Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor


6.8.2017 - Bu Yazı 714 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İktidarın en ufak bir ayrıksı sese tahammülü yok. Zira korkuyorlar, bir zamanlar generallerin “bin yıl sürecek” sandıkları iktidarları gibi şimdikiler de yarınlar yokmuş gibi yaşıyorlar. Oysa bu ülke hepimizin.

HDP, Diyarbakır’dan başlattığı Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni İstanbul’a, Yoğurtçu Parkı’na taşıdı. Yoğurtçu Parkı, benim evim sayılır çünkü evim oraya yürüyerek yarım saatten yakın uzaklıkta. Ailem kaç göbek Kadıköylü, okuluma da (en azından lise yıllarımda) her gün oranın içinden geçerek yürüdüm. Dolayısıyla, vicdan ve adalet aramaya evime konuk olan HDP’li milletvekillerine kendi adıma “hoşgeldiniz” demeyi görev bildim.

İlk gün Salı, güneş battıktan hemen sonra gidebildim parka. Dört taraf polis bariyerleriyle çevrili. TOMA’lar, akrepler. Belki binin üzerinde görevli sivil ve üniformalı polis memuru. Giriş noktasına yaklaştım, kendimi tanıtıp daha dileğimi dile getiremeden senli-benli hoyrat tepeden bakan aşağılayıcı üslupla sözüm yarıda kesilip kovalandım.

Sayın Milletvekili Mithat Sancar’ı aradım. Sağolsun, üşenmedi çıktı geldi yanıma. Ayaküstü hoşbeş ettik. Ankara’da parktaki kafede 150, alanda 50 kişi olacak şekilde bir mutabakata vardıklarını ama bunun orada görevli memurlarca uygulanmadığını aktardı. Görevli memurlarla tartışmanın gereksiz zaman kaybı olacağında hemfikir olduk. Perşembe sabahı geri gelmek sözü vererek ayrıldım.

Perşembe bu defa Levent Gültekin ve MedyaskopTV’den genç iki arkadaşla sabah 10:30’da parkın önündeydik. Manzara aynı hatta herhalde Fenerbahçe’nin UEFA maçı düşünülerek önlemler daha da genişlemiş ve yaygınlaşmış. Bu defa bizi karşılamaya Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul geldi. Kapıdaki memurlardan alınan yanıt: giriş yok. Liste vardı? Bizde liste yok. Basının girişi serbestti? Sarı Basın Kartı yoksa yok.

Derken kimin kim olduğu soruldu. Ben de “etiket” olsun diye değil, işleyişi bildiğimi aktarmak kabilinden, Dışişleri’nde 20 yıl memuriyetim olduğunu söyledim ve Duvar’da yazdığımı, ArtıTV program yaptığımı ekledim. Kim olduğumuzu soran polis memuru arkadaşlar zaten yirmili yaşlarında. Aldığım yanıt: “iş başvurusu yapmıyorsunuz, bunları anlatmanıza gerek yok”. “Ben de iş başvurusu yapmıyorum zaten istifa ettim” dedim. Eh, haydi biraz ortam yumuşadı diyelim.

Fakat mesele şu: aynı memur senli-benli konuşurken, siz’e dönüyor; yahut bana başka genç basın mensubu arkadaşlara başka, Milletvekili olmasına rağmen Sayın Toğrul’a ise herhalde “bölücü, Kürt, HDP’li” önyargısıyla bambaşka davranıyor. Bunu neden aktarıyorum, çünkü polis memurunun böyle bir takdir hakkı yok. Yaptığı iş zor olabilir, siyasi görüşü farklı olabilir, mesai saatleri uzundur, gençtir, deneyimsizdir, asabi mizaçlıdır hepsi olabilir. Ancak polis memuru her yurttaşa eşit biçimde davranmakla yükümlüdür.

Neyse oradan içeriye dört kişi alınabileceği bildirildi. GBT için kimlikler alındı. Yürüdük parkın girişine geldik. Yeniden çıngar çıktı. Burada aktarmayacağım ses tonu, içerik ve üslupla iki polis memuru Gaziantep Milletvekili Toğrul’a çıkıştı. O arada başka bir genç memur geldi, çok nazik biçimde o olumsuz davranışta bulunan memurların amiri olduğunu, onunla muhatap olmamız gerektiğini ifade etti. Eyvallah ama bizi muhatap alana da bizim önümüzde iki sözcükle uyarıda bulun, o yok.

Artık HDP milletvekillerinin yan yana oturduğu kısma geçeceğiz. Tekrar kimlik kontrolü. Bunun güvenlikle filan izahına olanak yok. Sadece rahatsız etme ve caydırma amaçlı yapılan uygulamalar. O noktada her ne kadar istifimizi bozmayalım deseniz de tepki göstermemek olanaksız. Görevli memurları insafa ve izana davet ettik ama nafile. Belki insanları çileden çıkartmak istenen.

Milletvekilleriyle selamlaştık, buyur ettiler, yanlarına geçtik oturduk. Onlara da aktardım, Yoğurtçu’daki Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne yönelik uygulamayla, Adalet Yürüyüşü ve Mitingi’ne yaklaşım birbirlerine taban tabana zıt. Burada amaç, mantık nedir? Siyasi örgüt aradan çekilsin silahlı örgütle baş başa kalalım mı? Tutukluluğun cezaya dönüşmesi gibi, güvenlik önlemleri kisvesiyle cezalandırma, baskı ve yıldırma mı? Hani hükümet OHAL’i kendine ilan etmişti?

Biz orada otururken çekilen bir kare ArtıGerçek’in ilgili haberinde kullanılınca, Kürt bir arkadaşım hemen mesaj attı “ne o öyle, taziye çadırı gibi” diye. Haklıydı. Nicedir güdük demokrasimizin helvasını yemekteyiz sanki. Adalet Yürüyüşü ve Mitingi bu acziyet duygusunu biraz silkeler gibi olmuştu. Arkası pek gelmedi. Belki 26-30 Ağustos’ta Çanakkale’de yapılacak Adalet Kurultayı, Murat Sevinç’in önerdiği forum tarzı toplantıların ilkidir, bilemiyorum.

Ancak silkinmeliyiz. Hukuktan işe başlamalı, hak, hukuk, adalet talebi olan herkesle dayanışmalıyız. Doğruları dile getirmeli, siyasete işlerlik kazandırmaya çabalamalıyız. İktidarın en ufak bir ayrıksı sese tahammülü yok. Zira korkuyorlar, bir zamanlar generallerin “bin yıl sürecek” sandıkları iktidarları gibi şimdikiler de yarınlar yokmuş gibi yaşıyorlar. Oysa bu ülke hepimizin. Gaddarlık, zalimlik, hışırlık karşısında en iyi ilaç mizah, uzgörü, sağduyu. Oyuna devam.

.

Facebook Yorumları

Kod8
13.12.2018
Siyasetin sonu
10.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8