Sorun ABD vizesinden derin


15.10.2017 - Bu Yazı 347 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Mesele, tamam mı, devam mı meselesi. Nerede tırak, orada bırak noktası. Bu bakımdan, mübalağa sanatına sığınırsak, ABD’nin (Türkiye vatandaşlarına vize vermeyi değil) Türkiye’deki misyonlarında vize işlemlerini durdurması “bütün krizlerin anası”. Aynı bağlamda şimdilik 2019’da yapılacağı varsayılan 2019 Başkanlık Seçimi bütün diplomatik krizlerin ve yurtdışı askeri maceraların ortak arka planı.

Bağdat’taki görevime 14 Eylül 2003 tarihinde başladığımda ABD ile buzul çağı en soğuk günlerindeydi. Önce Irak’a yapılacak askeri müdahale için ABD kuvvetlerinin ülkemizden geçmesini sağlayacak tezkere 1 Mart 2003’te TBMM’de reddedilmişti. Ardından 4 Temmuz 2003’te Süleymaniye’de görevli Özel Kuvvetler timimizin mensupları, Kerkük Valisi’ne suikast hazırlığında oldukları gerekçesiyle, ABD askerlerince başlarına çuval geçirilerek gözaltına alınmıştı. Bugünkü durumla, o günleri karşılaştırmanın zihin açıcı olabileceğini düşündüm.

O dönemde, komşuda Irak’ta Saddam Hüseyin’in dikta rejimi haftalar içinde yıkılırken, içerideki kurulu düzen-AKP iktidar mücadelesi, dışarıda ABD düşmanlığı ve Kürt fobisine dönüşmüştü. Biz Irak’ta biraz yahut basbayağı etkisiz eleman konumunda kalmıştık. Tezkere sonradan geçse de Irak’ta koalisyon ortağı mıyız, değil miyiz belli değildi. Hani yüksek sesle “koalisyon ortağıyız” desek, bu defa içeride bazı kafası kırıklarca çürük yumurta yağmuruna tutulmak işten değildi.

Bağdat’ta Yeşil Bölge’ye girmek bir dert, havaalanına gitmek ayrı dertti. Yeşil Bölge’ye girseniz ABD Büyükelçiliği’ne alınmak başka dert. Tabii ABD Büyükelçiliği’nde geçtim büyükelçinin kendini, herhangi bir siyasi işler yetkilisinden randevu alabilirseniz. Bir keresinde 50 derece sıcakta araç kuyruğunda beklemekten sıkılıp, Savunma Bakanlığı (“DoD”) sözleşmeliler ve koalisyon ortakları şeridine geçmiştik. Oradaki ABD’li askere “biz de müttefik devletiz, NATO üyesiyiz” demiştim. Askerin cevabı “NATO ne?” olmuştu.

Bir başka sefer Büyükelçi Ünal Çeviköz için ABD’li muhatabı Zalmay Halilzad’dan binbir iletişim güçlüğü ve bürokratik barajı aşarak randevu almıştık. O kontrol noktası, bu arama derken nihayet ucu ucuna ABD Büyükelçiliği’ne geldik. Kapıdaki Guatemala yerlisi güvenlikçiye herhangi bir dille niye, neden geldiğimizi anlatma olanağı yoktu. Ben babadan kalma usülle kulağına bağırırsam anlar yaklaşımını denerken, Büyükelçi Çeviköz’ün her zamanki serinkanlı tavrıyla “sakin ol azizim” diye yatıştırıcı tavrını anımsadıkça hâlâ gülümserim.

O arada Vaşington Büyükelçimiz Faruk Loğoğlu da ABD’de girişimler yaparak bizi koalisyon ülkeleri listesine aldırmaya çalışıyordu. En önemli destek de Paul Wolfowitz’di. Fakat koalisyon ülkesi olmak yahut olmanın duyurulması ne milliyetçi-mukaddesatçı AKP’nin ne ulusolcu-Avrasyacı kurulu düzenin işine gelecek şey değildi. Nihayet Türkiye’ye Sünni Arapları yeniden siyasi düzene çekmeye katkı gibi bir işlev düştü de buzlar erimeye başladı. On seneye kalmadan Kürtlerle de ara düzeldi.

Macar Bolyai ve Rus Lobachevsky hiperbolik geometrinin temellerini atmıştı.

Geometriden anladığım okulda öğrendiğim kadar. Fakat bizdeki siyasi yelpaze iki boyutlu da, bir ucunda laikçi-ulusalcı-Avrasyacılar öbür ucunda milliyetçi-mukaddesatçı-ümmetçiler yok. Zaten hem ümmeti hem milleti bir arada savunmak için Osmanlı Milletler Sistemi’ne ters perende atmak gerekir – yoksa “o ters takla atıldı” mı dediniz? Bolyai-Lobachevsky’nin hiperbolik ortamını andırır biçimde bu iki uç gibi görünen akım eğik, bükük bir uzayda buluşmuş durumda. Belki ABD’nin bir türlü anlayamadığı da bu.

Başbakan Yıldırım “Türkiye’de neden kamuoyu yoklamalarında toplumun yüzde sekseni Amerikan aleyhtarı çıkıyor ABD bunu kendine sorsun” derken haksız değil. Bu şunu da işaret ediyor Sayın Başbakan ve iktidar açısından: “bizim bu durumu değiştirmeye ne niyetimiz ne motifimiz var.” Öyleyse kısaca resmetmeye çalıştığım tezkere ve çuval devri şimdikinden çok daha sert görünmesine rağmen, içinde olduğumuz güncel kriz düşünsel/tarihsel bakımdan çok daha derin. “Mesele vize değil, sen daha anlamadın mı?” hesabı.

Mesele, tamam mı, devam mı meselesi. Nerede tırak, orada bırak noktası. Bu bakımdan, mübalağa sanatına sığınırsak, ABD’nin (Türkiye vatandaşlarına vize vermeyi değil) Türkiye’deki misyonlarında vize işlemlerini durdurması “bütün krizlerin anası”. Aynı bağlamda şimdilik 2019’da yapılacağı varsayılan 2019 Başkanlık Seçimi bütün diplomatik krizlerin ve yurtdışı askeri maceraların ortak arka planı. Soru, Türkiye 2019 sonrasında iki yüz yıldır ait olduğu “Batı” değerler ve devletler ailesinden kopuyor mu?

Bu temel soruya tek başına bir lider ne denli popüler olursa olsun keyfi biçimde karar veremez ve komşudaki IKB Başkanı Mesut Barzani’ye (bence haksızca) yakıştırılan “çocukluk/ergenlik hayallerini gerçekleştirme” hülyası peşinde bu ülkeyi uçurumdan yuvarlayamaz. Burada en önemli işlev de kendine “milliyetçilikte iktidarla yarışınız” ödevi verildiğini vehmeden mümtaz ana muhalefete düşüyor. Artık ana muhalefetin ısrarla barışçıl diplomasinin ulusal itibar getirisinin altını çizmesi, dış siyasette akılcılığı, uzgörüyü, sağduyuyu, öngörülebilirliği öncelemesi gerekiyor.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı