Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet


5.11.2017 - Bu Yazı 518 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hem iktidar hem ana muhalefetten eşit derecede küfür işitmek isterseniz, benim gibi ademimerkeziyeti savunabilirsiniz. Çoğulculuk Alevilere de hitap ediyor ama anadilde eğitim bahsi açmazsanız. Laiklik deyince CHP “tamam” der, tanımını “kamu düzeninin ladini kılınması” dediğinizde onlardan da kaşlarını kaldıran çıkar.

İdari düzenimizin neredeyse tamamen esin kaynağı olan Fransa’da Yüksek Mahkeme, üzerinde haç olan bir heykelin kaldırılması gerektiğine hükmetti örnekse.

Aynı Fransa’da ilköğretim döneminde sınıfların duvarlarına haç ve benzeri simgeler asılamadığı gibi öğretmenler boyunlarına haç da takamıyor. Benim bulduğum rakamlara göre Fransa’da 1972’de nüfusun yüzde 87’si kendine Katolik derken bu oran 2010’da yüzde 65’e inmiş. Konuyla doğrudan ilgisi yok ama bu arada Fransa’da ikinci din İslam, Protestanlık değil.

Protestanlık deyince, Oxford Üniversitesi’nden John Wycliffe 1300’lerin ortasında İncil’i İngilizceye çevirmiş, 1408’de yasaklanmış. Oysa gerek Farslar gerek Türkler İslam dinine geçerken Kuran’ın kendi dillerinde meallerini yazmışlar. Hatta 1401’den kalma bir Bursa mealini TDK da yeniden basmış yakın zamanda. 

Öyleyse ilerleme, aydınlanma, yurttaşlık biraz da başkaldırıyla oluyor desek yanılmayız herhalde. Başkaldırı sorgulama da demek, kendi için neyin doğru ve yararlı olacağına kendi karar verebilmek, hür birey, eşit yurttaş olabilmek demek. Yahut bunları elde etmek başkaldırmadan, yalnızca otoriteye yakararak olmuyor galiba.

Laiklik, çoğulculuk, katılımcılık üçü bir arada olmadan da demokratik cumhuriyet olmuyor. Cumhuriyeti savunmak, zoraki CHP devletçiliğine teslim olmak değil. O, büyük harflerle DEVLET.

Ben yirmi yıl devlet memuruydum. Memura “ne istersin” diye sorarsanız, işin doğası gereği, “çok çalışıyorum, adamım yok, ödeneğim az” der. Aynı doğrultuda, devlet aygıtını bırakırsanız, evinizin içine kadar girip yatak odası kapısının iç tarafına talimatname çakmaya kadar vardırır düzeni.

Pek çok insan hürriyet uğruna mücadele etmeye hatta canını vermeye hazır. Daha fazlası ise kamu düzenini korumak için. Bize dayatılan kamu düzeni (güvenlik diyorlar) ile özgürlük “dengesi” de bu. Oysa böyle bir denge yok, bu bir hurafe, tümüyle palavra, atın çöpe.

Bu yönüyle baktığımızda kurulu düzenin, devletin dışından iki parti AKP ve HDP’nin Barış Süreci ortaklığı doğaldı. Ana muhalefet bugün bile Dolmabahçe Mutabakatı’nın fotoğrafını Meclis kürsüsünde sallayıp “bunun hesabını soracağız” demiyor mu?

Zira CHP için “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” mutlak öncelik. Önce devlet demeden, cumhuriyet diyemiyor. Deyim yerindeyse hafsalası almıyor, sözcük dağarcığı “hata” ışığını yakıp, söndürmeye başlıyor. Ya 2002’de devlet, kurulu düzen dışından iktidara gelen AKP’de güncel durum ne?

AKP’de belediye başkanlarının görevden alınmasında bunların “dükalık” gibi hareket etmelerinin, AKP il başkanlarından bağımsız davranmalarının başlıca etmen olduğu haberi sızdırıldı. Bu çizgiye işaret parmağımızı koyup izlersek, belediye ve il başkanlıklarının tek koltukta toplanması, hatta öyle değil mi, valilik makamının da bu tek şapka altına dercedilmesi aranılan “etkin yönetim” formülünün doğal unsuru değil mi? Tekerleğin yeniden keşfi gibi “parti-devlet”.

Bir de konunun, malumatfuruşluk olacak ama göstergebilimsel mi demeli, kültürel geri dönüşüm boyutu var. Başına gelmedik kovuşturma kalmayan Grup Yorum “Başına bir hal gelirse (canım)/Dağlara gel dağlara/Seni saklar vermez ele (canım)/Dağlara gel dağlara” diyor tanınan şarkısında.

Göztepe taraftarı ise, daha (eski patronum) Mehmet Sepil eli değmeden alt liglerde uğraş verirken, almış bunu uyarlamış. Devlet ne yapsın? Göztepe, İstanbul’un üç büyüklerinin ardından, Trabzonspor’un da önünde marka değerinde dördüncü sırada. Grup Yorum’a dokunmak başka, Göztepe başka.

“Kürt anasını göremesin” zihniyetiyle getirilen yüzde 10 seçim barajını HDP önce mahalle mahalle seçmenini örgütleyerek, nihayet şimdi Edirne’de tutsak Demirtaş’la aşarak yıktı. Bu defa, devletin yanıtı tutuklamalar ve kayyumlar oldu. Güneydoğu’da HDP’li belediyelere yöre halkının iradesini hiçe sayarak atanan kayyumlar aslında bizim de zihin dünyamızın sınırlarına bekçi dikildi.

Osman Kavala, sivil toplum girişimcisi bir işinsanı. İçeri tıkıldı. ABD’de solun zerre hazzetmediği Koch kardeşler servetlerini Obama’nın başkanlığına karşı çıkmaya ve o dönemde, ikinci kere seçilememesine seferber etmişlerdi. Koch’lar, Trump kampanyasını ise desteklemedi. Ne Obama’dan, ne Trump’dan başlarına bir iş gelmedi. Evet, “yanıt veriyorum, C, son kararım”: hukuk devleti.

Diyeceğim o ki, bize bir hayır gelecekse, omuzlarımızın üzerinde taşıdığımız saksıları çalıştırmaktan gelecek. Saksıları çalıştıracağız, takıntılarımızı bir yana bırakacağız, en azında yolun şu “katırlarla devam edilecek” engebeli kısmında demokrasi düzleminde buluşup, örgütlenip yurttaşlık mücadelesi vereceğiz.

Yurttaş olmaya giden yol birey olmaktan başlıyor. Bireyin işi, hele ülkemizde, devletin alanını daraltıp, geri iteklemek olmalı. En başta hukuk devleti ama hemen ardından laiklik, çoğulculuk, ademimerkeziyetçilik olmadan da yurttaşlık cebimizde taşıdığımız nüfus kağıdından ibaret kalacak.

 
.

Facebook Yorumları

reklam
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı