Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı


13.9.2017 - Bu Yazı 539 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Silivri’de savunmayla, mahkeme heyeti karşılıklı Türkçe konuşmalarına rağmen anlaşacak dili (yine) bulamadı. Bizler de karşı tarafa bağırıyoruz, sesleniyoruz, özenle seçtiğimiz sözcüklerimizle ikna etmeye çalışıyoruz, anlatamıyoruz. Başını okşamaya kıyamayacağınız altınsaçlı bir çocuk gibi boğuyorlar özgürlüğü. Yaşama sevincini, hukuk devletini, demokrasiyi...

Silivri Cezaevi’nden tahliye çıkmadı. Evet, mahkeme demedim cezaevi dedim. Hatta ceza infaz kurumu demeliydim. Emre İper, Kadri Gürsel, Murat Sabuncu, Akın Atalay, Ahmet Şık – Cumhuriyet Beşleri. Neredeyse bir yıl olacak, tutuklular. Ortada ne suç var, ne dava. Ortada bir ortaoyunu oynanıyor. Ama eğlenceli değil acıklı.

Rastgele seçeceğiniz hukuk fakültesi birinci sınıf öğrencilerine savcının iddianamesini okutun. Sonra dün Silivri’de müdafi avukatların yaptıkları yetkin savunmaları dinletin. Sonra da verilen “ara” kararı okutun. Dönüp kahkahalarla gülerler. Yok, belki kellelerini avuçlarının arasına alıp acı acı ağlarlar. Fakülteden kaydını sildirecek radikaller de çıkabilir hatta aralarında.

Merhum peder bazı insanlara “mahkeme duvarı gibi suratı var” derdi. Bazen aynı anlamda “mezartaşı gibi” benzetmesini kullandığı da olurdu. Salonda otururken sık sık bunu hatırladım. Tanıklıklar, kanıt diye dosyaya giren saçmalıkların çürütülmesi hep beyhude. Şutu çekiyorsunuz, karşı duvardan geri geliyor. Hiç yoktan duvardan bir ses gelir, burada o da gelmiyor.

Silivri’de savunmayla, mahkeme heyeti karşılıklı Türkçe konuşmalarına rağmen anlaşacak dili (yine) bulamadı. Bizler de karşı tarafa bağırıyoruz, sesleniyoruz, özenle seçtiğimiz sözcüklerimizle ikna etmeye çalışıyoruz, anlatamıyoruz. Başını okşamaya kıyamayacağınız altınsaçlı bir çocuk gibi boğuyorlar özgürlüğü. Yaşama sevincini,
hukuk devletini, demokrasiyi. Ve işin korkuncu, pişkin pişkin sırıtarak işliyorlar bu cinayeti.

Cumhuriyet Davası yüzde yüz siyasi bir dava. Savunma adına ilk söz alan İstanbul Barosu Başkanı Durakoğlu yaptığı kısa ve özlü girizgahta, “salonda ve dışarıda bu kadar insan varsa bunun bir nedeni olmalı” derken bu gerçeği vurguluyordu. Avukat İkiz ise veciz sözlerini Camus’nün varoluşçu Sisifos söylencesi yorumuna bağlayarak bitirdi. Heyet Reisi de “Sisifos’u dinledik ama Ikarus’u da unutmamak lazım” diye kriptik bir yanıt vererek oturumu tatil etti. Düşündürücü.

Özetle Ikarus, Girit Adası’nda kapatıldığı labirentten, babası Dedalus’un balmumuna tutturduğu tüylerden imal ettiği görkemli kanatlarını çırparak kaçar. Özgürlüğün tadı başını döndürür, babasının temkinli olma uyarısını kulakardı ettiğinden güneşe yaklaşır ve kanatları eriyince Ege Denizi’ne düşerek ölür. Sayın Yargıç acaba
özgürlüğün sınırları vardır mı demek istedi, yoksa tepemizde etrafımıza labirent ören ceberrut bir Girit Kralı Minos var uyarısı mı yapmak istedi?

Cumhuriyet Beşleri’nin hepsinin aile fertleri onlarla gurur duyuyor biliyorum. Hepsi ülkemizin tüm demokratlarına esin kaynağı oldular, tarihe geçtiler bile. Mesela sabah otobüste karşılaşıp, Çağlayan’dan aşinalığımla tüm gün ahbaplık ettiğim bir ağabeyimizden biliyorum. O, “Ahmet Şık için, bu çocuğu yalnız bırakmamak için buradayım” diyordu. Geceyarısı mahkemeden ayrılırken de aynı ağabeyi sanık eşlerini kendiliğinden bir davranışla “umudu yitirmek yok” diye teselli ederken gördüm.

Belki merak eden olur sabah altıda otobüse binip, geceyarısından sonra yine otobüsle eve dönmeye değdi mi diye? Sadece sevgili arkadaşım Kadri’ye el sallayabilmek, benim ona soracağım yerde, onun bana iki elinin başparmakları havada, güler yüzüyle uzaktan “her şey yolunda mı” diye işaret ettiğini görebilmek için bile değerdi, değdi.

Öyleyse sevgili okuyucu, sana acizane çağrımdır. Gel 25 Eylül Pazartesi günü birkaç saatini ayır kentin göbeğindeki Çağlayan’da sen de ol. Gel sen de iyiliğe, doğruluğa, ortak geleceğe omuz ver. Gel hem bak (kendimi söylemiyorum) ne kadar güzel insanlarla tanışacaksın. Umudunu, cesaretini büyütecek, omuz omuza değmenin hazzını tadacaksın.

Ayrıca sesimi duyurabiliyor muyum, üzerime vazife midir bilmiyorum. Yine de buradan sesleneceğim: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet duruşması 25 Eylül Pazartesi günü Çağlayan’da. Lütfen bunu programınıza alınız. Bu davada boğazlanan bilemediniz ellibin satan bir gazete değildir. Bu davada kendi ülkemizde eşit anayasal
yurttaşlar olarak insanca yaşama hakkımız mezara gömülmektedir. Anamuhalefetin lideri olarak bizzat sizin o gün mahkeme salonunda hazır bulunmanız önemlidir.

*Hem CHP İstanbul İl Örgütü’ne, hem İstanbul Barosu’na kamuya Kadıköy-Silivri-Kadıköy ücretsiz ulaşım olanağı sundukları için teşekkür ederim. Birini gidişte, diğerini dönüşte kullandım.

 
.

Facebook Yorumları

reklam
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı