Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?


24.7.2017 - Bu Yazı 697 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bağımsız adayın seçmene sorusu tek olacak: “Mevcut yönetimden memnun muyuz?” Yanıtı da: “Hukuk devleti temelinde laik-çoğulcu-katılımcı tam demokratik parlamenter cumhuriyet ülkemiz için en etkin yönetim biçimidir.” Bu önermenin altı istendiği gibi doldurulur. Örnekse, kendi alanım dış politikanın kuralı “herkesle iyi geçinmek”. Bu denli yalın. Türkiye’nin başının dik, muteber olması, öngörülebilir, güvenilir olmasına dayanır.

Başladığını ve topu topu bir yıllık bir sprintten ibaret olacağını düşündüğüm başkanlık yarışı hakkında bu köşeden iki yazı yazdım. İlkinin sonu “hamsi kavağa çıkar mı?” sorusuyla bitiyordu. İkincininki ise “umuda cüret edelim” çağrısıyla. Üzerine daha çok, daha yoğun konuşmamız gerektiğine inandığım aynı konudaki bu üçüncü yazımda şu “cüretkar hamsi” imgesinin altını doldurmaya çalışacağım.

Hepimizi yüreklendiren Adalet Yürüyüşü sonrasında ana muhalefetin lideri Sayın Kılıçdaroğlu’nu ülkemizin her yerinde “forum” tarzı spontane toplantılar düzenlemeye davet eden değerli dostum, anayasa hukukçusu Murat Sevinç’in yazısını önemi itibarıyla başa alıyorum.

Sevinç, özetle, “Zeytinliklerle ilgili bir sorun mu var? O zaman hemen ilgili bölgeye gitmeli ve insanları, hangi partiye oy veriyor olurlarsa olsunlar, bir araya toplamalısınız. HES tartışması mı var? O zaman yolunuz o köye çıkmalı. Her neresiyse toplandığınız alan; gelen yüz, bin, beş bin yurttaşa, söz hakkı vermelisiniz.” diyor. Haklı da.

Sevinç’in Kılıçdaroğlu için önerdiği yeni siyaset biçimi, benim için başkanlık seçimi kampanyasının temel ivmesi. Ayinvari kitlesel gövde gösterisi tarzı mitinglerin devri çoktan kapandı. 24/7 tüm günleri kabaca şafaktan gece yarısına saatlendirilmiş hatta çeyrek saatlik dilimlerde programlanmış bir “oy toplama makinesi” olmalı kazanacak bağımsız aday. Kazanmanın yolu ikinci tura kalacak ikinci aday olmaktan geçiyor.

İkinci tura kalacak ikinci adayın yüzde 35 civarında oyla çıkması ilk turdan, hayati. Yüzde 35 demek, CHP’nin yüzde 25’ine HDP’nin yüzde 10’unu katmak demek. Yarıştaki diğer adayların da Erdoğan’ı yüzde 40 oy civarında tutmaya katkı sunması gerek. Bunu başarmak, söylemekten, yazmaktan çok daha zor biliyorum. İkinci tura kalacak ikinci aday gibi, Erdoğan’ın da ikinci turda oyunu artıracağı da kesin zira.

Öyleyse ikinci tura kalacak bağımsız adayın, ikinci turda kendine ekleyeceği oylar, her hâl ve kârda Erdoğan’ın ekleyeceğinden daha fazla olmalı. Sevgili Ruşen Çakır’ın bana yaptığı “kabak tadı verdin” uyarısını kulak ardı ederek yine Gazi Koşusu’na dönersek, Pershing’in yarışın sonunda belki 20 metre daha olsa Piano Sonata’yı yakalayıp geçeceğini unutmayalım.

Sözünü ettiğim “oy toplama makinesi gibi tasarlanmış” seçim kampanyasının bence dört önemli ayağı var: 1. kamuoyu araştırmaları, 2. medya iletişim, 3. konuşma notu-içerik sağlama, 4. finansman. Geçen gün sosyal medyada Sayın Ömer Üründül’e öykünerek şaka yollu ifade ettiğim üzere, siyasette (de) “bloklar arası bağlantı ve mesafe” ve “hücum varyasyonları” önemli.

Esasen günümüzde (“laboratuar koşullarında” diyelim) sosyal medya her bireyin kendi boyunun ölçüsünü bu anlamda alarak, siyaset yaptığı bir alan aynı zamanda. Takma adla hesap açan bir kullanıcı, sağladığı içerik, içeriğe gelen tepkilerin, aldığı etkileşimin ölçümü, düzenli içerik güncelleme ve tutarlı içerik sürdürme, (kullandığı iletişim gerecine yaptığı yatırım dışında) sıfır finansmanla, sıfır kullanıcıyla yola çıkıp, on binlere hitap eder duruma gelebiliyor.
Başarılı kampanyanın sırrı, daha makro ölçekte de olsa, burada. Ancak en uzak durulması gereken, profesyonel medya-iletişim yöneticisine gereksinim duyulacak olmakla birlikte, “kimi olsa parlatırız abi” diye ortaya çıkan içtenliksiz, “ekmeğinin peşindeki” pazarlamacılardan kaçınmak.

Bağımsız aday kuşkusuz “rüzgârgülü” gibi yel nereden eserse, oraya doğru fırıl fırıl dönmeyecek. Ama Sevinç’in isabetle işaret ettiği üzere (ilkeler evrensel ama) siyaset yerel. Yani bağımsız aday, Yozgat’ta “kaygılanmayın ülkemiz bölünmeyecek” derken, Diyarbakır’da “anadilde eğitim haktır” diyebilecek. Konya’da mütedeyyin yurttaşa “laiklik inanç özgürlüğüdür” derken, İzmir’de “laik eğitim duyarlılık değil zorunluluktur” diyebilecek. Antalya’da “turizmin sekteye uğramasının nedeninin yanlış dış siyaset” olduğunu izah ederken, Artvin’de “çevreyi korumak, gelir kaynaklarını kurutmak değil, yaşatmaktır” vurgusu yapabilecek.

Bağımsız adayın seçmene sorusu tek olacak: “Mevcut yönetimden memnun muyuz?” Yanıtı da: “Hukuk devleti temelinde laik-çoğulcu-katılımcı tam demokratik parlamenter cumhuriyet ülkemiz için en etkin yönetim biçimidir.” Bu önermenin altı istendiği gibi doldurulur. Örnekse, kendi alanım dış politikanın kuralı “herkesle iyi geçinmek”. Bu denli yalın. Türkiye’nin başının dik, muteber olması, öngörülebilir, güvenilir olmasına dayanır.

CHP ve HDP’nin birlikte, örtük veya açık desteğini alacak bağımsız adayın ezber bozacak seçim kampanyası aslında ülkemizde son nefesini vermekte olan güdük demokrasimizi de hayata döndürme çabasının atar damarı olacaktır. Kampanya yurttaş(lık) odaklı, doğru tarım, sosyal haklar, girişimcinin sırtından devleti kaldırma odaklı yürütülmelidir.

Siyaset iktidara gelmek ve ülkemizi dönüştürmek için yapılır. Siyaset her şeydir. Kavağa, umuda cüret edebilen hamsi çıkar. Haddimi aşmak pahasına, bir de kampanya sloganı önererek bitireyim: “Huzur, yeniden!”

.

Facebook Yorumları

reklam
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı