Katalunya dersleri


4.10.2017 - Bu Yazı 407 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Haliyle aklımız Irak Kürdistanı’nın 25 Eylül’de yaptığı bağımsızlık referandumunda. Ancak İspanya’nın Katalunya Özerk Bölgesi de 1 Ekim’de benzer bir referandum yaptı. Ortaokuldaki matematik hocamız Bernard Gallet “yanlış şekiller üzerinde de doğru akıl yürütebilmek gerekir” (“il faut raisonner juste sur des figures fausses”) derdi geometri öğretirken. Ünlü düşünür Descartes’ın bir sözü. Irak Kürdistanı denli Katalunya referandumundan da öğreneceklerimiz var diye düşünüyorum.

Katalunya’da katılım yüzde 42’de kaldı, katılan Katalanların (kelime oyunu fırsatına dayanamadım Allah affetsin) yüzde 90’dan fazlası bağımsızlığa beklendiği gibi “evet” dedi. Referanduma katılmak bizatihi bir direniş yahut bağımsızlık talebinin dışavurumuna dönüştü. İspanya Başbakanı (Bakanlar Kurulu Başkanı) Mariano Rajoy “bugün Katalunya’da bir bağımsızlık referandumu yapılmadı” dedi. Hükümet sözcüsü ise “bu farsa bir son verin” çağrısında bulundu. Bunlar kuşkusuz güçlü ifadeler.

Rajoy ayrıca Katalunya’da referandumu durdurmak için görevlendirilen on bini aşkın güvenlik görevlisine teşekkür etti. Katalanlara “sevgili yurttaşlarımız” diye hitapla (Barcelona meydanlarında yuhalandı), meclisi Katalunya konusunda “düşünmeye” davet etti. Bölgenin Başbakanı Carles Puigdemont ise referandum sonuçlarını meclise sunarak, anayasal haklarının takipçisi olacaklarını vurguladı. Ayrıca Avrupa Birliği’ni de polis şiddetinden ötürü göreve çağırdı.

Komşu Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron, İspanya’da yegane muhataplarının Madrid’deki hükümet olduğunun altını çizdi. AB oldukça tepkisiz kaldı bundan ötürü bağımsızlık taraftarları arasında (aman solcularımız duymasın) “AB yeni SSCB’dir” diyenler vardı. Daha önemlisi Bask Bölgesi de sessiz. Madrid’de bir yandan Franco döneminden kalma marşlar söyleyen, aynı dönemden kalma sloganlar atıp Nazi selamı verenlerin mitingleri oldu. Diğer yandan Katalunya’nın referandum hakkına destek veren gösteriler de yapıldı, yapılabildi.

Başbakan Yıldırım, “madem Irak Kürdistanı’ndaki referanduma karşı çıktık, buna da karşı olmamız gerekir” gibi ayaküstü, soruya cevaben bir açıklama yaptı. Mealen “biz komşumuzdaki gelişmeye tepkimizi gösterdik, Avrupalılar da kendi konularıyla kendileri ilgilensin” diye ekledi. Gayriciddi bulanlar olabilir sanıyorum. Dışişleri Bakanlığı’mızca yapılan resmi bir açıklama yok. Ben son baktığımda bakanlık sayfasında Sayın Çavuşoğu’nun Kolombiya dışişleri ve Somali tarım bakanları ile Yemen büyükelçisini (tabii ayrı ayrı) kabullerine dair haberler vardı.

Referandum günü polis şiddetine dair görüntüler sosyal medya üzerinden çokça paylaşıldı. Barcelona futbol takımının Pique ve Xavi gibi simgeleşmiş eski ve şimdiki oyuncularının duygusal tepkileri yer buldu. Barcelona-Las Palmas maçının da yüz bin kapasiteli Camp Nou Stadyumu’nda seyircisiz oynanma durumunda kalması da üzüntü kaynağı olarak eleştirildi.

Söz konusu “şiddet” görüntüleri bize belki Kürtlerin Gezi zamanında hafif bıyık altından güler tavır takınmaları gibi biraz “hafif” gelmiş olabilir. Katalunya itfaiyesi ve bölgesel polis mensuplarının, devletin güvenlik görevlileriyle oy kullanmaya geceden gelmiş halkın arasına girmeleri ise bizim gibi merkezi devletten başkasını bilmeyen faniler için herhalde ilginçti.

Polis şiddetinin hafifi ağırı olmaz sanırım ama TOMA’larla su sıkma, halkı gaza boğma gibi “uygulamalar” en azından yaygın olarak yoktu. Halk direncini özellikle –hatta münhasıran- pasif tepkilerle ortaya koydu. Çoğu plastik mermilerden, polis müdahalesinde yaralanan 800 civarında kişinin hastaneye kaldırılmış olduğu Katalan makamlarınca, güvenlik görevlilerinden de 30’u aşkın yaralı olduğu Madrid tarafından duyuruldu.

Ankara, ilgileniyor mu bilmem ama, muhtemelen bu durumdan Descartes’ı anıp (kahkaha efekti) yanlış şekiller üzerinde doğru fikir yürütme yerine yanlış dersler çıkaracaktır. “Siz millet, onlar illet” ve TBMM’de temsil edilen üçüncü parti altı milyon seçmenin oyunu almış HDP’ye “onların yeri Kandil” seslenişiyle hepimizi layığınca kucaklayan Sayın Cumhurbaşkanı herhalde “işte AB dediniz, AB’de olan bu” sonucuna varacaktır.

Benim gibi hukuk devleti, laiklik, çoğulculuk, katılımcılık (ademimerkeziyetçilik) diye sayıklayıp yerli ve milli soldan-sağdan tükürük yağmuruna tutulmaya artık alışkın bir liberter olduğu denli gafil muhalif içinse İspanya örneği tarihsel dönüşüm ve etkin yönetişim bakımlarından yakından incelenecek bir örnek olma özelliğini koruyor. Dileyen Katalunya gibi Bask ve Galiçya özerk bölgelerine anayasasında “federasyon” yazmayan resmi adıyla İspanya Krallığı’nda ne tür anayasal haklar tanınmış bakabilir.

İspanya Krallığı’nı geçtim tüm idari yapımızın ilhamını veren Fransa’nın, Üçüncü Cumhuriyeti’nden bugünkü –ve halen memur nüfusunun yüzde kırkının başkent Paris’te olmasıyla – en merkezi AB ülkelerinden olan (üniter devlet) Beşinci Cumhuriyeti’ne hangi aşamalardan geçerek geldiği, De Gaulle’ün getirdiği yarı-başkanlık sistemi, yine De Gaulle’ün 1969’da referandumu kaybedince çekilişi, AB bölgeler sisteminin Fransa’da nasıl uygulandığı vb. üzerine kafa yormak için hâlâ geç midir, onu da bilemem.

Değerli Ümit Akçay hocamızın bu sütunlarda yayımlanan son yazısındaki aciz bendenizce veciz bulunan “Otoriter yönetimlerin sınırını muhalefet çizer. Sosyal haklar gibi hukuk da biz kazanmadıkça kimse tarafından bize verilmeyecek.” cümleleriyle bitirelim öyleyse.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı