Devletin fazlası, kuralın azlığı


29.10.2017 - Bu Yazı 791 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gençlerimizin yaratıcı pastacılar olmak yerine devlet otoritesini yerleşik kılacak bekçilere dönüşmesini sağlayan bir kültür mü istiyoruz? Kuralların olmadığı, olan kuralların uygulanmadığı kentlerimizin bitmeyen karmaşası yaratıcılığımızı destekliyor mu, boğuyor mu? Devletin, yönetilenin yöneticisini tanıdığı, hesap sorduğu, ona fiziken de uzak olmadığı bir yönetim reformuna ihtiyacı yok mu?

Neredeyse hiç televizyon izlemiyorum ama geçen cumartesi gecesi Fransızların resmi uluslararası kanalı TV5 Monde’da pastacılar yarışmasına denk geldim. Anlayacağınız üzere, pek çok benzerleri gibi burada da bir grup genç ve (sanat düzeyinde) çok yetenekli pastacı çeşitli müsabakalarla hünerlerini sergiliyor.

Dikkatimi çeken hiçbir yarışmacının “Rabbim nasip kısmet ederse” gibi mukaddesatçı, veya “amacım Fransa’nın ulusal kültürünü dünyaya tanıtmak” gibi milliyetçi ifadeler kullanmaması oldu. Dahası, örnekse benim izlediğim (tek) bölümde büyük finale doğrudan katılma hakkı kazanan Uzakdoğu kökenli kadın yarışmacının, ailesinin ve kendinin çektiği zorluklara atıf yaparak duygulara oynamak yoluna yönelmemesi.

Üçüncüsü ise, yarışmacı gençlerin her birinin olağanüstü zaman baskısı altında hem üretim/yaratım sürecini yönetmekteki disiplinleri hem otoriteye karşı rahat, özerk tutumları. Hepsi neyi neden yaptıklarını çok iyi açıklayabildikleri gibi, jüri üyeleri de hiçbirini aşağılamadan, iradelerini kırmadan cesaretlendirici ve somut biçimde yol gösterici davranıyor. Toplumsal harmanın kıvamı böyle tutmuş.

Bizde ise herhangi bir süreci A’dan Z’ye yürütüp, sonuçlandırmak nadir görülür. İşi kişiselleştirip “ya sen kimsin, haddini bil!” silahına davranmadan yönetmekse yaygın yaklaşım. Bir ara bizde bilinmeyen, uygulanamayan, öğrenilemeyen kavramlar, işler sözlükçesi yapmayı düşünmüştüm. İlk aklıma gelenler: “denetim”, “bakım”, “toplantı” olmuştu.

Sürekli geçtiğim metro istasyonlarından Gayrettepe’de yürüyen yollar var. Bunlar daha 19’uncu yüzyılın başında kurulmuş dev Alman çelik firmasına ait. Demek biz 21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde (hâlâ) yürüyen yol (dahi) yapamıyoruz. “Yürüyen yolu bırak kardeşim, yazılım yapalım” diyebilirsiniz. Ama onu da yapamıyoruz. Zira süreç yönetecek disiplinimiz yok. Yaratıcı otorite tanımazlığımız da. Disiplini, otorite tesis etmek sanıyoruz.

Sözünü ettiğim yürüyen yollar her gün arızalı yahut bakımda. Yine demek ki ya kurulurken ve kullanılırken “denetim” yok, ya “bakım” yok, ya neyin yanlış gittiğine dair Alman tedarikçiyle karşılıklı oturup konuşulan “toplantı”. Büyük olasılıkla üçü de yok. Neden yok? Bunlar olsaydı zaten bizde yönetim çok daha etkin olurdu. En azından yönetim nasıl daha etkin olsun diye karşılıklı insan gibi birbirimizi “vatana ihanetle” suçlamadan tartışıyor olurduk.

Mücahit Bilici, Tanıl Bora’yla Birikim Dergisi’nde yayımlanan söyleşisinde “Devlet konusunda liberter bir çizgideyim. Devlete sadece düşman olmak gerektiğini düşünüyorum.” diyor. Bilici, New York CUNY’de sosyoloji hocası.

ABD anayasasına 1791 yılında yapılan ikinci değişiklikte yurttaşın silah bulundurma ve taşıma hakkı güvence altına alınıyor. (“A well regulated Militia, being necessary to the security of a free State, the right of the people to keep and bear Arms, shall not be infringed.”) Burada amaç, gün gelir “federal devlet” niyeti bozarsa onun otoritesine karşı ve belki hatta (bizim “eyalet” dediğimiz) “federe devlete” de karşı yurttaşın, bireyin hak ve özgürlüklerini korumak.

Bizde “mahalle baskısı” kesmedi, mahalle bekçiliği teşkilatı yeniden kuruldu. Sayın Cumhurbaşkanı esasen muhtarlarla her hafta doğrudan hasbıhal ediyor. Kimilerimiz bu tasarlanan bekçi teşkilatının İran’daki “besiç” yapılanmasına evrilmesi tehlikesini gündeme getirmeye çalışıyor. Oysa OHAL’de mevcut kurallar bile askıda.

Irak Kürdistanı kendi içine çöktü. Barzani ve Talabani sülalelerinin hem kendi iç iktidar mücadeleleri hem birbirlerine olan derin nefreti bir federe devlet yapılanmasına dahi cevaz vermedi. Ya kazanan Bağdat? Acaba Haşd-ı Şabi milisi, ulusal silahlı kuvvetler çatısı altına sokulabilecek mi? Pekiyi Sünni Arapların merkezle ilişkisi nasıl tanzim edilecek? Irak’ta ortak yurttaşlık bilinci var mı, olur mu? Bunlar devlet kurmanın, olmanın ABC’si. Kestirmesi, hızlandırılmış çekimi var mıdır, bilemiyorum. Sanmıyorum.

Gençlerimizin yaratıcı pastacılar olmak yerine devlet otoritesini yerleşik kılacak bekçilere dönüşmesini sağlayan bir kültür mü istiyoruz? Kuralların olmadığı, olan kuralların uygulanmadığı kentlerimizin bitmeyen karmaşası yaratıcılığımızı destekliyor mu, boğuyor mu? Devletin, yönetilenin yöneticisini tanıdığı, hesap sorduğu, ona fiziken de uzak olmadığı bir yönetim reformuna ihtiyacı yok mu? Devletin şiddet tekeli bir yanda, onun ceberrut olmasının önünü alacak kurallar bütünü, hukuk devleti, şeffaflık beri yanda. Kültürel dönüşüm ise görünmeyen bir ufukta galiba.

Tüm okurlarımın Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarım.

.

Facebook Yorumları

Kod8
19.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8