Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz

Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler


10.1.2018 - Bu Yazı 344 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD için Cenevre masasına eli boş gitmemenin tek yolu Kürtleri daha doğrusu Fırat’ın doğusunu gri alan olarak elde tutmak. Rusya’nın da çabası Cenevre’deki masa düzenini Kürtlerin de katılımıyla toplanacak Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde kesinleştirmek. Demek ki Suriye dizisinin son bölümleri çekilirken, senaryo gereği bizim canlandırdığımız karakterin rolü bitiyor. Elde kalıyor Payitaht Abdülhamit.

AKP hükümetlerinin Ortadoğu siyasetinin, özellikle son dönemde, kendi içinde sürdürülemez çelişkiler barındırdığını ve sınırımızın hemen ötesindeki akrabalarımız Suriye ve Irak Kürtleriyle, onlar kendilerini hangi siyasal mecralar üzerinden temsil etmeyi tercih ederlerse etsinler, karşılıklı güvene dayalı, akılcı ilişkiler geliştirmenin mevcuda göre çok daha düşük maliyetli, işlevsel ve ulusal güvenliğimizi berkiltecek bir seçenek olduğunu söyleyegeldim. Şimdi, Suriye’de son perdenin de sonuna doğru yaklaşırken, gelişmelerin bizi daha hızlı karar almaya ve tutum değiştirmeye zorladığını düşünüyorum. Ancak, bu yönde bir belirti gözlemlemediğim gibi, ufukta (belki 15 Temmuz 2018 gibi erken bir tarihe alınması muhtemel) başkanlık seçimleri de olduğu sürece, böyle bir değişiklik olacağını öngörmüyorum.

Suriye’de etkin olabilmek için Rusya’dan yeşil, Putin aracılığıyla Şam’dan sarı ışık devşirdik, Fırat Kalkanı’nı böyle kotardık. Gerekçemiz, kerameti kendinden menkul bir “masada olmak için sahada olmak lazım” önermesiydi. Aynı gerekçeyi, Idlip’te de kullandık. Ancak o “harekata” bir isim verilmedi, zira harekat yok ortada. 500 civarında olduğu anlaşılan bir kuvvetin, 1990’ların ortasından bu yana Kuzey Irak’taki askeri varlığımıza benzer biçimde, bu defa Afrin’in güney sınırına konuşlanması (bkz.harita) var. Masa da Astana’da kuruldu, yerimizi aldık. Fakat masada oturan diğer iki paydaş Suriye’ye Esat’ın davetiyle gelen ve onu ayakta tutmak için sahada bulunan İran ve Rusya. Halbuki biz Emevi Camii’nde Cuma namazı niyetiyle çıktıydık bu yola.

Bu durumda Rusya ve İran’la Suriye’deki yol arkadaşlığımız nereye kadar sürer? İşte o sorunun yanıtı bugünlerde belirmeye başladı. Putin, Hmeymim’deki hava ve Tartus’taki deniz üslerinin ilanihaye yenilenmek üzere tahsisine ilişkin anlaşmayı yaptıktan sonra “biz kalıcıyız” dedi. Dudaklarını okursak “herkes gider, biz kalırız” hatta “bizden başka herkes bir gün, belki pek yakında (siyasi çözümden sonra) gidecek, anımsatırım” dediğini de varsayabiliriz. Biz ve İran dahil. İkimizden kim önce gider, çıkmaya zorlanır tahmini güç değil. Hafız Esat döneminden bu yana Rusya’nın Suriye’yle yakın askeri bağımlılık ilişkisi kurduğunu ve Putin’in bu rabıtayı bugün yeniden canlandırdığını biliyoruz. Bilmediğimiz, o dönemde olduğu gibi bugün de, Şam’ın siyaseten ne denli Moskova’nın dümen suyuna gireceği.

Derken iki yenilikle karşılaştık. Biri İran’daki halk ayaklanması, toplumsal huzursuzluk. Ruhani kemer sıkmacı ekonomi politikaları uyguladı. İranlılar, nükleer anlaşmanın bereketini göremedi. Irak ve Suriye’deki askeri maceraların dudak uçuklatan faturaları göze batmaya, cep yakmaya başladı. Trump’ın nükleer anlaşmayı daha ocak ayı bitmeden topyekün çöpe atması gündemde. Dolayısıyla, Esat denge siyaseti gütmek adına İran’a “kal” da dese, İran’ın Suriye’deki ayak izi küçülebilir. Küçülecektir demek için henüz erken.

Diğer yenilik, Hmeymim’de konuşlu Rus uçak ve helikopterlerine yılbaşında yapılan füze saldırısı. Saldırının ardında kimler olduğu hakkında saygın Rusya uzmanı gazeteci Hakan Aksay T24’teki yazısında  hepsinin ucu bir biçimde Ankara’ya çıkan ÖSO, Türkmenler gibi iddiaları Rus basınında yer aldığı şekliyle aktardı. Suriye uzmanı Fransız diplomat Jo Bahout ise saldırıyı  “Özgür Aleviler Hareketi” adıyla Fransa’da kurulmuş ve bugüne dek adını duymadığımız yeni bir örgütün üstlendiğini paylaştı. Bahout, ÖAH’nin önceki açıklamasında da “savaşın Alevi cemaatine çok kayıp verdirdiği ve sadece Esat, Makluf, Şaliş ve Hayer Bey ailelerinden oluşan bir kartelin çıkarlarını koruduğu” ithamının yer aldığına da dikkat çekti. Bu saldırının tam da Sayın Cumhurbaşkanı’nın Paris’e yaptığı yarım günlük çalışma ziyaretine denk geldiğini de herhalde not etmeli.

Hmeymim’e yapılan saldırının akabinde Suriye ordusu İdlip’te süratle ilerleyen bir temizlik harekatı başlattı. Harekat başlarken İdlip’te Asya ve Kafkasya kökenli cihatçıların Heyet Tahrir Şam (El Nusra) içinde faaliyet gösteren örgütü Ecnad el Kavkaz’ın genel merkezi havaya uçuruldu, otuz üyesi öldürüldü. Harekatın ayrıntılarını değerli araştırmacı gazeteci Ümit Kıvanç’ın kendi blogunda paylaştığı yazısında bulabilirsiniz.

Harita: Ümit Kıvanç

Yanisi şu: Astana’daki iki ortağımız İran ve Rusya, bizim “katil Esed” dediğimiz adamı ayakta tutmak için Suriye’de. Aşka sınır çizilmez ama her nesnenin bir bitimi var, mesela Fırat Kalkanı. Astana’yı Rusların yemeğin pişip, Cenevre’de masaya konacağı mutfak olarak gördüğü belli. ABD için Cenevre masasına eli boş gitmemenin tek yolu Kürtleri daha doğrusu Fırat’ın doğusunu gri alan olarak elde tutmak. Rusya’nın da çabası Cenevre’deki masa düzenini Kürtlerin de katılımıyla toplanacak Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde kesinleştirmek. Demek ki Suriye dizisinin son bölümleri çekilirken, senaryo gereği bizim canlandırdığımız karakterin rolü bitiyor. Elde kalıyor Payitaht Abdülhamit. Çünkü düz mantık bunu gerektiriyor, hem o, hem bu olamıyor. Ya o, ya bu mümkün. İkisinin arası da mümkün değil.

Arka planda da İsrail-MbS/Suudi Arabistan-MbZ/BAE-Sisi/Mısır’dan oluşan ABD destekli dörtlü var. ABD ve İsrail kafayı İran’la bozmuş durumda. Biz de tam bu arada Tahran’la kol kola pozlar vermeye başladık. Hem de mayısta yapılacak Irak seçimleri öncesinde Maliki-Abadi rekabeti yaşanırken. Bu hengamede, havuz medyasının bir necip sancaktarı da hedef şaşırtıp, manşet atmış “Ovaköy (Körava) Sınır Kapısı’nı kim engelliyor” diye. E onu Irak Kürtlerine sırtımızı dönerken, haritaya bakmaya küserken düşünecektik. Yapılması gereken tüm komşularımızın içişlerine saygılı, itibarı barışı kurmakta arayan, Ortadoğu’nun Şam ve Kahire dahil tüm başkentleriyle ve Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Kürdistan Bölgesi hükümeti, Suriye’de Demokratik Güçler gibi unsurlarıyla diyalogu sürdüren, üyesi olduğu ittifaklar ve milletler ailesinden uzlaşı ve destek çıkarabilen, ulusal çıkarları öncelerken önceliklerini doğru belirleyen, sağduyulu, uzgörülü, soğukkanlı, tutarlı hedefleri olan etkin bir diplomasi yürütmek. Kendi adıma Şam’la konuşma zamanı geldiğini 2011’den bu yana ilk kez öne sürüyorum. Bunu da “Kürtlerin tepesine birlikte binelim” demek üzere değil komşumuzun çatışmadan arınıp, yeniden inşasına daha güçlü katkı yapmak için önerdiğim herhalde belli.

.

Facebook Yorumları

reklam
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı