Uçurumun kıyısında


18.12.2017 - Bu Yazı 247 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Putin bıçkın bir tavırla oturduğu uçak koltuğundan kanat ucundaki eşlikçi Rus avcı pilotlarını ifadesiz gözlerle izliyor. Şi, Çin Komunist Partisi Kongresi’nde sahne ışığını almış, onu alkışlayan binlerce delegeye mütebessim bir çehreyle bakıyor. Trump, dudaklarını büzmüş, fönlü saçları parıldayarak az önce imzaladığı ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma yasasını taşıyan kartonu, kameralara gururla gösteriyor. Bizlerse bu seçkinler panteonunu gözlerimiz fal taşı gibi açık ürpermelerle izliyoruz.

Ülkemiz coğrafi olarak yüksek gerilim hatlarının ortasında. Popülizme henüz çare üretemeyen demokrasiler ile çevresinde liberal demokrasi görmek istemediği belirginleşen Putin’in Rusya’sı arasında. Artık kuzeyde, güneyde illiberal demokrasinin, otoritarizmin küresel sancaktarı Putin Rusya’sıyla komşuyuz. Askeri güç projeksiyonu ve onu destekleyecek ekonomik kapasitesi kısıtlı olsa da yeni bir özgüven bulmuş İran da komşu. İç savaşın kavurduğu ve ayakta kalan Baas diktası rejiminin hafızası hiç yadsınamayacak Suriye. Kürtleriyle Arapları arasında yeni bir gerilim dönemine giren, Sünnilerinin Şii merkezle ilişkilerinin oturacağı yeni denge belirsiz Irak.

Ülkemiz tarihsel olarak da geçmişiyle geleceği arasında sıkışmış durumda. Ekonomik, kültürel, demografik hatta siyasi yüreğimizi Balkanlar’da bırakıp göz açıp kapar gibi on milyon nüfusun altındaki bir Anadolu’ya dönmüşüz. Yine göz açıp kapar gibi, “Müslüman kardeşlerimiz” Araplar, nedenleri haklı/haksız, bizi bir başka emperyal güç Britanya ile değiş-tokuş etmiş. Kozmopoliten İstanbul başkentli çok uluslu imparatorluktan, “devrim” başkenti Ankara olan ulus devlete geçmişiz. Rumlar mübadeleyle, Ermeniler soykırımla sökülüp atılmış, Yahudiler örselenmiş, Aleviler can derdine düşmüş, Kürtler yeniden iç tehdit görülmüş.

Putin bıçkın bir tavırla (tabii kemer takmadan) oturduğu rahat uçak koltuğundan kanat ucundaki eşlikçi Rus avcı pilotlarını ifadesiz gözlerle izliyor. Şi, Çin Komunist Partisi Kongresi’nde sahne ışığını almış, mütebessim bir çehreyle onu dakikalarca alkışlayan binlerce delegeye mütebessim bir çehreyle bakıyor. Trump, dudaklarını büzmüş, fönlü sarı saçları parıldayarak az önce imzaladığı ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıma yasasını taşıyan kartonu kameralara gururla gösteriyor. Bizlerse bu seçkinler panteonunu gözlerimiz fal taşı gibi açık, sırtımızda soğuk ürpermelerle izliyoruz.

New York’ta İkiz Kuleler’e 11 Eylül 2001’de yapılan intihar saldırıları ABD için Pearl Harbour baskınından da ciddi bir travma yarattı. Bunun oradaki “Arap” ve “Müslüman” imgesini dönüştürdüğünü biz katılmasak da veri kabul etmeliyiz. Aynı biçimde, Kosova ve Bosna savaşları döneminde olmadığı biçimde, Suriye (ve öncesinde bir ölçüde Irak) kaynaklı Müslüman mülteci akını Avrupa’da nativist popülizmlere güç verdi. Öyle ki kimilerine göre bugünün Müslümanları, iki dünya savaşı arasının Yahudileri.

Tarihsel emperyal geçmiş bagajımız, nüfusumuzun neredeyse tamamının Müslüman oluşu, yüzümüzü yüzyıllardan beri Batı’ya dönmemiz bizi bu çağ burulmasının tam gözüne oturtmuş durumda. İki zaman boyutu arasında sıkışmış gibiyiz. Bizim için radikal İslam da dert, Avrupa’da yükselen İslam düşmanlığı da. Putin’in demokrasi düşmanı yakın çevre yayılmacılığı da, üyesi olduğumuz Batı ittifakının lokomotifi ABD’nin, yeni makinisti Trump’la porselen dükkanına dalmış fil yürüyüşü de.

Başa dönelim, Avrupa’da yeni popülizm ABD’den farklı biçimde kimlik değiştirdi. Şimdi, Yahudileri, kadınları, LGBTİ’leri dışlamadan laik demokratik toplum dokusu savunusu kisvesiyle Müslümanlar, Araplar, karakafalar şeytanlaştırılıyor. Bu yaklaşım, bu akımlar (henüz) muhalefette kaldıkları cihetle, dış politikada “ısıracak dişleri” olmasa da, bizi ilgilendiriyor. ABD’nin ise Muhammed bin Salman (MbS) Suudi Arabistanı’na (SA) ve o SA üzerinden bir ölçüde Sisi Mısırı’na adeta bir Faust pazarlığıyla ihale ettiği Ortadoğu siyaseti de ilgilendiriyor.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı H. R. McMaster’in Türkiye ve Katar’ı bölgede radikal ideolojinin yeni sponsorları diye hedefe koyması bu siyasetin uzantısı. ABD’de Trump’ın seçim kampanyasını destekleyen, Kırım’ı ilhak eden, AB içinde her türlü popülist hareketi destekleyen Putin’in ülkemizde de Avrasyacılık adı altında yeniden piyasaya sürülen içi boş, sesi yüksek, devlet aygıtının güvenlik ve yargı ayaklarında etkin akıma en azından dolaylı yollardan omuz vermediğinden emin miyiz?

Sürüklenip geldiğimiz bu uçurumun kenarından nasıl döneriz? Hepimizin ortak vatanı olan bu ülkenin enkazı altında hep birlikte kalmadan dönebilecek miyiz? Demokrasi, hukuk devleti, laiklik, çoğulculuk, katılımcılık. Akılcı, gerçekçi, sağduyulu, soğukkanlı, uzgörülü bölgesel dış siyaset. Benim güdük aklım bu kadarına eriyor. Bunları mezarlıktan geçerken ıslık çalma ediminin ötesinde, itibarı iç ve dış barışta arayan yeni bir aktivizme evirmeyi becerebilmeliyiz. Beceremezsek yandı gülüm keten helva.

.

Facebook Yorumları

reklam
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı