Irak Kürdistanı’nda referandum


3.9.2017 - Bu Yazı 733 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık ilan etmesi, tanınma demek değil. İş tanınmada. Onun da ötesinde belki öncelikle ABD’nin tasarlanan bağımsız Irak Kürdistan Devleti’ni tanımasında. Ne Ankara, ne Tahran, ne Bağdat IKB’nin bağımsız devletliğini tanıyacağa benzemiyor. Buna karşılık, IKB’nin bağımsızlık ilanı Türkiye’ye tehdit teşkil etmiyor.

Önce bazı galat-ı meşhurları düzeltelim müsaadenizle. Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) üç vilayetten oluşmaz (Dohuk, Erbil, Süleymaniye) ve 2003’te oluşmuyordu da. Zaten bu vilayetlerin idari sınırları da Saddam tarafından keyfi çizilmişti. Örnekse Dohuk’u sonradan Türkiye ile sınıra tampon bölge gibi yapmış, Hristiyan Asuri-Süryanilerden Kürtlere bir denge yaratmaya çalışmıştı.

Sözkonusu üç vilayetten tamamı IKB içinde kalan tek Dohuk vardı. Erbil ile Süleymaniye’nin uçları dışarıda kalmıştı. Musul’un, Kerkük’ün ve Diyala’nın uçları da içeride. Kürtlerin toprağı dağ silsilesi başlayınca başlar kabaca Irak’ta. Daha güzel ifade edeyim, Bağdat’tan kuzeye yola çıkınca çöl, çorak arazi nerede biter, nerede yeşillik, tepelik başlarsa Irak’ta orası Kürdistan’dır kabaca.

1992’de ilk Körfez Savaşı’nın ardından ülkemizin desteğiyle kurulan Uçuşa Yasak Bölge’nin yerdeki yansıması Yeşil Hat’tı. 2003’deki ABD askeri müdahalesinin ardından bu “sınır” biraz ilerledi. Derken IKB’nin 1500 civarında peşmergeyi kayıp vererek yürüttüğü IŞİD’le mücadele bağlamında “doğal” çizgisine ulaştı. Irak Anayasası’nın IKB’nin iç idari hudutlarını belirleyecek geçici 140. Maddesi de fiilen çöp sepetine gitti.

IKB’nin özerkliği, kendi meclisi vs de ta 1970’e dayanır. Bugünkü meclis binası bile o devirden kalmadır. 2005 Anayasası uyarınca Irak bir federasyon, ve Irak Kürdistanı da onun içinde bir bölge oldu. Anayasa vilayetlere de çok güçlü özerklik tanıdı. Tek başına bir vilayet de bölgeye dönüşebiliyor, vilayetler birleşerek de bölgeye dönüşebiliyor. Bu konuları IŞİD tümüyle bertaraf edildikten sonra Musul’un Bağdat’la ilişkileri yeniden düzenlenirken yeniden tartışacağımıza eminim.

Bugün ağzına geleni söylüyor ya, imkan olup Sayın Bahçeli’yi önce Musul’a sonra diyelim 50 km ilerideki Erbil’e götürebilsek ve bilahare Türkiye’ye dönüşte kameralardan, mikrofonlardan  uzak bir köşede “hangisinde kendini evinizde hissettiniz” diye sorsak, “Erbil” diyeceğine adım gibi eminim. Neden böyledir? Eğer Balkanlar’a seyahat edip Kosova’da Prizren’e gitseniz misal,  neden “yahu buralar bana bir tanıdık geldi” diyecekseniz ondan.

İşin sihri bu. Çiğ bir Arap karşıtı ırkçılıktan söz etmiyorum. Kürtle birlikte savaşmışız, ekmeğimizi bölüşmüşüz, Ermeni Soykırımı gibi en karanlık, kanlı sayfaları dahil tarihsel ortaklıkta bulunmuşuz. Birleşmiş Milletler’in atası Cemiyet-i Akvam’da 1926 Ankara Anlaşmasıyla sonuçlanan süreçte, Osmanlı’nın Musul Vilayeti’nin Türkiye’ye katılması gerektiğine dair savunmamızı “kamuoyu yoklamaları yapın, referandum yapın, bakın göreceksiniz, Iraklı Kürtler yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmak istiyor” savına dayandırmışız.

“Geç bunları tarihte kalmış” derseniz, bugüne gelelim, bugün insanların size davranışı da o farkı hissettirir. Ben Erbil’de üç yıl üç ay hasbelkader Türkiye’nin ilk başkonsolosu olarak yaşadım. Ailemle birlikte yerlere kadar camları olan, bahçe içinde bir evde oturdum. Ne kapımı bir gece kilitledim, ne kapımda biri bekledi, ne camlarımda demir, ne bahçenin alçak duvarlarında tel örgü vardı. IKB sınırları içinde her yere gittim. Hiç bir yerde düşmanca davranışla karşılaşmadım, aksine hep ayrıcalıklı konuk gibi başköşeye buyur edildim.

Buraya kadar okuyanlardan biliyorum “ya Türkmenler?” diyerek bana küfür edenler olacaktır. Olsun, “küfür ruhun yelpazesidir”. Irak Kürtlerinin ayıplarına, hem şu (yine) galat-ı meşhur “soydaş ve akraba” topluluklar konusuna gelelim. İki toplum arasına kan 14 Temmuz 1959’daki Kerkük Türkmen Katliamı’nda girmiştir. Ayrıca Türkmenlerin mukim olduğu Erbil kaleiçini IKB hükümetinin boşalttığı ve ortasına gereksiz boyutta bir IKB bayrağı diktikleri gerçektir.

Buna karşılık, akılcılığa dayalı dış siyasette, hele 30 ila 40 milyon tahmin edilen dünya Kürt nüfusu toplamının yarısının kendi ülkesi yurttaşı olan Türkiye’nin, Orta Asya, Azerbeycan, Gagavuzlar, Balkanlar’da “evlad-ı fatihan” derken, iş Irak ve Suriye Kürtleri’ne gelince kekeme olduğu da gerçektir. Tarihimizde yalnızca Yavuz Sultan Selim’in değil İstanbul’u aldıktan sonra “Kayser-i Rum” ünvanını da kullanan Fatih Sultan Mehmet’in Anadolu’da Türkmen katliamları yaptıkları, Türkmen beyliklerine ve Akkkoyunlular (Otlukbeli 1473) gibi Türkmen devletlerine son verdikleri de.

Dolayısıyla herhalde ırk temelinde kurulduğu iddia edilemeyecek Türkiye Cumhuriyeti’nin bölgesel dış siyasetinin “soydaşlık ve akrabalık” temellerine oturtulması akılcılık değildir. Üstelik, bu kavramların tanımının yapılması dahi bilimsel ve siyasal açıdan güç hatta olanaksızdır. Nereden biliyorum? Çünkü 2001’de girdiğim Dışişleri Başkatiplik Sınavı’nda saatlerce bu soruyla cebelleşip, “ne yazarsam idarenin hoşuna gider” diye beyhude kafa yoran benim.

Tarihten, yine coğrafyaya dönelim. Vilayetlerden bahsettik, vilayet merkezi eşadlı kentlerden değil. Kerkük derken, bir uçtan diğerine 120km olan petrol sahası, Arap yoğun Havice yöresi dahil vilayet, vilayetin petrol sahası dahil Havice hariç IKB denetimindeki kısmı ve keza IKB denetimindeki Kerkük kentini birbiriyle karıştırmayalım. Mezopotamya’ya Anadolu’dan önce gelmiş olan Türkmenler Erbil’de olduğu gibi Kerkük’te de kaleiçinde (“citadel”) mukimlerdi. Kerkük’te de kaleiçini Saddam boşalttı.

Geçtiğimiz günlerde, Bağdat’ta çok zor koşullarda çok başarılı işler çıkaran Sayın Büyükelçi Fatih Yıldız’la sosyal medya üzerinden medeni bir diyalog geçti aramızda. Sayın Büyükelçi özellikle Kerkük’ün referandum kapsamına dahil edilmesi konusundaki soruma cevaben (anladığım kadarıyla askeri müdahale, sınırın ve/veya petrol boru hattının kapatılması dahil) tüm somut uyarıları Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun IKB Başkanı Mesut Barzani ile görüşmesinde evsahibine ilettiğini ima etti.

Bence, Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık ilan etmesi, tanınma demek değil. İş tanınmada. Onun da ötesinde belki öncelikle ABD’nin tasarlanan bağımsız Irak Kürdistan Devleti’ni tanımasında. Ne Ankara, ne Tahran, ne Bağdat IKB’nin bağımsız devletliğini tanıyacağa benzemiyor. Buna karşılık, IKB’nin bağımsızlık ilanı Türkiye’ye tehdit teşkil etmiyor. Bunun altını zaten IKB Başkanı Barzani defaatle çizdi.

Askeri müdahale bir yana, petrol boru hattının ve/veya Habur’u kapatmanın dahi, eğer Başkanlık Seçimi gerçekten bir akıl tutulmasına yol açmazsa, uygulanabilir ve sürdürebilir önlemler olmadığını düşünüyorum. Umarım gelişmeler beni yanıltmaz ve tarihsel bir yanılgıya düşmemiş oluruz. IKB Planlama Bakanı Dr. Sindi’nin 16 Ağustos’taki Ankara ziyaretini bu bağlamda somut olumlu bir adım olarak görüyorum.

Bağımsız IKB ile başta enerji, ticaret, kültür ve bölgesel güvenlik konularında ikili ilişkilerimizi nasıl sağlamlaştırır ve derinleştiririz bir başka yazıda konuşuruz. Fakat İngilizce bilen okurları düşünceye sevk etmek için şu Reuters haberi şimdilik burada bulunsun: Rosneft, traders lend more to Kurdistan ahead of referendum.

*Türkmen bahsinde zihin açıcı ilave okuma kabilinden değerli hocalarımız Tanıl Bora’nın Birikim’de çıkan “Malazgirt” ve Tayfun Atay’ın Cumhuriyet’te çıkan “Totem ve Kurban”  yazılarını buraya ekliyorum.

**Orta 2’den lise sona dek aralıksız beş yıl Fransızca edebiyat, gramer, redaksiyon hocam olan Mişel Tagan vefat etmiş. Olağanüstü bilge bir insandı. Üzerimde emeği çok büyüktür, ne yapsam hakkını ödeyemem. Mekanı cennet olsun.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8