Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Menzil, Kürtler, Selefilik


6.9.2017 - Bu Yazı 723 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gülencilerle iktidarın işbirliği nasıl kimin kimi kullandığı konusunda bir kavgaya dönüşüp, 250 şehit verdiğimiz menfur bir darbe girişimiyle nihayet infilak ettiyse, şimdiki türlü tehlikeli yakınlaşmaların da hayra vesile olması beklenemez. İktidar mücadelesi olur. Ama memurla hükümet arasında olmaz. Tarikatla, devlet arasında olmaz. Hele çağdaş bir devlet bürokrasisiz olamayacağı gibi, tarikatlara hele hele güvenlik gibi şiddet tekeline dair bir temel resmi hizmet ihale edilerek hiç olmaz.

Barış Süreci’ni dinamitleyen, Güneydoğu’da Kürtlerin siyasi temsilcilerini ellerine plastik kelepçe takıp sıraya dizen Gülencilerdi. Kazınıp atılan Gülencilerden doğan boşluğu polis teşkilatımızdaki bu defa Menzilcilerle dolduruyormuş devletimiz. Hani “benim oğlum bina okur, döner döner baştan okur” diye bir söz vardır, durum bana çağrıştırdı.

Aynı Gülenciler, devletin yapmadığı işi yapıp Irak Kürdistanı’na 1994’te gitmişti. Orada okullar, hastaneler kurdular. Benim gibi “alnı secde görmemiş” bir orta düzeyli bürokratın 2010 Mart ayında Türkiye’nin ilk başkonsolosu olarak atandığı Erbil’e giderken bakanından aldığı daimi talimat “Türk okullarına sahip çıkmak”tı.

Tabii benim gibilerin ne daha sonra Ankara’da başlayan AKP-FETÖ iktidar mücadelesinden ne FETÖ’nün TSK’daki planlarından haberdar olmamız mümkün değildi. Gördüğümüz o arada Gülen’le iltisaklı oldukları rivayet edilen isimlerin kadrolaşmada ve bakanın çevresindeki kalem müdürlüğü, müşavirlik gibi konumlarda köşe taşlarını tutmaya başladıkları, kariyerlerinde de roket gibi yükselişe geçtikleriydi.

Bizim gibilerin aldıkları talimatı uygularken, deyim yerindeyse, ne İsa’ya ne Musa’ya yaranmaları da mümkün değildi. Örnekse sık sık Erbil’e bakan ziyareti olurdu. Gülenciler neredeyse Ankara’dan devreye girip ziyaret programını kendileri organize etmeye ve konuk bakanın yine neredeyse yarım gününü Gülen Okulları’ndan birinde geçirmesini temine uğraşırlardı. Siz “devletin resmi temsilcisi” sıfatınızla usturuplu biçimde de olsa işe el koyduğunuzda ise diş gıcırdatan bir düşmanlıkla karşılaşırdınız.

Buna karşılık, her bakanın programına eğer Gülen Okulu ziyareti varsa (ki hep olurdu) mutlaka koydurduğum Bilkentçiler de Ankara’daki kendi Türkmen lobileri üzerinden bana “Kürtçü” olduğum gerekçesiyle taş koymaya çalışmaktan geri durmadı. Resmi bölgesel başkanlık külliyesinde konuşlu TSK irtibat subayı albaylar da önce benim onlara nezaket ziyaretinde bulunmam gerektiği yaklaşımıyla başkonsolosluğu ziyaret etmedi, hatta yok saydı. O dönem, Başbakan Erdoğan’ın konuşmalarında kullandığı ifadeleri kendi girişimlerime dayanak yaparak vaziyeti idare ederdim.

Ankara’nın haberdar olmadığı bir başka husus Barzani ailesinin bir aşiret reisliğinden önce yedi aşiretin bir tür federasyonunu sağlamış bir dini liderlik kurumu olduğuydu. 19’uncu yüzyıl ortalarında Şeyh Mevlana Halit’ten halifelik alan Şeyh Abdüsselam Kürtler arasında güçlü olan Kadirilik yerine, Nakşibendiliğin daha savaşkan Halidiye yorumunu bir seçenek olarak yerleştirmeyi başarmıştı. Örnekse, “Kafkas Kartalı” olarak ulusal folklorumuzda selamlanan Ruslara direnişiyle ünlenen Çerkes Şeyh Şamil de Abdüsselam Barzani gibi Mevlana Halit’in halifelerinden.

Abdüsselam’ın Barzan mıntıkasında dağ keçilerinin avını durdurması, ağaç kesmeyi yasaklaması, bugün hala terk edilmiş vaziyette korunan Yahudi köylerine kol kanat germesi, yaşlı erkeklerin genç gelinlerle evlenmesini engellemesi, iki genç birbirlerini sevdiyse evliliklerine mani olunmaması gibi hâlâ uygulanan emirleri bizde pek bilinmez. Barzan’dan bahsederken, zannederim Molla Mustafa’nın kabrini ziyaret edip resmi defteri imzalayan ilk Türk yetkili de ben oldum. Gayet mütevazı kabirde IKB Başkanı Mesut Barzani’nin babası Molla Mustafa, Başbakan Neçirvan Barzani’nin babası oğlu İdris’le birlikte yatıyor.

Ayrıca biteviye Kürtlerin dindarlığından söz edilir. Ama Erbil’de Cuma günleri dahi camiler dolmaz. Dönemin Dışişleri Bakanı Davutoğlu bir Ramazan ayında Erbil’i ziyaretinde Neçirvan Barzani başkanlığındaki ev sahibi heyette kimsenin oruç tutmadığını, onunla namaza gelmeye de niyetli olmadıklarını görünce neredeyse dehşete düşmüştü. Şaşkınlıkla “Mesut Bey de mi oruç tutmuyor” diye sorunca, “tek o hepimiz adına tutuyor” yanıtını almıştı. Evet kuşkusuz Kürtler dindar Müslümanlardır ama İslam’ı yaşayışları kendilerine göredir. Bu durumda şaşılacak bir şey olmadığı gibi ne bölgesel siyasetin ne Kürt siyasetinin ümmetçilik yahut İslam üzerinden yürütülmesi akılcı değildir.

İşin bir de benim boyumu kat be kat aşan sosyolojik boyutu var. Acaba gençler, dindar gençler, dindar Kürt gençleri, dışlanmış fırsatlardan eşit biçimde yararlanamayan Kürt gençleri, Menzil ve benzeri tarikatlara devşirilmeye çalışıldığında buralarda gördüklerinden hayal kırıklığına uğramazlar mı? Uğrarlarsa selefi akımların bu tür tarikatları çok rahat boy hedefine oturtan temsilcilerince bu defa devletin kendince amaçladığının tam aksine nihilist birer ölüm makinasına dönüştürülmezler mi? Var mıdır bu konuda Ankara’daki masalara konulmuş ciddi içerikli araştırma, rapor, belge?

Son olarak diyeceğim, Gülencilerle iktidarın işbirliği nasıl kimin kimi kullandığı konusunda bir kavgaya dönüşüp, 250 şehit verdiğimiz menfur bir darbe girişimiyle nihayet infilak ettiyse, şimdiki türlü tehlikeli yakınlaşmaların da hayra vesile olması beklenemez. İktidar mücadelesi olur. Ama memurla hükümet arasında olmaz. Tarikatla, devlet arasında olmaz. Hele çağdaş bir devlet bürokrasisiz olamayacağı gibi, tarikatlara hele hele güvenlik gibi şiddet tekeline dair bir temel resmi hizmet ihale edilerek hiç olmaz.

*Okurlara din ve devlet konularında Ayşe Çavdar, Şükrü Hanioğlu ve Tayfun Atay’ın yazıları ile Fulya Atacan’ın kitaplarını acizane öneririm.

.

Facebook Yorumları

Kod8
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8