Dış politikada gelecekten geçmişe


2.8.2017 - Bu Yazı 508 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İç siyasetin uzantısı haline gelmiş olan dış politika, bir PR egzersizi haline geldi. Öte yandan iktidarın havuz medyası vasıtasıyla attığı manşetler bir Yankı Odası etkisi yaratmaya mahkum.

Dış siyasetimiz epeydir hem iç siyasetin uzantısına hem bir halkla ilişkiler (“PR”) egzersizine dönüştü. Alttan alta da, tıpkı “eski güzel günlerdeki gibi” Suriye ve Irak gibi etli-butlu konularda, yine gelecekte geçmişe döndük. Nasıl mı? Bakınız: “Irak Kuzeyi”.
Dışişleri’nin açıklamalarında istihza ve kibir gırla. ABD’nin IŞİD’le Mücadele Temsilcisi McGurk, İdlib’teki El Kaide (El Nusra, Heyet Tahrir-üş Şam vs.) varlığına ve buna Türkiye tarafından göz yumulmasına mı dikkat çekiyor? Yanıt hazır: “Niyetiniz provokasyonsa…” Resmi kanalımız TRT de McGurk’ten “terör ötgütleri PKK/PYD’yle yakınlığıyla bilinen” diye bahsediyor. Havuz, haber verirken (yorum yaparken değil) aynı McGurk’ten “ABD’nin müstemleke valisi” diye söz ediyor.

Ankara herhalde Havuz’a manşet attırıp, TRT’ye istediği gibi yayın yaptırınca, ABD dış siyasetinin de buna göre kendini uyarlayacağını düşünüyor olmalı. Onların New York Times’ı, Washington Post’u varsa, bizim de Havuz’umuz ve TRT’miz var. Ver mehteri ! Sanırım bu duruma İngilizce’de “echo chamber” deniyor: “Yankı Odası”.

Irak Kuzeyi’ne dönelim. Ender de olsa, sokakta beni tanıyan birileri çıkıyor. Sözü Dışişleri’nin eskiden nasıl çalıştığına, şimdi “bunların” o işleyişi nasıl bozduğuna getiriyor. Gözlerimi kırpıştırıyorum. Çünkü deyim yerindeyse “zaten hep yeşildi fındık dalları”. Sözü İdlib ve Kobani’ye geri getirmeden anlatayım biraz.

ABD savaş makinası 2002 sonu-2003 başında istim üzerindeydi. Artık durdurulamayacağı belliydi. Oysa bize sunulan brifinglere dudak büken, müstehzi, şaşkınlık ifade eden tepkiler veriliyordu. Kolormatik gözlükleri burun ucuna kaydırıp “bu iş bizsiz nasıl yapabilirsiniz ki?” yollu. Yahut, sazı ele alıp, uzun uzun Irak’ın tarihçesine ne denli hakim olunduğunu gösteren soporifik analizler gibi. Muhataplar da beton gibi suratlarla dinleyip, “elegant” (zarif, şık) gibi kısa yorumlar yapıyordu.Üstelik, esasen Amerikanca’dan Türkçe’ye “Ya Rabbim sen bana sabır ver” diye tercüme edilmesi gereken bu tür tepkiler, “bak ABD de teslim etti yetkinliğimizi, dosyamıza hakimiyetimizi” gibi aktarılıyordu siyasi karar alıcılara. Tabiatıyla, önlerine konan konuşma notları da aynı kapalı devre değerlendirmeye dayanıyordu.

HER ŞEY ON SENEDE OLDU

Ne oldu? Tarihin sel kapakları açıldı, önünde ne varsa süpürdü götürdü. Aradan geçen on küsur yıl sonra Kerkük petrolü Ceyhan’dan küresel pazarlara pompalanıyor, Irak Kürdistan Bölgesi, ABD ve onun başını çektiği Koalisyon desteğiyle IŞİD’i defederken doğal sınırlarına ulaştı, 25 Eylül’de bağımsızlık referandumu yapıyor. Bunlar aciz bendenizin de Irak’ta ve Irak üzerine çalıştığı on küsur senede gerçekleşti topu topu.
En azından denilebilir ki, AKP iktidara geldiği dönemde, onu iktidardan ne pahasına olursa itmeye yahut iktidarını kısıtlamaya yönelen asker destekli Ankara kurulu düzeniyle var kalma mücadelesi halindeydi. Hatta ta 2010’da bile, ben orada göreve başlamadan Erbil Başkonsolosluğu dönemin başbakanı Erdoğan’ın takibi olmasa, açılamazdı.

DIŞİŞLERİ BÜROKRASİSİ RAHATLADI

Şimdi neredeyiz? Müzmin ABD karşıtlığında ve “Kürt Kemeri” takıntısında ortaklaşmış bir Erdoğan iktidarı ve Genelkurmay var karşımızda. Bu durum Dışişleri bürokrasisini son derece rahatlatmışa benzer. Artık Genelkurmay’ın dümen suyunda gideyim, “siyasi” iktidarı da idare edeyim derdi kalmadı. Ürün sunulan iki temel alıcının istekleri örtüştü. Tayinler güvence altında, yüzler gülüyor olmalı.
Irak Kürdistan Bölgesi de, Irak Kürt Bölgesi de, açılımını yapmadan kısaltma ardına saklanarak IKB demek de, hatta Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi de dolaşımdan kalktı, geldi geriye Irak Kuzeyi. Ve “Musul IŞİD’den kurtulduğunda çekileceğiz demiştiniz, Başika’dan çıkmazsanız Bağdat’la ilişkileriniz yoluna girmez” açıklaması yapan Başbakan Abadi. Her şey çok tanıdık, her şey çok yerli ve milli. Perinçek’in bastıramadığı heyecanı da bundan.

Irak Kuzeyi orada dursun, biz güneye Idlib’e bakalım. Hatay’a komşu Idlib’de üç başat unsur vardı: El Nusra-El Kaide vs. harmanı Heyet Tahrür-üş Şam (HTŞ), Ahrar-üş Şam ve Özgur Suriye Ordusu kalıntıları. ÖSO’nun fişini CIA siyasi karara uyarak çekti. Ahrar, HTŞ saldırısı önünde topukladı. Sınır boyu HTŞ eline geçti. HTŞ, Ankara’ya “jest yaparak” sınırın dibine değil 15 km. gerisine konuşlandı. Ancak gelip-geçenden artık o ekmek yiyecek.

Ankara, ABD-Rusya gerilimine oynayarak, Fırat Kalkanı cebine ÖSO’yu öne iterek Tel Rifat ve Minnag Havaalanı’nı katarım, tutarsa oldu-bittiyle Afrin’i de tamamen yalıtır, hatta Fırat Kalkanı cebini Idlib’le bağlarım diyordu, tutmadı. ABD ve Rusya Federasyonu (RF) arayı düzeltti. O denli ki, diplomat sınırdışı etmeye varan gerilim bile Suriye’deki işbirliğini etkilemeyecek.
RF için Ankara’nın işlevi, İdlib’de imha edileceklerle, edilmeyecekler ayrımını yapılmasına katkıda bulunmaktı. Güncel nüfusun Idlib’de iki buçuk milyonun üzerinde olduğunu (Afrin’de bir milyon civarında) akılda tutalım. İş aileleriyle birlikte buraya yerleşmiş Uygur, Özbek vb. yabancı savaşçıların topyekun ortadan kaldırılmasına gelince ölçek açısından Doğu Halep bile hafif kalabilir. Olmadı Özbekler, Uygurlar otobüslerle Fırat Kalkanı cebine taşınır belki.

Şimdilik Ankara Idlib’de yine kendince günü kurtaracak bir şark oyunu kurma hevesinde görünüyor. Oysa mesele şu: Hatay’ın komşusuna El Kaide’nin dayanması için Ankara için bir “ulusal güvenlik meselesi” mi, değil mi? İşte haddini bilmez (!) McGurk de onu soruyor. Acaba Ankara McGurk’ü aşağılar, işimizi Dışişleri Bakanı Tillerson hatta doğrudan Başkan Trump’la görürüz diye mi düşünüyor. Yoksa AP Türkiye raportörü Kati Piri gibi ülkeye girmesi mi yasaklanacak?

McGurk’ün açıklaması üzerine Kobani’de sınırda duvar ören iş makineleri ve askeri araç Suriye tarafındaki köylere uzanıp geri geldi. Yanlışlıkla mı oldu, ABD’ye “ayağını denk al, tekerine çomak sokarım” demek için miydi, bilemiyoruz. Ama Suriye ve Irak’ta yanlışta ısrar edildiğini görebiliyoruz.

Takmayalım kafamızı fazla, gümbürdetir Dışişleri bir açıklama, bizler de öğreniriz yakında, işler de yoluna girer. Herhalde. İbo’nun şarkısı mıydı o: “Tutun kollarımdan düşerim şimdi, yalnızım dostlarım yalnızım ben yalnız.” Bende bitti. Yorum.

.

Facebook Yorumları

reklam
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı