Suriye: Asker, sivil, savaş


19.2.2018 - Bu Yazı 646 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 TSK girdiği yerden çıkmaz. Suriye ve Irak’taki askeri harekat serüvenlerinin tarihçesi iç siyasetten ayrı değerlendirilemez. Kurulu düzenin siyasete hakimiyeti, hatta bizatihi kendi, içeride Güneydoğu, dışarıda Suriye ve Irak’tan (ve Kıbrıs’tan da) beslenir.

Suriye’de, Türkiye’nin ulusal güvenlik kaygılarını ABD anlamıyor, İsrail’inkileri Rusya (RF). Anlamıyor yahut umursamıyor veya önemsemiyor. Belki gerçekçi bulmuyorlar. Ötesi, İsrail (dahi) ABD’nin Suriye’de ne yapmak istediğini tam olarak çözümleyemiyor. Bu yönüyle, Ankara’nın Vaşington hakkındaki kafa karışıklığı yahut kuşkularının demek istisna olmadığını da teslim etmeli.

RF destekli paralı askerler ve Şam yanlısı milislerden oluşan beş yüz kişilik bir muharip grup, Deyrezor havalisindeki Huşam petrol sahasına ve yine oralarda Fırat’ın doğusunda kalan eski CONOCO gaz tesislerindeki SDG karargahına ağır silahlarla saldırdı. ABD öncülüğündeki Koalisyon ağır ve hızlı yanıt verdi. Saldırgan grup yüzün üzerinde kayıp vererek çekildi. Söz konusu saldırının pek de ani gelişmediği ve grubun oluşumu ile niyetinin olayın başlamasından sekiz saate yakın önce zaten izlenmekte olduğu da bilahare anlaşıldı.

RF buna yanıt olarak, Afrin hava sahasını yeniden Türk Hava Kuvvetleri’ne açtı ve böylece ABD destekli YPG/YPJ güçlerine dolaylı yoldan bedel ödetmiş oldu. RF kendi uçağını MANPADS ile düşüren cihatçılara ise Idlip’te faturayı kendi kesti. Böyle olunca, Türkiye de Idlip’e girdi, Astana’da belirlenen çatışmasızlık bölgesine konuşlandı. Fakat bu bölgede İran destekli milisler ve Suriye ordusuyla karşı karşıya kaldı. RF’nin havadan bombardımanı da sürüyor.

Daha güneyde Golan Tepeleri sınırında ise 1982’den bu yana ilk kez bir İsrail F-16 uçağı düşürüldü. Uçağın düşürülmesinde kullanılan hava savunma sisteminin RF menşeli olduğu aşağı yukarı belli. Ancak eskiden kalma bir silah mı, yeni ve daha gelişkin bir düzenek mi devredeydi pek anlaşılamadı. RF radarlarının da Suriye hava savunmasıyla entegre çalıştığı belirtiliyor. Gerilim düşük tutulmaya çalışılsa da İsrail ile İran’ın Hizbullah ve ortaklarıyla son bir kapışmaya girme olasılığı çok yüksek.

Tüm bunlar bize Suriye’de vekalet savaşlarının ardından artık vekalet sahibi devletlerin doğrudan bir savaşa girmeleri yahut istem dışı bu tür savaşın patlak vermesi sakıncasının çok ciddi geliştiğini gösteriyor. Suriye ile ilişkilerimizin tarihine baktığımızda Hatay’ın 1939’da ilhakı, 1957’de askeri müdahalenin gündeme gelmesi, 1982’de Hama’da Müslüman Kardeşler ayaklanmasına destek, Öcalan’ın 1980 başlarında Şam’a yerleşmesi, Hafız Esat’ın PKK’ye desteği, 1995-99 döneminde Suriye üzerindeki örtük baskının artması, yaşanan istihbarat savaşları ve nihayet 2011 sonrasında yaşananlar ile halen Esat’ın devrilmesi ısrarımız söz konusu sakıncayı en çok bizim ciddiye almamız gerektiğini düşündürüyor.

İsrail’in Ortadoğu’daki yalnızlığını, ülke yüz ölçümü ve topografik görünümünü, nüfus büyüklüğünü, tarihsel derinliği Türkiye’yle kıyas kabul etmez. Bu itibarla, Afrin’e müdahaleyi de YPG/YPJ’nin gelecek on yılda Hizbullahlaşma potansiyelini bertaraf gibi bir amaca matuf diye izah pek ikna edici olmuyor. Kaldı ki, bu tür karşılaştırma veya benzetmeler, Türkiye’nin Kürt sorununu, İsrail’in Filistin ve Arap komşularıyla olan çatışmalı ilişkisiyle anıştırma sakıncasını da barındırıyor. Üstelik, Türkiye yalnız değildir, NATO üyesidir, IŞİD’le mücadele küresel koalisyonunun da ortağıdır.

Virgül koyup, biraz yakın tarihe bakalım: 1991’de ABD Irak’ta yarı-komşumuz oldu. Hafız Esat ve Celal Talabani’nin desteğiyle PKK o arada Kandil’e yerleşti. 1992-98 arasında 3 binin üzerinde ölümle sonuçlanan KDP-KYB iç savaşı yaşandı, bu bir boyutuyla Türkiye ile İran arasında vekalet savaşıydı. Aralık 1995’te Erbakan seçimden galip çıktı. 9 Ocak 1996’da Özdemir Sabancı öldürüldü. Mart 1996’da Anayol, Haziran 1996’da Refahyol hükümeti kuruldu. 28 Şubat 1997 yaşandı. Mayıs ve Eylül 1997’de Kuzey Irak’a iki büyük askeri harekat yapıldı. Kuzey Irak’taki TSK varlığı 35 bin civarlarına ulaştı, Erbil’de karargah kuruldu. 500’er Türkmen ve Asuri’den oluşturulan Ateşkes İzleme Gücü KDP-KYB arasına konuşlandı. Aynı 1990’larda içeride nasıl bir ateşin Güneydoğu’yu kasıp kavurduğu ise malum.

Bir adım geri gelip, 1993’ü mercek altına alalım: 1992 Aralık ayında Dışişleri’nde göreve başladım. 1993’te, Uğur Mumcu 24 Ocak suikasta kurban gitti. Adnan Kahveci 5 Şubat’ta tuhaf bir trafik kazasında öldü. Jandarma Komutanı Org. Eşref Bitlis 17 Şubat’ta suikast kokan bir uçak kazasında öldü. 20 Mart’ta Lübnan’ın Bar Elias kasabasında Abdullah Öcalan ve Celal Talabani birlikte basın toplantısı yaparak PKK’nin tek taraflı ateşkes kararını duyurdu. Turgut Özal 17 Nisan’da öldü. 24 Mayıs’ta silahsız ve korumasız 33 er Elazığ-Bingöl karayolunda şehit edildi. 22 Ekim’de Ankara’da JİTEM’ci Cem Ersever ve 24 Ekim’de Lice’de Tuğg. Bahtiyar Aydın öldürüldü. 1993 Aralık ayında askere gittim.

Dönelim bugüne ve Suriye’ye: “Masalcı dede yine ne anlatıyon bize” diyonuz duyuyorum. Doksanlı yıllar hafızasının ne anlama geldiğini, o dönemde metropol üniversitelerinde “post-mortem solculuk” tahsil edenler bilmez de, köyünde geçiren “cahil” Kürtler gayet iyi bilir. FETO çirkefiyle mücadele adına kurulu düzeni sakınan “ulusalcı” da hem 1991, hem 2003 sonrasını bilmezden gelir. Bugün de gider Suriye’de emperyalizmle mücadeleden bahseder. Bu yumağın bir ucunu çekersiniz Türkiye’nin cuntalar, darbeler tarihi çıkar, başka ucunu çekseniz siyasal İslam enternasyonali, yumağın içine baksanız bulanık sudan memnun balık avlayanları yahut o meşhur “Ankara’nın karanlık koridorlarını” görürsünüz.

2003’teyse ABD artık yarı değil tam zamanlı komşumuz olur Irak’ta. Mart 2003 tezkerenin reddi derken Temmuz 2003 çuval vakasıyla da 1990’ların düzeni berhava olur, Kuzey Irak’taki askeri mevcudiyet işlevsiz irtibat ve gözlem ofislerine indirgenir. 2015 ilkbaharında Irak Kürdistan Bölgesi (IKB) hükümetinin rızasıyla Musul’da Başika Üssü kurulur. İşte bugün Başika üzerinden Şengal’a harekat, o mutasavver harekata ikmal hattı amacıyla Ovaköy/Korava’dan Telafer’e bir askeri yol açmak ve Kandil-Rojava hattını kesip, Fişhabur’u ABD’den almak tahayyülü, Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekatları (uzantıları İdlip ve Münbiç ile birlikte) bu “büyük rövanşın” hayalidir aynı zamanda.

Özcesi: TSK girdiği yerden çıkmaz. Suriye ve Irak’taki askeri harekat serüvenlerinin tarihçesi iç siyasetten ayrı değerlendirilemez. Kurulu düzenin siyasete hakimiyeti, hatta bizatihi kendi, içeride Güneydoğu, dışarıda Suriye ve Irak’tan (ve Kıbrıs’tan da) beslenir. Savaş demek yasak olsa da, ortadaki OHAL’i tahkim eden seferberlik hali (“war effort”) siyasetin doğasını bozar, milliyetçi hezeyanı da ve çoğu halde iktisadi yıkımı da beraberinde getirir. Bu halin köklerini 1990’larda aramak gerekir. Oysa Suriye’de 2011’den bu yana gelinen aşama artık bir büyük bölgesel savaşın uyurgezerce başlaması sakıncasını ciddi biçimde içermektedir.

Bütün bu hususlarda, en hayati görev ana muhalefete düşmekte ama CHP o boşluğu doldurmaktan ısrarla çekinmektedir. Çünkü bugün dahi CHP, cumhuriyeti kazanmayı hatta yeni bir kurucu iktidarı değil devleti geri almayı düşlemektedir. Hangi devleti? 1990’larınkini mi? Ne diyeyim, neylerse güzel eyleyen mevlam encamımızı hayreyleye…

*Sayın Selahattin Demirtaş’ın duruşmasında ifade ettiği “Biz PKK’ye silah bıraktırmak için uğraşıyoruz da, HDP’ye siyaseti bıraktırmak hedefler arasında değil.” cümlesini de altını kalınca çizerek bu bağlamda çerçeveleyip duvara asmak isterim.

.

Facebook Yorumları

Kod8
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8