Diplomaside büyücü yamaklığı*


28.8.2017 - Bu Yazı 652 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tüm konularda olduğu gibi, dış siyasette de, “ağzına bakmamız” gereken tek yetkili Sayın Cumhurbaşkanı, Afrin konusunda “gözümüzü karartırız” dedi. Fırat Kalkanı başlarken olduğu gibi, İdlip’e TSK’nin “itilmesi” (“çekilmesi”?) konusunun hem Rusya hem ABD’de olumlu görüşle tezekkür edildiğine dair fısıltılar yok değil. Pekiyi ama gözü kara, başına buyruk, kabadayı dış politikadan ülkemize hayır gelir mi?

Kendimle çelişeceğim. Son yazımda “galiba ite kaka Ortadoğu siyasetimizde bazı ayarlamalar yapılıyor” demeye getirmiştim. Gelişmeler beni yalanladı: ABD Savunma Bakanı Mattis geldi gitti. Başbakan Yıldırım S-400 alımı için anlaşmaya varıldığını (imzalarının atıldığını değil) teyiden açıkladı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu “referandumu iptal edin” dediği Bağdat’tan Erbil’e geçti. 17 yıldır Ankara’da görev yapan KYB temsilcisi Behruz Galali ailesiyle birlikte sınır dışı edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan (Afrin konusunda – ama bana göre çok daha geniş anlamda) “gözümüzü karartırız” dedi.

Gelişmeler beni doğruladı (da): Zaten söyleyip duruyoruz, dış politika iç siyasetin uzantısına; diplomasi de bir “PR” (halkla ilişkiler) faaliyetine dönüşmüş durumda diye. Hele ufukta başkanlık seçimleri durduğu müddetçe, dış siyasette her şeyin mübah olduğu bir döneme girmiş bulunuyoruz. Akılcılık, uzaklarda, gitmediğimiz görmediğimiz bir köyün adıdır artık bizlere. Çok mu şairane oldu? Belki.

Değerli gazeteci Amberin Zaman, Mattis’in temaslarına ilişkin yazısında  (görüşmelerin içeriği hakkında her iki taraftan da dişe dokunur açıklama yapılmadı) konuk bakandan PKK üst düzey kadrosuna yönelik suikastler için de işbirliği talebinde bulunulduğunu yazdı. Neredeyse eşanlı olarak Süleymaniye’de Cemil Bayık’ı kaçırma veya öldürme girişiminde bulunacakları iddia edilen bazı Türkiye vatandaşlarının yine PKK tarafından (3 Ağustos’ta) kaçırıldığı haberi bölgesel medyada yayımlandı.

Bizim yerli ve milli havuz ise, Sayın Cumhurbaşkanı’nın Mattis’e ABD’nin YPG’ye bin kamyon silah gönderdiğini söylediğini yazdı. Yani bu habere göre ABD Savunma Bakanı kendi sevk ve idaresinde gönderdikleri askeri yardımın büyüklüğünü ve niteliğini bizden öğrenmiş oluyor. Yine Zaman’a göre ise ABD, PKK konusunda istihbarat paylaşımın artırılması, Ankara’daki istihbarat paylaşım merkezi (“fusion center”) çalışmalarının etkinleştirilmesi üzerinde durulması önerisinde bulunmuş ve ziyaretin umulanın ötesinde başarılı geçtiği izlenimi hakimmiş.

ABD’nin bölgemize dair bir siyaseti de, Kürt siyaseti de yok. Askeri stratejisi var, bunun siyasi sonuçları oluyor. Askeri stratejileri, alana hasmı sokmamak, alan denetimi değil. Öncelikli hasım IŞİD. Sonra İran. Birinci, ikinci, üçüncü öncelik hep IŞİD. Ülkemize verdikleri değer de (maalesef) sadece IŞİD’le mücadeleye sunulacak jeostratejik katkıya dayalı. IŞİD’le mücadeleden kim sorumlu? Brett McGurk. McGurk ambargolu, Ankara’ya gelemiyor. Amman, Bağdat, Erbil, Rojava geziyor, ABD’ye dönüyor. Mattis’e de Amman’da refakat etti, devamında Ankara’ya gelemedi.

Mattis’in uçağı Ankara’dan Kiev’e havalandıktan hemen sonra Başbakan Yıldırım’ın ağzından Rusya Federasyonu’ndan (RF) iki adet S-400 hava savunma bataryası alımı konusunda anlaşmaya varıldığını (zaten anlaşmaya varılmamış mıydı?) teyiden öğrendik. Üzerine İzmir’de tutuklanan ABD vatandaşı protestan rahip Brunson’a ilave casusluk, hatta devleti yıkmaya teşebbüs suçlamaları yöneltildiği haberini okuduk. Arka planda ise, yeni KHK ile OHAL kapsamında bu tür suçlarda asgari tutukluluk süresi beşten, yedi yıla uzatıldı. Yabancı mahkumların takasında yetki tek kişiye bırakıldı.

Mattis gelmeden hemen önce Ankara’ya 1979’dan bu yana ilk kez (Kaynak: Fehim Taştekin) İran Genelkurmay Başkanı ziyareti yapıldı. İran’la askeri işbirliğinin genişleyip, derinleşeceği duyuruldu. Başbakan Yıldırım ise soruya cevaben, İran’ın açıklamasına dayanarak, ülke dışı ortak operasyon olmayacağını kaydetti. Yani Sayın Başbakan, İran’la varıldıysa, varılan mutabakatın içeriği konusunda İran’ın açıklamasını temel aldı. İlginç.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da göreve geldiği 2015 Kasım ayından bu yana ilk kez Bağdat ve Erbil’e gitti. Hangi Erbil? Bölgemizde yegâne iyi ilişkimiz bulunan Irak Kürdistan Bölgesi’nin başkenti. Hangi mesajı vermeye? 25 Eylül 2017 tarihinde yapılacak bağımsızlık referandumunu, “erteleyin” değil, iptal edin demeye. Bağdat’ta da Başika’dan çekilme konusunda vaziyetin idare edildiği, Bağdat’a başka, içeriye başka mesaj verildiği görüldü. Telafer’e yönelik askeri harekât Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir dönem “Fars yayılmacılığının uzantısı” olarak nitelediği Haşd-ı Şabi milislerinin katılımıyla başladı.

Başbakan Yıldırım da konu hakkındaki soruları cevaplarken, Bağdat’ın IKB’yi onlardan izinsiz petrol satmakla suçladığını anımsatmış ve “nasıl geçmişte Kerkük’te oldu bitti yapıldıysa bundan sonrası da benzer bir sıkıntıyı yaşatabilir” demiş. Malum, Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı’nın Kerkük’ten Silopi’ye olan Irak kısmı yıllar önce devre dışı kaldı. IKB kendi imkanlarıyla ve kendi topraklarından geçecek biçimde bir by-pass hattı inşa etti. IŞİD’le mücadele sürecinde Kerkük petrol sahasının tamamını da denetimi altına aldı. Yıllardan beridir Kerkük petrolü Ceyhan üzerinden küresel pazarlara arz ediliyor.

Tüm konularda olduğu gibi, dış siyasette de, “ağzına bakmamız” gereken tek yetkili Sayın Cumhurbaşkanı, Afrin konusunda “gözümüzü karartırız” dedi. Fırat Kalkanı başlarken olduğu gibi, İdlip’e TSK’nin “itilmesi” (“çekilmesi”?) konusunun hem RF hem ABD’de olumlu görüşle tezekkür edildiğine dair fısıltılar yok değil. Hedef, başkanlık seçimine giderken, PKK üst düzey kadrosundan birilerinin öldürülmesi, Türkiye’ye getirilmesi/teslimi, Fırat Kalkanı’nın Afrin’e doğru genişlemesi, Afrin olmadı İdlip’e girilmesi, Şengal’e KDP/ABD destekli bir harekât düzenlenmesi seçeneklerinden biri veya bazılarıysa, doğrusu bunlardan herhangi birinde bence de “gözümüzü karartabiliriz”.

Pekiyi ama gözü kara, başına buyruk, kabadayı dış politikadan ülkemize hayır gelir mi? Yoksa özellikle bizimki gibi orta sıklet ve bölgesel güç statüsündeki ülkeler için öngörülebilir, uzgörülü, sağduyulu, soğukkanlı, uluslararası hukuku temel alan dış politika mı ulusal itibar demektir? Başkanlık seçimine dair kamuoyu yoklamaları benim de masama gelse, siz her biri yekdiğerinden civanmert okuyucularım için bu soruların yanıtını çok daha ikna edici biçimde verebilirdim sanırım. Ama şimdilik, hariçten okuduğum hariciyeci ıskartası gazellerimle yetinmeğe devam edeceksiniz korkarım.

*Frenkler, olmadık deneylerle kazanı hatta laboratuvarı patlatan büyücü yamağı (“apprenti sorcier”) benzetmesini askeri strateji, dış politika konularında kullanır. Oradan esinle şey ettim.


.

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.