Savaş karşıtlığı aymazlıktır


15.2.2018 - Bu Yazı 808 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Biz bize benzeriz, elhamdülillah artık kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz. Devlete OHAL ilan ettik, demokrasi şöleni yaşıyoruz. Boyun eğdiremeyecekler. O eski Türkiye yok artık. Herkes haddini, rütbesini bilecek. Ben de dersimi aldım, ediyorum ezber. Bundan sonra hiç soru sormadan, farklı akıl yolu önermeden güvenlikçi siyasetlere destek olacağım. İşte buradan söylüyorum: Savaş karşıtlığı aymazlıktır.

Savaş sürerken, barış denilirse gülünç ve romantik oluyormuş. Savaş sürerken, diplomasi de iş görebilir denilirse zamansız. Hem barış isteyenler, hem diplomasiden söz edenler satılmış, aldatılmış, ahlaksız. Yahut, bunlar hakaret denilemeyecek yakıştırmalar olsa bile, ateist, marksist, komünist. Ha bir de, sivil kayıpların artmasından kaygı duyanlar da bu gruplara dahilmiş. Zira savaş varken olağanmış bunlar. İslâm dinine uygun bir cihat yürütüyormuşuz.

“Afrin’i ‘almazsak’, Hatay’ı veririz” diyen var. “Afrin’e giremezsek, Amerika Ankara’ya gelir” diyen de. Komşumuzda bir terör devleti kurulmasına elbet izin vermeyecekmişiz. Kayıplar olacakmış. Şehadet mertebesine ulaşmak ayrıcalıkmış. Üstelik, daha ısınma turlarındaymışız. İmparatorluğun 1908’de vazgeçtiği veya zorla ya da ayak oyunlarıyla vazgeçirildiği “iddiaya” şimdi cumhuriyet sahip çıkıyormuş. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, İdlip derken sırada Münbiç ve nihayet Kuzey Irak varmış.

Suriyeli Kürt kardeşlerimiz hep kandırılmış. Şimdi özgürlüğün lezzetine varacaklarmış. Ülkemizde özgürlükler kısıtlanmıyormuş, özgürlüğün fazlası varmış. Avrupa Parlamentosu kararları bizim için yok hükmündeymiş. Ama Avrupa Birliği’nin vizeyi kaldırması için gereken 72 koşulu kendiliğimizden yerine getirmişiz. Yeni internet kanununun sansür anlamına gelmeyeceğini, televizyon yayınlarının güncel durumuna bakarak anlayabilirmişiz.

Mesela benim gibi ömrünüzü imparatorluğun son yılları, cumhuriyetin ilk yılları hakkında, özellikle son yıllarda gizliliği kalkan arşiv belgelerine de dayanılarak yabancı dilde yazılmış tarih ve anı kitaplarını Ortadoğu’yu odak alarak okumuş olabilirsiniz. Ama tarihi, TRT’nin Payitaht Abdülhamit dizisini izleyerek öğrenecekmişiz. O eski ihtişama yürüyormuşuz zira. Yok, Abdülhamit’ten sonra 1908-13 dönemi yaşanmamış. Galiba 1915’te de bir şeyler olmuş ama karşılıklı olaylarmış bunlar.

Bakın ABD Savunma Bakanı (e.) Org. Mattis de “önemli olan sadakatsizlik için yüz sebep varken sadakat göstermektir” demiş. Ama hayatını savaş alanlarında geçirmiş ve İran’a karşı ABD silahlı kuvvetlerinin hazırlık durumunu en üst düzeyde tutmayı öncelemiş aynı Mattis, bu konularda deneyimsiz ve içgüdüsel Başkan Trump’ı, Kuzey Kore ve İran’a askeri seçenek kullanmaması yönünde dizginleyen isimmiş. Bu Mattis, çoğu gece bakanlıkta istihbarat raporlarını okuyarak sabahlıyormuş.

Afrin’de bir günde 11 şehit vermişiz. “Temiz” sandığımız bir köyde, pusuya düşürülmüş komandolarımız. Helikopterimiz ise muhtemelen Rus yapımı bir MANPADS ile düşürülmüş. Kimi kaynaklara göre Suriye’de MANPADS fiyatı, bolluktan olsa gerek, 4 bin ABD Doları’na dek inmiş. İran’ın da, Suriye’nin de Nubl-Zahra koridoru üzerinden Afrin’e hem silah ve mühimmat sevk ettiği, hem kendi destekledikleri milislere yol verdiği söyleniyormuş. Ama her şey yolundaymış, plana uygun ilerleniyormuş.

Ülkemizde en güvenilir kişilikler araştırmalarında son yıllarda hep zirvede çıkan kıdemli muhalif gazeteci Uğur Dündar’a göre Afrin’de emperyalizme karşı savaşıyormuşuz. Bu konuda İzmir Belediye Başkanı Kocaoğlu’ndan, Vatan Partisi lideri Perinçek’e geniş bir yelpazede Sayın Cumhurbaşkanı’nın Suriye siyasetiyle uyum varmış. Maçlardan önce mehter çalıyormuşuz ama “Türk ve Kürt kardeştir, PKK kalleştir” pankartları da asarak ayrımcılığın önüne geçiyormuşuz.

HDP Genel Kongresi öncesi gözaltılar Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ne, delegelere dek uzanmış. Ama başkentimizdeki salonda 17 bin kişi, bir o kadar da kapının önünde varmış. Metin Akpınar sosyalistmiş, savaşa karşıymış, gerekirse (Allah saklasın) 77 yaşında hapse de girebilirmiş ama Afrin’de harekat doğru biçimde ilerliyormuş. Sezgin Tanrıkulu, CHP kongresinde genel başkanın listesindeymiş ama delegenin teveccühüyle PM dışında kalan bir iki kişiden biri olmuş.

Osman Kavala hapisten mektup yazmış, gelecekte ülkemize nasıl katkıda bulunacağını değerlendiriyormuş. Yine hapisteki Enis Berberoğlu CHP’nin varlığını yeterli gördüğünü yazmış. Savaş halk sağlığına aykırıdır diyen Türk Tabipleri Birliği’nin Türk olamayacağı sonucuna varılmış. Barolar için de aynı tanı konulmuş. Başkan Feyzioğlu da “ordumuz Afrin’de seferdeyken ve TSK’yı gövdesiyle koruyan Türkiye Barolar Birliği bu davaya baş koymuşken bu projenin ancak FETÖ ve PKK kaynaklı olabileceğinden” yakınmış.

Geçen yüzyılın ortalarında bir zamanlar Cezayir’de Fransa yarım milyona varan asker kullanarak, on binlerce kayıp vererek, (bugünün değerleriyle) milyarlarca euro kaynak tüketerek sekiz yıl süren bir savaş kazanmış. Bu savaşa, savaş denilmesine ancak 1999’da resmen izin çıkmış. Savaş sürerken Fransa’da sendika konfederasyonu ve üniversite öğrencileri birliği Cezayir Geçici Hükümeti’ne destek vermiş. 1958’de olağanüstü yetkilerle başa geçen Mareşal DeGaulle V’inci Cumhuriyet’i kurarken, Cezayir’in de bağımsızlığını belirli bir plan dahilinde nihayet tanımış.

O kadar zorlu bir dönemmiş ki, Cezayir’de görev yapan ordu mensupları gizli örgüt (OAS) dahi kurmuş. OAS saldırılarında Fransa metropollerinde yüzlerce sivil ölmüş. Barış taraftarlarının gösterilerini polis güç kullanarak darmadağın edermiş. Fransa, iç savaşın, askeri darbenin eşiğinden dönerken, DeGaulle de suikast atlatmış ama panoramik ve derin bir tarih bakışıyla ülkesini selamete çıkarmış, siyaseti de reforme etmiş. Şu “daimi darbe” terimini de Cezayir’deki idamları şakır şakır imzalayan devrin İçişleri Bakanı Mitterand sonradan sosyalist cumhurbaşkanı olunca uydurmuş.

Ne ilgisi var, nereden aklıma geldi şimdi bu eski hikayeler? Ne Fransa’sı, ne Cezayir’i? Biz kinimize, dinimize sahip çıkalım bize yeter. Biz bize benzeriz, elhamdülillah artık kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz. Devlete OHAL ilan ettik, demokrasi şöleni yaşıyoruz. Boyun eğdiremeyecekler. O eski Türkiye yok artık. Herkes haddini, rütbesini bilecek. Ben de dersimi aldım, ediyorum ezber. Bundan sonra hiç soru sormadan, farklı akıl yolu önermeden güvenlikçi siyasetlere destek olacağım. İşte buradan söylüyorum: Savaş karşıtlığı aymazlıktır.

*Değerli gazeteci Kemal Can’ın Cumhuriyet’te yayımlanan “Afrin’i konuşmanın ‘sınırları” başlıklıyazısını bu bağlamda öneririm. Sevgili Kemal’in veciz biçimde ifade ettiği gibi “Kavgaya cesaret etmek değil, konuşmaya cüret etmek bu döngüyü değiştirebilir. Bu yüzden barış daima daha büyük yürek istiyor.”

.

Facebook Yorumları

Kod8
19.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8