benlisoy Evrensel’deki yazısında, “ne yapmalı” sorusuna “AKP’nin en büyük başarısı, sahip olanlarla olmayanları aynı safta buluşturabilmesiydi. O başarıyı mümkün kılan koşullar büyük ölçüde ortadan kalkmıştır ve mevcut iktidarın ‘Aşil topuğu’ tam da burasıdır. Oklarımızı sınıflar üstü muhayyel demokrasi cephelerinin hizmetine sunmaktansa o topuğa yöneltmek başlangıç noktası olmalıdır.” yanıtını veriyor.

Cumhuriyet’in seçkin köşe yazarlarından Ergin Yıldızoğlu yazısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TOBB’daki konuşmasının “OHAL’in kalıcı (istisnanın normal) olduğunu, siyaset rejiminin grev hakkını, işçi sınıfının adalete ilişkin kaygılarını dışarıda bırakacağını” gösterdiğini vurgulayarak, “Bu ‘siyaset rejiminin’ yerleşmesi engellenemezse, Meclis’in, 2019 seçimlerinin anlamsızlaşacağını görmek gerekiyor. Durum bu kadar vahim ve zaman muhalefetten yana işlemiyor” diyerek haklı kaygısını paylaşıyor.

Birgün’ün yetkin köşe yazarlarından Fatih Yaşlı ise “iki dinci fraksiyon” olarak nitelediği AKP ve FETÖ’yü “karşısına alan, ikisinin ortaklığını ısrarla vurgulayan, idare-i maslahatçılık yapmayan; Türkiye’yi çöküşe sol düşmanlığının götürdüğünü, buradan çıkışın da ancak sol bir siyaset aracılığıyla olabileceğini toplumun geniş kesimlerine anlatmayı hedefleyen bir siyaset, bu çöküş manzarasını kendisi için bir fırsata çevirebilir” öngörüsünde bulunuyor.

Saygın anayasa hukukçusu Dinçer Demirkent Duvar’daki yazısında “Çemberi kırabilecek gerçek eylem, halkın özgürlük, adalet ve eşitlik arzusunu siyasallaştırabilmekten geçer. Bu, yeni siyasal birlik formunun somutlaştırılması, yeni bir anayasa demektir” çözümünü önerdiği yazısını “Tükenen bir avuç kalmış imtiyazlı saray bekçisinin iktidarıdır. Bundan sonrası zor, ama güzeldir. Özgür bir ülke hayali kadar güzeldir.” umuduyla bağlıyor.

Yukarıdaki görüşlerin, öngörülerin kuşkusuz hepsi yerinde kendi açılarından. Benimse acizane altını çizdiğim mesele şu: Gelecek on yıl, çeyrek yüzyıl için yerinde projeksiyonlar yapılabilir o ayrı. Ancak özellikle belirli bir yaşa gelindiğinde ve düşüp kalkmaktan ağzınızda sağlam diş kalmadığında, gelecek bir yıla ve yaklaşan başkanlık seçiminin kazanılacağına odaklanmakta yarar var.

İlkeler üzerine konuşacak, yeni bir “hareket” başlatacak zaman yok, buna gerek de yok. Çernobil’de nükleer santral patladığında, yörenin itfaiyecileri “işimiz bu” deyip radyasyona aldırmadan yangına müdahale etmişlerdi. Altı ay yaşamadı çoğu. 11 Eylül’de New York’da keza itfaiyeciler yıkılan gökdelenlere defalarca girip sağ kalanları kurtarmaya çalıştı. Pek çoğu enkaz altında kalıp can verdi. Ülkemizde demokrasiyi kurtaracaksak bu başkanlık yarışına gireceğiz. Bir bağımsız adayın ardına düşecek ve onun kampanyasını organize edeceğiz.

Aday kuşkusuz önemli. Doğru adayı belirlemek yarışı kazanmanın yarısı belki hatta. Herhalde herkes kadar Sayın Kılıçdaroğlu da biliyor ki, o adayla varılacak siyasi mutabakatın, hukuki bağlayıcılığı olmayacak. Öte yandan koalisyon aramıyoruz, yeni sistemde aday koalisyonu adeta vücudunda cisimleştiriyor olacak. Hatırlayın, başbakan yok, bakanlar dahi milletvekili olmayacak. Yeni sistem adayın sürükleyiciliğine odaklı: Seçilecek aday yeni bir sistemi sürükleyecek ardından. Geçen gün France Culture radyosunda bir yorumcu bizimki için Fransa’yla karşılaştırarak “V. Cumhuriyet XXL” benzetmesi yaptı. Doğru.

HAYIR deyince yüzde elli onayladı, ADALET deyince yüzde elli yürüdü. CHP “hak-hukuk-adalet” dedi, HDP “herkes için adalet” diyerek ses verdi. İlkelerse üzerinde anlaşılacak olan, “hukuk devleti zemini üzerinde, laiklik-çoğulculuk-katılımcılık sütunları üzerinde duran, ortak çatımız tam demokratik parlamenter cumhuriyet” desem, fazlasına gerek var mı? Hele hukuk devletini geçtim, kanun devleti niteliğini dahi yitirdiğimiz şu günlerde ve bu sırayla.

Başa dönelim, Sayın Kılıçdaroğlu CHP adına, aday olmayacağını, tam demokratik parlamenter rejime dönüşü siyaseten taahhüt edecek adayı destekleyeceklerini vurguluyor. O adayın ardına, bir önceki paragrafta çizdiğimiz çerçevede, HDP de katılmaz mı? Dilerseniz bir önceki yazıma geri dönün, Gazi Koşusu’nu Piano Sonata’nın kazandığı yere, finiş çizgisine değil, geriye, kalabalığın içinde kalan Pershing’in sağa çekip ileri fırlayamadığı veya bir an geç fırladığı yere, yarışın ikinci dakikası itibarıyla Piano Sonata’nın zafere kaçışının başladığı yere bakın. Umuda cüret edelim.

*Arzu edenler Taner Akçam’ın T24’te yayımlanan yazısına da ayrıca göz atabilir.

.

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.