Cumhuriyetimizin sonu


27.12.2017 - Bu Yazı 815 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Artık hukuk devletinden çıktık. Hukuksuzluk, hukuk boşluğu, gri alan, (hukuken sanki 1918 Mondros Mütarekesi ile 1923 Cumhuriyet ilanı arasındakini andırır) bir “interregnum” dönemindeyiz. En korkuncu devletin şiddet tekelini kendi eliyle paylaşacak olması.

GazeteDuvar’ın sütunlarında Kemal Can siyaset zeminini korumaktan, nidanın yerine sözü koymaktan bahsediyor. Dinçer Demirkent, başyapıt niteliğindeki “Bir Devlet, İki Cumhuriyet” kitabında ve yine bu sütunlarda yeniden kuruluş gereğini, mevcut OHAL koşullarında, YSK ve HSK’nin bu yapılarıyla seçimin anlamsızlığını, demokrasiyi geri çağırmak gerektiğini, anayasal bir boşlukta olduğumuzu vurguluyor.

Prof. Dr. Hanioğlu Sabah’taki Pazar yazılarında ülkemiz yakın tarihinin tahlilini “ihya temelli muhafazakarlık” ile “seküler ilerlemecilik” yahut “devletçi modernleşmecilik” ile “kalkınmacı muhafazakarlık” gibi hatlar üzerinden yaparak, bana göre bildik sol-sağ yahut devrimci-milliyetçi/mukaddesatçı gibi ayrımlardan çok daha aydınlatıcı oluyor. Oluyor da olmuyor.

Başkaları da yazıyor tabii. Pek çokları farklı mecralarda siyaset faaliyetine de devam ediyor. Selahattin Demirtaş gibiler tutsak. Murat Sabuncu, Ahmet Şık gibiler de. İşte Çağlayan’daydık, işte Kadıköy’deydik. Dahası, TBMM açık mı? Açık. Bakın bütçe görüşmeleri daha yeni tamamlandı. Al gülüm, ver gülüm. Olmuyor.

Güzel filmler çekiliyor. Bakın Emre Yeksan’ın Körfez’i yeni çıktı. Ta Beylikdüzü’ne taşınmış kitap fuarında izdiham yaşanıyor. Geçen gün henüz 11-12 yaşında öğrenciyken, öğle tatillerinde kaçak girip erotik filmler seyrettiğimiz batak Ercan Sineması’nın yerine Şevket Çoruh’un muhteşem bir salon haline getirdiği BabaSahne’de çok zamanlı ve vurucu Caligula oyununu izledim misal. Daha ne?

Herhangi bir gece Kadıköy çarşısında dolaşın, affedersiniz kızlı-erkekli hatta kadın kadına ilişilmiş masalar capcanlı. Kahkahalar, sohbetler. Yahut Dalyan’dan Caddebostan’a bir yürüyüş yapın, durum aynı. Binin metrobüse, metroya. Kulak kabartın, memleketin ahvaline dair pek konuşan yok sanki. Belki başımıza gelen ah tüm bu felaketlerin YAEciler yüzünden olduğunu duyarsınız. “Kürtler için ne önerirdiniz mirim” diye ise sakın sormayın.

Anamuhalefet? 2019’da Adalar’a çıkmak hevesi var. Yok, Büyükada’nın Viranbağ’ında buluşmaya değil, Ege’dekilere. Filistin milli davamızmış. Sivas Katliamı’nın yıldönümünde İyi Parti’ye demokrasi ve ülkücüler çiçeği atıyor. İnce işler bunlar, ufuktaki seçimde yüzde 60’la iktidara gelinecek. Ataşehir Belediye Başkanı görevden alınıyor, kayyum atanmıyor. Kayyum Kürde lazım. Ama anamuhalefet “aaa, bu kadarı da fazla” diyor.

Neyse dertleşmek değil amacım. Bizim ancak figürasyon yapabildiğimiz bu kötü film de bitti işte. Bu cumhuriyetin sonu geldi. Kızmayın yahu, Fransa 5. Cumhuriyet’te. Bir ara 2. Cumhuriyet derdik de şimdiki YAEcilik gibi katrana bulanıp, tavuk tüyleriyle uğurlanacaktık köyden. Artık hangi köyse. Sevsinler köyünüzü diyesim de yok değil. Evli evinde, köylü köyünde. Herkes kendi mahallesinde.

Murat Sevinç, katıldığı Adalet Yürüyüşü’nden sonra Sayın Kılıçdaroğlu’na bu hamlenin devamını forumlarla, halka giderek, halka kulak vererek, nerede kimin derdi varsa oralarda dinleyerek getirmesini önermişti. CHP, Mersin’de narenciye çalıştayı yaptı. Ordu’da sanırım fındık kurultayı topladı. İktidarın Sarıkamış’ının karşısına Çanakkale ile çıktı. Oysa yürümüştü Kemal Bey Ankara’dan dışarı. Ankara galiba Kemal Bey’i bırakmadı, içine geri çekti.

Sayıklamalarımın özcesi şu azizim: Rejim değişti, iş yeni rejime hukuk esvabının giydirilmesine kaldı. Anayasa hukukçusu değilim ama görebildiğim kadarıyla son iki KHK ile OHAL olağanlaşmış, yerleşikleşmiş oldu. Artık hukuk devletinden çıktık. Hukuksuzluk, hukuk boşluğu, gri alan, (hukuken sanki 1918 Mondros Mütarekesi ile 1923 Cumhuriyet ilanı arasındakini andırır) bir “interregnum” dönemindeyiz. En korkuncu devletin şiddet tekelini kendi eliyle paylaşacak olması.

Bazı sözcükler bize terso gelir. Misal muhalefet dersen olur da direniş dersen, aman ha. Direnç de güzel sözcük, reaksiyonu çağrıştırır. Halk hele halklar hiç deme, çoğulculuk sakın ağzına alma. Müslümanım de, millet de. O olur. Muhalefetin de millisi, yerlisi makbul. Daha düz söyleyelim aranan, istenen demokrasi güçlerinin figürasyonu, otoritarizme meşruiyet kazandırması. Figüranlığı reddedenlerden birkaç alıntı yapayım.

Selahattin Demirtaş: “Darbeciler tek tip kıyafet giyer mi, giymez mi umurumuzda değildir. Ancak onbinlerce siyasi tutsağı darbecilerle eşitleyen bu onursuzluğu asla kabul etmeyeceğiz. Bize tek tip kıyafet verilmesi halinde parçalayıp çöpe atacağız.” (https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2017/12/24/selahattin-demirtas-kimse-daha-fazla-atesle-oynamasin/)

Ahmet Şık (Kaynak:@pressout): “Karşımıza çıkan tablo şöyle: Çoğulculuğa değil çoğunlukçuluğa sırtını dayayarak memleketin kendinden olmayanlarına değişik biçimlerde ve düzeyde terörist muamelesi yapan bir iktidar var. Terörist muamelesini akıl almaz suçlamalara dönüştüren iktidar güdümünde bir yargı var.” Bunun üzerine mahkeme heyeti reisi önce “Ahmet Şık sizin oğlunuz değil, sen değil siz diyeceksiniz” diyen izleyiciyi, sonra Şık’ı salondan çıkartıyor. (25.12.2017 tarihli duruşma)

Kadri Gürsel’in satırlarını anımsayalım: “Erdoğan’ın bu totaliter ruh ve zihin dünyası, bizleri Türkiye Cumhuriyeti’nin özgür, eşit ve reşit vatandaşları olarak görmesine engeldir. İdealindeki koyu istibdat düzenine, biz çocuk olarak kalmaya devam ettikçe ya da çocuklaştıkça varacak. O da bunu bildiğinden kerli ferli insanlara çocuk muamelesi yapıyor.”

Diyeceğim şu: Bu gidişatın mutad Salı’dan Salı’ya grup toplantısı müsamereleriyle durdurulamayacağı gerçeği herhalde artık mümtaz anamuhalefetin muhterem lideri ve mensuplarının zihinlerinde de layıkınca tebellür etmiştir. Cumhuriyet, Atatürk’ün Samsun’a çıkarken kendine sakladığı “milli sır” bilinir. Cumhuriyetçi bildiklerimiz ise, ortak evimiz cumhuriyetten ziyade devlete sahip çıkmaya, devleti geri almaya odaklıdır.

Oysa bugün yaşadığımızın siyaset biliminde yeri bellidir. İspanyolca “autogolpe”, Fransızca “coup permanent” da denilen, deyim yerindeyse “beyaz darbe” bu. “Eldiven” filan gibi esrarengiz isimlerin “postmodern darbe” planlarına konulması boşuna değildi. Mezkur KHK’lerin içeriklerini tartışmak hukukçuların işidir. Bu durumda anamuhalefete düşen ise olağanüstü durumun gerektirdiği olağanüstü yaratıcılıkla cumhuriyete sahip çıkmak, devletçiliği bırakıp, siyaset yapmaya başlamaktır. Aksi takdirde, hukuk devletinin tabutuna çakılan son iki çivi, cumhuriyetimize Fatiha okutacaktır.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
10.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8