Afrin ve sonrası


23.1.2018 - Bu Yazı 932 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Afrin Harekatı esasen Fırat Kalkanı’nın Tel Rifat ve Minnag’ı ilk aşamada, Münbiç’i ise izleyen aşamada içerecek biçimde genişletilmesi olarak görülebilir. Buna karşılık, güncel gelişmeler, eğer bir askeri yanıltma taktiği değilse, Zeytindalı Harekatı henüz Tel Rifat ve (havadan bombardıman sayılmazsa) Minnag’a yönelik bir hareketlilik içermiyor. YPG/YPJ, Tel Rifat ve Minnag’ı Rusya’ya bırakıp çekilmeyi beceremedi. Belki, Rusya Afrin’i olduğu gibi Şam’a devretme önerisiyle gelince pazarlık tıkandı.

Afrin, Halep vilayetine bağlı bir “mıntıka”. Kabaca 30 km x 40 km bir dörtgen. “Kanton” olarak Fırat Kalkanı bölgesinin güneyine doğru (Şubat 2016 itibarıyla eklenen) uzantısı, yerleşim birimi Afrin’in doğusundaki, Minnag Hava Üssü ve onun hemen güneyindeki Tel Rifat. Mıntıkada sivil nüfusun çatışmalardan kaçanlarla birlikte bir milyona ulaştığı sanılıyor. Buradaki YPG/YPJ gücünün büyüklüğünün ise beş bin civarında olduğu tahmin ediliyor.

Harita 1: Afrin- yollar, nehir, yerleşim birimleri (Kaynak: Wikipedia)

Afrin, yer şekilleri bakımından Suriye’nin kalanıyla ve yaklaşık 2000 km’lik Fırat Kalkanı (FK) bölgesiyle de karşılaştırıldığında daha tepelik. Ancak Kuzey Irak gibi olağanüstü sarp dağ silsilelerinden söz etmiyoruz. Münhasıran askeri pencereden baktığımızda burayı elde tutmak için çekilecek korunaklı alan yok. Neredeyse dört tarafından TSK ve TSK destekli ÖSO tarafından çevrilmiş durumda. Hava sahası da Türk Hava Kuvvetleri’nin harekatına açıldı.

Harita 2: Harekatın güncel seyri (Kaynak: @Nrg8000)

YPG/YPJ’nin elinde çok yüksek sayıda omuzdan atılan güdümlü antitank füzeleri (ATGM) varsa harekatın seyri etkilenecektir. Buna karşılık YPG/YPJ’nin direnme kararı alması bir noktadan sonra sivil halkın zarar görmesi ve yerleşim merkezlerinin yıkıma uğraması sonucunu doğurabilir. Fırat Kalkanı’nın yedi ayı aşan bir sürede tamamlanabildiğini hatırlamak da akılda tutulacak bir ölçüt olabilir.

YPG/YPJ’nin olası çekilme yolu da, gelecekse lojistik destek ve takviye yolu da rejim denetimindeki Nubl ve Zehra üzerinden geçiyor (Harita 3). YPG/YPJ sivil halkın arasına da karışabilir. PYD’nin uluslararası propaganda silahı olarak Afrin’den bir “Halepçe” yaratmayı değerlendireceğini ise sanmam. Buna karşılık, “Kobani” karşılaştırmasının da tarihsel ve siyasal konjonktür, coğrafi konum ve güç dağılımı bakımlarından geçerliliği olduğunu sanmıyorum.

Beşar Esat (yani rejim) açısından birincil tehdit ABD’nin ülkedeki varlığı (Harita 4). Beşar Esat’ın TSK’nin Fırat Kalkanı’yla ve Astana Süreci çatışmasızlık bölgeleri uygulaması bağlamında Idlip-Afrin sınırboyuna gözlem noktaları ile obüs mevzileri kurarak Suriye’ye yerleşmesinden hoşnut olmadığı belli. Esat’ın, TSK’nin girdiği yerde kalıcı olduğu tarihçesine bakarak, eğer doğruysa Moskova-Ankara arasında varılmış bir uzlaşıyı herhalde güvenceden saymayacağını da ekleyelim.

Moskova için Ankara önemli. Ankara’nın NATO, ABD, Batı İttifakı ile kavgalı kalması ve Türk Akımı, nükleer güç santralleri, S-400 alımı gibi stratejik işbirliğini derinleştirmesi kendi ulusal çıkarlarının gereği. Suriye’de Moskova’nın istediği Kürtlerin ABD ile arasını açıp, Şam’a mecbur etmek. Oysa Afrin için Ankara’yla anlaşan bir Rusya’yla Kürtlerin birlikte durması için nedenleri pek kalmadı.

Afrin Harekatı esasen Fırat Kalkanı’nın Tel Rifat ve Minnag’ı ilk aşamada, Münbiç’i ise izleyen aşamada içerecek biçimde genişletilmesi olarak görülebilir. Buna karşılık, güncel gelişmeler, eğer bir askeri yanıltma taktiği değilse, Zeytindalı Harekatı henüz Tel Rifat ve (havadan bombardıman sayılmazsa) Minnag’a yönelik bir hareketlilik içermiyor. YPG/YPJ, Tel Rifat ve Minnag’ı Rusya’ya bırakıp çekilmeyi beceremedi. Belki, Rusya Afrin’i olduğu gibi Şam’a devretme önerisiyle gelince pazarlık tıkandı.

Kürtler açısından yegane dayanak ABD kaldı. Şimdi, Münbiç’i de ABD TSK’ne bırakabilir. ABD Savunma Bakanı’nın “olumlu” yahut “soğukkanlı” açıklaması bu yönde bir emare olarak yorumlanabilir. Ayrıca Münbiç, Fırat’ın doğusunda değil (Harita 4). ABD açısından stratejik önemi var mı, ABD burada devriye görevi dahi icra ediyor mu belirsiz. TSK’nin ABD’yle çatışmayı göze alarak Münbiç’e girmesi ise olasılık dışı.

Harita 4: SDG denetimindeki alan ve Münbiç (Kaynak: Sputnik)

 

ABD’nin Suriye’de kalıcılığının en az iki yıl daha sürebileceği anlaşılıyor. Rusya, Hmeymim ve Tartus üslerini otomatik olarak uzatılmak üzere 49 yıllığına anlaşmaya aldı. Bu üsleri elde tutmanın Kürtlerin durumuyla hiçbir ilintisi yok. Kürt nüfusa sahip İran ve Türkiye ise ilelebet bölgede. Diğer taraftan, Türkiye’nin Afrin Harekatı’yla ABD, Rusya öncülüğündeki Astana Süreci’ni bir bakıma sakatlamış oldu.

Bu itibarla, Türkiye’nin Suriye Kürtlerine yönelik siyaseti bakımından, odanın ortasında duran sessiz fil İran. Ancak İran’ın ekonomik yapısı Lübnan, Suriye, Irak, Yemen askeri serüvenlerinin süre ve niteliğini baskılar nitelikte kırılganlaşıyor. İran hem Esat’ın yanında durur, hem Ankara’nın “Kürt Kemeri” kaygısını da kendi ulusal çıkarları bakımından paylaşır gözüküyor. Tutumu çok sürdürülebilir değil.

Diğer bir deyişle, Ankara’nın da, Şam’ın da ortak sorunu ABD’nin bölgedeki mevcudiyeti. Esasen Ankara açısından bu durum ABD’nin 2003’te Irak’a müdahalesinden beri böyle. Hatta CENTCOM’un kurulması dahi bu çerçevede kaşları kaldıran bir gelişmeydi. Ancak, Ankara, Idlip’i Şam’a bırakıp, karşılığında Afrin’i “alıp” Ruslarla anlaşsa da, Şam’la halen Moskova üzerinden konuşabiliyor. YPG/YPJ de ABD ile yol arkadaşlığının süreli olduğunun bilincinde. Cılız bir destek kabilinden Mesut Barzani’nin Afrin Harekatı’nı eleştiren açıklamasını not edebiliriz.

YPG/YPJ’nin ABD’ye karşı “ara hamlesi”, hemen yarın değilse de zamanı geldiğinde, Deyrezor ve Rakka’dan çekilmek olabilir. Ancak haritaya bakan herkes Suriye Kürtleri için orta vadede dönülecek tek kıblenin Şam olduğunu görebilir. Şam açısından da Kürtler, topraklarında TSK ve ABD mevcudiyetinin aksine, birlikte yaşayabileceği yerli bir unsur. Tuhaf olan, Ankara da hem Kürtleri Şam’a itmeyi ama hem Esat’ı yerinden etmeyi hedefliyor.

Fransa girişimiyle BMGK’nin toplanmasının sahaya somut bir yansıması olacağını hiç sanmam. Ardından, önce Viyana’da Cenevre, sonra Soçi’de yapılacak toplantılarla Astana (Suriye Ulusal Diyalog Kongresi) süreçleri usülen devam edecek. İşin gerçeği, benim görebildiğim kadarıyla Afrin uluslararası haber ajanslarında ilk haber bile değil. Savaş gibi, barış da, siyasi çözüm de yöresel, organik yollardan çıkacak. Oraya çok uzağız.

İçerideyse anamuhalefet, seferberlik halinin yakında yapılacak başkanlık seçimlerine ve hak ve özgürlüklere ne etkisi olduğunu hiç dikkate almadan Zeytindalı Harekatı’na tam destek verdi. Daha önceki tüm benzeri “çıkışların” olduğu gibi bu harekatın da kamuoyu desteği HDP dışında tam. Üstelik, bu defa “fetih” ruhu da devrede. Savaş karşıtı olmak, barış istemek ise neredeyse suç kapsamında.

Demokrasimizden ne kaldıysa geriye onun açısından uzun sürecek bir akşamın gurub vaktinde olduğumuz aşikar. Bu gelinen durumda aslan payı iktidarın değil ana muhalefetin. CHP’ye hayırlı kongreler dilerim. Cumhuriyetimizi kuran parti oldukları iddiaları halen varsa, 1921’de çözülür gibi olan ama 1924’te tekrar kilitlenen temel çelişkinin nasıl aşılacağına dair bir çalıştay filan da belki toplarlar.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
12.12.2018
Siyasetin sonu
10.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8